pratik - Türkçe İngilizce Sözlük

pratik

"pratik" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 45 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
pratik practice i.
Attention should be mainly focused on results rather than working practice.
Dikkatler, çalışma pratiğinden ziyade sonuçlara odaklanmalıdır.

More Sentences
pratik practical s.
I found a practical solution to our money problems.
Para sorunlarımıza pratik bir çözüm buldum.

More Sentences
Genel
pratik practice i.
Attention should be mainly focused on results rather than working practice.
Dikkatler, çalışma pratiğinden ziyade sonuçlara odaklanmalıdır.

More Sentences
pratik applied s.
I think it is something that cannot be practically applied or monitored.
Bunun pratikte uygulanamayacak ya da izlenemeyecek bir şey olduğunu düşünüyorum.

More Sentences
pratik convenient s.
The school uniform is convenient because it can be worn for both informal and formal occasions.
Hem resmi hem de gayri resmi durumlarda giyilebildiği için okul üniforması pratiktir.

More Sentences
pratik hands-on s.
She has a hands-on style of management.
Yöneticilik konusunda pratik bir tarzı var.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
pratik practice i.
Attention should be mainly focused on results rather than working practice.
Dikkatler, çalışma pratiğinden ziyade sonuçlara odaklanmalıdır.

More Sentences
Teknik
pratik practical s.
I found a practical solution to our money problems.
Para sorunlarımıza pratik bir çözüm buldum.

More Sentences
Genel
pratik practical experience i.
pratik praxis i.
pratik experience i.
pratik application i.
pratik exercitation i.
pratik run-through i.
pratik practick [obsolete] i.
pratik rough and ready s.
pratik active s.
pratik banausic s.
pratik workaday s.
pratik workable s.
pratik down to earth s.
pratik functional s.
pratik pragmatical s.
pratik businesslike s.
pratik pragmatic s.
pratik no-nonsense s.
pratik utilitarian s.
pratik ready-made s.
pratik applicatory s.
pratik earthy s.
pratik extensional s.
pratik hard-boiled s.
pratik hardheaded s.
pratik meat-and-potatoes s.
pratik clever [uk] s.
pratik practic s.
pratik pullman s.
pratik expedient s.
pratik nifty s.
pratik in- ök.
Sanayi
pratik workaday s.
Teknik
pratik handy s.
Latince
pratik practica i.
pratik practicus s.
pratik practicum s.

