large - Türkçe İngilizce Sözlük

large

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

large — Definition

Anlamı ve Tanımı:
büyük, geniş, iri
Okunuş (IPA):
(AmE /lɑːrdʒ/ – BrE /lɑːdʒ/)
Terim Türü:
Sıfat
Boyut, miktar veya kapsam açısından ortalamanın üzerinde olmayı tanımlayan terimdir ve niceliksel değerlendirmelerde kullanılır. Latince largus (“bol, cömert”) kökünden evrilmiş ve büyüklük fikriyle özdeşleşmiştir. Günümüzde large, hem somut ölçülerde hem de soyut ölçeklerde yaygın biçimde kullanılan temel sıfatlardan biridir.
Eş Anlamlılar:
big, substantial
Zıt Anlamlılar:
small, minor

"large" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
large s. iri
The snow was falling in large flakes.
Kar iri taneler halinde yağıyordu.

More Sentences
large s. geniş
These peoples can only be protected by a large degree of self-government or by secession.
Bu halklar ancak geniş bir özyönetim ya da ayrılma yoluyla korunabilir.

More Sentences
large s. büyük
The company has a large factory outside of the city.
Şirketin şehir dışında büyük bir fabrikası var.

More Sentences
Genel
large s. çok
Large numbers of malnourished people still deserve our concern.
Yetersiz beslenen çok sayıda insan hala endişelenmemizi hak ediyor.

More Sentences
large s. kocaman
The universe is a large school.
Kainat kocaman bir okul.

More Sentences
large s. okkalı
I'm giving you a large discount.
Sana okkalı bir indirim yapıyorum.

More Sentences
large s. büyük
The company has a large factory outside of the city.
Şirketin şehir dışında büyük bir fabrikası var.

More Sentences
large s. kalabalık (aile)
It has a large group of journalists.
Kalabalık bir gazeteci grubu var.

More Sentences
large s. fazla
I am very conscious of the fact that the number of young people involved is large.
Katılan gençlerin sayısının çok fazla olduğunun bilincindeyim.

More Sentences
large s. kapsamlı
Thus, writing a whole operating system is a very large job.
Bu nedenle bütün işletim sistemini yazmak oldukça kapsamlı bir iştir.

More Sentences
large s. iri yarı
The car isn't suitable for large people.
Araba iri yarı insanlar için uygun değil.

More Sentences
large i. özgürlük
large i. bağımsızlık
large i. 24 inçe 19 inçlik bir mukavva ölçüsü
large s. enlice
large s. büyücek
large s. kapı gibi
large s. bol
large s. koca
large s. büyük (servet)
large s. cömert
large s. alicenap
large s. kaba
large s. bayağı
large s. kendini beğenmiş
large s. abartılı
large s. övüngen
large s. bol
large s. rahat
large s. üstünde baskı olmayan
large s. böbürlenen
large s. kendini öven
large zf. bol bol
Konuşma Dili
large s. balaban
Teknik
large i. büyük hazne
Denizcilik
large i. rüzgarı kemere gerisinde kullanarak yapılan seyir
large f. (rüzgarın) geminin kıç tarafından esecek şekilde yönü değişmek
large s. açık ve elverişli (hava)
large s. pupadan gelen (rüzgar)
large s. uygun yönden esen
large zf. pupa yelken
Maden
large i. cevheri bulunan kaya katmanı
large i. damar
large i. maden damarı
Baskı Teknikleri
large zf. büyük harflerle
large zf. kalın harflerle
Müzik
large i. ölçekli notasyondaki en uzun nota
Osmanlıca
large i. cesamet
large s. kallavi
large s. mebzul
large s. külliyetli
large s. cesim
Eski Kullanım
large s. çok az kısıtlamaya sahip
large s. özgürlüğe büyük ölçüde izin veren
Argo
large i. bin dolar

