smooth - Türkçe İngilizce Sözlük

smooth

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

smooth — Definition

Anlamı ve Tanımı:
pürüzsüz, akıcı
Okunuş (IPA):
(AmE /smuːð/ – BrE /smuːð/)
Terim Türü:
Sıfat: smooth
Yüzeyi ya da süreci kesintisiz ve takılmasız biçimde göz önüne getiren durumu betimleyen sıfattır. Eski İngilizce smōþ kökünden evrilmiştir. Fiziksel dokular ve sorunsuz ilerleme anlatımlarında kullanılır

"smooth" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 129 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
smooth s. düz
It's nice to drive on a smooth road.
Düz yolda araba kullanmak güzel.

More Sentences
smooth s. pürüzsüz
Marble countertops are smooth and durable.
Mermer tezgâhlar pürüzsüz ve dayanıklıdır.

More Sentences
smooth s. düzgün
The Green Paper states that the fragmentation of rules has prevented the smooth functioning of the internal market.
Yeşil Kitap, kuralların parçalanmasının iç pazarın düzgün işlemesini engellediğini belirtmektedir.

More Sentences
smooth f. düzlemek
Genel
smooth f. yumuşatmak
I rub with pumice, in order to smooth the back of my feet.
Ayaklarımın arkasını yumuşatmak için ponza taşı ile ovarım.

More Sentences
smooth f. düzleştirmek
Smooth down the surface of the table and apply varnish.
Masanın yüzeyini düzleştirip vernik sürdü.

More Sentences
smooth f. sürmek
He smoothed a generous amount of sunscreen on his nose.
Burnuna bol miktarda güneş kremi sürdü.

More Sentences
smooth s. sakin
I like to put on smooth tunes and relax.
Sakin müzikler açıp rahatlamayı severim.

More Sentences
smooth s. mükemmel
The wall appeared to be smooth and impenetrable.
Duvar mükemmel ve geçilemez gibi görünüyordu.

More Sentences
smooth s. sarsıntısız
The spacecraft made a smooth landing on the Moon.
Uzay aracı Ay'a sarsıntısız bir iniş yaptı.

More Sentences
smooth s. sorunsuz
Regular maintenance ensures low noise and smooth operation.
Düzenli bakım, gürültü düzeyinin düşük ve işletimin sorunsuz olmasını sağlar.

More Sentences
smooth s. pütürsüz
Beat butter on high speed until it's smooth.
Tereyağını pütürsüz oluncaya dek yüksek hızda çırpın.

More Sentences
smooth s. akıcı
Empathy will make you a better smooth talker.
Empati kurmak sizi daha iyi akıcı bir konuşmacı yapacaktır.

More Sentences
smooth s. tatlı
Tom is a smooth talker.
Tom tatlı konuşan biri.

More Sentences
smooth s. düz
It's nice to drive on a smooth road.
Düz yolda araba kullanmak güzel.

More Sentences
smooth s. pürüzsüz
Marble countertops are smooth and durable.
Mermer tezgâhlar pürüzsüz ve dayanıklıdır.

More Sentences
Teknik
smooth f. düzeltmek
Marvin looked in the mirror and smoothed his hair back.
Marvin aynaya baktı ve saçını düzeltti.

More Sentences
smooth s. düz
It's nice to drive on a smooth road.
Düz yolda araba kullanmak güzel.

More Sentences
smooth s. düzgün
The Green Paper states that the fragmentation of rules has prevented the smooth functioning of the internal market.
Yeşil Kitap, kuralların parçalanmasının iç pazarın düzgün işlemesini engellediğini belirtmektedir.

More Sentences
smooth s. pürüzsüz
Marble countertops are smooth and durable.
Mermer tezgâhlar pürüzsüz ve dayanıklıdır.

More Sentences
Tekstil
smooth s. yumuşak
This Columbian coffee has a smooth taste.
Bu Kolombiya kahvesinin yumuşak bir tadı var.

More Sentences
Müzik
smooth s. akıcı
Empathy will make you a better smooth talker.
Empati kurmak sizi daha iyi akıcı bir konuşmacı yapacaktır.

