ready - Türkçe İngilizce Sözlük

ready

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

ready — Definition

Anlamı ve Tanımı:
hazır, istekli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrɛdi/ – BrE /ˈrɛdi/)
Terim Türü:
Sıfat: ready
Bir eyleme başlamaya uygun olma durumunu niteleyen sıfattır. Eski İngilizce ræde kökünden evrilmiştir. Günlük dil ve operasyonel hazırlık bağlamlarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
prepared
Zıt Anlamlılar:
unready

"ready" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 37 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
ready s. hazır
Diane told me that she doesn't feel ready for marriage.
Diane, bana evliliğe hazır hissetmediğini söyledi.

More Sentences
Genel
ready i. nakit para
Debra can't afford to buy the house, for she doesn't have the readies.
Nakit parası olmadığı için Debra'nın evi satın almaya gücü yetmez.

More Sentences
ready f. hazırlamak
His friends are trying to ready him for the loss of his dog.
Arkadaşları onu köpeğinin öleceği gerçeğine hazırlamaya çalışıyorlar.

More Sentences
ready s. hazırlıklı
If you wish for peace, be ready for war.
Eğer barış istiyorsanız, savaşa hazırlıklı olun.

More Sentences
ready s. istekli
Jerry was always ready to assist us at work.
Jerry iş yerinde bize yardımcı olmaya her zaman çok istekliydi.

More Sentences
ready s. hazır
Diane told me that she doesn't feel ready for marriage.
Diane, bana evliliğe hazır hissetmediğini söyledi.

More Sentences
ready s. hızlı
He is excellent at giving ready answers.
Hızlı cevaplar verme konusunda üstüne yoktur.

More Sentences
ready zf. hazır
Ready-cooked meals are generally high in salt and sugar.
Hazır pişirilmiş yemeklerde genellikle tuz ve şeker oranı yüksektir.

More Sentences
Telekom
ready s. hazır
Diane told me that she doesn't feel ready for marriage.
Diane, bana evliliğe hazır hissetmediğini söyledi.

More Sentences
Genel
ready i. peşin para
ready i. hazır para
ready s. gönüllü
ready s. kolay
ready s. kullanıma hazır
ready s. el altında
ready s. mücehhez
ready s. becerikli
ready s. yetenekli
ready s. amade
ready s. razı
ready s. apiko
ready s. anık
ready s. alesta
ready s. klişeleşmiş
ready s. nakit
ready s. çabuk
ready s. eldeki
ready s. peşin
ready s. tamam
ready s. her günkü
ready s. hazırlop
ready s. müsait
ready s. uygun
ready s. mevcut
ready s. hemen kullanılabilir
ready s. kullanıma hazır
Ticaret/Ekonomi
ready s. likit

