verimli - Türkçe İngilizce Sözlük

verimli

"verimli" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 56 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
verimli fertile s.
It's not logical to sell such fertile lands.
Bu kadar verimli toprakları satmak mantıklı değil.

More Sentences
verimli fruitful s.
The research has been fruitful.
Araştırma verimli oldu.

More Sentences
verimli productive s.
This has taken place in the form of very productive dialogue and interaction between companies and authorities.
Bu, şirketler ve yetkililer arasında çok verimli bir diyalog ve etkileşim şeklinde gerçekleşmiştir.

More Sentences
Genel
verimli prolific s.
Astragalus is the most prolific plant on the earth.
Astragalus yeryüzündeki en verimli bitkidir.

More Sentences
verimli efficient s.
The use of economic instruments as a means of achieving more efficient energy use receives my unqualified support.
Enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla ekonomik araçların kullanılmasını koşulsuz olarak destekliyorum.

More Sentences
verimli abundant s.
However, the powerful and sacred love within you is far more expansive and abundant than this.
Ancak, içinizdeki kudretli ve kutsal sevgi bütün bunlardan çok daha kapsayıcı ve verimlidir.

More Sentences
verimli rich s.
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
verimli productive s.
This has taken place in the form of very productive dialogue and interaction between companies and authorities.
Bu, şirketler ve yetkililer arasında çok verimli bir diyalog ve etkileşim şeklinde gerçekleşmiştir.

More Sentences
verimli good s.
A thousand years ago this land was green and good.
Bin sene önce bu bölgeler verimli ve yeşillik idi.

More Sentences
verimli efficiently zf.
We are running things as efficiently and competently as we can.
İşleri elimizden geldiğince verimli ve yetkin bir şekilde yürütüyoruz.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
verimli rich s.
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
verimli productive s.
This has taken place in the form of very productive dialogue and interaction between companies and authorities.
Bu, şirketler ve yetkililer arasında çok verimli bir diyalog ve etkileşim şeklinde gerçekleşmiştir.

More Sentences
Siyasal
verimli efficient s.
The use of economic instruments as a means of achieving more efficient energy use receives my unqualified support.
Enerjinin daha verimli kullanılmasını sağlamak amacıyla ekonomik araçların kullanılmasını koşulsuz olarak destekliyorum.

More Sentences
Teknik
verimli productive s.
This has taken place in the form of very productive dialogue and interaction between companies and authorities.
Bu, şirketler ve yetkililer arasında çok verimli bir diyalog ve etkileşim şeklinde gerçekleşmiştir.

More Sentences
Tarım
verimli rich s.
The basin of a river usually has rich farmland.
Bir nehir havzasının genellikle verimli tarım arazileri vardır.

More Sentences
Genel
verimli rank s.
verimli copious s.
verimli fertilized s.
verimli sweet s.
verimli fructiferous s.
verimli fecund s.
verimli voluminous s.
verimli grateful s.
verimli plentiful s.
verimli thrifty s.
verimli fructuous s.
verimli lush s.
verimli pregnant s.
verimli yielding s.
verimli exuberant s.
verimli high speed s.
verimli fertilised s.
verimli feracious s.
verimli batful s.
verimli battable s.
verimli resultful s.
verimli businesslike s.
verimli heavy s.
verimli conceptious [obsolete] s.
verimli increaseful s.
verimli polygraphic s.
verimli fructive s.
verimli frugiferous s.
verimli cost-effective s.
Ticaret/Ekonomi
verimli profitable s.
verimli remunerative s.
Teknik
verimli generous s.
Botanik
verimli fructuous s.
verimli fruitive s.
Tarım
verimli battel s.
verimli battle [dialect] [uk/scotland] s.
verimli hearty [uk] s.
Coğrafya
verimli unctuous s.
Eski Kullanım
verimli uberous s.
verimli store s.
Argo
verimli bonanza s.

