blazing - Türkçe İngilizce Sözlük

blazing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

blazing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
alev alev, kavurucu, göz kamaştırıcı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbleɪzɪŋ/ – BrE /ˈbleɪzɪŋ/)
Terim Türü:
Sıfat
Çok parlak/ateşli olmayı veya “kavurucu sıcak” yoğunluğu niteleyen sözcüktür (“blazing sun” = kavurucu güneş). “Blaze” kökünün -ing sıfatı, etkiyi güçlendirir.
Eş Anlamlılar:
scorching, flaming, dazzling
Zıt Anlamlılar:
dim, smoldering (contextual), mild

"blazing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 27 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blazing s. yanan
People were screaming inside the blazing ship, and there was no way we could get to them to rescue them.
Yanan geminin içinde insanlar çığlık atıyordu ve onları kurtarmak için onlara ulaşmamızın hiçbir yolu yoktu.

More Sentences
blazing s. çok sıcak
I met your mom on a blazing afternoon.
Annenle çok sıcak bir öğleden sonra tanıştım.

More Sentences
blazing i. alevlenme
blazing i. yalazlanma
blazing s. alevli
blazing s. bariz
blazing s. alevlenen
blazing s. belirgin
blazing s. keskin
blazing s. alevlenmiş
blazing s. çarpıcı
blazing s. aşikar
blazing s. cayır cayır yanan
blazing s. gün gibi ortada
blazing s. çok kızgın
blazing s. öfkeli
blazing s. (parlaklık) göz kamaştırıcı
blazing s. alevli
blazing s. çok tutkulu
blazing s. çok coşkulu
blazing s. fırtına gibi
blazing s. çok hızlı
blazing s. göz kamaştırıcı
blazing s. kavurucu
blazing s. alev alev
Konuşma Dili
blazing s. çok iyi
blazing s. çok güzel

"blazing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
blazing up i. alevlenme
trail blazing i. ışık ile işaretleme
blazing row i. şiddetli tartışma
Deyim
blazing star i. kuyruklu yıldız
blazing inferno i. cayır cayır yanan bir cehennem
blazing inferno i. tamamen alevle kaplı yer
blazing inferno i. alevler içinde kalmış yer/şey
blazing inferno i. cehennem gibi yer
with all guns blazing zf. tüm enerjisiyle
with all guns blazing zf. tüm çabasıyla
with all guns blazing zf. cansiperane
with guns blazing expr. tüm enerjisiyle
all guns blazing expr. tüm enerjisiyle
all guns blazing expr. tüm çabasıyla
with (your) guns blazing expr. tüm çabasıyla
with (your) guns blazing expr. tüm enerjisiyle
with guns blazing expr. tüm çabasıyla
with one's guns blazing expr. cansiperane
with one's guns blazing expr. tüm enerjisiyle
with one's guns blazing expr. tüm çabasıyla
with guns blazing expr. cansiperane
Otomotiv
silver blazing i. gümüş kaynağı
Botanik
blazing star i. meşecik
blazing star i. kabakulak otu
blazing star i. lohusa otu
blazing star i. kurtluca
blazing star i. yılan kökü
blazing star i. beyaz loğusaotu
blazing star i. karaasma
blazing star i. zeravent
blazing star i. değnek çiçeği
dense blazing star i. değnek çiçeği
blazing star i. işaret çiçeği
dense blazing star i. işaret çiçeği
blazing star (mentzelia lindleyi) i. kokulu altın rengi çiçekleri için yetiştirilen tek yıllık bir bitki
blazing star i. tritonia cinsine ait bitki
blazing star i. abd'ye özgü, yıldız şeklinde, büyük ve soluk sarı çiçekleri olan iki yıllık bir bitki
blazing star i. helonias kökü
blazing star i. kuzey amerika'ya özgü, yıldız şeklinde, büyük, soluk sarı çiçekleri olan iki yıllık bir bitki
blazing star i. chamaelirium cinsine ait bitki
blazing-star i. liatris cinsine ait çeşitli kuzey amerika bitkilerine verilen ad
blazing star i. yıldızkökü
blazing star (aletris farinosa) i. yıldızkökü
blazing star (aletris farinosa) i. abd'nin güneydoğusunda yetişen kabuklu bir çiçek örtüsü ve beyaz çiçekleri olan bir bitki
cattail blazing star i. abd'nin orta kesiminde yer alan çayırlarda yetişen çok yıllık bir bitki
prairie blazing star i. abd'nin orta kesiminde yer alan çayırlarda yetişen çok yıllık bir bitki
Eski Kullanım
blazing star i. ilgi odağı