sert - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

sert



"sert" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 168 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
sert stern s.
sert solid s.
sert harsh s.
sert severe s.
sert acrimonious s.
sert rigid s.
sert rough s.
sert stiff s.
sert hard s.
sert firm s.
General
sert acerb s.
sert lenten s.
sert spartan s.
sert scathing s.
sert inelastic s.
sert heady s.
sert rigorous s.
sert short s.
sert steely s.
sert leather s.
sert obdurate s.
sert stony s.
sert adamant s.
sert generous s.
sert smart s.
sert harder s.
sert brusk s.
sert intemperate s.
sert shortspoken s.
sert peppery s.
sert bad s.
sert coriaceous s.
sert unrelenting s.
sert flinty s.
sert crabbed s.
sert heavy s.
sert tart s.
sert keen s.
sert stubborn s.
sert stark s.
sert trenchant s.
sert grim s.
sert disagreeable s.
sert cutting s.
sert rude s.
sert brutal s.
sert piercing s.
sert abrupt s.
sert granitic s.
sert hot s.
sert hardline s.
sert surly s.
sert scleroid s.
sert bossy s.
sert uncompromising s.
sert exact s.
sert dry s.
sert uncharitable s.
sert scabrous s.
sert starched s.
sert gruff s.
sert inflexible s.
sert crusty s.
sert exacting s.
sert pointed s.
sert ungentle s.
sert brusque s.
sert pungent s.
sert starchy s.
sert shrewd s.
sert sound s.
sert spiky s.
sert ironclad s.
sert vehement s.
sert inclement s.
sert drastic s.
sert unyielding s.
sert pronounced s.
sert furious s.
sert high s.
sert forbidding s.
sert granite s.
sert sharp s.
sert sclerous s.
sert bristly s.
sert acrid s.
sert vicious s.
sert unkind s.
sert impetuous s.
sert rugged s.
sert gusty s.
sert ungenerous s.
sert unsparing s.
sert austere s.
sert bitter s.
sert driving s.
sert hardening s.
sert fierce s.
sert biting s.
sert astringent s.
sert indurate s.
sert incompressible s.
sert spanking s.
sert dour s.
sert caustic s.
sert fiery s.
sert ill s.
sert unbending s.
sert iron s.
sert nappy s.
sert tough s.
sert heavy handed s.
sert hard s.
sert strict s.
sert rough s.
sert strong s.
sert nonindulgent s.
sert unpermissive s.
sert grum s.
sert hardcase s.
sert boisterous s.
sert repressive s.
sert firm s.
sert hard-set s.
sert hard-and-fast s.
sert hard-line s.
sert ill-natured s.
sert cast-iron s.
sert hard-bitten s.
sert hard-hitting s.
sert get-tough s.
sert hot-headed s.
sert sharp-set s.
sert short-spoken s.
sert self-sufficient s.
sert horny s.
sert incisive s.
sert curt s.
sert stiff s.
sert turbulent s.
sert wild s.
sert violent s.
sert blistering s.
sert stringent s.
sert cutthroat s.
sert sclero- ök.
Colloquial
sert hard-featured
Slang
sert ruff
sert tuff
Technical
sert tough
sert ironbound
sert harsh
sert firm
sert hard
sert severe
sert stringent
sert strict
sert violent
Construction
sert aggressive
Automotive
sert stiff
Marine
sert stern
Tobacco
sert strong
Linguistics
sert aspirated
sert hard
sert fortis
Geology
sert competent
Latin
sert duro
sert atrox

"sert" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
sert cevap vermek retort f.
sert bir çekiş/burma wrench i.
sert vuruş bash i.
General
sert oynamak hack f.
sert karşılık vermek talk back to f.
sert konuşmak speak harshly f.
şap diye ses çıkarmak (sert bir rüzgarda dalgalanan bayrak gibi) snap f.
