gut - Türkçe İngilizce Sözlük

gut

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

gut — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bağırsak, içgüdü
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡʌt/ – BrE /ɡʌt/)
Terim Türü:
İsim: gut (guts); Fiil: gut (guts – gutted – gutting)
Sindirim sisteminin bir bölümünü veya mecazda sezgisel hissi tanımlamakta olan sözcüktür; biyolojik yapı ile içsel karar mekanizmasını birleştirir. Eski İngilizce gut kökeni, iç organ fikrinin duygu metaforuna dönüşmesini gösterir.
Eş Anlamlılar:
intestine, instinct
Zıt Anlamlılar:
logic

"gut" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 58 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
gut i. bağırsak
The thriller was full of blood and guts.
Gerilim filmi kan ve bağırsaklarla doluydu.

More Sentences
Genel
gut i. mide
A poor diet could cause inflammation in the gut.
Kötü beslenme mide iltihabına neden olabilir.

More Sentences
gut f. temizlemek
Tom showed Mary how to gut a fish.
Tom Mary'ye bir balığı nasıl temizleyeceğini gösterdi.

More Sentences
gut f. içini temizlemek
You gut the fish, and I'll start the fire.
Sen balıkların içini temizle, ben de ateşi yakayım.

More Sentences
gut f. temelini yok etmek
The team will be absolutely gutted if he leaves.
Eğer o ayrılırsa takım kesinlikle temelinden yok olur.

More Sentences
gut f. yakıp kül etmek
The whole flat was gutted by the fire.
Yangında tüm daire yanarak kül olmuş.

More Sentences
Konuşma Dili
gut i. göbek
He was quite proud of his beer gut.
Bira göbeğiyle oldukça gurur duyuyordu.

More Sentences
Medikal
gut i. bağırsak
The thriller was full of blood and guts.
Gerilim filmi kan ve bağırsaklarla doluydu.

More Sentences
Genel
gut i. yağma etme
gut i. misina
gut i. geçit
gut i. şerit
gut i. kiriş
gut i. boğaz
gut i. dar geçit
gut i. hayvan bağırsağından yapılan sert tel
gut i. embriyonik sindirim borusu
gut i. hayvan bağırsağından yapılan sert tel
gut i. (klasik) gitar teli
gut f. içini çıkarmak
gut f. içini tahrip etmek
gut f. bağırsaklarını çıkarmak
gut f. (daire vs) içini yakmak/tahrip etmek
gut f. içini boşaltmak
gut f. (kitabın) önemli bölümlerini çıkarmak
gut f. (aşındırarak) delikler oluşturmak
gut f. (makalenin) özetini çıkarmak
gut f. tahrip etmek
gut f. önemli bölümlerini çıkarmak
gut s. ciddi
gut s. içgüdüsel
gut s. ateşli
gut s. önemli
gut s. içten
gut s. coşkulu
gut s. içten gelen
gut s. güçlü etkisi olan
gut s. doğrudan sonucu olan
gut s. hayvan bağırsağından yapılmış
gut N. içgüdü
Konuşma Dili
gut i. cesaret
gut i. kolay ders
gut s. temel
gut s. hayati
gut s. esas
gut s. ana
gut s. kolay
Otomotiv
gut f. hafifletmek
gut f. otomobilin içini boşaltmak
gut f. susturucuyu boşaltmak
gut f. soymak
Denizcilik
gut i. dar geçit ya da su hareketiyle oluşan kanal
Biyokimya
gut i. koza yapmaya hazırlanan ipek böceklerinden elde edilen sıvı ipek kesesi
Arıcılık
gut i. sindirim kanalı
Spor
gut i. oyun sahalarının orta ve boylamasına kısmı
gut i. oyun sahalarının orta ve boylamasına kısmında oynayanlar
Argo
gut i. derinden gelen his
gut i. içgüdüsel tepki

"gut" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
gut gout i.
Choices you make in your everyday life may increase your risk of gout.
Günlük yaşamınızda yaptığınız seçimler gut riskinizi artırabilir.