"ready" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
get ready f. hazırlanmak
Genel
ready money i. hazır para
the ready i. peşin para
ready money i. peşin para
ready cash i. kasa mevcudu
a ready pen i. iyi yazı yazma yeteneği
ready money i. nakit
ready cash i. nakit
the ready i. nakit
ready cash i. peşin para
the ready i. trinko para
camera ready copy i. baskıya hazır nüsha
make-ready i. baskıya hazırlama
manufacture of ready-made clothes i. konfeksiyon
ready-made clothing sector i. hazır giyim sektörü
ready-made garment i. konfeksiyon
ready-made seller i. konfeksiyoncu
ready-to-wear i. hazır giyim eşyası
getting ready to do business i. iş yapmaya hazır hale gelme
ready-bed i. hazır yatak
a ready pen i. güzel yazı yazma yeteneği
ready-to-wear spectacles i. takmaya hazır gözlükler
getting ready for christmas i. yılbaşına hazırlık/hazırlanma
ready text i. hazır metin
ready to drink i. hazır içecek
ready-made i. satılmak için üretilmiş olup sanatsal özellikler de taşıyan gündelik nesne
get ready for f. hazırlanmak
make ready f. hazırlamak
get the substructure ready f. altyapı kurmak
get ready for f. hazır olmak
get the substructure ready f. altyapı hazırlamak
be ready to burst with anger f. hırsından çatlamak
get ready to do business f. iş yapmaya hazır hale gelmek
get ready do f. kollarını sıvamak
make ready f. hazır hale getirmek
stand ready f. alesta durmak
get the substructure ready f. altyapı oluşturmak
get downry ready f. çeyizini hazırlamak
make ready for f. bir şey için hazırlamak
get ready f. hazır hale gelmek
make ready f. hazır etmek
get ready to do something f. kolları sıvamak
feel ready f. hazır hissetmek
appear ready f. hazır görünmek
look ready f. hazır görünmek
seem ready f. hazır görünmek
stand ready f. hazır bulunmak
be ready for cooperation f. işbirliğine hazır olmak
make ready f. ihzar etmek
keep ready f. hazır bulundurmak
make ready f. hazır kılmak
make ready for f. bir şey için hazırlanmak
be ready f. hazır olmak
pay ready money f. peşin olarak ödemek
be ready for the storm f. fırtınaya hazır olmak
be ready for use f. kullanıma hazır olmak
be ready for use f. kullanıma amade olmak
be ready for change f. değişime hazır olmak
get ready for something f. bir şey için hazırlanmak
get ready for school f. okula hazırlanmak
make ready to do f. yapmaya hazırlanmak
get ready for something f. bir şeye hazırlanmak
be mentally ready f. kafa olarak hazır durumda olmak
be mentally ready f. kafa olarak hazır olmak
get ready for the concert f. konsere hazırlanmak
start to get ready f. hazırlanmaya başlamak
make ready f. baskı için hazır hale getirmek
get ready for the bed f. yatmaya hazırlanmak
ready for sale s. satışa hazır
rough and ready s. aşağı yukarı
ready made s. hazır
rough and ready s. pratik
ready for immediate use s. hemen kullanıma uygun
ready for sale s. satışa hazır duruma getirilmiş
ready to cry s. ağlamaklı
got ready s. hazırlanmış
rough and ready s. işe yarar
ready to start s. şevke hazır
ready to hand s. el altında
ready for use s. kullanıma hazır
ready-to-use s. kullanıma hazır
ready-to-wear s. giymeye hazır
ready-to-wear s. konfeksiyon
ready-to-wear s. hazır (giyim eşyası)
ready-to-wear s. kullanıma hazır
ready-made s. (giysi) hazır
ready-made s. konfeksiyon
ready to serve s. servise hazır
ready for cooperation s. işbirliğine hazır
mentally ready s. kafa olarak hazır
ready for frying s. kızartılmaya hazır
ready-to-drink s. içime hazır
ready for action s. harekete hazır
ready to sleep s. uyumaya hazır
camera-ready s. baskıya hazır
camera-ready s. fotoğraflanmaya hazır (yazı/çizim vs.)
ready-furnished s. eşyalı halde satılan ya da kiralanan (yer)
ready-made s. pratik
ready-made s. amaca uygun
ready-made s. kullanışlı
ready-made s. ihtiyacı karşılayan
ready-made s. basmakalıp
ready-made s. klişeleşmiş
ready-witted s. çabuk kavrayan
ready-witted s. cin gibi
ready-made s. bilindik
ready-witted s. uyanık
ready-to-serve s. servise hazır
ready-made s. kalıplaşmış
all ready s. hep birlikte hazır
at the ready zf. kullanılmaya hazır
at the ready zf. atışa hazır
at the ready zf. hazır durumda
Öbek Fiiller
be/get ready (to do something) f. bir şey yapmaya hazırlanmak
İfadeler
in ready money expr. nakden
ready and waiting expr. hazır ve nazır
birds fly not into our mouth ready roasted expr. armut piş ağzıma düş
Konuşma Dili
dinner's almost ready i. akşam yemeği neredeyse hazır
be more than ready (to do something) f. (bir şeyi yapmaya) hazır olmak
ready up f. hazır olmak
ready up f. hazır etmek
ready up f. tetikte olmak
ready up f. hazırlamak
ready up f. (video oyunlarında) bir sonraki tura hazır hale getirmek/hazırlamak
ready up f. hazır hale getirmek
ready up f. (video oyunlarında) bir sonraki tura hazır olmak
ready to drop s. bitap düşmüş
ready to drop s. düşecek kadar yorgun
rough and ready s. enerjik
rough and ready s. eğitimsiz
rough and ready s. dinç
rough and ready s. kaba saba
rough and ready s. istekli
rough-and-ready s. hazır halde/durumda
rough and ready s. zinde
rough-and-ready s. hazır
ready and willing s. hazır ve istekli
ready and willing s. hazır ve nazır
dinner is ready expr. yemek hazır
cake is ready expr. kek hazır
ready for this? expr. buna hazır mısın?
ready for this? expr. (vereceğim haberi duymaya vb.) hazır mısın?
whenever you're ready expr. hazır olduğunuzda
dinner's almost ready expr. akşam yemeği hazır sayılır
ready steady go expr. yerlerinize . . . hazır . . . başla!
ready-set-go expr. yerlerinize . . . hazır . . . başla!
ready-set-go! expr. hazır ol . . . başla!
ready steady go! expr. hazır ol . . . başla!
ready-aim-fire expr. hazır nişan al ateş
single and ready to mingle expr. bekarım ve ilişkiye açığım