belirgin - Türkçe İngilizce Sözlük

belirgin

"belirgin" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 62 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
belirgin clear s.
NUTS level 1 has clear shortcomings.
İBBS seviye 1'in belirgin eksiklikleri vardır.

More Sentences
belirgin distinct s.
This is beside the fact that home production offers a number of other distinct advantages.
Bunun yanı sıra, evde üretim bir dizi başka belirgin avantaj da sunmaktadır.

More Sentences
belirgin apparent s.
In top-level sport, this discrepancy is becoming increasingly apparent.
Üst düzey sporda bu tutarsızlık giderek daha belirgin hale geliyor.

More Sentences
belirgin explicit s.
belirgin significant s.
Genel
belirgin manifest s.
The study made manifest the divide between fitness and wellbeing.
Çalışma, zindelik ve refah arasındaki ayrımı belirgin kılmıştır.

More Sentences
belirgin distinctive s.
Wine has a very distinctive smell.
Şarabın çok belirgin bir kokusu vardır.

More Sentences
belirgin pronounced s.
Following enlargement, discrepancies will become more pronounced in two ways.
Genişlemenin ardından, farklılıklar iki şekilde daha belirgin hale gelecektir.

More Sentences
belirgin prominent s.
One of the most prominent qualities of failed states is the existence of civil wars.
Başarısız devletlerin en belirgin özelliklerinden biri iç savaşların varlığıdır.

More Sentences
belirgin marked s.
There is a marked lack of quality in the final product.
Nihai üründe belirgin bir kalite düşüklüğü söz konusu.

More Sentences
belirgin salient s.
Unfortunately, munificence is not one of the salient features of my husband.
Ne yazık ki, cömertlik kocamın belirgin özelliklerinden biri değil.

More Sentences
belirgin evident s.
There are evident shortcomings in the CFP's financial resources and in the management of its implementation.
OBP'nin mali kaynaklarında ve uygulama yönetiminde belirgin eksiklikler bulunmaktadır.

More Sentences
belirgin clear-cut s.
Less clear-cut evils are still evils.
Daha az belirgin kötülükler yine de kötülüktür.

More Sentences
belirgin notable s.
In young children, nausea and vomiting are the most notable symptoms of nicotine poisoning.
Küçük çocuklarda bulantı ve kusma nikotin zehirlenmesinin en belirgin belirtileridir.

More Sentences
belirgin palpable s.
When he stood to speak in court, the palpable sorrow from his friends changed to anger.
Mahkemede konuşmak için ayağa kalktığında, arkadaşlarının belirgin üzüntüsü yerini öfkeye bıraktı.

More Sentences
belirgin unmistakable s.
There was the unmistakable stamp of the king on the letter.
Mektupta belirgin bir hükümdar mührü yer alıyordu.

More Sentences
belirgin dramatic s.
The industrial revolution caused a dramatic change in people's daily lives.
Sanayi devrimi insanların günlük yaşamlarında belirgin bir değişime neden oldu.

More Sentences
belirgin harsh s.
The only we could see was the harsh outline of skyscrapers.
Görebildiğimiz tek şey gökdelenlerin belirgin hatlarıydı.

More Sentences
İnşaat
belirgin specific s.
On the other hand, quite specific action has been called for on the subject of safety of life.
Öte yandan, can güvenliği konusunda oldukça belirgin bir eylem çağrısında bulunulmuştur.

More Sentences
Genel
belirgin conspicuous s.
belirgin upfront s.
belirgin positive s.
belirgin thick s.
belirgin blazing s.
belirgin sharp-cut s.
belirgin definite s.
belirgin unmistakeable s.
belirgin acute s.
belirgin trenchant s.
belirgin eminent s.
belirgin brash s.
belirgin breme [obsolete] s.
belirgin gross s.
belirgin important s.
belirgin diacritical s.
belirgin dilucid s.
belirgin saliant s.
belirgin fleshy s.
belirgin fogless s.
belirgin plucky s.
belirgin self-explaining s.
belirgin semblable s.
belirgin prosilient s.
belirgin superficial s.
belirgin bold s.
belirgin sharp s.
belirgin resounding s.
belirgin straightaway s.
belirgin ringing s.
belirgin concrete s.
Konuşma Dili
belirgin loud and clear s.
Deyim
belirgin as clear as black and white s.
belirgin (as) clear as day s.
belirgin clear as crystal s.
belirgin as clear as crystal expr.
belirgin writ large expr.
Teknik
belirgin net s.
belirgin explicit s.
Medikal
belirgin diacritic s.
Deniz Biyolojisi
belirgin characteristic s.
Dilbilim
belirgin relevant s.
Jeoloji
belirgin phanerite s.