More Sentences
Medikal
gut gout i.
Choices you make in your everyday life may increase your risk of gout.
Günlük yaşamınızda yaptığınız seçimler gut riskinizi artırabilir.

More Sentences
Genel
gut podagra i.
gut goutiness i.

"gut" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
gut feeling i. içgüdüsel duygu
blind gut i. körbağırsak
beer gut i. bira göbeği
gut instinct i. içinden gelen his
gut instinct i. iç sezi
gut instinct i. içgüdü
gut wall i. bağırsak duvarı
gut punch i. mideye atılan yumruk
gully gut [obsolete] i. obur
gully gut [obsolete] i. açgözlü
gut check [us] i. cesaret, karakter veya kararlılık testi
gut issue i. güçlü duygusal tepkilere neden olan konu
gut reaction i. içsel tepki
gut out f. içini boşaltma sürecinde çıkarmak
gut out f. söndürmek
gut out f. oluk açıp dışarı çıkmak
gut-wrenching s. yürek burkucu
gut-wrenching s. yürek burkan
gut-wrenching s. içler acısı
gut-wrenching s. yürek sızlatan
gut-churning s. korkunç
gut-wrenching s. katlanması zor
gut-wrenching s. iğrenç
gut-churning s. iğrenç
gut-churning s. sinir bozucu
gut-wrenching s. mide bulandırıcı
gut-wrenching s. yürek parçalayıcı
gut-wrenching s. sarsıcı
gut-wrenchingly zf. yürek burkarak
gut-wrenchingly zf. yürekleri sızlatarak
Öbek Fiiller
gut out f. dişini sıkmak
gut out f. göğüs germek
gut out f. dayanmak
gut out f. katlanmak
İfadeler
my gut tells me expr. içimden bir ses diyor ki
my gut tells me that expr. içimden bir ses diyor ki
Konuşma Dili
gut call i. düşünceler yerine hislere dayanan karar
gut factor i. bir kararı etkileyen öznel ve duygusal unsur
gut-bucket i. metal leğenden/kaptan yapılan ve folk müzikte kullanılan yaylı bir çalgı
gut-bucket i. doğaçlama/içinden geldiği gibi söylenen caz veya blues
gut check i. durup gözden geçirme
gut check i. şapkayı önüne koyup düşünme
gut check i. durup düşünme
gut truck i. seyyar mutfak
gut truck i. arkasında kurulan mutfakta yiyecek yapıp satılan araç
bust a gut f. göbeğini çatlatmak
gut-busting s. göbek eriten
gut-busting s. karın bölgesine yönelik
gut-busting s. (iş) zor
gut-busting s. insanın bağırsaklarını/midesini bozan
gut-busting s. insanın belini kıran
gut-busting s. (iş) yorucu
gut-busting s. karnı yok etmeye yönelik
gut-busting s. (iş) zorlu
gut-busting s. (iş) ağır
gut-busting s. göbek eritmeye yönelik
gut-foundered [obsolete] s. midesi kazınan
gut-foundered [obsolete] s. çok aç
gut-foundered [obsolete] s. kurt gibi aç
Deyim
gut response i. içimden bir ses
gut reaction i. içimden bir ses
a gut feeling i. içinden bir ses
a gut reaction i. içten gelen tepki
a gut feeling i. bir his
a gut feeling i. bir önsezi
a gut reaction i. içgüdüsel reaksiyon/tepki
a gut feeling i. içgüdüsel bir duygu
gut reaction (to something) i. (bir şeye karşı) o anda verilen cevap/tepki
gut reaction to (something) i. (bir şeye) karşı içten gelen tepki
gut reaction to (something) i. (bir şeye) verilen içgüdüsel reaksiyon/tepki
gut reaction (to something) i. (bir şeye karşı) düşünmeden/anında verilen tepki/cevap