"pratik" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
pratik yapmak practise f.
pratik olmayan impractical s.
Genel
pratik olmama impracticability i.
pratik uygulama practical application i.
pratik yapan kimse practitioner i.
pratik olmama impracticality i.
pratik zeka ingenuity i.
pratik iş görme usulü rule of thumb i.
teorik pratik theoretical practice i.
pratik yapma practicing i.
pratik kullanım practical use i.
pratik ingilizce practical english i.
pratik beceri practical skill i.
pratik zeka quick-wit i.
pratik eğitim hands on training i.
pratik amaçlı uygulama practice implementation i.
pratik rehber practical guide i.
pratik yapma practising i.
pratik çalışma practical work i.
pratik ipuçları practical hints i.
pratik kullanım ipuçları practical hints for use i.
pratik amaç practical purpose i.
ideal ya da ahlaki boyutundan ziyade faydacı ve pratik yönü ağır basan realistic i.
genel olarak kabul görmüş pratik kural thumb rule i.
belirli bir konuda pratik bilgi sağlayan öğretici yayın tutorial i.
pratik akıl practical reason i.
pratik olmama unworkability i.
pratik yapma brushup i.
pratik süreci brushup i.
pratik uzlaşma horse trade i.
pratik olmayan şey impracticability i.
pratik olmama impracticableness i.
pratik olmayan şey impracticality i.
pratik zeka ingenie [obsolete] i.
pratik bilgiden ziyade spekülatif ya da teorik bilgiye dayanan bilgelik sapience [obsolete] i.
ön sayfa gibi başlıca sayfalarda birincil önemdeki hikayeleri diğerlerinden ayıran pratik çizgi fold i.
pratik akıl yürütme parsimony i.
pratik olma practicalism i.
hemşirelik bakımında pratik deneyimi olup hemşirelik diploması olmayan kimse practical nurse i.
pratik yapma practic i.
pratik olan şey practicability i.
idealistten ziyade pratik yaklaşan kimse pragmatic i.
pratik giyim ürünü pull-on i.
teori ve pratik arasındaki fark slippage i.
pratik tertibat subtlety i.
pratik zeka practicality i.
pratik yöntem how-to i.
pratik tavsiye ve talimatlar kılavuzu how-to i.
gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek have both one's feet on the ground f.
pratik davranmamak be impractical f.
pratik yapmak dust off f.
pratik kazandırmak give someone practice f.
pratik kazandırmak enable someone to gain hands-on experience f.
pratik ihtiyaçlara ayak uydurmak temporise f.
pratik ihtiyaçlara ayak uydurmak temporize f.
pratik zeka ile uydurmak hatch f.
geliştirirken pratik zekasını kullanmak concoct f.
pratik veya mantıksal yollarla hesaplamak gauge f.
pratik hale getirmek practicalise f.
pratik hale getirmek practicalize f.
pratik yapmak practice f.
pratik zekalı ingenious s.
pratik yapmış practiced s.
pratik olmayan impracticable s.
pratik olmayan unpractical s.
pratik (kimse) practical s.
pratik olmayan unworkable s.
pratik olmayan non-practical s.
pratik yapmış practised s.
beceri, maharet ve pratik zeka içeren tactical s.
pratik olmayan nonpractical s.
pratik olarak uygulanabilir applicate s.
aşırı pratik ultraconvenient s.
aşırı pratik ultrapractical s.
pratik olmayan unbusinesslike s.
pratik zekalı enginous s.
pratik olmayan unpracticable [obsolete] s.
pratik uygulaması az olan lofty s.
pratik olmayan ideal s.
pratik zekalı ingenious [obsolete] s.
etraflıca pratik edilmiş down pat s.
pratik kullanım için tasarlanmış convenience s.
pratik olmayan finespun s.
pratik olmayan romantic s.
pratik değer taşımayan school s.
pratik işlerde usta olan prudent s.
(özellik) pratik olmayan spurious s.
pratik bilgi sahibi street smart s.
pratik bilgi sahibi street-smart s.
pratik tavsiye ve talimatlar içeren how-to s.
pratik olarak applicatively zf.
pratik bir şekilde practically zf.
pratik olarak practically zf.
pratik olarak as a rule of thumb zf.
pratik anlamda in practical terms zf.
pratik ihtiyaçlar doğrultusunda temporisingly zf.
pratik ihtiyaçlar doğrultusunda temporizingly zf.
pratik bir biçimde applicatorily zf.
pratik olarak practicably zf.
pratik bir şekilde practicably zf.
pratik olarak conveniently zf.
pratik bilgi know-how N.
pratik yarar expediency N.
Öbek Fiiller
pratik yapmak go through f.
(bir şey) üzerinde pratik yapmak train on (something) f.
(bir şeyde) pratik yapmak keep up with (something) f.
(bir alanda) pratik yapmak train in (something) f.
İfadeler
pratik anlamda as a practical matter expr.
Atasözü
pratik çözümler teoride kalan çözümlerden daha yararlıdır an ounce of common sense is worth a pound of theory
pratik çözümler teoride kalan çözümlerden daha yararlıdır ounce of common sense is worth a pound of theory
Konuşma Dili
pratik bakış açısı a practical turn of mind i.
pratik düşünce tarzı a practical turn of mind i.
pratik zeka a practical turn of mind i.
pratik kafa yapısı a practical turn of mind i.
pratik zihin a practical turn of mind i.
yürüyüşlere götürülen granola benzeri pratik tatlı atıştırmalık scroggin [new zealand] i.
çok pratik superconvenient s.
pratik olgunlaştırır practice makes perfect expr.
pratik mükemmelleştirir practice makes perfect expr.
pratik, pratik, pratik practice, practice, practice expr.
çok pratik yapmak practice, practice, practice expr.
işin sırrı çok pratik yapmakta practice, practice, practice expr.
Deyim
pratik zeka sharp wit i.
pratik yemek short order i.
pratik yaparak öğrenmek pick up f.
pratik zekalı olmak have a quick mind f.
bir konuda pratik sahibi olmak get (something) down to a science f.
bir konuda pratik sahibi olmak have/get something down to a science f.
bir konuda pratik sahibi olmak have something down to a science f.
gerçekçi ve pratik bir şekilde düşünmek have both feet on the ground f.
pratik (yemekler) short order s.
pratik olmayan in the clouds zf.
hiç pratik olmayan airy-fairy expr.
mantıklı, gerçekçi ve pratik düşünen with both feet on the ground expr.
Ticaret/Ekonomi
pratik kapasite practical capacity i.
pratik uygulamalar practical implications i.
pratik olmayan impractical s.
Hukuk
(dava) özel olarak, pratik amaçlı tartışmak bolt f.
Siyasal
pratik imtihan practical examination i.
Teknik
pratik elastisite limiti practical limit of elasticity i.
pratik uygulamalar practical applications i.
pratik kapasite practical capacity i.
pratik tatbikat practical applications i.
aydınlatmanın pratik birimi foot-candle i.
değişken akımh bir devrede pratik volt-ampere i.
pratik manyetik flüks veya akı birimi volt-second i.
pratik kılavuz practical guidance i.
sanat ve bilimin pratik amaçlara uygulanması technicals i.
acil onarımlar için kullanılan pratik tel veya benzeri araç number eight wire i.
Bilgisayar
pratik eğitim hands on training i.