"belirgin" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
belirgin olma explicitness i.
belirgin kanıt extreme manifestation i.
belirgin bir fark a marked difference i.
tek belirgin benzerlik one obvious similarity i.
belirgin bir amaca sahip olma sense of purpose i.
belirgin alan apparent area i.
en belirgin hak most distinct right i.
belirgin emare mounting evidence i.
çok belirgin ima broad hint i.
belirgin yer veya nesne landmark i.
belirgin yer landmark i.
belirgin üstünlük decisive advantage i.
belirgin düşüş marked fall i.
belirgin düşüş significant decrease i.
belirgin farklar significant differences i.
kuyruğu belirgin şekilde renkli solucan tagtail i.
belirgin şekilde kısa boylu olan kimse nanus i.
belirgin olmayan şey nonobvious i.
belirgin olma notoriousness [obsolete] i.
belirgin veya mantıklı sebep olmaksızın her şeye itiraz etme davranışı negativism i.
belirgin veya mantıklı sebep olmaksızın emir ve önerilere karşı çıkma eğilimi negativity i.
belirgin eğilim twist i.
belirgin çıkıntı oluşturan kısım belly i.
bir nesnenin en önemli veya belirgin yüzü face i.
saçın önündeki belirgin beyaz veya gri saç tutamı blaze i.
belirgin özellik mark i.
gezginlere bulundukları yeri bildirmeye yarayan belirgin nesne mark i.
kasları belirgin fit kimse hardbody i.
belirgin yer meith [scotland] i.
karakter üzerine belirgin etkisi olan deneyim mill i.
belirgin değişiklik break i.
çiçeğin normal renginde meydana gelen belirgin değişim breaking i.
alçak ve düz bir arazide belirgin olan tepeler mountain i.
kabul edilmiş toplumsal davranış normlarından belirgin şekilde ayrılma deviation i.
belirgin duygusal yoğunluk drive i.
belirgin özellik savor [us] i.
belirgin özellik savour [uk] i.
belirgin dış hatlar silhouette i.
belirgin bir değişimin ortaya çıkması becoming i.
belirgin fiziksel özelliklere sahip madde supermaterial i.
ovaya doğru bakan belirgin kayalık tepe promontory i.
belirgin olma prominence i.
belirgin olarak farklı olmak secern f.
belirgin kılmak imbody f.
belirgin kılmak render something distinguishable f.
belirgin kılmak make unveiled f.
belirgin kılmak make visible f.
belirgin özelliği olmak typify f.
belirgin hale gelmek become apparent f.
belirgin kılmak embody f.
birine karşı belirgin bir üstünlüğü olmak have a decisive advantage over someone f.
yeniden belirgin kılmak re-embody f.
yeniden belirgin kılmak reembody f.
belirgin bir izlenim edinmek mark f.
özel muamele etmek için belirgin şekilde işaretlemek bracket f.
daha belirgin hale getirmek için yanaklara ve kaşlara aydınlatıcı sürmek highlight f.
kemikleri belirgin angular s.
profili çok belirgin olan prominent s.
çıplak gözle görülebilecek kadar belirgin macroscopical s.
tamamen belirgin crystal-clear s.
tamamen açık (belirgin) crystal-clear s.
ayak izleriyle belirgin beaten s.
tam belirgin renkli olmayan off-white s.
belirgin özellikleri olan characterful s.
belirgin olmayan ambiguous s.
orijinal halinden belirgin şekilde farklı changeling s.
metindeki büyük harflerden belirgin şekilde daha büyük olup altı aynı satırda hizalanan cockup s.
vücut hatları belirgin zoftig s.
vücut hatları belirgin zaftig s.
belirgin olmayan unconspicuous s.
belirgin olmayan undistinct s.
belirgin olmayan unobvious s.
