dar - Türkçe İngilizce Sözlük

dar

"dar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 57 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dar narrow s.
This very narrow path led us to a pond.
Bu daracık patika bizleri bir gölete götürüyordu.

More Sentences
Genel
dar short s.
It seems to me to be short-sighted.
Bu bana dar görüşlü bir yaklaşım gibi geliyor.

More Sentences
dar tight s.
She looked stylish in those tight jeans.
O dar kotun içinde şık görünüyordu.

More Sentences
dar snug s.
The cyclists were wearing snug tights.
Bisikletçiler dar taytlar giyiyorlardı.

More Sentences
dar narrow s.
This very narrow path led us to a pond.
Bu daracık patika bizleri bir gölete götürüyordu.

More Sentences
Teknik
dar narrow s.
This very narrow path led us to a pond.
Bu daracık patika bizleri bir gölete götürüyordu.

More Sentences
Tekstil
dar tight-fitting s.
This means you should avoid clothes that are too tight-fitting, short and revealing.
Bu, çok dar, kısa ve açık kıyafetlerden kaçınmanız gerektiği anlamına gelir.

More Sentences
dar tight-fitting s.
This means you should avoid clothes that are too tight-fitting, short and revealing.
Bu, çok dar, kısa ve açık kıyafetlerden kaçınmanız gerektiği anlamına gelir.

More Sentences
Dilbilim
dar narrow s.
This very narrow path led us to a pond.
Bu daracık patika bizleri bir gölete götürüyordu.

More Sentences
Eski Kullanım
dar small s.
The margin for manoeuvre is, nevertheless, very small.
Yine de manevra alanı çok dardır.

More Sentences
Genel
dar gorge i.
dar region i.
dar cramped s.
dar constricted s.
dar local s.
dar close s.
dar parochial s.
dar attenuate s.
dar poky s.
dar scanty s.
dar restricted s.
dar scant s.
dar home s.
dar limited s.
dar spare s.
dar house s.
dar clinging s.
dar strait s.
dar exiguous s.
dar stringent s.
dar narrowish s.
dar not spacious s.
dar incapacious s.
dar close-fitting s.
dar close-bodied s.
dar thin s.
dar narwe [obsolete] s.
dar two-by-twice s.
dar angust [obsolete] s.
dar borné s.
dar brief s.
dar molded s.
dar close s.
dar cramp s.
dar skrimp s.
dar streit s.
dar straitened s.
dar narrowly zf.
dar barely zf.
Bilgisayar
dar condensed s.
Tekstil
dar tightfitting s.
dar tightly fitting s.
Baskı Teknikleri
dar lean-faced s.
Dilbilim
dar close s.
dar covered s.
Tiyatro
dar restrained s.
Eski Kullanım
dar strict s.

