zengin - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

zengin



Bedeutungen von dem Begriff "zengin" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 39 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
zengin rich adj.
zengin wealthy adj.
General
zengin in the money adj.
zengin welltodo adj.
zengin substantial adj.
zengin bonanza adj.
zengin prosperous adj.
zengin richer adj.
zengin rich person adj.
zengin generous adj.
zengin wealthy adj.
zengin superb adj.
zengin rich adj.
zengin deep pocket adj.
zengin propertied adj.
zengin fertile adj.
zengin affluent adj.
zengin opulent adj.
zengin well-off adj.
zengin well-heeled adj.
zengin well-endowed adj.
zengin moneyed adj.
zengin well off adj.
zengin nonpoor adj.
Colloquial
zengin well off
zengin in the money
zengin made of money
Idioms
zengin in the chips
zengin well-to-do
zengin well-fixed
Slang
zengin loaded
zengin a fat cat
zengin minted
Trade/Economic
zengin affluent
zengin moneyed
zengin monied
Tourism
zengin affluent
British Slang
zengin loaded
zengin wadded up

Bedeutungen, die der Begriff "zengin" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 348 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
çabuk zengin olmak get rich quick v.
zengin etmek feather v.
zengin olmak get rich v.
zengin etmek enrich v.
zengin olmak rise to wealth v.
birdenbire zengin olmak strike it rich v.
(zengin bir aileye) gelin gitmek be married into (a wealthy family) v.
(zengin bir aileye) gelin gitmek get married into (a wealthy family) v.
zengin görünmek look rich v.
vitamin yönünden zengin olmak be rich in vitamin v.
yönünden zengin olmak abound in v.
kendini zengin etmek enrich oneself v.
zengin biriyle evlenmek marry a rich person v.
zengin bir aileden gelmek come from a rich family v.
bir şey bakımından zengin olmak be rich in something v.
zengin olmak become rich v.
zengin olmayı istemek want to be rich v.
zengin çocuklar children of the rich n.
zengin kişi rich person n.
zengin adam man of substance n.
toprak sahibi zengin çiftçi kulak n.
zengin etme enriching n.
yeni zengin nouveau riche n.
zengin iş adamı tycoon n.
zengin ile fakir arasındaki uçurum gap between rich and poor n.
zengin kaynak treasure house n.
zengin cimri miser n.
zengin gençlik jet set n.
evlenerek zengin olmak isteyen fortune hunter n.
zengin maden yatağı bonanza n.
zengin adam rich man n.
zengin kaynak repository n.
doğuda zengin olup ülkesine dönmüş avrupalı nabob n.
zengin adam dives n.
zengin maden bonanza n.
zengin fakir high and low n.
birden zengin olmuş kimse arriviste n.
zengin olmak için elinden geleni yapan kimse mammonite n.
zengin dul kadın dowager n.
çok zengin ve lüks hayat yaşayan nabob n.
çok zengin tüccar merchant prince n.
çok zengin işadamı baron n.
zengin insanlar rich people n.
lüks ve şehre uzak zengin banliyöleri exurbia n.
çok zengin zillionaire n.
zengin eden enricher n.
zengin kaynak repertory n.
zengin insanlar the wealth n.
çok zengin kişi nabob n.
zengin ve ünlü insanların arasına karışıp onlarla arkadaşlık eden kimse social climber n.
zengin kalkışı hasty departure n.
zengin kültür rich culture n.
zengin maden damarı bonanza n.
küçük yatırımla çabuk zengin olma planı get-rich-quick scheme n.
zengin çiftçi gentleman-farmer n.
zengin koca avcısı gold-digger n.
zengin yeraltı kaynakları rich underground resources n.
zengin içerik rich content n.
zengin adam well-to-do man n.
zengin mal çeşidi well furnished stock n.
zengin mal çeşitleri large assortment n.
