sharp - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

sharp

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"sharp" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 76 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
sharp s. keskin
sharp s. sivri
General
sharp f. tizleştirmek
sharp f. oyunda hile yapmak
sharp i. kaba kepek
sharp i. dolandırıcı
sharp i. diyez nota
sharp s. iğneli
sharp s. seri
sharp s. kurt
sharp s. ani (dönüş)
sharp s. tiz (ses)
sharp s. ekşi
sharp s. kurnaz
sharp s. cimri
sharp s. zarif
sharp s. şiddetli (sancı)
sharp s. sert (vuruş/itiş)
sharp s. zekası zehir gibi
sharp s. coşkun
sharp s. gözü açık
sharp s. mükemmel
sharp s. göze çarpan
sharp s. şık
sharp s. etkili
sharp s. açıkgöz
sharp s. şiddetli
sharp s. istekli
sharp s. ani (yükseliş)
sharp s. tesirli
sharp s. sivri uçlu
sharp s. zehir gibi
sharp s. pürüzsüz
sharp s. tez canlı
sharp s. keskin (gözler)
sharp s. çok üstün (zeka)
sharp s. tiz
sharp s. sak
sharp s. haşin
sharp s. diri
sharp s. kesici
sharp s. zeki
sharp s. sek
sharp s. ağır
sharp s. temiz
sharp s. kibar
sharp s. ince
sharp s. eli çabuk
sharp s. bariz
sharp s. uyanık
sharp s. hileli
sharp s. çok net
sharp s. acı
sharp s. ani (düşüş)
sharp s. keskin
sharp s. kılağılı
sharp s. güzel
sharp s. çabuk
sharp s. dokunaklı
sharp s. sert
sharp s. hiddetli
sharp s. ters (söz)
sharp s. net
sharp zf. sertçe
sharp zf. tam
sharp zf. dakikası dakikasına
sharp zf. dikkatlice
sharp zf. birden
sharp zf. tam (tam 12:00'de)
sharp zf. aniden
sharp zf. şiddetle
Technical
sharp keskin
sharp seçik
Computer
sharp seçik görüntü
Linguistics
sharp diyezleşmiş
Music
sharp diyez