"dar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
dar elbise tight dress i.
dar görüşlü closed-minded s.
dar görüşlü narrow-minded s.
Genel
dar pantolon trews i.
dar geçit bottleneck i.
dar yol gangway i.
dar geçit defile i.
kaya üzerinde yukarı doğru yükselen dar ve derin oluk chimbly i.
dar pervaz reglet i.
dar film small film i.
dar tepe drumlin i.
dar boğaz narrows i.
dar kurtulma close call i.
dar ve uzunca şey sliver i.
dar boğaz defile i.
dar anlamlı bir sözcüğün geniş anlamda kullanılması synecdoche i.
dar gün rainy day i.
dar ve derin vadi ravine i.
ağzı dar, çift kulplu yuvarlak şişe (eski roma'da) ampulla i.
dar görüşlülük illiberality i.
dar görüşlülük purblindness i.
dar hat narrow gauge i.
dar dağ geçidi pass i.
iki devlet arasındaki dar toprak parçası corridor i.
dar yol alley i.
dar boğaz chasm i.
alt tarafı dar eteklik hobble skirt i.
dar sokak alley i.
ileri doğru uzanan dar kara parçası panhandle i.
dar ve uzun açıklık slot i.
dar boyunlu küçük şişe flask i.
dar aralık slit i.
iki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu strait i.
dar yol pass i.
dar yol lane i.
ingilizce'de özellikle kırsal kesimlerdeki dar sokak veya patikalara verilen isim lane i.
dar sokak court i.
alçak basınçlı dar ve uzun hava sahası low pressure trough i.
dar görüşlülük insularity i.
dar ve uzun yiv slot i.
dar geçit throat i.
uzun ve dar parça strip i.
dar vakit urgent moment i.
şişede ağza yakın dar bölüm strait i.
iki kıyı arasındaki dar ve derin deniz canal i.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı kimse (cinsel konularda) prude i.
sırtın en dar kısmı the small of the back i.
dar geçit lane i.
özellikle kuzeybatı ispanya'da akarsu vadilerinin sular altında kalmasıyla oluşan dar ve uzun koylar ria i.
dar boğaz narrow pass i.
dar kafalılık bigotry i.
dar görüşlü ve aşırı ahlakçı olma (cinsel konularda) prudery i.
dar geçit constriction i.
dar üçgen acute triangle i.
dar yol alleyway i.
bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit corridor i.
dar görüşlü öğretmen pedagogue i.
geçmeye yarayan dar ve uzun aralık corridor i.
dar sokak lane i.
özellikle ağaçlar arasından uzun ve dar manzara vista i.
dar ve kısa yelek jerkin i.
uzun ve dar delik slit i.
dar görüşlülük dimsightedness i.
dar görüşlü kimse bigot i.
dar açı acute angle i.
dar film narrow film i.
uzun ve dar kesik slit i.
sırıkla hareket ettirilen dar sandal punt i.
35 mm'lik veya daha dar bir film kullanan fotoğraf makinesi miniature camera i.
dar ve derin dağ geçidi notch i.
dar geçit narrow i.
dar kanal gat i.
üstü dar altı geniş elbise dirndl i.
dar grupçuluk turfism i.
büyük kiliselerin binanın diğer kısımlarından yüksekçe olan uzun ve dar orta kısmı (mimari) nave i.
dar mekan narrow space i.
dar mekan narrow place i.
evler arasındaki dar yol snicket i.
dar bakış açısı narrow point of view i.
dar viraj tight bend i.
dar kapsam limited scope i.
dar kapsam narrow scope i.
dar tahta batten i.
dar ve derin koyak ravine i.
dar alan confined space i.
dar uzun geçit corridor i.
dar gelirli kimse low-incomer i.
dar gelirliler low-incomers i.
dar bayan ceketi hug-me-tight i.
dar gelirli aileler low-income families i.
dar hat narrow-gauge line i.
dar geçit gut i.
dar boğaz bottleneck i.
özellikle ingiltere'nin wight ve dorset adalarında, derin ve dar vadilere verilen isim chine i.
(dar) dağ geçidi notch i.
dar gelir low income i.
dar gelirliye umut kapısı a touch of hope for low-incomers i.
dar gelirliye umut kapısı a beacon of hope for low-incomers i.
dar gelirliye umut kapısı bridge of hope for low-incomers i.
dar yorum literal interpretation i.
dar pantolon tight pants i.
dar anlam narrow sense i.
dar boxer şort tight boxers i.
dar boxer şort boxer briefs i.
dar boxer şort boxerbriefs i.
dar vajina tight vagina i.
dar kanatlar narrow wings i.
dar köprü catwalk i.
dar ve kısa manto coatee i.
dar yol defile i.
dar elbise sheath dress i.
dar pantolonlar tight pants i.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi longhouse i.
nispeten dar ve tek odalı uzun yerleşim birimi long house i.
dar gelirli aileler families with low income i.
dar kot pantolon tight fitting jeans i.
dar aralık narrow range i.
dar arazi strip i.
dar pantolon tight trousers i.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai suit i.
tüm vücudu kaplayan dar kıyafet zentai i.
dar görüşlülük parochialism i.
dar görüşlü, orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olan kendini beğenmiş kimse babbitt i.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbittry i.
orta sınıf değerlerine ve materyalizme bilinçsizce bağlı olarak oluşan dar görüşlülük babbitry i.
halatın büküldüğü uzun ve dar yapı ropewalk i.
dar ve ince parça label [obsolete] i.
ağır bacakları olan dar ve uzun yemek masası refectory table i.
dar boyunlu küçük ve yuvarlak şişe lagena i.
dar sokak chare [dialect] i.
dar gelirlilerin yararlandığı ücretsiz veya indirimli sağlık hizmeti charity care i.
bir yarda uzunluğunda dar bira bardağı yard of ale i.
bir yarda uzunluğunda dar bardakta içilen bira yard of ale i.
dar yol laneway [canada] i.
dar kasalı yuvarlak bir tür sarkaçlı saat banjo clock i.
küçük ve dar sokak way i.
dar eteğin arkasındaki etek ucu çizgisine kadar çıkan plikaşe kick pleat i.
keskin ve dar kenar knife-edge i.
hanedan armasında gayrimeşruluğu gösteren kısa ve dar eğri batton i.
çok dar kenar eyelash i.
dar ve düz bir organ eyebrow i.
kürek veya mahmuzun ucundaki dar bıçak ağzı languet i.
uzun, ince ve dar yapılı kimse lath i.
uzun, ince ve dar olan şey lath i.
abd'nin küçük kasabalarında yaşayan dar görüşlü veya maddiyatçı halk main street i.
dar kenar hair i.
dar oyuntulu köşebent quirk bead i.
dar oyuntulu köşebent bead and quirk i.
amerikan tazısı gibi bazı köpeklere özgü uzun dar kapalı ayak harefoot i.
dar sokak mews i.