çok revaçta (zengin) olan ünlüler glitterati n.
zengin bir kültür a rich culture n.
zengin tarih rich history n.
zengin çeşit rich variety n.
petrol yönünden zengin bölge oil field n.
petrol yönünden zengin bölge oilfield n.
zengin dağarcık rich vocabulary n.
zengin kelime dağarcığı large vocabulary n.
zengin kelime dağarcığı rich vocabulary n.
zengin dağarcık wide vocabulary n.
zengin dağarcık extensive vocabulary n.
zengin dağarcık large vocabulary n.
zengin kelime dağarcığı extensive vocabulary n.
zengin kelime dağarcığı wide vocabulary n.
zengin mahallesi wealthy neighbourhood n.
zengin mahallesi rich neighbourhood n.
zengin kaynaklar rich sources n.
zengin kaynaklar rich resources n.
zengin yağ içeriğine sahip oil rich n.
içerdiği yağ yönünden zengin oil rich n.
petrol yönünden zengin oil rich n.
zengin kulüp a wealthy/rich club n.
zengin bir adam a rich man n.
zengin muhit rich neighborhood n.
zengin muhiti rich neighborhood n.
varlıklı/zengin adam wealthy man n.
varlıklı/zengin adam man of means n.
varlıklı/zengin adam rich man n.
zengin bir öğle yemeği a rich lunch n.
zengin bir öğle yemeği a big lunch n.
zengin kafiye rime riche n.
zengin kafiye rich rhyme n.
zengin geçmiş rich past n.
zengin tüccar rich merchant n.
zengin tüccar wealthy merchant n.
zengin kadro a large staff n.
zengin doku tapestry n.
hayatın zengin dokusu life's rich tapestry n.
zengin mutfak rich cuisine n.
zengin mineralli maden suyu rich mineral water n.
ortaçağda, özellikle yılbaşı gibi kutlamalarda, zengin aileleri evlerinde eğlendiren kişi abbot of misrule n.
iskoçya'da, ortaçağda, özellikle yılbaşı gibi kutlamalarda, zengin aileleri evlerinde eğlendiren kişi abbot of unreason n.
siyaset ve güncel olaylar üzerine medyada konuşan zengin ve eğitimli tabaka chattering class n.
siyaset ve güncel olaylar üzerine medyada konuşan zengin ve eğitimli tabaka chattering classes n.
ülkenin zengin kesimi nonpoor n.
dokunaçlarda bulunan, yakıcı kapsüller açısından zengin dallar tentillum n.
kadar zengin as rich as adj.
daha zengin wealthier adj.
en zengin wealthiest adj.
daha zengin richer adj.
en zengin richest adj.
zengin kaynaklı resourceful adj.
yeterince zengin rich enough adj.
birden zengin olan upstart adj.
tahıl bakımından zengin corny adj.
yeni zengin upstart adj.
gönlü zengin generous adj.
oldukça zengin substantial adj.
zengin olmuş feathered adj.
karun kadar zengin as rich as croesus adj.
daha zengin better off adj.
proteince zengin rich in protein adj.
proteince zengin high in protein adj.
vitamince zengin rich in vitamin adj.
zengin potansiyel rich potential adj.
demir açısından zengin iron-rich adj.
yeni zengin new-rich adj.
oksijen yönünden zengin oxygen-rich adj.
kalsiyumca zengin rich in calcium adj.
zengin mal çeşidi well-assorted adj.
kaynakça zengin resource-rich adj.
zengin kaynağa sahip resource-rich adj.
kaynak yönünden zengin resource-rich adj.
parklarıyla zengin rich with parks adj.
tarihi mekanları ile zengin rich with historical places adj.
tarihi yerleriyle zengin rich in historical places adj.
tarihi yerleri ile zengin rich in historical places adj.
tarihi yerleri ile zengin rich with historical places adj.
tarihi mekanlarıyla zengin rich with historical places adj.
tarihi mekanları ile zengin rich in historical places adj.
tarihi mekanlarıyla zengin rich in historical places adj.
tarihi yerleriyle zengin rich with historical places adj.
içeriği zengin contentful adj.
zengin içerikli contentful adj.
vitamin yönünden zengin rich in vitamin adj.
lif açısından zengin fiber-rich adj.
lif bakımından zengin fiber-rich adj.
lif yönünden zengin fiber-rich adj.
