gravy - Türkçe İngilizce Sözlük

gravy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

gravy — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sos
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈɡreɪvi/ – BrE /ˈɡreɪvi/)
Terim Türü:
İsim: gravy (uncountable)
Et suyundan yapılan yoğun sosu veya mecazda kolay kazancı tanımlayan sözcüktür; mutfak ve argo bağlamları birlikte taşır. Eski Fransızca gravé kökeni, pişirme sırasında oluşan sıvının adlandırılmasına dayanır.
Eş Anlamlılar:
sauce
Zıt Anlamlılar:
dryness

"gravy" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 28 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
gravy i. sos
Would you like some more gravy?
Biraz daha sos alır mıydınız?

More Sentences
gravy i. salça
The potato is served with gravy topping.
Patates salça sosuyla birlikte servis ediliyor.

More Sentences
gravy i. et suyu
I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy.
Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.

More Sentences
Mutfak
gravy i. et suyu
I don't eat meat, shellfish, poultry or gravy.
Ben et, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanları ya da et suyu yemem.

More Sentences
gravy i. salça
The potato is served with gravy topping.
Patates salça sosuyla birlikte servis ediliyor.

More Sentences
gravy i. sos
Would you like some more gravy?
Biraz daha sos alır mıydınız?

More Sentences
Argo
gravy i. mükafat
The money they found upstairs was pure gravy.
Üst katta buldukları para tam bir mükafat oldu.

More Sentences
Genel
gravy i. kolay kazanç
gravy i. etin pişerken saldığı su
gravy i. yemek sosu
Konuşma Dili
gravy i. beklenmedik zenginlik
gravy i. beklenmedik şans
gravy i. gökten gelen refah
gravy i. talih kuşu
Deyim
gravy i. devletkuşu
gravy i. devlet kuşu
Ticaret/Ekonomi
gravy i. avanta
gravy i. kolay kazanılan para
Mutfak
gravy i. etin pişerken saldığı doğal suyu
gravy i. koyu et suyu
gravy i. pişen yemeğin kendi bıraktığı suyu
gravy i. makarna sosu
Argo
gravy i. bonus
gravy i. kolayca elde edilen para/kar
gravy i. kolay para/kar
gravy i. mükemmel
gravy i. harika
gravy i. çok iyi