çok sert vurmak slug f.
sert darbelerle vurmak batter f.
sert vurmak slog f.
sert davranmak whale f.
sert davranmak take a hard line with f.
sert vurmak wallop f.
çok sert vurmak slug  f.
sert vurmak slug f.
sert bir dille eleştirmek chew up f.
sert bir dille eleştirmek flay f.
sert bir dille eleştirmek wade into f.
sert bir şekilde vurmak smite f.
sert sert bakmak scowl f.
sert sert bakmak glare at f.
sert eleştiri yapmak pan f.
sert bir dille uyarmak put one's foot down f.
sert bir dille uyarmak put your foot down f.
daha sert hale getirmek make harder f.
sert bir dille eleştirmek wade in f.
sert esmek bluster f.
sert davranmak rough up f.
itmek (sert bir şekilde) shove f.
sert esmek sweep f.
sert vurmak smash f.
sert bir şekilde çekmek wrench f.
sert ve ani çıkış yapmak lash out at f.
sert vurmak whack f.
müsamaha etmekten vazgeçip sert davranmaya başlamak crack down on f.
sert davranmak handle without gloves f.
sert önlemler almak crack down f.
sert önlemler almak take severe measures f.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlamak ruggedize f.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedize f.
sert eleştirilerde bulunmak criticize harshly f.
sert bir şekilde uyarmak warn sternly f.
sert esmek (rüzgar) bluster f.
sert bakarak korkutmak browbeat f.
sert lehimlemek braze f.
sert yanıt vermek retort f.
yol vb'yi sert bir madde ile kaplamak surface f.
sert biçimde eleştirmek criticise severely f.
sert biçimde eleştirmek give harsh criticism f.
sert biçimde eleştirmek criticize severely f.
sert önlemler almak take stringent precautions f.
sert çocuğu oynamak play the tough guy f.
(öğrencilere/sınıfa karşı) sert olmak get tough with the class f.
(öğrencilere/sınıfa) sert davranmak get tough with the class f.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedise f.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlamak ruggedise f.
sert bir eleştiriyle yorum yapmak animadvert (about/on/upon) f.
sert eleştiri pan i.
sert içki heady drink i.
sert cam hard glass i.
sert yumruk ya da darbe slug  i.
şiddetli ve sert rüzgar tempest i.
sert cevap retort i.
elma şarabından damıtılmış sert bir konyak türü applejack i.
beklenmedik şekilde yapılan sert konuşma ascent i.
sert amir disciplinarian i.
sert tabaka hardpan i.
sert iniş bumpy landing i.
sert konuşma philippic i.
sert tenkit philippic i.
sert yumruk slug i.
güney amerika'da and dağları'ndan atlas okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar pampero i.
sert yüzey (kağıt) tooth i.
sert materyal clinker i.
sert tartışma polemic i.
ayı gibi kaba ve sert bearishness i.
sert çekirdekli meyve drupe i.
sert ve kayalı yokuş escarpment i.
sert cevap sharp answer i.
sert vuruş slug i.
sert davranış unkind treatment i.
sert içkinin üzerine içilen hafif içecek chaser i.
sert içki short drink i.
sert dil strong language i.
kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt seat belt i.
kabuk (sert) shell i.
iki sert yüzün birbirine sürtünmesinden çıkan ses crepitation i.
sert içki tipple i.
sert yumruklarla dövme whanging i.
sert kuştüyü quill i.
sert içki schnaps i.
sert tırnaklı solidungulate i.
beyzbolda sert atış line drive i.
kerestesi sert ağaç hardwood i.
sert sözler trenchant words i.
sert olmama tenderness i.
sert ağaç hardwood i.
sert darbe wallop i.
sert yumruk slog i.
sert cevap rejoinder i.
sert eleştiri flak i.
sert bir bakış hard look i.
sert davranma punishment i.
sert amir martinet i.
sert rüzgar gale i.
sert içki liquor i.
sert vuruş swipe i.
sert kabuklu yemişler nuts i.
sert eleştiri diatribe i.
sert içki strong drink i.
yeşil sert isveç peyniri sapsago i.
sert içki spirits i.
sert esen rüzgar stiff breeze i.
sert içki aqua vitae i.
sert yanıt riposte i.
sert vuruş slog i.