"verimli" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
verimli toprak loam i.
Genel
verimli olma durumu yieldingness i.
çölde genellikle bir su birikintisinin etrafında bulunan verimli arazi oasis i.
verimli toprak rich soil i.
hayatın en verimli dönemi the prime of life i.
verimli hale getirme improvement i.
verimli arazi fertile land i.
hızlı ve verimli çalışma efficiency i.
verimli arazi fruitful land i.
verimli hale gelme fertilization i.
verimli kullanım productive use i.
verimli kullanım productive usage i.
verimli hizmet fruitful service i.
verimli hizmet productive service i.
verimli hizmet efficient service i.
verimli toprak fertile soil i.
verimli döngü virtuous circle i.
verimli sonuçlar fruitful results i.
verimli sonuçlar productive results i.
bilgisayar oyunlarında bir oyunun konusunun ve temel oyun mekaniğinin ne kadar iyi tasarlanmış ve oyunda ne kadar verimli bir şekilde uygulanmış olduğunu ifade eden sözcük gameplay i.
verimli bir toplantı a fruitful meeting i.
verimli hale gelme fertilisation i.
verimli olma teemingness i.
verimli toprak fertile soil i.
makine gibi verimli, sert veya itaatkar kimse machine i.
bir grubun veya organizasyonun yeni fikirleri, becerileri ile onu daha verimli kılan üyeleri fresh blood i.
grubun veya organizasyonun verimli üyeleri young blood i.
grubun veya organizasyonun verimli üyeleri new blood i.
verimli kullanım oeconomy i.
daha verimli kullanılabilecek kaynakları boşa kullanan yenilikçi fikir drainchild i.
bir şeyi verimli gerçekleştirmeye yarayan prosedür drill i.
verimli kılan şey fatness i.
verimli yaşam biçimi dodge i.
en verimli dönem flower i.
verimli olmak increase f.
verimli kılmak fertilize f.
verimli hale getirmek make productive f.
verimli çalışmak work efficiently f.
verimli çalışmak work effectively f.
verimli çalışmak work productively f.
verimli hale gelmek become efficient f.
verimli yapmak fecundate f.
verimli kılmak fertilise f.
verimli kullanmak use productively f.
verimli kullanmak use efficiently f.
verimli geçmek be fruitful/productive f.
toplantı verimli geçti the meeting was fruitful f.
verimli olmak be efficient f.
daha verimli hale getirmek rev f.
verimli hale getirmek impregn [obsolete] f.
verimli hale getirmek plough f.
verimli hale getirmek plow f.
verimli kılmak fructify f.
hızlı ve verimli çalışan efficient s.
verimli biçimde sarfedilmemiş tost s.
verimli kılınmış fertilized s.
yeterince verimli fertile enough s.
yüksek verimli efficient s.
çok verimli enormously productive s.
yüksek verimli highly productive s.
(bitki) verimli lush s.
etkili ve verimli efficient and productive s.
süper verimli uber-efficient s.
verimli kılınmış fertilised s.
kaynağında verimli resource-efficient s.
aşırı verimli ultraefficient s.
en verimli the most efficacious s.
verimli (yazar) voluminous s.
normalden verimli hyperefficient s.
mit yaratma konusunda verimli olan mythopoetic s.
verimli ve metodolojik businesslike s.
verimli ama gayri kişisel businesslike s.
aşırı verimli overbattle s.
son derece verimli overfruitful s.
aşırı verimli overlush s.
(arazi) verimli hale getirilmiş improved s.
elmas açısından verimli diamondiferous s.
çok verimli superefficient s.
verimli büyüme sağlayan fruitful s.
kaynakların tüketilmeden verimli kullanımına yönelik sustainable s.
verimli biçimde efficiently zf.
verimli bir şekilde productively zf.
verimli bir şekilde fertilely zf.
verimli bir biçimde voluminously zf.
verimli bir şekilde exuberantly zf.
işte verimli çalışmaya uygun olarak ergonomically zf.
