short - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

short

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"short" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 56 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
short s. az
short s. alçak
short s. kısa
General
short f. kısa devre yaptırmak
short i. kısa hece
short i. noksanlık
short i. kasa açığı
short i. kontak
short i. kısa metrajlı film
short i. eksiklik
short i. özet
short i. kestirme
short s. kısa boylu
short s. kısa vadeli
short s. yerden bitme
short s. dar
short s. muhtasar
short s. nakıs
short s. bodur
short s. sert
short s. iyi pişmiş
short s. tam olmayan
short s. kabaca
short s. dar (zaman)
short s. gevrek
short s. kıt
short s. sert (içki)
short s. gönül kırıcı
short s. ters
short s. boysuz
short s. bücür
short s. çıtır çıtır
short s. gücük
short s. güdük
short s. kısa kesilmiş
short s. kısa
short s. aceleci
short s. hiddetli
short s. fevri
short zf. aniden
short zf. dışında
short zf. haricinde
short zf. birden
short zf. birdenbire
short zf. hariç
short zf. kısaca
Slang
short izmarit
short cezası bitmek üzere olmak
Trade/Economic
short eksik
short noksan
short yetersiz
Technical
short kısa devre yapmak
short kısa
Electric
short kısa devre
Textile
short şort
Cinema
short kısa metraj

"short" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
call the meeting at short notice f. acil toplantıya çağırmak
call the meeting at short notice f. acil toplantıyı çağırmak
call the meeting on short notice f. acil toplantıyı çağırmak
call the meeting on short notice f. acil toplantıya çağırmak
short circuit i. kısa devre
short cut i. kestirme
short temper i. asabiyet
short-tempered s. asabi
in short zf. kısacası
General
be a short period of time f. az zaman kalmak
be caught short f. abdesti gelmek
be caught short f. sıkışmak
be caught short f. parası çıkışmamak
be caught short of f. yanında yeterli miktarda olmamak
be in short supply f. az miktarda bulunmak
be in short supply f. zor bulunmak
be in short supply f. az bulunmak
be in short supply f. az olmak
be short f. belirli bir miktarı çıkıştıramamak
be short f. birinde bir şey belirli bir miktarda eksik olmak
be short circuited f. kısa devre olmak
be short of f. bulunmak (bir yerden belirli bir uzaklıkta)
be short of f. kafi gelmemek (varolan şeyler/birileri)
be short of f. eksik olmak
be short of f. yetmemek
be short of breath f. nefessiz kalmak
be short of breath f. nefesi daralmak
be short of breath f. nefesi tıkanmak
be short of breath f. nefesi kesilmek
be short of money f. paraca sıkıntıda olmak
be short of money f. darda kalmak
be short on f. -de birinin eksikliği olmak
be short on f. kısa gelmek (bir giysi)
be short-listed f. son elemeye kalan adaylar listesine konulmak
be short-listed f. finale kalmak
be taken short f. abdesti gelmek
be taken short f. sıkışmak
become short f. bodurlaşmak
break short f. yarıda kesmek
break short f. kısa kesmek
bring short f. durdurmak
call someone a name for short f. birine kısaca (lakap vb) demek
come short (with someone) f. az gelmek
come short (with someone) f. karşılayamamak
come short (with someone) f. yetmemek
come up short on money f. parası yetmemek
come up short on money f. parası çıkışmamak
cut short f. yarıda kesmek
cut short f. kısa kesmek
cut short f. susturmak
cut somebody short f. sözünü kesmek
cut someone short f. birinin lafını kesmek
cut the holiday short f. tatili kısa kesmek
cut the trip short f. geziyi kısa kesmek
fall short f. eksik gelmek
fall short f. yetmemek
fall short f. eksik çıkmak
fall short f. az gelmek
fall short f. yeterli olmamak
fall short f. yetersiz gelmek
fall short f. yetersiz kalmak
fall short of f. tükenmek
fall short of f. beklentileri karşılamamak
fall short of f. umduğu gibi çıkmamak
fall short of f. aşağı kalmak
fall short of f. yetmemek
fall short of f. yetersiz kalmak
fall short of f. bekleneni verememek