"sharp" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 207 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
sharp-witted s. cin gibi
General
become sharp f. keskinleşmek
get sharp f. keskinleşmek
give a sharp reply f. cevabı yapıştırmak
keep a sharp lookout f. kuş uçurtmamak
look sharp f. dikkat etmek
look sharp f. gözünü dört açmak
look sharp f. şık olmak
make a sharp sound f. keskin ses çıkarmak
make sharp f. keskinleştirmek
a sharp break i. keskin bir dönüş
a sharp criticism i. sıkı bir eleştiri
a sharp pain i. keskin bir ağrı
a sharp slap i. okkalı bir tokat
a sharp stick i. keskin bir sopa
b sharp i. si diyez
razor sharp teeth i. jilet gibi keskin dişler
razor-sharp skills i. keskin beceriler
sharp answer i. sert cevap
sharp apple i. ekşi elma
sharp axe i. keskin balta
sharp beak i. keskin gaga
sharp bend i. keskin viraj
sharp claws i. keskin pençeler
sharp contrast i. keskin ayrım
sharp criticism i. ağır eleştiri
sharp criticism i. acımasız eleştiri
sharp criticism i. sert eleştiri
sharp curve i. keskin dönüş
sharp drop i. keskin düşüş
sharp edge i. keskin ağız
sharp edge i. kesici uç
sharp increase i. keskin yükseliş
sharp knife i. keskin bıçak
sharp object i. kesici alet
sharp pain i. akut ağrı
sharp pointed curve i. sivri uçlu eğri
sharp practice i. hileli iş
sharp practice i. hileli bir iş
sharp practice i. dalavere
sharp practices i. hileli işler
sharp practices i. dalavere
sharp rise i. keskin yükseliş
sharp scissors i. keskin makas
sharp shooter i. keskin nişancı
sharp shooter i. nokta atışçısı
sharp sightedness i. keskin gözlülük
sharp sudden sound i. şırak
sharp tooth i. sivri/keskin diş
sharp-pointedness i. sivrilik
as sharp as s. kadar keskin
as sharp as a needle s. zeki
as sharp as a needle s. uyanık
not sharp s. kör
razor-sharp s. çok keskin
razor-sharp s. jilet gibi
sharp as a sword s. kılıç kadar keskin
sharp cornered s. keskin köşeli
sharp enough s. yeterince keskin
sharp pointed s. sivri
sharp sighted s. keskin gözlü
sharp witted s. zeki
sharp-cut s. belirgin
sharp-cut s. keskin
sharp-edged s. keskin
sharp-edged s. keskin kenarlı
sharp-eyed s. keskin bakışlı
sharp-eyed s. gözleri keskin
sharp-eyed s. gözü keskin
sharp-eyed s. keskin gözlü
sharp-pointed s. keskin uçlu
sharp-set s. sert
sharp-set s. keskin
sharp-sighted s. keskin görüşlü
sharp-sighted s. keskin gözlü
sharp-sighted s. gözü keskin
sharp-sighted s. gözleri keskin
sharp-tongued s. sivri dilli
sharp-witted s. zeki
sharp-witted s. zekası zehir gibi
sharp-witted s. cin fikirli
very sharp s. sipsivri
very sharp s. jilet gibi
very sharp s. çok keskin
at four o'clock sharp zf. saat tam dörtte
at one o'clock sharp zf. saat tam 1'de
at three o'clock sharp zf. tam saat üçte
at three o'clock sharp zf. saat tam üçte
in a sharp voice zf. keskin bir sesle
in sharp contrast to ed. kesin/tam bir zıtlık/karşıtlık içinde
look sharp! ünl. dikkat et!
Phrases
with a sharp blow küt diye
Colloquial
sharp as a razor çok keskin
sharp as a razor jilet kadar keskin
sharp-sighted keskin gözlü
sharp-sighted keskin bakışlı
short sharp shock acil ve şiddetli bir şekilde cezalandırmak
Idioms
a sharp old bird eşi bulunmaz
a short sharp shock iyi bir ders (vermek)
as sharp as a needle zehir gibi
as sharp as a needle zehir zemberek
as sharp as a needle cin gibi
as sharp as a razor keskin zekalı
as sharp as a razor jilet kadar keskin
as sharp as a razor çok keskin
as sharp as a tack gözlerinden zeka fışkıran
as sharp as a tack cin gibi
as sharp as a tack çok zeki
as sharp as a tack keskin zekalı
as sharp as a whip cin gibi
be as sharp as a needle leb demeden leblebiyi anlamak
be at the sharp end of something topun ağzında olmak
have a mind as sharp as a steel trap zehir gibi akıllı olmak
have a mind as sharp as a steel trap keskin bir zekaya sahip olmak
have a mind as sharp as a steel trap çok zeki olmak
have a sharp tongue sivri bir dili olmak
look sharp! çabuk ol!
look sharp! elini çabuk tut!
put/throw something into (sharp/stark) relief iyice belirginleştirmek
razor-sharp jilet gibi keskin
sharp as a needle cin gibi
sharp as a razor blade jilet gibi keskin
sharp as a tack cin gibi
sharp as a whip cin gibi
sharp tongue sivri dil
sharp wit keskin zeka
sharp wit pratik zeka
sharp-eared kulağı keskin
stay sharp tetikte olmak
the sharp end (brit) (bir işin) en zor kısmı
throw something into sharp relief keskin biçimde görünür kılmak
throw something into sharp relief bir şeyi net/bariz bir biçimde ortaya koymak
Speaking
at 10 sharp saat tam10'da
at one o'clock sharp saat tam birde
look sharp canlanın
look sharp! acele et!
look sharp! gözünü dört aç!
look sharp! çabuk ol!
Trade/Economic
sharp decrease büyük düşüş
sharp fall sert düşüş
start the day with a sharp fall güne sert bir düşüşle başlamak
Law
sharp practices dalavere
sharp practices hileli işler
Technical
brown and sharp gauge brown ve sharp ölçeği
resistance to cutting by sharp objects keskin cisimler tarafından kesilmeye direnç
sharp corner keskin köşe
sharp curve keskin kurp
sharp edge keskin kenar
sharp edge işlenmemiş kenar
sharp fire kısa ve parlak alev
sharp image keskin imaj
sharp notch keskin çentik
sharp notch sivri çentik
sharp sand keskin köşeli kum
sharp sands keskin kumlar
sharp sands köşeli kumlar
sharp series sharp dizisi
sharp transition keskin tranzisyon
sharp transition kısa rakotman
sharp turns dönemeçler
sharp-crested flood keskin pikli feyazan
sharp-crested weir ince kenarlı savak
sharp-crested weir keskin kenarlı savak
sharp-edge keskin uç
sharp-edged keskin ağızlı
sharp-edged keskin köşeli
sharp-edged objects keskin veya sivri uçlu nesneler
sharp-edged weir keskin kenarlı savak
sharp-notch strength sivri çentik dayancı
Computer
c sharp c# programlama dili
extra sharp çok fazla keskin
sharp av device sharp av aygıtı
sharp dv device sharp dv aygıtı
Traffic
sharp turns virajlar
Medical
sharp ache şiddetli ağrı
sharp ache şiddetli sancı
sharp ache şiddetli acı
sharp object injuries kesici delici alet yaralanmaları
sharp object injury kesici delici alet yaralanması
Gastronomy
a very sharp and salty cheese wrapped in goatskin tulum peyniri
Zoology
sharp-limbed keskin uzuvlu
sharp-limbed sivri uzuvlu
sharp-tailed grouse kara başlı dikkuyruk
sharp-tailed grouse dikkuyruklu bir kuzey amerika ördeği
Botanic
sharp dock kuzukulağı
Linguistics
non-sharp diyezleşmemiş
Military
sharp turns keskin dönüşler
Music
a douple sharp la çift diyez
a sharp la diyez
b douple sharp si çift diyez
b-sharp si diyez
c dople sharp do çift diyez
c sharp do diyez
d douple sharp re çift diyez
d sharp re diyez
e douple sharp mi çift diyez
e sharp mi diyez
f douple sharp fa çift diyez
f sharp fa diyez
g douple sharp sol çift diyez
g sharp sol diyez
British Slang
half-sharp beyinsiz
half-sharp salak
half-sharp ahmak
half-sharp aptal
half-sharp alık
half-sharp mankafa