kolay - Türkçe İngilizce Sözlük

kolay

"kolay" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kolay easy s.
The soldiers on the streets are an easy target for terrorists.
Sokaklardaki askerler teröristler için kolay bir hedeftir.

More Sentences
Genel
kolay snap s.
It's a snap once you get the hang of it.
Alıştıktan sonra çok kolay.

More Sentences
kolay straightforward s.
It is relatively straightforward to poison water.
Suyu zehirlemek nispeten kolaydır.

More Sentences
kolay easier s.
In Berlin, the precaution was taken of creating a margin in order to make enlargement possible and easier.
Berlin'de, genişlemeyi mümkün ve kolay kılmak için bir marj oluşturma önlemi alınmıştır.

More Sentences
kolay simple s.
Then it might be simpler for you to address your comments to him directly, right now.
O zaman yorumlarınızı doğrudan kendisine yöneltmeniz daha kolay olabilir.

More Sentences
kolay easy s.
The soldiers on the streets are an easy target for terrorists.
Sokaklardaki askerler teröristler için kolay bir hedeftir.

More Sentences
kolay hands down s.
I won hands down.
Kolayca kazandım.

More Sentences
kolay laborless i.
kolay ready s.
kolay effortless s.
kolay unlabored s.
kolay elementary s.
kolay facile s.
kolay sweet s.
kolay unlaboured s.
kolay smooth s.
kolay flowing s.
kolay downhill s.
kolay uncomplicated s.
kolay cushy s.
kolay like smoke s.
kolay open-and-shut s.
kolay eath [scottish] s.
kolay unexacting s.
kolay unformidable s.
kolay unlaborious s.
kolay unlabouring s.
kolay ethe [obsolete] s.
kolay hands-down s.
kolay royal s.
kolay scratch s.
kolay soft s.
kolay ez (easy) kısalt.
Konuşma Dili
kolay no-brainer i.
kolay fuss-free s.
kolay handy-dandy s.
kolay gut s.
Deyim
kolay (all) beer and skittles s.
kolay in a walk expr.
Argo
kolay mickey mouse i.
kolay mick s.
İngiliz Argosu
kolay nimps i.
kolay putzy s.
kolay putsy s.