fall short of f. yeterli olmamak
fall short of f. eksik gelmek
fall short of f. beklentileri karşılayamamak
fall short of f. bekleneni vermemek
fall short of f. başaramamak
fall short of the expectations f. beklentilerine yetmemek
fall short of the expectations f. beklentileri karşılamamak
fall short of words f. kelimeler kifayetsiz kalmak
get to the top of one's field in a very short time f. çok kısa zamanda alanında en üste/tepeye çıkmak/ulaşmak
give a short summary f. özet geçmek
give short change f. fazla ilgilenmemek
give short change f. beklediğinden az ilgi göstermek
give short notice f. bir işin yapılması için çok az zaman vermek
give somebody short measure f. eksik vermek
go short f. tüketmek (gıda)
go short f. az kalmak
go short f. birine yeterli miktarda bir şey olmamak
go short of f. birine yeterli miktarda bir şey olmamak
have a short day at work f. erken paydos etmek
have a short fuse f. çabuk sinirlenmek
have a short fuse f. kolay sinirlenmek
have a short memory f. hafızası zayıf olmak
have a short memory f. çabuk unutmak
have a short time f. az zaman kalmak
have short f. eksiği olmak
have someone by the short and curlies f. gagasından yakalamak
last a short time f. kısa sürmek
leave someone short f. birini bir şeyden yoksun bırakmak
make a short visit f. kısa bir ziyarette bulunmak
make short work of f. bir hamlede alt etmek
make short work of f. bir çırpıda yemek
make short work of f. çabucak bitirmek
make short work of f. problemini çabucak halletmek
make short work of f. çabucak yenmek
pay a short visit f. kısa bir ziyarette bulunmak
run short f. tükenmek
run short f. yeterli gelmemek
run short f. kafi gelmemek
run short f. azalmak
run short of f. malzemesi tükenmek
run short of f. yetmemek
run short of f. azalmak
run short of f. tükenmek
run short of f. kıtlaşmak
run short of f. az kalmak
run short of (something) f. az kalmak
run short of something f. azalmak
sell short f. henüz elde olmayan malı ileride teslim etmek üzere satmak
sell short f. küçümsemek
sell someone short f. birinin ismini deyip de geçmek
short skirt f. kısa etek
short the stock f. hisseleri açığa satmak
short-change f. eksik ödeme yapmak
short-change f. eksik para üstü vermek
short-change f. aldatmak
short-change f. eksik para üzeri vermek
short-change f. eksik ödemek
short-change f. para üstünü az vererek birini kandırmak
short-change f. eksik vermek
short-change someone f. eksik ödemek
short-change someone f. eksik ödeme yapmak
short-circuit f. uzak durmak
short-circuit f. aradakileri atlayıp geçmek
short-circuit f. kolaylaştırmak
short-circuit f. kaçınmak
short-circuit f. (aradaki şeyleri) atlayıp geçmek
short-circuit f. kısa devre yaptırmak
stop short f. aniden durmak
stop short f. yarı yolda durmak
stop short f. duruvermek
stop short at f. birdenbire durmak (bir yerde)
stop short at f. işi belirli bir yere vardırmamak
stop short of f. işi belirli bir yere vardırmamak
stop/halt for a short time f. geçici bir süre dolmak
take a short break f. birkaç günlük bir tatile çıkmak
take a short break f. nefes almak
take a short cut f. keseden gitmek
take a short cut f. kestirmeden gitmek
take a short time f. kısa sürmek
take short f. kısa tutmak
take somebody up short f. sözünü kesmek
a button short i. kaçık
a short announcement i. kısa bir duyuru
a short break i. kısa bir ara
a short cut i. kestirme yol
a short cut i. kısa yol
a short delay i. kısa bir gecikme
a short delay i. kısa süreli bir gecikme
asian lesser short-toed lark i. tuz toygarı
electrical short circuit i. elektrik kısa devresi
falling short of words i. kelimelerin kifayetsiz kalışı
lesser short-toed lark i. çorak toygarı
name is too short i. isim çok kısa
short and final reply i. kestirme cevap
short answer i. kısa cevap
short answers i. kısa cevaplar
short attention span i. kısa dikkat süresi
short break i. kısa ara
short break i. günübirlik gezi
short break i. kısa süreli tatil
