bol - Türkçe İngilizce Sözlük

bol

"bol" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 2 sonuç

İngilizce Türkçe
Otomotiv
bol i. bolivya'nın uluslararası plaka kodu
Medikal
bol i. bol

"bol" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 92 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bol loose s.
She wore loose clothes to hide her baby bump.
Hamilelikte büyüyen karnını gizlemek için bol kıyafetler giyiyordu.

More Sentences
bol abundant s.
Article 90 gives the Court of Justice the opportunity for abundant jurisprudence.
90. Madde Adalet Divanına bol miktarda içtihat yapma fırsatı vermektedir.

More Sentences
bol ample s.
We have ample evidence of the use of weapons of mass destruction.
Elimizde kitle imha silahlarının kullanıldığına dair bol miktarda kanıt var.

More Sentences
bol plenty s.
These boxes have plenty space on the interior.
Bu kutuların içinde bolca boşluk var.

More Sentences
bol wide s.
Genel
bol plenty of s.
The villa is a modern design with plenty of space and light.
Villa, bol alan ve ışık alan modern bir tasarıma sahiptir.

More Sentences
bol full s.
The arms of his shirt were full.
Gömleğinin kolları boldu.

More Sentences
bol bountiful s.
The profit was bountiful.
Elde edilen kazanç bol oldu.

More Sentences
bol ample s.
We have ample evidence of the use of weapons of mass destruction.
Elimizde kitle imha silahlarının kullanıldığına dair bol miktarda kanıt var.

More Sentences
bol baggy s.
The snatcher was wearing a baggy t-shirt.
Kapkaççı bol bir tişört giyiyordu.

More Sentences
bol plentiful s.
This was supposedly because the fish of Mauritania are or were plentiful.
Bunun nedeni Moritanya'da balıkların bol olması ya da bol olmasıydı.

More Sentences
bol abundant s.
Article 90 gives the Court of Justice the opportunity for abundant jurisprudence.
90. Madde Adalet Divanına bol miktarda içtihat yapma fırsatı vermektedir.

More Sentences
bol copious s.
She took copious notes.
O bol bol not aldı.

More Sentences
bol profuse s.
The flowers are profuse in spring.
Çiçekler ilkbaharda bol olur.

More Sentences
bol loose s.
She wore loose clothes to hide her baby bump.
Hamilelikte büyüyen karnını gizlemek için bol kıyafetler giyiyordu.

More Sentences
bol generous s.
They donated a generous amount to charity.
Bol bir miktarı hayır kurumlarına bağışladılar.

More Sentences
bol laus i.
bol overrun i.
bol overspill i.
bol abundance i.
bol superabundant s.
bol hefty s.
bol wealthy s.
bol riotous s.
bol lush s.
bol prodigal s.
bol liberal s.
bol large s.
bol exuberant s.
bol spacious s.
bol unstinted s.
bol unsparing s.
bol unstinting s.
bol lavish s.
bol bounteous s.
bol rife s.
bol claret cup s.
bol rank s.
bol handsome s.
bol fecund s.
bol hearty s.
bol flush s.
bol wide s.
bol abounding s.
bol plenteous s.
bol effusive s.
bol luxuriant s.
bol voluminous s.
bol affluent s.
bol opulent s.
bol rich s.
bol redundant s.
bol nimious s.
bol easy s.
bol unfirm s.
bol large s.
bol largifical s.
bol wyd (wide) s.
bol fair s.
bol mockle s.
bol galore s.
bol loosish s.
bol lowse s.
bol lucky [scotland] s.
bol overrank s.
bol rosselly s.
bol routh [scotland] s.
bol routhie [scotland] s.
bol in s.
bol golore [obsolete] s.
bol feracious s.
bol cornucopian s.
bol discinct s.
bol plenitudinary s.
bol plentevous s.
bol plump s.
bol room [obsolete] s.
bol roomy s.
bol showerful s.
bol soncy s.
bol out s.
bol fruitful [obsolete] s.
bol replete s.
bol galore zf.
İfadeler
bol to burn zf.
Konuşma Dili
bol fulsome s.
Ticaret/Ekonomi
bol rich s.
bol affluent s.
Turizm
bol affluent s.
Medikal
bol bol i.
Eski Kullanım
bol uberous s.
bol store s.

