substantial - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

substantial

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "substantial" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 45 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
substantial adj. varlıklı
substantial adj. önemli
substantial adj. azımsanmayacak (sayı/miktar)
substantial adj. var olan
General
substantial adj. maddi
substantial adj. çok tatmin edici (maaş)
substantial adj. oldukça zengin
substantial adj. değerli
substantial adj. çok doyurucu (yemek)
substantial adj. özlü
substantial adj. tatmin edici
substantial adj. kıymetli
substantial adj. ehemmiyetli
substantial adj. zengin
substantial adj. gerçek
substantial adj. sağlam ve dayanıklı
substantial adj. güçlü
substantial adj. besleyici
substantial adj. varolan
substantial adj. var olan
substantial adj. mühim
substantial adj. dayanıklı
substantial adj. katı
substantial adj. sağlam
substantial adj. temel
substantial adj. elle tutulur
substantial adj. somut
substantial adj. fiziksel
substantial adj. hatırı sayılır
substantial adj. yüklü
substantial adj. büyük çapta
Trade/Economic
substantial mevcut
substantial elde
substantial hemen hemen tam
substantial önemli
substantial büyük
substantial sağlam
substantial hakiki
substantial maddi
substantial gerçek
Law
substantial mühim
Technical
substantial maddesel
substantial katı
substantial dayanıklı
Philosophy
substantial tözel

Bedeutungen, die der Begriff "substantial" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 43 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
General
be in substantial agreement v. temelde anlaşmak
be in substantial agreement v. temel noktalarda hemfikir olmak
substantial contribution n. büyük katkı
date of substantial completion n. kabul edilmiş tamamlama tarihi
substantial alteration n. önemli değişiklik
substantial alteration n. esaslı değişiklik
substantial performance n. kabul edilebilir bitirme
substantial solution n. köklü çözüm
substantial solution n. yerinde çözüm
substantial amount n. büyük miktar
substantial increase n. önemli artış
substantial increase n. ciddi artış
substantial increase n. kayda değer artış
a substantial part of adj. önemli bir bölümü
Trade/Economic
substantial damages hasar
substantial examination esas inceleme
substantial damages büyük zarar
substantial growth önemli büyüme
substantial growth muazzam büyüme
substantial growth hatırı sayılır büyüme
substantial growth devasa büyüme
substantial amount önemli miktar
substantial amount yüklü miktar
substantial participation büyük çapta katılım
substantial guarantee kesin garanti
substantial expansion büyük çapta yayılma
Law
substantial repair esaslı tamir
substantial error bozulma nedeni oluşturan hata
substantial error esaslı hata
substantial justice gerçek adalet
substantial amount of organizational documents and bomb making materials çok sayıda örgütsel doküman ve bomba yapımında kullanılan malzeme
substantial justice somut olay adaleti
substantial evidence somut kanıt
Insurance
substantial damages büyük hasar
substantial damages büyük zarar
Telecom
substantial rises büyük artış
substantial improvement önemli iyileşme
substantial part önemli kısım
substantial proportion önemli oran
Construction
substantial completion geçici kabul
Food Engineering
substantial equivalence kabul edilebilir eşdeğerlik
substantial equivalence büyük ölçüde eşdeğerlik
Military
substantial self-government fiili özerklik