"gravy" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 99 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
gravy train i. yüksek gelir getirip kolay ve risksiz olan meslek veya kazançlı girişim
get on the gravy train f. köşe dönmek
get on the gravy train f. beleşe konmak
ride the gravy train f. bolluk içinde yaşamak
ride the gravy train f. bolluk içerisinde yaşamak
Konuşma Dili
gravy train i. kolay kazanılmış para
red gravy i. kan
good gravy! exclam. aman tanrım!
(good) gravy! exclam. güzel!
(good) gravy! exclam. iyi!
good gravy! exclam. aman yarabbi!
gravy! exclam. aman yarabbi!
gravy! exclam. iyi!
gravy! exclam. güzel!
gravy! exclam. aman tanrım!
Deyim
the gravy train i. beleşten zengin olma
the rest is gravy i. bu da mükafatı
the rest is gravy i. kısa günün karı
a gravy train i. çok para kazanmanın kolay yolu
a gravy train i. yağlı kapı
a gravy train i. az emek harcayıp çok para kazanılan iş/makam/durum
a gravy train i. uzun vadede kolay yoldan çok para getiren iş/makam/durum
gravy train i. kolay para getiren iş
gravy train i. kolay kazanç sağlayan iş
ride the gravy train f. bir eli yağda bir eli balda olmak
in the gravy f. kolay para kazanıp zengin olmak
get on the gravy train f. işi iş olmak
board the gravy train f. kebap gibi bir işe gelmek
get on the gravy train f. sağlam yere olta atmak
climb on the gravy train f. sağlam yere olta atmak
get on the gravy train f. az emek harcanan ama çok para kazanılan iş/makam/duruma gelmek
get on the gravy train f. turnayı gözünden vurmak
get on the gravy train f. sağlam yere kapak atmak
climb on the gravy train f. turnayı gözünden vurmak
board the gravy train f. işi iş olmak
climb on the gravy train f. işi iş olmak
climb on the gravy train f. az emek harcanan ama çok para kazanılan iş/makam/duruma gelmek
get on the gravy train f. kebap gibi bir işe gelmek
board the gravy train f. sağlam yere kapak atmak
board the gravy train f. az emek harcanan ama çok para kazanılan iş/makam/duruma gelmek
climb on the gravy train f. sağlam yere kapak atmak
climb on the gravy train f. kebap gibi bir işe gelmek
board the gravy train f. turnayı gözünden vurmak
board the gravy train f. sağlam yere olta atmak
be on the gravy train f. mangır kesmek
be on the gravy train f. para kırmak
be on the gravy train f. köşe olmak
be on the gravy train f. beleşe konmak
be on the gravy train f. işleri gıcırında olmak
be on the gravy train f. (kumarda) duman yapmak
be on the gravy train f. turnayı gözünden vurmak
be on the gravy train f. cukkalamak
be on the gravy train f. yükü tutmak
be on the gravy train f. köşeyi dönmek
be on the gravy train f. işleri kebap olmak
have gravy on one’s grits f. zengin olmak
have gravy on one’s grits f. bok gibi parası olmak
stew in (one's) own gravy f. yaptıklarının bedelini ödemek
stew in (one's) own gravy f. ne hali varsa görmek
stew in (one's) own gravy f. kendi haline bırakılmak
stew in (one's) own gravy f. kendi hatasının cezasını çekmek
in the gravy expr. haybeden zengin
in the gravy expr. vurgun zengini
in the gravy expr. havadan para kazanmış
in the gravy expr. şansa zengin olmuş
on the gravy train expr. köşeyi dönmüş
on the gravy train expr. işleri gıcırında
on the gravy train expr. beleşe konmuş
on the gravy train expr. turnayı gözünden vurmuş
on the gravy train expr. köşe olmuş
the rest is (just) gravy expr. gerisi tuzu biberi
the rest is (just) gravy expr. kalan kısmı kolay
the rest is (just) gravy expr. gerisi kolay
the rest is (just) gravy expr. gerisi ek bir mükafat
the rest is (just) gravy expr. gerisi çorap söküğü gibi gelir
the rest is (just) gravy expr. gerisi bonus
the rest is (just) gravy expr. gerisi ekstra
Mutfak
lamb meat balls in gravy i. izmir köftesi
vegetables and meat cubes first fried and then cooked in its own gravy, shaken at intervals i. silkme
pan juice gravy i. etin pişerken saldığı doğal suyu
redeye gravy i. unla kıvamlı hale getirilen pişmiş domuz eti suyuna kahve eklenerek yapılan sos
red-eye gravy i. unla kıvamlı hale getirilen pişmiş domuz eti suyuna kahve eklenerek yapılan sos
gravy boat i. sos kabı
gravy [obsolete] i. genellikle bira ve şarap gibi içeceklerden oluşup içinde deniz ürünleri veya sebzelerin pişirildiği, badem ezmesi ve baharatlarla lezzetlendirilmiş sos
gravy [dialect] i. banılmaya uygun iştah açıcı meyve suyu
gravy holder i. sos servis etmek için kullanılan ve genellikle tekne şeklinde olan tabak
pan gravy i. et suyundan elde edilen akışkan kıvamlı ve baharatlı bir gravy sos
Argo
red gravy [us] i. domates ve sarımsaklı makarna sosu
red gravy [us] i. kreole, haiti ve new orleans mutfağında kullanılan ve domates, kereviz, dolmalık biber, soğan ve sarımsaktan yapılan sos
red gravy [us] i. italyan/italyan-amerikan domates sosu
gravy boat i. küçük bir zümrenin içinde bulunduğu, aşırı kazanç getiren avantajlarla dolu durum
gravy train i. çalışmadan lüks içinde yaşamayı sağlayacak kaynak
have gravy on (one's) grits f. bok gibi parası olmak
have gravy on (one's) grits f. zengin olmak
İngiliz Argosu
man gravy i. sperm
baby gravy i. sperm
Modern Argo
all gravy s. harika
all gravy s. iyi
all gravy s. çok iyi