thick - Türkçe İngilizce Sözlük

thick

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

thick — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kalın, yoğun, sık
Okunuş (IPA):
(AmE /θɪk/ – BrE /θɪk/)
Terim Türü:
Sıfat
Fiziksel ya da mecazi olarak yüksek yoğunluk ve az geçirgenlik durumu. Eski İngilizce þicce kökünden gelir. Günlük dilde hem madde hem de soyut ortamlar için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
dense, heavy
Zıt Anlamlılar:
thin, sparse

"thick" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 73 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
thick s. kalın
The walls are thicker than they seem.
Duvarlar göründüğünden daha kalın.

More Sentences
Genel
thick s. kalın kafalı
Is it just me, or is she a bit thick?
Bana mı öyle geliyor, yoksa biraz kalın kafalı biri mi?

More Sentences
thick s. ağır
Tom has a thick Scottish accent.
Tom'un ağır bir İskoç aksanı var.

More Sentences
thick s. sık
A cat was hiding in the thick bushes.
Sık çalıların arasında bir kedi saklanıyordu.

More Sentences
thick s. kalın
The walls are thicker than they seem.
Duvarlar göründüğünden daha kalın.

More Sentences
thick s. yoğun
A thick smoke spread through the building.
Yoğun bir duman binayı kapladı.

More Sentences
thick s. koyu
They offered me a cup of thick Turkish coffee.
Bana bir fincan koyu Türk kahvesi ikram ettiler.

More Sentences
thick s. gür
Her mother braided her thick blonde hair.
Annesi onun gür sarı saçlarını ördü.

More Sentences
thick s. yüklü
Her voice was thick with emotion when she told me what happened.
Bana olanları anlatırken sesi duygu yüklüydü.

More Sentences
thick s. dolup taşan
The bus was thick with high school students.
Otobüs lise öğrencileriyle dolup taşıyordu.

More Sentences
thick s. koyu (aksan)
Tony speaks with a thick Australian accent.
Tony koyu bir Avustralya aksanıyla konuşuyor.

More Sentences
thick zf. yoğun
A thick smoke spread through the building.
Yoğun bir duman binayı kapladı.

More Sentences
thick zf. kalın olacak şekilde
The cheese in my hamburger was sliced thick.
Hamburgerimdeki peynir kalın dilimlenmişti.

More Sentences
Teknik
thick s. koyu
They offered me a cup of thick Turkish coffee.
Bana bir fincan koyu Türk kahvesi ikram ettiler.

More Sentences
thick s. kalın
The walls are thicker than they seem.
Duvarlar göründüğünden daha kalın.

More Sentences
thick s. yoğun
A thick smoke spread through the building.
Yoğun bir duman binayı kapladı.

More Sentences
Genel
thick i. sıklık
thick i. en heyecanlı yeri
thick i. en aktif kısım
thick i. en yoğun kısım
thick i. orta
thick i. orta yer
thick i. dolaşıklık
thick i. karmaşa
thick i. arapsaçı
thick i. ahmak kimse
thick i. kıt kafalı kimse
thick i. en kalın kısım
thick s. boza gibi (sıvı)
thick s. kalınca
thick s. sisli
thick s. ahmak
thick s. kesif
thick s. sık (orman)
thick s. belirgin
thick s. dumanlı
thick s. lapamsı (sıvı)
thick s. boğuk
thick s. anlaşılmaz
thick s. sık olan
thick s. çok
thick s. yakın (arkadaş)
thick s. kısık (ses)
thick s. sıkı
thick s. aşırı
thick s. orman gibi
thick s. dolu
thick s. çok miktarda
thick s. katı
thick s. (ses) kısık
thick s. kubat
thick s. kalınlığında
thick s. kalınlığındaki
thick s. derin
thick s. bariz
thick s. göze çarpan
thick s. sıkı fıkı
thick s. samimi
thick s. senli benli
thick s. kalınlığında olan
thick zf. kalın bir halde
thick zf. kalınca
thick zf. peş peşe
Konuşma Dili
thick s. budala
thick s. mankafa
thick s. aşırı
thick s. haddinden fazla
Bilgisayar
thick s. geniş
Patoloji
thick s. duyma güçlüğü yaşayan
thick s. görme yetisi zayıf
Eski Kullanım
thick f. kalınlaşmak
thick f. kalınlaştırmak
Argo
thick s. tam yerinde