özellik açısından zengin feature-rich adj.
zengin özellikli feature-rich adj.
mineral açısından zengin mineral-rich adj.
şeker bakımından zengin sugar rich adj.
besin maddelerince zengin nutrient-dense adj.
kireç yönünden zengin lime-rich adj.
protein yönünden zengin (yem) narrow adj.
besin yönünden zengin nutrient-rich adj.
zengin besinli nutrient-rich adj.
gıda yönünden zengin nutrient-rich adj.
kaynak yönünden zengin biçimde resourcefully adv.
Phrasals
yönünden zengin olmak pullulate with
yönünden zengin olmak teem in
-ile zengin olmak be rich with something
Proverb
zenginin dostu olmaz olsa zengin olmaz he that hath a full purse never wanted a friend
zengin adamın yalakası çok olur rich man's joke is always funny
zengin kağnısını dağdan aşırır fakirin eşeği düz yolda şaşırır one law for the rich and another for the poor
erken yatmak erken kalkmak insanı sağlıklı, zengin ve akıllı yapar early to bed and early to rise, makes a man healthy, wealthy and wise
şanslı doğmak zengin doğmaktan daha iyidir it is better to be born lucky than rich
zengin, fakirin halinden anlamaz half the world knows not how the other half lives
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap stuff
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap things
Colloquial
çok zengin kimse capitalist n.
siyaset ve güncel olaylar üzerine medyada konuşan zengin ve eğitimli tabaka chatterati n.
çok zengin cashed up [aus] adj.
eğlence peşinde koşan zengin delikanlı playboy
eğlence peşinde koşan zengin delikanlı man-about-town
eğlence peşinde koşan zengin delikanlı corinthian
zengin bir hayat sürmek live high
zengin bir hayat sürmek live well
zengin yaşam high living
çok zengin rolling in money
zengin koca avcısı a gold digger
ilk eş (özellikle zengin olmadan önce birlikte fedakarlıklara katlanan ve koca zengin olup gözü dışarıda olmaya başlayınca baştan savılan eş) starter wife
zengin/varlıklı bir adam a wealthy man
zengin (koku) tangy
Idioms
fakirin cebi fakir gönlü zengin olur the poor have empty pockets but full hearts
zengin doğmuş born with a silver spoon in one's mouth
zengin kalkışı yapmak take french leave
kolay para kazanıp zengin olmak in the gravy
beleşten zengin olma the gravy train
haybeden zengin in the gravy
şansa zengin olmuş in the gravy
(bir şey yönünden) zengin olmak abound in
(bir şey yönünden) zengin olmak pullulate with
(bir şey yönünden) zengin olmak teem in
yönünden zengin olmak teem in
yönünden zengin olmak abound in
yönünden zengin olmak pullulate with
zengin olduğunda when one's ship comes in
zengin kalkışı yapmak do a bunk
çok zengin olmak live high on the hog
çok zengin olmak live high off the hog
zengin kokona a fat cat
zengin ve yoksul the haves and the have-nots
zengin fakir the haves and the have-nots
çok zengin olunca when one's ship comes in
çok zengin olunca when one's ship comes home
çok zengin stinking rich
zengin bir ailede doğmuş olmak be born with a silver spoon in one's mouth
kısa yoldan (özellikle yasa dışı biçimde) zengin olmak make a fast buck
kısa yoldan (özellikle yasa dışı biçimde) zengin olmak make a quick buck
fakirlere yardım ederek kendisini zengin göstermeyi seven kadın lady bountiful
zengin ve ünlü insanların arasına karışıp onlarla arkadaşlık eden kimse a social climber
aptal ve ukala zengin çocuğu a chinless wonder
çok zengin as rich as they come
zengin olmak strike gold
sıfırdan zengin olmak go from rags to riches
sıfırdan gelip zengin olmak go from rags to riches
işinde başarılı olup hızla yükselen/zengin olan kimse a high-flyer
işinde başarılı olup hızla yükselen/zengin olan kimse a high-flier
(zengin biri ile) evlenerek yoksulluktan kurtulmak marry one's way out of poverty
sıfırdan zengin olmak make a fortune out of nothing
kendine zengin/aristokrat görüntüsü vermek put on the ritz
kendine zengin/aristokrat görüntüsü vermek put on the dog
-ile zengin olmak be rich in something
zengin bilgi kaynağı a rich seam of information
Speaking
gönlü çok zengin she's got a heart of gold
ne kadar para kazanırsan kazan asla zengin olamayacaksın no matter how much money you make you'll never be rich
insanlar neden zengin olmak ister? why do people want to be rich?