çok sert efsanevi bir taş adamant i.
sert buğday buckwheat i.
sert zemin firm soil i.
sert kabuk scutcheon i.
sert sert bakan scowler i.
sert içki hard drink i.
sert tanecik solid particle i.
sert eleştiri rap i.
sert rüzgar williwaw i.
sert yönetici driver i.
sert kimse unkind person i.
sert ve kalitesiz içki firewater i.
sert kereste hardwood i.
sert çevre şartları harsh environment conditions i.
sert yumruk roundhouse i.
rüzgarın ani ve sert esmesi gust i.
yuvarlak ve sert gaita parçaları scybala i.
sporcuların alt bacak kısmını korumak için yapılmış sert koruyucu shinguard i.
sert darbe slogging i.
sert kıl setal i.
sert kıl setae i.
sert konuşma tirade i.
sert önlemler rigorous measures i.
sert politika rigid policy i.
sert önlemler rigid measures i.
sert yüz ifadesi torvous i.
büyük ve sert bir tür ingiliz şekerlemesi gobstopper i.
sert malzemeler hard materials i.
sert ağaçlar hardwoods i.
sert tepki harsh response i.
sert tepki strong reaction i.
sert bira stout i.
sert eleştiri censure i.
sert iklim inhospitable climate i.
sert iklim severe climate i.
sert iklim extreme climate i.
sert iklim harsh climate i.
sert kil till i.
sert hava asperity i.
sert içki aqua vitae i.
sert güney rüzgarı buster i.
sert kıl bristle i.
sert yanıt retort i.
sert mısır flint corn i.
vücuda vurulan sert yumruk body-blow i.
elma şarabından damıtılmış sert bir konyak türü apple-jack i.
sert üslupla yazılmış mektup strongly-worded letter i.
böceklerde sert üst kanat wing-case i.
sert sabun hard soap i.
sert su hard water i.
sert eleştri diatribe i.
sert kabuklu yemiş nut i.
sert damarlı ağaç summerwood i.
kemiğin sert ve düz yüzeyi tabula i.
sert kahve strong coffee i.
sert eleştiri aristarchy i.
sert eleştiri severe criticism i.
sert eleştiri strident criticism i.
sert eleştiri strong criticism i.
sert eleştiri fierce criticism i.
sert eleştiri heavy criticism i.
sert eleştiri sharp criticism i.
sert eleştiri harsh criticism i.
sert eleştiri trenchant criticism i.
sert eleştiri serious criticism i.
sert eleştiri bitter criticism i.
sert içki belt i.
sert uyuşturucu hard drug i.
sert kucaklama bear hug i.
sert önlemler stringent measures i.
sert önlemler strict measures i.
kaba, sert ve kıllı adam gorilla i.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör kaoliang jiu i.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör gaoliang i.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör gaoliang i.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör sorghum liquor i.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör kaoliang i.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör kaoliang i.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör kaoliang jiu i.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör sorghum liquor i.
sert bir cisim a hard object i.
sert bir obje a hard object i.
sert içki hard liquor i.
sert içki booze i.
sert içki john barleycorn i.
sert içki grog i.
sert ceza severe penalty i.
sert iklim şartları harsh climatic conditions i.
sert iklim koşulları severe climatic conditions i.
sert iklim şartları severe climate conditions i.
sert hava koşulları harsh weather conditions i.
sert iklim şartları harsh climate conditions i.
sert iklim koşulları harsh climate conditions i.
sert iklim koşulları harsh climatic conditions i.
sert hava koşulları severe weather conditions i.
sert hava şartları harsh weather conditions i.
sert iklim koşulları severe climate conditions i.
sert hava şartları severe weather conditions i.
sert iklim şartları severe climatic conditions i.
sert muhalefet strong opposition i.
sert yüzeylerin temizlenmesi cleaning of hard surfaces i.
sert yüzeyler hard surfaces i.
