substantial - Türkçe İngilizce Sözlük

substantial

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"substantial" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
substantial s. önemli
Very substantial quantities of food and feed had to be traced and destroyed.
Çok önemli miktarlarda gıda ve yemin izinin sürülmesi ve imha edilmesi gerekiyordu.

More Sentences
substantial s. varlıklı
substantial s. azımsanmayacak (sayı/miktar)
substantial s. var olan
Genel
substantial s. sağlam
Clearly, we hope to make the framework for negotiation much more substantial.
Açıkçası, müzakere çerçevesini çok daha sağlam hale getirmeyi umuyoruz.

More Sentences
substantial s. yüklü
Tom has a very substantial retirement fund.
Tom'un çok yüklü bir emeklilik fonu var.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
substantial s. büyük
The difference of EUR 8.8 billion is really very substantial.
Aradaki 8.8 milyar Euro'luk fark gerçekten çok büyüktür.

More Sentences
substantial s. önemli
Very substantial quantities of food and feed had to be traced and destroyed.
Çok önemli miktarlarda gıda ve yemin izinin sürülmesi ve imha edilmesi gerekiyordu.

More Sentences
substantial s. sağlam
Clearly, we hope to make the framework for negotiation much more substantial.
Açıkçası, müzakere çerçevesini çok daha sağlam hale getirmeyi umuyoruz.

More Sentences
Genel
substantial i. var olan şey
substantial i. varlık
substantial i. soyut varlık
substantial i. önemli şey
substantial i. değerli şey
substantial i. kaliteli şey
substantial i. kıymetli şey
substantial i. mühim şey
substantial i. anlık şey
substantial i. belirli bir zaman için önemli olan şey
substantial i. önemli madde
substantial s. değerli
substantial s. güçlü
substantial s. var olan
substantial s. sağlam ve dayanıklı
substantial s. çok tatmin edici (maaş)
substantial s. besleyici
substantial s. zengin
substantial s. varolan
substantial s. kıymetli
substantial s. gerçek
substantial s. maddi
substantial s. çok doyurucu (yemek)
substantial s. oldukça zengin
substantial s. özlü
substantial s. tatmin edici
substantial s. ehemmiyetli
substantial s. mühim
substantial s. katı
substantial s. dayanıklı
substantial s. temel
substantial s. elle tutulur
substantial s. somut
substantial s. fiziksel
substantial s. hatırı sayılır
substantial s. büyük çapta
Ticaret/Ekonomi
substantial i. hemen hemen tam
substantial s. elde
substantial s. gerçek
substantial s. hakiki
substantial s. maddi
substantial s. mevcut
Hukuk
substantial s. mühim
Teknik
substantial s. dayanıklı
substantial s. maddesel
substantial s. katı
Felsefe
substantial s. tözel
substantial s. töze özgü
substantial s. töz ile ilgili
substantial s. cevhere özgü
substantial s. cevher ile ilgili
substantial s. gerçekliğe özgü
substantial s. gerçeklik ile ilgili

"substantial" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
substantial contribution i. büyük katkı
date of substantial completion i. kabul edilmiş tamamlama tarihi
substantial alteration i. önemli değişiklik
substantial performance i. kabul edilebilir bitirme
substantial alteration i. esaslı değişiklik
substantial solution i. köklü çözüm
substantial solution i. yerinde çözüm
substantial amount i. büyük miktar
substantial increase i. kayda değer artış
substantial increase i. ciddi artış
substantial increase i. önemli artış
be in substantial agreement f. temelde anlaşmak
be in substantial agreement f. temel noktalarda hemfikir olmak
a substantial part of s. önemli bir bölümü
Ticaret/Ekonomi
substantial damages i. hasar
substantial damages i. büyük zarar
substantial examination i. esas inceleme
substantial growth i. önemli büyüme
substantial growth i. muazzam büyüme
substantial growth i. hatırı sayılır büyüme
substantial growth i. devasa büyüme
substantial amount i. önemli miktar
substantial amount i. yüklü miktar
substantial participation i. büyük çapta katılım
substantial guarantee i. kesin garanti
substantial expansion i. büyük çapta yayılma
Hukuk
substantial repair i. esaslı tamir
substantial error i. esaslı hata
substantial error i. bozulma nedeni oluşturan hata
substantial justice i. gerçek adalet
substantial amount of organizational documents and bomb making materials i. çok sayıda örgütsel doküman ve bomba yapımında kullanılan malzeme
substantial justice i. somut olay adaleti
substantial evidence i. somut kanıt
Sigortacılık
substantial damages i. büyük hasar
substantial damages i. büyük zarar
Telekom
substantial rise i. büyük artış
substantial part i. önemli kısım
substantial improvement i. önemli iyileşme
İnşaat
substantial completion i. geçici kabul
Gıda
substantial equivalence i. büyük ölçüde eşdeğerlik
substantial equivalence i. kabul edilebilir eşdeğerlik
Askeri
substantial self-government i. fiili özerklik