More Sentences
Genel
smooth i. düzeltme
smooth i. düzlük
smooth i. çayır
smooth i. mera
smooth i. otlak
smooth i. ova
smooth i. çayırlık
smooth i. durgun deniz
smooth i. durgun su alanı
smooth i. düzleştirici hareket
smooth i. pürüzsüzlük
smooth i. düzleştirici alet
smooth i. pürüz giderici alet
smooth i. törpü
smooth i. zımpara
smooth f. yatıştırmak
smooth f. sakinleştirmek
smooth f. sistirelemek
smooth f. buruşukluklarını gidermek
smooth f. tesviye etmek
smooth f. sakinleşmek
smooth f. kolaylaşmak
smooth f. kolaylaştırmak
smooth f. düz bir hale getirmek
smooth f. yatıştırmak
smooth f. arayı bulmak
smooth f. teskin etmek
smooth f. (yüzünü) ifadesizleştirmek
smooth f. (yüzünden) ifadeyi silmek
smooth f. (yüzünü) donuklaştırmak
smooth f. yumuşamak
smooth f. pürüzsüzleşmek
smooth f. düzleşmek
smooth s. yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan
smooth s. huzur veren
smooth s. mülayim
smooth s. tüysüz
smooth s. engelsiz
smooth s. telaşsız
smooth s. arızasız
smooth s. tadı hoş olan
smooth s. topaksız
smooth s. cerbezeli
smooth s. kılsız
smooth s. kekre olmayan (içki)
smooth s. müstevi
smooth s. hoş
smooth s. hoş fakat aldatıcı
smooth s. içinde katı parçalar bulunmayan (sıvı)
smooth s. çalkantısız (deniz)
smooth s. yalçın
smooth s. acı olmayan (içki)
smooth s. şık
smooth s. çok hoş ve insanı rahatlatan
smooth s. rahat
smooth s. problemsiz
smooth s. kaygan
smooth s. kolay
smooth s. yalız
smooth s. perdahlı
smooth s. hoş tavırlarıyla insanları kandıran
smooth s. dümdüz
smooth s. daha yumuşak
smooth s. aşınmış
smooth s. sürekli
smooth s. kesintisiz
smooth s. akıp giden
smooth s. akışkan
smooth s. engelsiz
smooth s. kayıp giden
smooth s. kayan
smooth s. durmayan
smooth s. sabit ilerleyen
smooth s. uzman
smooth s. becerikli
smooth s. yetenekli
smooth s. arkadaş canlısı
smooth s. dost canlısı
smooth s. sevecen
smooth s. samimi
smooth s. (hareket) doğal
smooth s. (davranış) rahat
smooth zf. kolayca
smooth zf. pürüzsüzce
smooth zf. yumuşakça
smooth zf. sorunsuzca
Konuşma Dili
smooth s. kılçıksız
Teknik
smooth f. düzelmek
smooth f. (kesikli çizgiyi) düz çizgi haline getirmek
smooth f. (grafiği) düzenli hale getirmek
smooth s. sürtünmesiz
smooth s. (yansıyan yüzey) düzensiz
smooth s. (metal eğe) pürüzsüz uçlu
smooth s. (metal eğe) düz uçlu
Matematik
smooth f. (ifadeyi) sadeleştirmek
smooth s. (eğri) sürekli yapıdaki birinci türev fonksiyonunu gösteren
Biyoloji
smooth s. (bağımsız bakteri zincirleri) yumuşak koloni oluşturan
Dilbilim
smooth f. (ünlü sesi) tek sesli ünlüye dönüştürmek
smooth f. (ünlü sesi) tek seslileştirmek
smooth s. (yunancada sesli harf) yumuşak
smooth s. (patlamalı ünsüz) ötümsüz
Tenis
smooth i. tenis raketinin düz tarafı
İskambil
smooth s. (poker eli) kurtarır durumda olan
smooth s. (poker eli) nispeten iyi
Müzik
smooth s. birbirine bağlı şekilde akıp giden
smooth s. (seslendirmeler) küçük aralıklar ile ilerleyen
Engineering
smooth f. alternatif akım dalgasını çıkarmak