short bus i. küçük okul otobüsü
short bus ride i. kısa otobüs yolculuğu
short bush i. kısa saç
short bush i. kısa çalı
short comment i. kısa yorum
short cut i. kestirme yol
short cut i. kese
short cut i. kestirme
short definition i. kısa tanım
short description i. kısa tanım
short documentary i. kısa belgesel
short drink i. sert içki
short end of the stick i. işin kötü tarafı
short feature i. fıkra
short film i. kısa metrajlı film
short film festival i. kısa film festivali
short films i. kısa filmler
short flight i. kısa uçuş
short for something i. (bir şeyin) kısaltılmışı
short hair i. kısa saç
short hand i. stenografi
short haul i. aynı kıta içinde düzenlenen geziler
short history i. tarihçe
short holiday i. kısa süreli tatil
short holiday i. kısa tatil
short letter i. kısa mektup
short letter i. kısa yazı
short life i. kısa ömür
short life i. kısa yaşam
short life i. kısa yaşam
short list i. kısa liste
short list i. son elemeye kalanların listesi
short man syndrome i. boy kompleksi
short measure i. eksik ölçü
short message service i. kısa mesaj hizmeti
short message service i. kısa mesaj servisi
short notice i. kısa süre
short novel i. kısa roman
short of a natural disaster i. doğal bir afet olmadıkça
short pants i. diz altı şort
short pants i. kısa pantolon
short pants i. erkek mayosu
short product information i. kısa ürün bilgisi
short range i. kısa aralık
short run i. kısa dönem
short sale i. karşılıksız satış
short sea i. çalkantılı veya dalgalı deniz
short sentence i. kısa cümle
short sheep wool i. yapağı
short short story i. küçürek öykü
short sleep i. kısa uyku
short sleeve t-shirt i. kısa kollu tişört
short socks i. kısa çorap
short spin i. kısa program (çamaşır makinesinde)
short statement i. kısa açıklama
short stop i. kısa duruş
short stories i. kısa öyküler
short stories i. kısa hikayeler
short story i. öykü
short story i. kısa hikaye
short story i. anlatı
short story i. hikaye
short story writer i. hikayeci
short story writer i. öykücü
short straight black hair i. kısa düz siyah saç
short subject i. kısa konu
short sword i. palyoş
short takeoff and landing i. geleneksel tipteki uçakların gerektirdiğinden daha kısa pistlerde çalışabilen uçaklar
short temper i. sinirlilik
short temper i. çabuk sinirlenme
short temper i. çabuk öfkelenme
short term i. kısa vade
short term prediction i. kısa vadeli belirleme
short term profit i. kısa dönem karı
short term serviceman i. kısa dönem asker
short termism i. kısa vadeli getirilere önem verme
short termism i. kısa vadecilik
short time i. kısa süre
short time i. kısa zaman
short ton i. ton
short vacation i. kısa süreli tatil
short vacation i. kısa tatil
short wave i. radyo kısa dalga
short weight i. yanlış ölçü
short word i. kısa kelime
short-coming i. noksan
short-coming i. eksik
short-eared owl i. kır baykuşu
short-eared owl i. ishakkuşu
short-eared owl i. bataklıkbaykuşu
short-lived peace i. kısa süren barış
short-term debt i. kısa vadeli borç
short-term fasting i. kısa süreli açlık
short-term gain i. kısa vadeli kazanç/kazanım
short-time working i. kısa çalışma
short-toed eagle i. yılan kartalı
short-toed lark i. bozkır toygarı
short-toed tree creeper i. bahçe tırmaşıkkuşu
very short distance i. arpa boyu
pretty short s. oldukça kısa
short and plump s. bıldırcın gibi
short and sweet s. kısa ve yerinde
short and sweet s. az ve öz
short and tight s. düdük gibi
short and to the point s. açık
short enough s. yeterince kısa
short form of... (a word) s. muhaffef
short haired s. kısa tüylü
short of breath s. nefes darlığı çeken
short of breath s. tıknefes
short sleeved s. kısa kollu
short tempered s. çabuk öfkelenen
short winded s. kısa süren
short-chinned s. kısa çeneli
short-circuit s. kısa devreli
short-cropped s. kısa kesilmiş
short-cut s. kısa kesilmiş
short-dated s. kısa süreli
short-haired s. kısa saçlı
short-legged s. bastıbacak
short-legged s. kıçtan bacaklı
short-legged s. bacaksız