verimli bir biçimde thriftily zf.
verimli bir şekilde plentifully zf.
verimli bir şekilde efficiently zf.
daha verimli more productive zf.
verimli bir şekilde temporizingly zf.
verimli bir şekilde temporisingly zf.
verimli bir biçimde luxuriantly zf.
verimli bir şekilde fatly zf.
verimli bir şekilde fertilely zf.
verimli bir şekilde pregnantly zf.
hızlı ve verimli biçimde expeditiously zf.
Öbek Fiiller
verimli ürün vermek come in f.
İfadeler
çok çalışmaktansa verimli çalışmak yeğdir work smarter, not harder expr.
daha çok değil daha verimli çalış work smarter, not harder expr.
Konuşma Dili
bilhassa talihli/kazançlı ya da verimli yıl big year i.
enerji tasarruflu olduğu halde daha basit teknoloji kadar verimli olmayan alet eco-bling i.
gündüzleri daha verimli olan kimse day person i.
daha verimli çalışmak step it up f.
Deyim
iyi yönetilen ve verimli iş tight ship i.
iyi yönetilen ve verimli organizasyon tight ship i.
verimli bir dönem a good spell i.
verimli ve sorunsuz çalışan kimse veya şey a well-oiled machine i.
verimli ürün corn in egypt i.
düzenli ve verimli işleyen grup/yer/kuruluş a tight ship i.
verimli bir şekilde çalışmak run lean and mean f.
birinin en verimli olduğu anda kariyerini/yaşamını bitirmek cut someone down in their prime f.
birinin en verimli olduğu anda kariyerini/yaşamını bitirmek cut someone off in their prime f.
verimli çalışmak be in the groove f.
verimli çalışmak be in a groove f.
verimli hale getirmek clean house f.
(bir şeyi) verimli bir şekilde kullanmak put (something) to good account f.
olabildiğince verimli ve rahat çalışmak hit on all six f.
olabildiğince verimli ve iyi çalışmak/işlemek hit on all cylinders f.
(birinin) en verimli döneminde in (one's) heyday expr.
en verimli/üretken döneminde in (one's) pomp [uk] expr.
en verimli/üretken döneminde in your pomp expr.
en verimli düzeye/düzeyde up to speed expr.
son derece verimli up to speed expr.
verimli bir çalışma dönemine into overdrive expr.
Ticaret/Ekonomi
verimli şekilde işletme efficient utilization i.
verimli şekilde kullanma efficient utilization i.
kaynakların verimli kullanımı efficient use of the sources i.
verimli işbirliği productive cooperation i.
verimli iş tecrübesi productive work experience i.
görevi karı maksimize etmek ve işletmeyi daha verimli hale getirmek olan kimse optimizer i.
analitik yöntemler kullanarak sanayi tesisi gibi bir işletmeyi ekonomik olarak en verimli hale getirmek optimalize f.
analitik yöntemler kullanarak işletmeyi ekonomik açıdan en verimli hale getirmek optimalise f.
Sanayi
bir işi yapmanın en verimli yöntemini bulma yollarının incelenmesi work-study i.
karı maksimize etmek ve işletmeyi daha verimli hale getirmekle görevli kimse optimizer i.
karı maksimize etmek ve işletmeyi daha verimli hale getirmekle görevli kimse optimiser i.
Teknik
verimli toprak fertile land i.
verimli olma durumu fertility i.
yüksek verimli filtre high efficiency filter i.
verimli toprak productive soil i.
verimli yöntemler efficient techniques i.
yüksek verimli kabakütük döküm makinesi high performance bloom caster i.
yakıt verimli fırın fuel-efficient furnace i.
yüksek verimli partikül hava filtresi high efficiency particulate air filter i.
en verimli yük optimum load i.
en verimli güç maximum economic rating i.
yüksek verimli hava filtresi high efficiency air filter i.
yakıt verimli fuel-efficient s.
yüksek verimli partikül tutucu hepa (high-efficiency particulate arresting) kısalt.
yüksek verimli partikül hava filtresi hepa (high-efficiency particulate air) kısalt.