"large" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
large room i. koğuş
large order i. büyük sipariş
a large wrasse i. labros
large deep copper dish i. lenger
a large bonito i. akyabalığı
a large proportion of the profits i. karın büyük bir bölümü
large knot i. büyük budak
large poodle i. büyük fino
large gunboat i. topçeker
large earthquake i. büyük deprem
large coffee house i. gazino
large calorie i. bol kalori
large basket i. küfe
large printed kerchief i. çember
large leather saddlebag i. hurç
criminal still at large i. hapishane kaçkını
a large crowd of reporters i. medya ordusu
large earthenware jar i. küp
large saw i. hızar
large closet for bedding i. yüklük
large intestine i. kalınbağırsak
a large body of water i. derya
large bath towel i. silecek
large civet i. büyük kedi
a large carp i. sarıbalık
a large white falcon i. şahbaz
large amount i. çok miktar
large cupboard for bedding i. yüklük
large scale computer i. büyük ölçekli bilgisayar
large scale i. büyük ölçek
large mortar i. dibek
large mass i. geniş kitle
large number i. büyük sayı
large format film i. geniş film
large rowboat i. patalya
large plow i. kutan
large store i. mağaza
large bluefish i. kofana
large dictionary i. kamus
large commercial building i. han
large fishing net i. ablatya
very large scale integration i. çok büyük boyutta integrasyon
large intestine i. bumbar
large type books i. büyük harfli kitaplar
large ears i. kepçekulak
large integer i. çok büyük tamsayı
large diameter i. büyük çap
a large medlar i. beşbıyık
large intestine i. göden
large nomad tent i. oba
large chemical company i. büyük kimya firması
large cave i. kulyuç
large estate i. malikane
rib bones of a large fish i. gelmiç
large shuttle i. mengeç
large metal plop i. kotan
large scale integrated circuit i. büyük ölçüde bütünleşik devre
large bowel i. kalın bağırsak
large discount i. büyük indirim
large order i. yüklü sipariş
large order i. zor iş
large order i. zor mesele
large majority i. büyük çoğunluk
a large crowd of faces i. insan kalabalığı
large breasts i. büyük göğüsler
the large part of i. büyük kısmı
the large part of i. büyük bölümü
large project i. büyük proje
large turnout i. yoğun katılım
large industry i. büyük sanayi
large amount i. büyük miktar
large circle i. geniş daire
large fleet i. geniş filo
large vehicle i. geniş araç
large level of participation i. rekor seviyede katılım
large part of the year i. yılın büyük bölümü
large-sized pea i. araka
large yellow lady's-slipper i. hanım pabuç otu
large yellow lady's-slipper i. venüs çarığı
extra-large shirt i. battal boy gömlek
xx-large i. battal boy
xx-large i. battal beden
xx-large i. xx-büyük
large assortment i. zengin mal çeşitleri
large factory i. büyük fabrika
large plant i. büyük fabrika
a large segment of the society i. toplumun geniş bir kesimi
a large segment of the society i. toplumun geniş kesimi
a large section of the community i. toplumun geniş kesimi
a large section of the community i. toplumun geniş bir kesimi
large mass of people i. geniş halk kitlesi
large-scale excavation work i. geniş kazı çalışması
large vocabulary i. zengin kelime dağarcığı
large vocabulary i. zengin dağarcık
large envelope i. büyük zarf
large cake i. büyük pasta
large variability i. geniş değişkenlik
suspect at large i. kaçak zanlı
large bottle i. büyük şişe
large fall i. büyük düşüş
a large industrial installation i. büyük bir sanayi tesisi
wealth on a large scale i. büyük çapta zenginlik
a large staff i. zengin kadro
a large staff i. geniş kadro
large quantity i. büyük miktar
a kind of large handkerchief i. yağlık
large pizza i. büyük boy pizza
large pizza i. büyük pizza
large blow i. büyük darbe
large appliance i. beyaz eşya
large-heartedness i. cömert ruhluluk
large-heartedness i. iyi kalplilik
large-heartedness i. eli açıklık
large-heartedness i. gönlü zengin olma
large-heartedness i. bonkörlük
large-heartedness i. cömertlik
large [obsolete] i. eli açıklık
large [obsolete] i. cömertlik
large person i. ortalama birinden daha iri kimse
large person i. iri yarı kimse
common at large i. herhangi bir toprak mülkiyetine bağlı bulunmayıp bağımsız olan ve devredilmesi için tapu gereken arazi parçası
set someone at large f. bir mahpusu serbest bırakmak
bulk large f. büyük görünmek
loom large in f. ağır basmak
loom large in f. önemli bir yeri olmak
make large f. irileştirmek
grow large f. irileşmek
talk large f. büyük konuşmak
be at large f. kayıplara karışmak
loom large f. gözünde büyümek
spread on a large area f. geniş alana yayılmak
reach the large masses f. geniş kitlelere ulaştırmak
reach large masses f. geniş kitlelere duyurmak
reach the large masses f. geniş kitlelere ulaşmak
find a large market f. büyük sürüm imkanı bulmak
ask someone to take a large risk f. birinden büyük bir riske girmesinii istemek
remain at large f. kayıplara karışmak
remain at large f. kayıp olmak
remain at large f. hala/henüz yakalanmamış olmak
remain at large f. sırra kadem basmak
gather together in large numbers f. kalabalıklar halinde toplaşmak
ask someone to take a large risk f. birinden büyük bir riske girmesini istemek
donate large sums of money f. büyük meblağlar bağışlamak
spread a large clew f. çok sayıda yelken taşımak
spread a large clew f. etkileyici görünmek
large leafed s. geniş yapraklı
large enough s. yeterince geniş
as large as life s. doğal büyüklükte
large scaled s. büyük ölçekli
large and small s. irili ufaklı