abundant - Türkçe İngilizce Sözlük

abundant

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

abundant — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bol, bereketli, çok
Okunuş (IPA):
(AmE /əˈbʌndənt/ – BrE /əˈbʌndənt/)
Terim Türü:
Sıfat
Bir şeyin fazlasıyla mevcut olduğunu anlatan sıfattır. Latince abundare (“taşmak”) fiilinden gelir ve nicelik vurgusu taşır.
Eş Anlamlılar:
plentiful, ample, copious
Zıt Anlamlılar:
scarce, meager, sparse

"abundant" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 14 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
abundant s. bol
Nobody has been able to use and set in motion the abundant means available to Europe.
Hiç kimse Avrupa'nın elindeki bol miktarda imkânı kullanamamış ve harekete geçirememiştir.

More Sentences
Genel
abundant s. gür (saç/tüy/bitki örtüsü)
She has abundant hair.
Çok gür saçları var.

More Sentences
abundant s. bol
Nobody has been able to use and set in motion the abundant means available to Europe.
Hiç kimse Avrupa'nın elindeki bol miktarda imkânı kullanamamış ve harekete geçirememiştir.

More Sentences
abundant s. çok
Oil is abundant in that country.
Şu ülkede petrol çoktur.

More Sentences
abundant s. bereketli
Owing to particularly favourable weather conditions, cotton production in Greece was abundant in the 2001-2002 season.
Özellikle elverişli hava koşulları sayesinde 2001-2002 sezonunda Yunanistan'da pamuk üretimi bereketli olmuştur.

More Sentences
abundant s. verimli
However, the powerful and sacred love within you is far more expansive and abundant than this.
Ancak, içinizdeki kudretli ve kutsal sevgi bütün bunlardan çok daha kapsayıcı ve verimlidir.

More Sentences
abundant s. külli
abundant s. feyizli
abundant s. dolu (bol)
abundant s. gani
abundant s. dolu
abundant s. bol miktarda
Ticaret/Ekonomi
abundant s. mebzul
Osmanlıca
abundant s. külliyetli

"abundant" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 21 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
become abundant f. bolarmak
be abundant f. gırla gitmek
become abundant f. gürleşmek
be abundant in f. (bir şeyden) bol bulunmak
be abundant in f. (bir şeyden) çok bulunmak
be abundant in f. dolu olmak
be abundant in f. (bir şeyden) bolca bulunmak
abundant in s. dolu (bol miktarda)
abundant (hair) s. gür (saç)
over-abundant s. haddinden fazla
once-abundant s. önceden bol bulunan
once-abundant s. evvelce bol bulunan
once-abundant s. evveliyatta bol bulunan
once-abundant s. bir zamanlar bolca olan
Öbek Fiiller
be abundant with f. ile dolup taşmak
Ticaret/Ekonomi
labor abundant country i. emek zengin ülke
labor abundant country i. işgücü bol ülke
labour abundant country i. işgücü bol ülke
Teknik
abundant material i. bol gereç
Medikal
abundant lower gastrointestinal bleeding i. abondan alt gastrointestinal kanama
Matematik
abundant number i. zengin sayı