şiddetli/ağır/sert hava şartları extreme weather conditions i.
sert soğuk bitter cold i.
sert dokulu saç coarse-textured hair i.
sert uyarı stern warning i.
sert tepki brutal response i.
sert rüzgarlar blustering winds i.
sert adım sesi clump i.
elmastan sonraki en sert mineral corundum i.
kısa kuyruklu sert tüylü bir tür güney amerika kemirgeni cavy i.
sert/zalim/huysuz kimse meanie i.
sert banyo havlusu turkish towel i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clopping i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clip-clop i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clumping i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clunking i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clop i.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clippety-clop i.
sert ve acımasız tip meany i.
sert ve acımasız tip meanie i.
sert dalış giysisi hard-hat suit i.
sert fırça bristle brush i.
sert fırça bristle i.
sert/kaba çim rough grass i.
sert buğday hard wheat i.
sert müzakereci tough negotiator i.
sert eleştiri vitriol i.
meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs) top and tail i.
sert doku solid tissue i.
sert (bir şey) stiff s.
sert (vuruş/itiş) sharp s.
sert (ifade) strident s.
sert (rüzgar) cutting s.
kadar sert as tough as s.
yeterince sert firm enough s.
sert (içki) heady s.
sert (bakış/yüz) stern s.
ahlak kurallarını çiğneyenleri sert bir dille eleştiren straitlaced s.
sert (rüzgar) high s.
sert (içki) short s.
kadar sert as hard as s.
sert (kimse) stern s.
sert bakan scowling s.
sert kıllı setaceous s.
sert yüzeyli hard surfaced s.
sert (kösele vb) tough s.
sert (söz) hard s.
sert tırnak soliped s.
sert bir tabaka teşkil etmiş encrusted s.
sert (içki) strong s.
sert tırnaklı soliped s.
sert esen sweeping s.
en sert hardest s.
sert (içki) hard s.
daha sert harder s.
sert olmayan free and easy s.
sert olmayan (et, meyve vb) tender s.
kadar sert as firm as s.
sert (söz) strong s.
sert rüzgarlı blustery s.
sert ve odunumsu meyve veren bitki xylocarpous s.
yuvarlak ve sert gaita parçaları scybalous s.
sert darbe yemiş slugged s.
sert kıla benzeyen setiform s.
sert kıllı setiferous s.
sert kıl şeklinde setiform s.
en sert sharpest s.
daha sert severer s.
daha sert shrewder s.
en sert severest s.
üzerinde sert kıllar bulunan setiferous s.
aşırı sert extremely hard s.
sert (baba vb) unpermissive s.
sert kabuklu hardshell s.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedized s.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlanmış ruggedized s.
elmas gibi sert ve parlak adamantine s.
çok sert adamant s.
sert (söz) curt s.
sert telli hard-wired s.
sert görünümlü tough-looking s.
sert üslupla yazılmış strongly-worded s.
(hava) sert inclement s.
kısa ve sert konuşan curt s.
çok sert as hard as a nail s.
sert olan shrewdest s.
kaya gibi sert rocky s.