"kolay" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kolay kırılabilen delicate s.
kolay etkilenir impressionable s.
çok kolay very easy s.
kolay hatırlanan catchy s.
hatırlaması kolay catchy s.
kolay anımsanan catchy s.
Genel
çok kolay şey cinch i.
kolay anlaşılırlık pellucidness i.
kolay kazanılmış para easy money i.
kolay kazanılıp kolay harcanılan para easy money i.
kolay iş snap i.
çok kolay iş child's play i.
aldatması kolay kimse cully i.
kolay iş picnic i.
kolay anlaşılırlık pellucidity i.
kolay pes eden quitter i.
kolay iş sitter i.
kolay iş cushy job i.
çok kolay şey doddle i.
kolay iş child's play i.
kolay hesaplama soft computing i.
kolay kazanılan başarı walkover i.
kolay galibiyet walkover i.
çok kolay bir şey a piece of cake i.
kolay kırılma fragility i.
kolay kırılma frailty i.
kolay karışabilirlik miscibility i.
kolay kırılırlık fragility i.
kolay kazanılmış başarı walkaway i.
kolay iş snip i.
çok kolay piece of cake i.
kolay para easy money i.
kolay heyecana kapılma excitableness i.
kolay tutuşan madde combustible i.
çok kolay iş snap i.
kolay kazanç gravy i.
kolay ve iyi maaşlı bir iş sinecure i.
kolay ufalanabilirlik friability i.
para kolay kazanılmıyor money doesn't grow on trees i.
işin sağlıklı ve kolay takibi proper and easy monitoring of work i.
kolay anlaşılabilirlik lucidity i.
kolay iş shade i.
kullanımı kolay sistem veya prosedür user friendly i.
kolay av sitter i.
kolay aldatılma gullibility i.
tüylerin kolay yolunabilmesi için yapılan ön işlem calding i.
kolay kazanılan şey snip i.
kolay okunan hafif kitaplar light literature i.
kolay iş cinch i.
kolay şey jam i.
kolay iş duck soup i.
kolay heyecana kapılma excitability i.
kolay yatıştırılma placability i.
kolay bozulabilen gıda maddeleri perishables i.
kolay etkilenme impressibility i.
kolay etkilenme impressionability i.
çok kolay child's play i.
kolay iş easy task i.
çok kolay easy task i.
kolay iş bit of cake i.
kolay iş simple job i.
kolay iş piece of cake i.
çok kolay bit of cake i.
çok kolay slice of cake i.
çok kolay simple job i.
kolay iş slice of cake i.
kolay av sitting ducks i.
kolay hedef sitting ducks i.
kolay sinirlenen kimse hot-tempered person i.
kolay öğrenemeyen kimse dunce i.
kolay iş plain work i.
kolay zafer walkover i.
kolay zafer runaway i.
kolay zafer an easy victory i.
bir işi yapmanın kolay yolu easy way of doing something i.
kolay zafer easy victory i.
kolay seçenek easy option i.
kolay kazanılmış para easily earned money i.
kolay kazanılmış para easily gotten money i.
kolay soru easy question i.
kolay soru softball question i.
en kolay yol the easiest way i.
kolay zafer blowout i.
kolay galibiyet easy victory i.
kolay galibiyet blowout i.
kolay bulunabilme accessibility i.
kolay elde edilen başarı cheap victory i.
kolay görev easy task i.
kolay zafer blow-out i.
kolay galibiyet blow-out i.
kolay görev light task i.
kolay iş light task i.
(kanada) eğitim kurumunda kolay olduğu düşünülen ders bird course i.
anlaşılması ve dinlenmesi kolay müzik accessible music i.
kolay ulaşım easy access i.
kolay erişim easy access i.
kolay seçenek soft option i.
kolay ipuçları handy tips i.
kullanımı kolay ipuçları handy tips i.
kolay endişelenen kimse alarming person i.
kolay ulaşılabilir durum örneklemesi convenience sampling i.
kültürel araçlar vasıtasıyla kolayca yayılan, özellikle çocukları ve kolay etkilenen insanları etkileyen yaygın bir düşünce ya da düşünce şekli meme i.
saf ve kolay kanan kimse babe i.
çözümü kolay sorun banana problem i.
kolay açma şeridi tearstrip i.
kolay bulunmaz fırsat catch i.
delinmesi veya kesilmesi kolay olan ve üzerine çakılan çivileri tutacak, çok gözenekli toprak çanak çömlek terra-cotta lumber i.
kolay yol the high road i.
kolay etki altına giren kimse toy i.
kolay anlaşılır olma translucency i.
kolay anlaşılır olma translucence i.
kolay biçim değiştirme elasticity i.
kolay ve kesintisiz ilerleme easy going i.
kolay ve engelsiz gidişat easy going i.
cevabı kolay olan bir soru diamond ball i.
cevabı kolay olan bir soru softball i.
kolay etkilenmeme unsusceptibility i.
kolay kandırılan kimse john i.
kolay lokma john i.
kolay anlaşılırlık limpidness i.
kolay anlaşılma literateness i.
kolay eğilip bükülebilme lithesomeness i.
ucu sürtünme ile tutuşan yanıcı bir karışımla kaplanmış tahtadan veya kolay tutuşan başka bir malzemeden elde edilen kısa ve ince parça match i.
kolay yönetilebilme maneuverability i.
kolay anlaşılırlık lucidity i.
çok kolay görev bludge i.
kolay iş bludge i.
aktarımın kolay veya güvenli olması için basılı malzemenin nokta boyutuna indirgenmiş fotografik çoğaltımı microdot i.
kolay dil easy language i.
kolay zafer breeze i.
kolay yol high road i.
en kolay yol highroad i.
en kolay güzergah highroad i.
kolay elde edilen şey gimme i.
kolay kandırılan kimse chouse [obsolete] i.
yüksek gelir getirip kolay ve risksiz olan meslek veya kazançlı girişim gravy train i.
ince ve kolay algılanmayan argüman kullanımı logic-chopping [uk] i.
çözümü kolay sorun open-and-shut case i.
birden fazla seçenek arasından en kolay olanı option i.
kolay seçenek option i.
kolay etkilenme impressionableness i.
kolay alev alan madde inflammable i.
kolay elde edilen şey pianola i.
uygulaması kolay olan şey pianola i.
kolay para quick buck i.
kolay para fast buck i.
kolay kazanılmış para quick buck i.
kolay yorulma fatigableness i.
kolay ve rahat konum feather-bed i.
kolay, rahat ve iyi maaşlı iş featherbed i.