| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | gorge i. | vadi | ||
|
I tripped on a stone, and if he hadn't caught me, I would have fallen into the gorge. Bir taşa takıldım ve eğer beni yakalamasaydı, vadiye düşecektim. More Sentences |
||||
| Genel | gorge i. | mide | ||
|
When he felt her gorge rise, Victor stormed out of the room. Kadının midesinin ağzına geldiğini hissettiğinde Victor hışımla odadan çıktı. More Sentences |
||||
| Genel | gorge i. | kanyonun dik ve dar bölümü | ||
|
The goat disappeared after arriving in the gorge. Keçi, kanyonun dik ve dar bölümüne vardıktan sonra ortadan kayboldu. More Sentences |
||||
| Genel | gorge f. | tıkınmak | ||
|
The pup gorged himself on puppy food until he was bloated. Yavru köpek, köpek mamasıyla şişinceye kadar tıkınmış. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | gorge f. | tıkınmak | ||
|
The pup gorged himself on puppy food until he was bloated. Yavru köpek, köpek mamasıyla şişinceye kadar tıkınmış. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | gorge i. | dar | ||
| Genel | gorge i. | boğaz | ||
| Genel | gorge i. | geçit | ||
| Genel | gorge i. | koyak | ||
| Genel | gorge i. | oburluk | ||
| Genel | gorge i. | gırtlak | ||
| Genel | gorge i. | tiksinti | ||
| Genel | gorge i. | şahin kursağı | ||
| Genel | gorge i. | ağız | ||
| Genel | gorge i. | ümük | ||
| Genel | gorge i. | tam öğün | ||
| Genel | gorge i. | çok miktarda yiyecek | ||
| Genel | gorge i. | etrafında yalçın kayaların yükseldiği dar ve derin vadi | ||
| Genel | gorge i. | yalçın ve dar kanyon | ||
| Genel | gorge i. | geçidi veya kanalı tıkayan birikmiş malzeme | ||
| Genel | gorge i. | kitle | ||
| Genel | gorge i. | midedekiler | ||
| Genel | gorge i. | yutulan şey | ||
| Genel | gorge f. | yemek atıştırmak | ||
| Genel | gorge f. | tıkanmak | ||
| Genel | gorge f. | tıka basa yemek | ||
| Genel | gorge f. | atıştırmak | ||
| Genel | gorge f. | doldurmak | ||
| Genel | gorge f. | tıkamak | ||
| Genel | gorge f. | (şahin) kursağı dolana kadar yemek | ||
| Genel | gorge s. | göz kamaştırıcı | ||
| Genel | gorge N. | dar vadi | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | gorge f. | çok yemek yemek | ||
| Konuşma Dili | gorge f. | domuz gibi yemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | gorge i. | oluk | ||
| Teknik | gorge i. | yiv | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | gorge i. | mont veya ceketin önünde yakadaki kat yerinin oluşturduğu çizgi | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | gorge i. | istihkam yapısının girişi | ||
| İnşaat | gorge i. | bazı sütunlarda gövdenin çevresini saran şerit veya silme | ||
| İnşaat | gorge i. | çukur silme | ||
| İnşaat | gorge i. | oyuk pervaz | ||
| İnşaat | gorge i. | suyu taşıması için harpuştanın altında yer alan küçük oluk | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | gorge i. | yemek borusu | ||
| Balıkçılık | ||||
| Balıkçılık | gorge i. | olta kancası yerine kullanılmış ilkel bir tür alet | ||
| Argo | ||||
| Argo | gorge i. | iki dağ arasındaki boğaz | ||