short-lived s. kısa ömürlü
short-range s. kısa mesafe
short-range s. kısa dönemli
short-range s. kısa vadeli
short-range s. kısa menzil
short-run s. kısa vadeli
short-sighted s. ileriyi göremeyen
short-sighted s. kıt görüşlü
short-sighted s. miyop
short-sighted s. basiretsiz
short-sighted s. uzağı göremeyen
short-sighted s. sağgörüsüz
short-sleeved s. kısa kollu
short-spoken s. kaba
short-spoken s. sert
short-spoken s. nezaketsiz
short-staffed s. yeterli personeli olmayan
short-stemmed s. kısa saplı
short-tailed s. kısa kuyruklu
short-tempered s. fevri
short-tempered s. çabuk kızan
short-tempered s. aceleci
short-tempered s. kolay sinirlenir
short-tempered s. hiddetli
short-tempered s. sinirli
short-tempered s. çabuk sinirlenen
short-tempered s. hemen parlayan
short-term s. kısa dönemli
short-term s. kısa süreli
short-term s. kısa vade
short-waisted s. omuz ve bel arası kısa olan
short-winded s. kısa süren
short-winded s. nefesi çabuk kesilen
small and short s. ufak tefek
taking a very short time s. saniyelik
too short s. çok kısa
very short s. kısacık
very short s. bacak kadar
wearing a tight and short dress s. düttürü
a short time ago zf. az önce
a short time ago zf. kısa zaman önce
a short time ago zf. yakın zaman önce
after a short break zf. kısa bir aradan sonra
at short date zf. kısa vadede
at short notice zf. acilen
at short notice zf. kısa zamanda
at short notice zf. kısa süreyle
at short notice zf. hemen
at short notice zf. derhal
at short notice zf. çok kısa sürede
for a short time zf. kısa bir süre için
for short zf. velhasıl
for short zf. kısaca
for short zf. kısacası
for the short term zf. kısa vadede/süreliğine
in a short span of time zf. kısa zamanda
in a short span of time zf. kısa sürede
in a short span of time zf. kısa süre içinde
in a short time zf. dünden bugüne
in a short time zf. ha bugün ha yarın
in a short time zf. kısa sürede
in a very short time zf. kaşla göz arasında
in short zf. muhtasar olarak
in short zf. velhasıl
in short zf. velhasıl kelam
in short zf. hulasa
in short zf. uzun lafın kısası
in short zf. özetleyecek olursak
in short zf. özetlersek
in short zf. açıkçası
in short zf. sözün kısası
in short zf. yani
in short zf. kısaca
in short zf. uzatmayalım
in short zf. uzun sözün kısası
in short course zf. kısaca
in short order zf. çabucak
in short order zf. hemen
in short order zf. çarçabuk
in short order zf. çabuk
in short supply zf. kıt
in short supply zf. yetersiz
in the short haul zf. kısa vadede
in the short run zf. kısa vadede
in the short term zf. kısa dönemde
in the short term zf. kısa vadede/süreliğine
in the short term zf. kısa vadede
on short notice zf. hemen
on short notice zf. derhal
on short notice zf. çok kısa sürede
on short notice zf. acilen
quite short zf. kısaca
short while ago zf. kısa bir süre önce
short-sightedly zf. basiretsiz bir şekilde
short-sightedly zf. miyop
short-temperedly zf. asabi bir şekilde
the long and the short of it zf. doğrusu
until a short while ago zf. kısa bir süre önceye kadar
within a short time zf. tez vakitte
nothing short of ed. -den başka hiçbir şey
short of ed. dışında
short of ed. haricinde
short of ed. -den başka
short of something ed. az
short of something ed. -den başka
short of something ed. -den aşağı
short of something ed. dışında
cut it short! ünl. hadi hadi!
short adjectives kısa sıfatlar
Phrases
for a short bit kısa süreliğine
in a short while kısa bir süre içerisinde
keep it short but concise kısa ve öz olsun
nothing short of -den başka bir şey değil
short and to the point kısa
short and to the point doğru
short and to the point kesin
short but to the point az ve öz
short but to the point az ama öz
short of ... kadar kala
the long and the short of it eni sonu
the long and the short of it velhasıl
the long and the short of it uzun lafın kısası
the long and the short of it hulasa
the long and the short of it is this! işin gerçeği bu!
