| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | hands-on s. | uygulamalı | ||
|
Those involved in hands-on work see further ahead than the rest of us. Uygulamalı çalışmalara katılanlar hepimizden daha ileriyi görüyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | hands-on s. | pratik | ||
|
She has a hands-on style of management. Yöneticilik konusunda pratik bir tarzı var. More Sentences |
||||
| Genel | hands-on i. | deneyimli olma | ||
| Genel | hands-on s. | aktif katılımlı | ||
| Genel | hands-on s. | el ile yapılan | ||
| Genel | hands-on s. | dokunma içeren | ||
| Genel | hands-on s. | bir görev veya eylemin gerçekleştirilmesinde aktif rol oynayan yönetici ile ilgili | ||
| Genel | hands-on s. | deneyimli | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | hands-on s. | manuel | ||
| Teknik | hands-on s. | otomatik olmayan | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | hands-on training i. | uygulamalı eğitim |
| Genel | enable someone to gain hands-on experience f. | pratik kazandırmak |
| Ticaret/Ekonomi | ||
| Ticaret/Ekonomi | hands-on review i. | bir ürünün lansmanında yapılan ilk incelemesi |
| Ticaret/Ekonomi | hands-on review i. | bir ürünün tanıtımı esnasında yapılan inceleme |
| Ticaret/Ekonomi | hands-on review i. | ilk inceleme |
| Ticaret/Ekonomi | hands-on review i. | ilk görüş incelemesi |
| Bilişim | ||
| Bilişim | hands-on experience i. | yaparak edinilen deneyim |
| Bilişim | hands-on experience i. | yaparak edinilen deney |
| Bilişim | hands-on experience i. | pratik deneyim |