çok sert extra hard s.
sert bakışlı po-faced s.
sert-vurgulu hard-indicating s.
sert/iyi pişmiş hard-baked s.
sert (esme) blustering s.
sert (kösele gibi) rubbery s.
sert kapak/cilt (kitap) hardcover s.
sert kapak/cilt (kitap) hardbound s.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardbound s.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardcover s.
sert kapak/cilt (kitap) hardbacked s.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardback s.
sert kapak/cilt (kitap) hardback s.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardbacked s.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlanmış ruggedised s.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedised s.
sert görünüşlü rough-looking s.
sert bir biçimde strictly zf.
sert bir biçimde drastically zf.
sert bir biçimde severely zf.
sert bir halde acrimoniously zf.
sert bir biçimde intemperately zf.
sert bir biçimde sternly zf.
sert biçimde harshly zf.
sert bir biçimde austerely zf.
sert ve kısa olarak abruptly zf.
sert bakarak scowlingly zf.
sert bir şekilde harshly zf.
sert kıl gibi setaceously zf.
sert bir biçimde (rüzgar) cuttingly zf.
sert/sıkı bir şekilde smartly zf.
sert şekilde drastically zf.
sert bir biçimde rigorously zf.
sert bir şekilde rigorously zf.
sert bir şekilde acutely zf.
Phrasals
(ani ve sert) tepki göstermek/vermek lash out
Phrases
tatlı sert kindly but firmly
tatlı sert kind but firm
Proverb
sert sözle insan incinmez hard words break no bones
erkek çocuklar sert olur boys will be boys
Colloquial
sert bir biçimde with a heavy hand
sert biçimde azarlamak be all over
sert bir şeyle vurmak hit it with something hard
sert bir kahveye ihtiyacı olmak need a strong cup of coffee
(temaslı sporlarda karın bölgesine alınan sert bir darbe nedeniyle) bir süre nefes alamamak get the wind knocked out of
(temaslı sporlarda karın bölgesine alınan sert bir darbe nedeniyle) bir süre nefes alamamak get winded
Idioms
sert ve açık bir şekilde in no uncertain terms
kaya gibi sert as hard as a rock
kaya gibi sert as steady as a rock
kaya gibi sert steady as a rock
sert önlemler almak break a butterfly on a wheel
gereğinden daha sert davranmak break a butterfly on a wheel
sert bir dille eleştirilmek get the rough edge of someone's tongue
sert bir dille eleştirmek give the rough edge of one's tongue
sert bir dille eleştirmek give rough edge of one's tongue
sert bir dille eleştirilmek have the rough edge of someone's tongue
sert kayaya çatmak meet one's match
çok sert vurmak knock into the middle of next week
sert bir darbe indirmek knock into the middle of next week
sert biçimde eleştirmek pull to pieces
birine sert davranmak ve güçlük çıkarmak give someone a hard time
sert bir dille uyarmak get one's ears pinned back
ayağını sert bir cisime çarpmak stub one's toe on something
ayağını sert bir cisime çarpmak stub one's toe against something
çok sert olmak have a corncob up one's ass
çok sert olmak have a poker up one's ass
sert sözler high words
(sert bir sözden vb. sonra) ortamı yumuşatmak take the sting out of something
sert bir dille eleştirmek criticize someone with both barrels
sert biçimde eleştirmek criticize someone with both barrels
sert uyarı a rap on the knuckles
sert uyarı a rap across the knuckles
sert uyarı a rap over the knuckles
çok sert as tough as old shoe leather
çok sert as tough as an old boot
sert tartışmalar blood-and-guts arguments
sert bir kayaya çarpmak have a bear by the tail
sert bir kayaya çarpmak have a tiger by the tail
sert bir kayaya çarpmak have got a tiger by the tail
kazık gibi sert as stiff as a board
birisine sert davranmak get tough on someone
sert bir manevra yapmak turn on a dime
birisine sert davranmak act tough on someone
birisine sert davranmak be tough on someone
sert oynamak play hardball
sert oynamak play tough
sert davranmak use a firm hand
