stringent - Türkçe İngilizce Sözlük

stringent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

stringent — Definition

Anlamı ve Tanımı:
katı, sıkı, sert
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈstrɪndʒənt/ – BrE /ˈstrɪndʒənt/)
Terim Türü:
Sıfat: stringent
Kuralların veya koşulların esneklik tanımayacak ölçüde uygulanmasını niteleyen sıfattır. Latince stringere kökü, sıkma ve daraltma fikrini normatif dile taşır.
Eş Anlamlılar:
rigorous, strict
Zıt Anlamlılar:
lax, permissive

"stringent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 22 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
stringent s. sıkı
Stringent economic reforms have worsened the poor living standard of the country.
Sıkı ekonomik reformlar ülkenin kötü yaşam standartlarını daha da kötüleştirdi.

More Sentences
Genel
stringent s. katı
The criteria for inclusion on the EMAS register are very stringent.
EMAS kayıtlarına dahil edilme kriterleri çok katıdır.

More Sentences
stringent s. uyulması zorunlu
The government is planning to bring stringent emission regulations.
Hükümet uyulması zorunlu emisyon düzenlemeleri getirmeyi planlıyor.

More Sentences
stringent s. katı
The criteria for inclusion on the EMAS register are very stringent.
EMAS kayıtlarına dahil edilme kriterleri çok katıdır.

More Sentences
Teknik
stringent s. sıkı
Stringent economic reforms have worsened the poor living standard of the country.
Sıkı ekonomik reformlar ülkenin kötü yaşam standartlarını daha da kötüleştirdi.

More Sentences
Genel
stringent s. sıkıca
stringent s. müşkül
stringent s. kati
stringent s. bağlayıcı
stringent s. zorlu
stringent s. yeğin
stringent s. zorlayıcı
stringent s. zor
stringent s. dar
stringent s. uyulması gereken
stringent s. para sıkıntısı çeken
stringent s. kesin
stringent s. sert
Siyasal
stringent s. para darlığı bulunan
stringent s. sıkı para politikası uygulayan
Teknik
stringent s. sert
stringent s. şiddetli

"stringent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
stringent measures i. sıkı önlemler
stringent measures i. kesin önlemler
stringent measures i. sert önlemler
take stringent precautions f. sıkı önlemler almak
take stringent precautions f. sert önlemler almak
Ticaret/Ekonomi
stringent measures i. sıkı önlemler
Siyasal
stringent measure i. zecri tedbir
no less stringent s. daha az sıkı olmayan
Teknik
stringent quality assurance procedures i. sıkı nitelik güvence yordamları
İstatistik
most stringent test i. en sıkı sınama
Çevre
less stringent objective i. daha düşük hedef