varolan - Türkçe İngilizce Sözlük

varolan

"varolan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 6 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
varolan existent s.
Science deals with the existent things.
Bilim varolan şeylerle ilgilenir.

More Sentences
İnşaat
varolan present s.
In the EU at the present time we have a 35 million tonne annual shortfall in plant proteins.
Şu anda AB'de bitki proteinlerinde yıllık 35 milyon ton açığımız var.

More Sentences
Genel
varolan established s.
varolan substantial s.
varolan existing s.
Bilgisayar
varolan existing s.

"varolan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
müziği varolan hareketleri bilinmeyen 13.yüzyılda napoli'de yaygın olan hareketli bir dans türü saltarello i.
varolan koşullar present conditions i.
varolan teknolojiler existing technologies i.
kafi gelmemek (varolan şeyler/birileri) be short of f.
gerçekten varolan concrete s.
aynı zamanda ya da aynı yerde varolan coexisted s.
önceden varolan preexisting s.
önceden varolan preexistent s.
daha önceden beri varolan pre-existing s.
daha önceden beri varolan preexisting s.
önceden varolan pre-existent s.
kendiğinden varolan self-subsisting s.
Ticaret/Ekonomi
varolan imkan potential i.
kendinde varolan inherent s.
Sigortacılık
varolan sağlık durumu preexisting health condition i.
Teknik
varolan gerilim inherent stress i.
Bilgisayar
varolan veritabanı existing database i.
varolan dosyalar existing files i.
varolan gruplar existing groups i.
yeni veya varolan new or existing s.
varolan kaydı güncelleştir update the existing record expr.
varolan veritabanını güncelleştir update existing database expr.
varolan tanımı kullanılsın mı? use existing definition of ? expr.
varolan kategorileri değiştir replace existing categories expr.
varolan tabloya veri ekle append data to existing table expr.
varolan tabloya ekle append to existing table expr.
varolan sunuyu aç open an existing presentation expr.
varolan veritabanını aç open an existing database expr.
Medikal
daha önceden varolan karaciğer hastalığı pre-existing liver disease i.
Müzik
müziği varolan hareketleri bilinmeyen 13.yüzyılda napoli'de yaygın olan hareketli bir dans türü saltarello i.
Latince
varolan hukuk lex lata i.
varolan hukuk lege lata i.