Proverb
art is long and life is short (eşek ölür kalır semeri) insan ölür kalır eseri
art is long and life is short hayatın geçiciliğine nispeten sanat uzun ömürlüdür
life is short and time is swift hayat (çok) kısa ve (hızla) akıp gidiyor
short reckonings make long friends yakın dostlardan alınan borçların hemen ödenmesi gerektiğini aksi halde dostlukların bozulabileceğini ifade eden bir atasözü
Colloquial
a short recess kısa bir ara (mahkeme)
a short visit kısa ziyaret
at short notice kısa zamanda
at short notice çabucak
at short notice göz açıp kapayıncaya kadar
at short notice hızla
at short notice şipşak
cut a long story short uzun lafın kısası
cut a long story short uzun sözün kısası
cut it short lafı kısa kesmek
cut it short kısa kes
cut it short lafı uzatmamak
cut it short fazla uzatma
for a short time kısa süreliğine
in short lafı toparlamak gerekirse
in short kısaca özetlemek gerekirse
keep it short lafı kısa kesmek
keep it short lafı uzatmamak
long and the short of it uzun lafın kısası
long and the short of it uzun sözün kısası
long story short uzun sözün kısası
make a long story short uzun sözün kısası
make a long story short uzun lafın kısası
nothing short of tamamen/tam anlamıyla
run short bitmek
run short tükenmek
short and the long of it uzun lafın kısası
short and the long of it uzun sözün kısası
short list son eleme adayları listesi
short list final listesi
short measure karşılığından az
short measure söz verilenden az
short of something yok
short of something az
short of that kısacası
short sharp shock acil ve şiddetli bir şekilde cezalandırmak
short time ago kısa bir süre önce
to make a long story short uzun lafın kısası
wait for a short while please biraz bekleyin lütfen
Idioms
a day late and a dollar short geçti borun pazarı sür eşşeği niğde'ye
a day late and a dollar short artık çok geç bir anlamı kalmadı
a short cut kestirme yol
a short cut kestirme
a short fling küçük bir kaçamak
a short fuse kolay öfkelenen
a short fuse çabuk sinirlenen
a short fuse öfkesine hakim olamayan
a short sharp shock iyi bir ders (vermek)
as thick as a short plank beyinsiz
as thick as two short planks beyinsiz
be a couple of sandwiches short of a picnic aptalın teki olmak
be caught by the short hairs köşeye sıkıştırılmak
be caught short parasız kalmak
be caught short yokluğunu çekmek
be caught short meteliksiz kalmak
be caught short elinin altında bulunmamak
be caught short parası yetmemek
be caught short tuvaleti gelmek
be caught short (aniden/birden) tuvaleti gelmek
be got by the short hairs köşeye sıkıştırılmak
be held by the short hairs köşeye sıkıştırılmak
be one sandwich short of a picnic aptalın teki olmak
be short of breath soluk alamamak
be short of breath soluğu tıkanmak
be short of breath soluksuz kalmak
be short on time yeterli vakti olmamak
be short on time zamanı kısıtlı olmak
be short on time vakti kısıtlı olmak
be short on time vakti az olmak
be short on time vakti dar olmak
be short with someone birine soğuk davranmak
be short with someone birini başından savmak
bring somebody up short birden durdurmak
bring someone up short birisini şaşırtarak kendisine getirmek
bring someone up short birisini şaşırtmak
bring someone up short birisini şok etmek
bring up short birdenbire durmak
bring up short düşüşe geçmek
by a short head burun farkı ile
by a short head kıl payı
catch someone up short gafil avlamak
catch someone up short birini hazırlıksız yakalamak