"thick" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
thick accent i. koyu şive
thick cup i. kalın fincan
thick knee i. kalın diz
thick yogurt i. koyu yoğurt
thick skirt i. kalın pançeta
thick footed morel i. kalın saplı mantar
thick skin i. kalın cilt
thick fog i. yoğun sis
thick-knee i. kalın diz
thick mustache i. kalın bıyık
thick hide of the cocoon i. kozanın kalın kabuğu
thick fog i. kalın sis
thick haze i. kalın sis/pus
thick clothes i. kalın kıyafetler
thick clothes i. kalın elbiseler
thick clothes i. kalın kıyafet
thick eyebrow i. kalın kaş
thick coat i. kalın palto
thick lip i. köfte dudak
thick lip i. kalın dudak
thick leg i. kalın bacak
thick rope i. kalın halat
thick forest i. sık orman
thick and thin i. her zorluk ve engel
thick milk [pennsylvania] i. kaymak tutmuş süt
thick hair i. gür saç
be thick with f. çok miktarda bulunmak
put it on thick f. abartmak
put it on thick f. şişirmek
make thick f. kalınlaştırmak
spit out thick wads of phlegm f. balgam çıkarmak
be thick with f. ile kaplı olmak
lay it on thick f. çok pohpohlamak
become thick f. kalınlaşmak
be thick with f. kaynamak
give someone a thick ear f. birisini tokat atarak cezalandırmak
wear thick clothes f. kalın elbiseler giymek
thick enough s. yeterince kalın
as thick as s. kadar kalın
thick skinned s. vurdumduymaz
thick skin s. duyarsız
thick with smoke s. duman altı
thick with smoke s. dumanaltı
thick-shelled s. kalın kabuklu
thick-headed s. kalın kafalı
thick-sliced s. kalın dilimlenmiş
thick-sliced s. kalın dilimli
thick-lipped s. köfte dudaklı
thick-lipped s. kalın dudaklı
thick-haired s. sık kıllı
thick-haired s. sık tüylü
thick-sown s. birbirine yakın ekilmiş
thick-and-thin s. asla ihanet etmeyen
thick-witted s. kalın kafalı
thick-sown s. sık aralıklarla yerleştirilmiş
thick-and-thin s. körü körüne sadakat gösteren
thick-sown s. sıkı yerleştirilmiş
thick [obsolete] s. art arda dizilmiş
thick [obsolete] s. derinliğinde
İfadeler
through thick and thin zf. iyi günde kötü günde
2 inch-thick expr. 2 inç/parmak kalınlığında
Konuşma Dili
thick head i. dangalak
thick head i. kalın kafalı
thick head i. kafası nal gibi olma
thick head i. baş ağrısı
thick head i. bol köpük
thick head i. budala
thick head i. kafanın içinde fillerin tepişmesi
thick head i. andaval
thick head i. kaz kafalı
thick head i. odun kafalı
thick head i. mankafa
thick head i. denyo
a bit thick [uk] s. kabul edilemez
a bit thick [uk] s. abartı
a bit thick [uk] s. haksız
a bit thick [uk] s. katlanılmaz
thick-skulled s. geri zekalı
thick-skulled s. kalın kafalı
thick-skulled s. salak
thick-skulled s. kıt zekalı
thick-skulled s. mankafa
thick-skulled s. mal
thick-skulled s. aptal
thick-skulled s. mankafa
thick-skulled s. aptal
Deyim
thick and fast i. ardı sıra
thick and fast i. hızla ve bol bol
a thick skin i. kolay alınmayan/kırılmayan kimse
a thick skin i. kolay alınmayan kimse
a thick skin i. vurdumduymaz/alıngan tip
a thick skin i. vurdumduymaz kimse
a thick skin i. eleştirilere kulak asmayan kimse
a thick head i. kafası sersem gibi olma
a thick head i. kafası taş gibi olma
a thick head i. başı ağrıma
a thick head i. başında/kafasında bir ağırlık olma
a thick head i. akşamdan kalma veya hasta olmaktan dolayı başı ağrıma/sersem gibi olma
the thick of something i. bir şeyin/işin tam ortası
the thick of something i. bir şeyin/işin en karmaşalı/yoğun kısmı/anı
the thick of something i. bir işin en civcivli anı
be as thick as thieves f. araları çok iyi olmak
be as thick as thieves f. aralarından su sızmamak
be as thick as thieves f. canciğer kuzu sarması olmak
be as thick as thieves f. sıkı fıkı olmak
be as thick as thieves f. çok sıkı dost olmak
have a thick head f. kalın kafalı olmak
lay it on thick f. pireyi deve yapmak
be as thick as thieves f. içli dışlı olmak
lay it on thick f. pohpohlamak
lay it on thick f. yalakalık yapmak
get something into someone's thick head f. bir şeyi birinin kalın kafasına sokmak
get something through someone's thick skull f. bir şeyi birinin kalın kafasına sokmak
be in the thick of something f. (mağaza/iş yeri) çok rağbet gören ve kalabalık bir yerde olmak
pour it on thick f. fazla övmek
spread it on thick f. pohpohlamak
lay it on thick f. fazla övmek
spread it on thick f. fazla övmek
pour it on thick f. pohpohlamak
spread it on thick f. abartmak
lay it on thick f. abartmak
pour it on thick f. abartmak
have a thick skin f. eleştirilere kulak asmayan biri olmak
have a thick skin f. vurdumduymaz olmak
come thick and fast f. hepsi birden saldırmak/hücum etmek
come thick and fast f. hepsi birden hızla gelmek
get a thick ear [uk] f. şamarı/tokadı yemek
get a thick ear [uk] f. pataklanmak
give somebody a thick ear [uk] f. birini tokat atarak cezalandırmak
come thick and fast f. topluca saldırmak
come thick and fast f. hepsi birden sökün etmek
come thick and fast f. sürü halinde hücum etmek
have a thick skull f. esnek olmamak
have a thick skull f. salak olmak
have a thick skull f. inatçı olmak
have a thick skull f. alık olmak
have a thick skull f. söz dinlemez olmak
have a thick skull f. beyinsiz olmak
have a thick skull f. kafası/kafa tası sağlam olmak
have a thick skull f. kafasının dikine gitmek
have a thick skull f. yavaş öğrenen biri olmak
have a thick skull f. kalın kafalı olmak
have a thick head [uk] f. akşamdan kalma veya hasta olmaktan dolayı başı ağrımak/sersem gibi olmak
have a thick head f. geç algılamak
have a thick head f. kafa tası güçlü olmak
have a thick head [uk] f. kafası sersem gibi olmak
have a thick head f. başına buyruk olmak
have a thick head f. alık olmak
have a thick head [uk] f. başı çok ağrımak
have a thick head f. katı olmak