| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | frailty i. | zaaf | ||
|
Her tendency to lie is her biggest frailty. Yalan söyleme huyu onun en büyük zaafı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | frailty i. | kırılganlık | ||
| Genel | ||||
| Genel | frailty i. | zayıflık (umut/şans vb'nde) | ||
|
Her frailty prevented her from carrying heavy objects. Kadının zayıflığı ağır nesneleri taşımasını engelliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | frailty i. | irade zayıflığı | ||
| Genel | frailty i. | ince ve güçsüz olma | ||
| Genel | frailty i. | zayıflık | ||
| Genel | frailty i. | narinlik | ||
| Genel | frailty i. | kolay kırılma | ||
| Genel | frailty i. | hafif ve kırılgan olma | ||
| Genel | frailty i. | ince ve zayıf nahif olma | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Medikal | ||
| Medikal | frailty process i. | kırılganlık süreci |