"bol" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
bol bol abundantly zf.
bol bol plenty zf.
Genel
büzgülü bol gömlek smock i.
büyük, pahalı bol resimli kitap a coffee table book i.
bol teyel tailor's tack i.
alışılandan çok daha bol bumper i.
bol şans good luck i.
bol paça a wide trouser leg i.
uzun ve bol kemerli palto ulster i.
bol mini elbise sack i.
ağaçları bol olan yer woodland i.
bol kalori large calorie i.
bol yer leeway i.
bol pantolon loose trousers i.
bol gömlek slop i.
bol teyel tailor's tack i.
bol bulunma commonness i.
bol (para) pot i.
bol kaynaklar ample resource i.
bol kaynaklar ample resources i.
bol miktarda su plenty of water i.
bol miktar su plenty of water i.
bol su plenty of water i.
bol zaman plenty of time i.
ingilizlerin eskiden hindistan'a gitmek üzere yaptıkları ve yola dayanıklı olması için şerbetçiotunu bol kullandıkları bira india pale ale i.
bol su ile yıkama sluicing i.
bol zaman ample time i.
bol kot pantolon baggy jeans i.
bol miktarda veri a wealth of data i.
bol hareketlilik actuosity i.
bol olma teemingness i.
bol içki içilen gürültülü partiye katılan kimse celebrant i.
bir şeyin bol bulunduğu yer central i.
bol keyif laldie i.
bol keyif laldy i.
bol miktarda tedarik argosy i.
uzun ve bol, kemerli paltonun hafif versiyonu ulsterette i.
yünden yapılmış bol bir palto bal i.
bol elbise sack i.
hindistan'a özgü bol bir ceket banian i.
hindistan'a özgü bol bir ceket banyan i.
hindistan'da yaygın olarak giyilen bol ve yakasız bir gömlek kurta i.
eskiden arap ve orta doğu ülkelerindeki erkeklerce giyilen bol bir giysi vest i.
aşırı bol miktar waggonload i.
gebelik süresince giyilen genellikle bol ve ihtiyaca göre ayarlanabilir olan giysi maternity i.
16. ve 17. yüzyıllarda giyilmiş bol bir üst giyeceği mandil i.
kadınlar ve çocuklar tarafından giyilen denizci yakalı bol bluz middie i.
bol miktarda iyilik veya destek içeren şey milk i.
orta çağ avrupasında duvar halılarında kullanılan bol ve küçük çiçekli arka plan millefleur i.
bol miktar boocoo [dialect] [us] i.
bol miktar bookoo [dialect] i.
kıyafette bol şekilde sarkan şey fall i.
manastırdaki keşişlerce giyilen uzun ve bol giysi monastic habit i.
ingiliz işçilerin giydiği önlüğe benzer bol bir giysi gaberdine i.
on altı ve on yedinci yüzyıllarda giyilen bol külot pantolon galligaskins i.
çok bol pantolon galligaskins i.
sihlere ait uzun ve bol gömlekten oluşan geleneksel kıyafet chola i.
uzun kollu ve yandan yırtmaçlı, bol ve kemersiz bir ortaçağ kıyafeti dalmatica i.
bol ve zahmetsiz şekilde giyinme deshabille i.
omuzdan sarkan ve genellikle parlak renkli olan bol bir hawaii giysisi mumu i.
aşırı bol olma opulency i.
17. yüzyılda yaygın olarak botun üzerine giyilen bol ve süslü parça ruffle i.
17. yüzyılda yaygın olarak botun üzerine giyilen bol ve süslü parça ruff i.
bol bira içilen kilise festivali church-ale i.
kadınların giydiği bol ev elbisesi dishabille i.
aşırı bol miktar battalions i.
bol giysi cover-up i.
(kostüm olarak giyilen) uzun, bol ve kapüşonlu pelerin domino i.
(yazar) bol ironi kullanan kimse ironist i.
kıyafetin bol kısmı scruff i.
bol miktar sea i.
uyluklara veya daha da aşağıya kadar uzanan bol giysi shirt i.
bol miktar siege i.
bol miktarda tuz içermeyen su fresh water i.
bol miktar skinful i.
bol kadın giysisi slammerkin i.
hafif bol pantolon üzerine ceket veya spor gömlekten oluşan rahat takım elbise slack suit i.
genellikle bel kısmında pli bulunan ve hafif bol kesimli olan gündelik pantolon slack i.
bol kadın giysisi slammakin i.
bol miktar slather i.
(bol miktarda) salya slather i.
bol pantolon slop [dialect] i.
bol iş kıyafeti slop i.
bol kadın kazağı sloppy joe i.
bol miktarda suyun geçtiği kanal sluiceway i.
bol su ile ıslatma sluicing i.
bol içki içilen uzun süre soak i.
güneşin bol olduğu yer sunland i.
bol miktarda akıp gitme superflux i.
bol miktar proliferation i.
bol mahsul fushion i.
bol olmak (bir yerde) abound in f.
bol olmak abound f.
bol bulunmak superabound f.
bol miktarda sahip olmak (bir şeye) swim f.
bol suda yıkamak sluice f.
birine bol bol hediye vermek lavish gifts on someone f.
bol olmak teem f.
bol suyla yıkamak scour f.
bol bol harcamak lavish f.
bol olmak (bir yerde) abound with f.
bol suyla yıkamak sluice f.
bol olmak grow on trees f.
bol miktarda bulunmak be awash with f.
bol bol içmek swill f.
bol olmak be teemed f.
bol suyla yıkamak swill f.
çok bol olmak overflow f.
bol miktarda bulunmak abound f.
bol gelmek be loose f.
bol gelmek be oversized f.
bol gelmek be baggy on someone f.
bol gelmek be baggy for someone f.
bol su ile temizlemek flush f.
bol gelmek be ill-fitting f.
bol gelmek be loose-fitting f.
bol suyla çalkalamak swill f.
bol bol bulunmak abound in f.
bol bulunmak abound in f.
bol yağda kızartmak french-fry f.
bol bol yüzmek swim a lot f.
bol bol dinlenmek get plenty of rest f.
(bir şeyden) bol bulunmak be abundant in f.
bol su ile yıkamak wash with plenty of water f.
bol suyla yıkamak wash with plenty of water f.
bol su içmek drink plenty of water f.
bol su içmek stay hydrated f.
bol bol toplamak rake (up) f.
bol bol yağdırmak rain down f.
bol olmak bag f.
bol bulunmak exuberate f.
bol miktarda oluşturup yaymak generate f.
bol bol yemek grub out f.
bol miktarda yaymak ooze f.
bol miktarda üretmek pour (out) f.
bol miktarda üretmek pour (forth) f.
bol bol dağıtmak flood f.
bol miktarda vermek frequent [obsolete] f.
bol miktarda dökülmek slush around f.
bol olmak snew f.
bol olmak sny [dialect] [uk] f.
bol kepçeden yemek stoke f.
bol keseden harcamak splurge f.
meyvesi bol fruitful s.
bol bol superabundant s.
aşırı bol superabundant s.
çok bol superabundant s.
bol bol without stint s.
çok bol prodigal s.
bol miktarda plenty of s.