eğer zengin olsaydın, ne yapardın? if you were rich, what would you do?
zengin olduğu söyleniyor he is said to be very rich
zengin olmasına rağmen mutsuzdu although he was rich he was unhappy
zengin olsaydım bir ev alırdım if I were rich i would buy a house
zengin olsaydım if I became rich
zengin olsam if I became rich
zengin olursam if I become rich
zengin olsaydım kendime bir ev alırdım if I were rich i would buy a house
zengin olacaksınız you will be rich
Slang
zengin görünme hali nobbiness n.
her yolu deneyerek zengin olmaya çalışan kimse hustler
aniden zengin olmak strike it rich
yaşlı ve zengin sevgili sugar daddy
arkadaşlık ettiği genç kadına bol para ve hediye veren yaşlı ve zengin adam sugar daddy
çok zengin kimse filthy rich
çok zengin bloody loaded
zengin görgüsüz beyaz trailer trash
takım elbiseli zengin ve görgüsüz tip penguin
Trade/Economic
işletmenin zengin müşterileri carriage trade n.
sovyet devrimi'nden önce rusya'daki zengin çiftçilere verilen isim kulaks
emek zengin ülke labor abundant country
zengin toplum affluent society
zengin ülke affluent nation
zengin ekonomiler rich economies
Industry
zengin gaz rich gas
Tourism
zengin/gelir düzeyi yüksek turist kesimi high-end travellers
zengin/gelir düzeyi yüksek turist kesimi high-end tourists
Technical
silika yönünden zengin acid adj.
çok zengin karışım vrm
zengin karışım rich mix
çok zengin karışım very rich mixture
zengin maden damarı bonanza
zengin karışım rich mixture
zengin atmosfer rich atmosphere
çinkoca zengin boya zinc-rich paint
çinkoca zengin astar boya zinc-rich primer
zengin karışım verme boost
zengin yakıt karışımı rich fuel mixture
demirce alüminyumca zengin toprak pedalfer
zengin altın metali rich gold metal
zengin düşük pirinç rich low brass
zengin fırın atmosferi rich furnace atmosphere
karbonat yönünden zengin carbonate-rich
zengin gaz rich gas
oksijence zengin atmosfer oxygen-enriched atmosphere
oksijen yönünden zengin atmosfer oxygen-enriched atmosphere
Computer
zengin metin düzenleme yazıtipi/paragrafı rich text edit font/paragraph
zengin metinli belge rich text document
zengin metin dosyası rich text file
zengin metin düzenleme yazıtipi rich text edit font
zengin site özeti rich site summary
zengin metin gönder send rich text
zengin metin biçimi japonya rich text format japan
zengin metin rich text
zengin düzenleme rich edit
zengin metin biçimi rich text format
zengin metin kutusu rich-text box
zengin istemci platformu rich client platform
zengin istemci rich client
şişman/zengin istemci fat/rich client
Informatics
zengin metin biçimi rich text format
Telecom
zengin içerikli  ses rich voice
Construction
zengin karışım rich mixture
Automotive
hava yakıt oranı aşırı zengin arızası air fuel ratio over rich mulfunction
zengin karışım tertibatı econostat
zengin karışım rich mixture
zengin karışım rich mixture
Aeronautic
eğlence arayışıyla jet uçağıyla oradan oraya uçan zengin ve sosyal açıdan önemli kişilerden oluşan grup jet set
zengin kauçukla bileşik high gum compound
Mining
kuzey ontario'daki sudbury civarlarında nikel bakımından zengin bölge nickel belt n.