(kuş tüyü) belirgin renkte enine şeritleri olan barred s.
belirgin bir kenarı olan knifelike s.
belirgin bir yüzey konveksine sahip (çekiç) bell-faced s.
belirgin şekilde kırmızı berouged s.
belirgin çeneli jowly s.
belirgin bir kenarı olan marginate s.
belirgin bir erkek bakış açısına sahip masculinist s.
belirgin göğüslü bosomy s.
bir araya getirilmiş belirgin bir form veya kökenle ilgili hyphenate s.
bir araya getirilmiş belirgin bir forma veya kökene ait hyphenate s.
belirgin bir hatla sınırlandırılmış limitate s.
yağ oranı aşırı düşük olup kasları belirgin olan ripped s.
kasları aşırı belirgin olan ripped s.
belirgin hissedilmeyen obtuse s.
gitarı anımsatacak yuvarlak hatları bulunup alt kısmı üst kısmından belirgin şekilde büyük olan guitar-shaped s.
fazla belirgin overclear s.
aşırı derecede belirgin overexplicit s.
belirgin olmayan insonorous s.
belirgin renkte şeritsi yapıları olan fasciate s.
belirgin hatları olan featurely s.
belirgin faaliyet göstermeyen feeble s.
belirgin etki yaratmayan feeble s.
detayları belirgin olan plucky s.
ana hatları belirgin olan plucky s.
şekli belirgin olan shapely s.
belirgin değişim içeren sharp s.
yüz hatları belirgin olan sharp-faced s.
yüz hatları belirgin olan sharp-featured s.
belirgin bir burnu olan snouty s.
çok belirgin supereminent s.
çok belirgin superevident s.
belirgin şekilde gösteren periscopic s.
belirgin şekilde farklı far s.
belirgin aralıklara bölünmüş far between s.
hatları belirgin curvaceous s.
belirgin şekilde işlenmiş emblazoned s.
belirgin aksan taşıyan accented s.
belirgin biçimde distinctly zf.
belirgin ölçüde noticeably zf.
belirgin bir şekilde prominently zf.
daha belirgin bir biçimde more specifically zf.
daha belirgin olarak more specifically zf.
belirgin şekilde signally zf.
belirgin bir şekilde distinctively zf.
belirgin bir şekilde astare zf.
belirgin olmadan unspecifically zf.
belirgin bir şekilde vividly zf.
belirgin şekilde big zf.
belirgin bir şekilde publically zf.
belirgin bir şekilde sizeably zf.
belirgin bireysel nitelikler taşıyarak individually zf.
-den belirgin şekilde farklı olarak far (from) zf.
belirgin şekilde strikingly zf.
belirgin biçimde decidedly zf.
belirgin biçimde markedly zf.
belirgin biçimde prominently zf.
belirgin olarak clearly zf.
belirgin anlamına gelen ön ek phaeno- ök.
belirgin anlamına gelen ön ek phaen- ök.
belirgin anlamına gelen ön ek phen- ök.
belirgin anlamına gelen ön ek pheno- ök.
belirgin şekilde bazik veya asidik olmayan nötr kimyasal bileşik anlamı veren son ek -ine snk.
Öbek Fiiller
belirgin kılmak throw up f.
belirgin olmak stick out f.
belirgin kılmak set off f.
(biri/bir şey) için daha belirgin bir hal almak grow on (someone or something) f.
(biri/bir şey) için daha belirgin bir hal almak grow upon (someone or something) f.
daha belirgin bir hal almak grow on f.
daha belirgin bir hal almak grow upon f.
(biri) için daha belirgin bir hal almak grow on (one) f.
(biri) için daha belirgin bir hal almak grow upon (one) f.
belirgin hale getirmek set out [obsolete] f.
İfadeler
belirgin bir farkla by all odds [us] zf.
belirgin bir fark yok no significant difference expr.
Konuşma Dili
belirgin işaret/ipucu a telling sign i.
kasları belirgin buff s.
kasları belirgin buffed s.
belirgin kas yapısına sahip cut s.