gut reaction (to something) i. (bir şeye karşı) anlık verilen cevap/tepki
jumble-gut lane [obsolete] i. yamru yumru yol
jumble-gut lane [obsolete] i. inişli çıkışlı yol
jumble-gut lane [obsolete] i. engebeli/bozuk yol
jumble-gut lane [obsolete] i. eğri büğrü yol
jumble-gut lane [obsolete] i. tümsekli çukurlu yol
bust a gut f. tüm yolları denemek
bust a gut f. elinden geleni yapmak
bust a gut f. çok çaba harcamak
bust a gut f. çok çalışmak
bust a gut f. büyük güç harcamak
bust a gut f. bütün gücünü harcamak
go with one's gut f. içgüdüleriyle hareket etmek
go with one's gut f. içindeki sese kulak vermek
go with gut f. önsezilerine güvenmek
go with gut f. önsezileriyle hareket etmek
gut it out f. göğüs germek
gut it out f. dişini sıkmak
gut feeling expr. içimden bir ses
Konuşma
my gut tells me expr. içimden bir ses
my gut tells me that expr. içimden bir ses
what does your gut tell you? expr. içgüdülerin ne diyor?
Sanayi
silkworm gut i. ipek böceklerinin ipçik üreten bezlerinden elde edilen ve olta ipi yapımında kullanılan madde
Medikal
gut associated lymphoid tissue i. bağırsakla ilişkili lenfoid doku
blind gut i. körbağırsak
gut-associated lymphoid tissue i. bağırsakla ilişkili lenfoid doku
galt (gut-associated lymphoid tissue) i. bağırsak ile ilişkili lenfoid doku
leaky gut syndrome i. sızıntılı bağırsak sendromu
gut flora i. bağırsak florası
gut-brain axis i. bağırsak-beyin ekseni
leaky gut i. geçirgen bağırsak sendromu
gut lumen i. bağırsak lümeni
gut microbiota i. bağırsak florası
Patoloji
gut-rot i. mide bozulması
gut-rot i. mide fesadı
Mutfak
gut-rot i. kötü içki
gut-rot i. kalitesiz yiyecek
Fizik
gut (grand unified theory) kısalt. büyük birleşik kuram
gut (grand unification theory) kısalt. büyük birleşim kuramı
Biyoloji
gut bacteria i. bağırsak bakterileri
Müzik
gut string guitar i. klasik gitar
Argo
a gut-bucket i. yağ tulumu
gut buster i. çok komik espiri
blubber gut i. tombik
blubber gut i. duba
blubber gut i. fıçı
blubber gut i. tombalak
blubber gut i. şişko
blubber gut i. yağ tulumu
gut-bucket i. bok çuvalı
gut-bucket i. fıçı
gut-bucket i. götlü göbekli
gut-bucket i. bidon
gut-bucket i. yağ tulumu
gut-bucket i. dobişko
gut-bucket i. şişko
greedy-gut i. obur
gut course i. kolay ders
gut course i. geçmesi kolay ders
gut class i. eften püften ders
gut class i. basit ders
gut course i. okuldaki kolay bir ders
gut course i. basit ders
gut class i. geçmesi kolay ders
gut course i. kolay ders
gut course i. eften püften ders
gut class i. kolay ders
gut class i. okuldaki kolay bir ders
bust a gut f. kahkahalara boğulmak
split a gut f. kahkahalara boğulmak
bust a gut f. kıçını yırtmak
bust a gut laughing f. kahkahayı basmak
bust a gut f. kahkahayı basmak
split a gut f. kahkahayı basmak
bust a gut laughing f. kahkahalara boğulmak
split a gut f. kıçını yırtmak
bust a gut f. çileden çıkmak
bust (one's) gut f. çok çabalamak
bust a gut (to do something) f. (bir şey yapmak için) çok çabalamak