maden yönünden zengin yöre mining district
maden yönünden zengin yöre mining region
sülfürce zengin sulphide-rich
sülfürce zengin with sulphide-rich
Medical
bakırdan zengin plazma proteini ceruloplasmin
zengin kollateral damar ağı rich network of collateral vessels
sellüloz yönünden zengin meyve ve sebzeler cellulose-rich fruits and vegetables
uyaran açısından zengin ortam stimulus-rich environment
trombositten zengin plazma tedavisi platelet-rich plasma therapy
lif bakımından zengin diyet fiber rich diet
Food Engineering
kalsiyumca zengin rich in calcium
kalsiyum yönünden zengin calcium-rich
kalsiyum yönünden zengin rich in calcium
kalsiyumca zengin calcium-rich
doğal zengin mineralli su sparkling mineral water
Gastronomy
zengin aroması olan küçük, yenebilir bir zeytin niçoise olive n.
doğranmış ve haşlanmış kestane, maraska kirazı, meyve şekerlemesi, likör veya rom ile yapılan zengin içerikli, donmuş puding nesselrode pudding n.
krema, yumurta sarısı, tereyağı ve sherry şarabından yapılan zengin bir sos ile servis edilen (deniz ürünü) newburg adj.
zengin menü rich menu
Math
zengin sayı excessive number
zengin sayı abundant number
Physics
zengin uranyum enriched uranium
azot ve fosfat yönünden zengin eutrophication
Marine Biology
oksijence zengin tabaka oxygen-rich layer
Botanic
kuzeydoğu afrika’da yetişen, sarı çiçekleri ve yağ bakımından zengin tohumları olan, kuş yemi olarak da kullanılan bir bitki niger (guizotia abyssinica) n.
nektar bakımından zengin nectar-rich adj.
aydınlık oda ve salonlarda zengin renkli ve çok dallı bir süs bitkisi schizanthus
kireç yönünden zengin topraklarda yetişen bitki calcicole
Agriculture
enerji bakımından zengin yem energy rich feed
enerji yönünden zengin yem energy rich feed
kapsikum biberinden elde edilen zengin bir reçine oleoresin capiscum
Breeding
proteince zengin (hayvan yemi) narrow adj.
Education
içerik bakımından zengin eğitim content-rich education
içerik yönünden zengin eğitim content-rich education
History
rus çarlığında toprak sahibi zengin çiftçilere verilen isim kulak
Archaeology
zengin defineler ve eserlerin bulunduğu la tène arkeolojik alanının adını alan avrupa'nın demir çağına ait la tène adj.
Environment
organik madde bakımından zengin yüzey toprağı a-horizon
Geography
kaliforniya'nın merkez bölgesinde yer alan zengin tarım vadisi central valley n.
güney afrika'da altın, mercan ve manganez bakımından oldukça zengin olan kayalık bir bölge reef n.
Geology
rusya'nın zengin ve verimli kara toprağı chernozemic soil n.
alkalice zengin volkanik kayalardan elde edilen, seramikçilik ve sırlama işinde kullanılan, içeriğinde sodyum-alüminyum silikat ve potasyum-alüminyum silikatlı bir mineral nephelite n.
kil yönünden çok zengin olan ve yağışlı dönemlerde bünyesine su alarak şişen kurak dönemlerde ise suyunun buharlaşması ile derin yarıklar şeklinde çatlayan toprak vertisol soil
kil yönünden çok zengin olan ve yağışlı dönemlerde bünyesine su alarak şişen kurak dönemlerde ise suyunun buharlaşması ile derin yarıklar şeklinde çatlayan toprak vertisol
zengin lökogranitik kayaçlar rich leucogranitic rocks
Military
zengin karışımlı roket topçu silahı boosted rocketfield artillery weapon
Football
zengin futbol adamı football tycoon
Archaic
zengin kimse seth
British Slang
çok zengin ancak kültürsüz tip chinless wonder
aşırı zengin pure bead