birilerine karşı sert olmak get tough with someone
birine sert davranmak get tough with someone
birini sert biçimde azarlamak give someone hail columbia
birine sert sert bakmak glare down on someone
çok sert harder than the back of god's head
kaya/taş gibi sert as hard as stone
birine sert/katı davranmak take a hard line with someone
daha sert bir tavır almak take a tougher line
daha sert bir tavır takınmak take a tougher line
birdenbire sert bir şekilde durmak come to a crashing halt
çok sert fren yapmak stand on the brakes
(kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert as tough as shoe leather
(kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert as tough as old boots
sert/çetin mücadele rat race
kaya gibi sert as solid as a rock
taş gibi sert as hard as stone
sert/katı bir tavır takınmak take a firm stand on something
sert konuşmak talk tough
sert/haşin huy veya karakter mean streak
birinin yanlışını sert bir şekilde düzeltmek tell them where the dog died
ağır/sert darbe piledriver
sert kayaya çarpmak run into rough weather
sert kayaya çarpmak hit rough weather
Speaking
sana sert davrandım i have been hard on you
biraz sert biriydi he was kind of austere
daha sert ovala rub it harder
dün rüzgar sert esti the wind blew hard yesterday
Slang
sert çocuk badass
sert içki forty
çok sert as hard as a nail
sert çocuk plug-ugly
sert çocuk tough guy
sert çocuk tuff guy
sert adam bimbo
sert davranmak hard ass somebody
sert sarılmış sigara buck horn
sert çocuğu oynayan ceza evine yeni düşmüş acemi mahkum gunsel
sert çocuğu oynayan ceza evine yeni düşmüş acemi mahkum gunslinger
sert/güçlü mahkum hardrock
sert mahkum toosh hog
bu bir hayli sert bir mal this is some pretty serious stuff
sert kişi bad ass
Trade/Economic
sert paralı kredi hard loan
sert önlemler rigid measures
sert önlemler rigorous measures
sert para hard currency
sert rekabet fierce competition
sert başlangıç solid start
sert düşüş sharp fall
güne sert bir düşüşle başlamak start the day with a sharp fall
sert düşüş hard landing
fed'in para politikası ile ilgili olarak belirlediği sert tutum hawkish
sert tedbirler almaktan kaçınan politika microprudential policy
sert tedbirler alan politika macroprudential policy
Law
kanun sert de olsa kanundur dura lex
Politics
sert çekirdek hard core
sert ağaç tozları hardwood dust
sert güç hard power
Technical
sert ağaç hard wood
sert ipek ecru silk
sert lehimleme brazing
sert amortisör shock absorber rigid
silisli sert kalker siliceous hard limestone
sert bronz solid bronze
diatomun sert kabuğu frustule
sürekli sert su permanent hard water
sert yama hard patch
sert çelik hard steel
sert kromla kaplama hard chroming
sert zemin hard pan
sert plastik köpük rigid plastic foam
sert lehim kaynaklaması braze welding
çok sert kayalardan biri whin
sert döküm chill casting
sert plaka rigid plate
sert lehimli brazed
sert şasi rigid frame
sert yay diyagramı stiff spring diagram
sert plastik rigid plastic
sert tahta hardwood
sert ve orta sert odunlifi levhası hard and medium hard fiber board
sert yay stiff spring
sert su hard water
sert tabaka hard pan
sert pullama hard stamping
sert kil tabakası hardpan
sert bitümlü malzemeler solid bituminous materials
sert metal hard metal
sert pirinç hard brass
sert süspansiyon hard suspension
sert direksiyon heavy steering
kaynatıldıktan sonra sert kalan su permanently hard water
sert tabaka hard layer
sert kil stiff clay
sert o!ma durumu veya niteliği hardness
sert döküm case casting
sert zemin stiff soil
sert alçı hard gypsum
sert lehimlenmiş bağlantı brazed joint
sert lehim braze
sert özlü iplik hard core yarn
lehimleme ve sert lehimleme brazing and soldering
sert döküm silindir chilled roll
sert rüzgar sağanağı blast
sert kil rigid clay
sert karışım hard mix
sert kalker hard limestone
sert tuğla hard brick
sert lehim hard solder