"smooth" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
smooth out f. düzlemek
Genel
thin and smooth leaf i. canfes gibi yaprak
quite smooth i. dümdüz
smooth talking i. düzgün konuşma
smooth surface i. düz zemin
smooth skin i. pürüzsüz cilt
smooth operation i. sorunsuz/düzgün işlem
smooth transition i. yumuşak geçiş
smooth-talker i. tatlı dille istediğini yaptıran kimse
smooth-talker i. ikna yeteneği olan kimse
smooth the way for somebody f. kıyak geçmek
smooth out f. düzeltmek
smooth over f. düzeltmek
smooth down f. yatıştırmak
smooth down f. düzelmek
smooth away f. düzeltmek
rub smooth f. cumbalamak
smooth over f. sürmek (bir şeyi bir yere)
smooth the way f. kolaylaştırmak
become smooth f. düzleşmek
smooth away f. kurtulmak
smooth down f. sakinleşmek
smooth down f. sakinleştirmek
smooth down f. düzeltmek
smooth over f. tatlıya bağlamak
smooth down one's hair f. saçlarını yatırmak
smooth out f. pürüzsüzleştirmek
smooth things over between f. barıştırmak
smooth over f. düzlemek
smooth away f. gidermek
smooth over f. yumuşatmak
become smooth f. düzgünleşmek
be smooth f. düzgün olmak
smooth (down) one's skirt f. eteğini düzeltmek
smooth ruffled feathers f. olumsuz bir duyguyu veya düşünceyi törpülemek
smooth ruffled feathers f. olumsuz bir duyguyu bastırmak
grind until smooth f. pürüzsüz olana dek dövmek/ezmek
smooth-talk f. dalkavuklukla kandırmak
smooth [obsolete] f. cilalamak
smooth-talk f. ikna etmek
smooth [obsolete] f. rafine etmek
smooth-talk f. pohpohlayarak aklını çelmek
smooth-talk f. kanına girmek
smooth [obsolete] f. parlatmak
smooth spoken s. tatlı dilli
as smooth as s. kadar yumuşak
very smooth s. sinekkaydı
smooth spoken s. düzgün konuşan
very smooth s. dümdüz
smooth shaven s. düzgün tıraşlı
smooth-faced s. iki yüzlü
smooth-spoken s. kendini açıkça etkili olarak ifade eden
smooth-faced s. sakalsız
smooth-tongued s. tatlı dilli
smooth-faced s. ikiyüzlü
smooth-tongued s. ikiyüzlü
smooth-chinned s. sakalsız
smooth-faced s. mürai
smooth-tongued s. iki yüzlü
smooth-spoken s. tatlı dilli
smooth-tongued s. baldudaklı
smooth-tongued s. nabza göre şerbet veren
smooth-tongued s. riyakar
extra-smooth s. çok düzgün
as smooth as a baby's butt s. bebek poposu gibi pürüzsüz
as smooth as a baby's butt s. bebek poposu kadar pürüzsüz
smooth for s. için düzgün/düz
smooth-haired s. düz saçlı
satin-smooth s. saten gibi yumuşak ve pürüzsüz
smooth-bodied s. pürüzsüz gövdeli
smooth-bodied s. pürüzsüz vücutlu
smooth-running s. sürtünmeyen
smooth-running s. sürtünmesiz
smooth-running s. sorunsuz çalışan
smooth-skinned s. yumuşak ciltli
smooth-shelled s. parlak kabuklu
smooth-faced s. saten hissi uyandıran
smooth-shelled s. yumuşak kabuklu
smooth-faced s. (özellikle kumaş) yumuşak dokulu
smooth-running s. akıp giden
smooth-skinned s. yüzeyi pürüzsüz
smooth-talking s. tatlı dille ikna eden
smooth-running s. etkili bir şekilde çalışan
smooth-talking s. dilbazlık yapan
smooth-shelled s. pürüzsüz kabuklu
smooth-skinned s. pürüzsüz derili
smooth-faced s. yumuşacık
smooth-talking s. yapmacık ama güzel konuşan
smooth-bodied s. yumuşak gövdeli
smooth-skinned s. yumuşak derili
smooth-faced s. pürüzsüz
Öbek Fiiller
smooth away f. düzleştirmek
smooth out f. gidermek
smooth out f. kolaylaştırmak
smooth back f. buruşukluğunu gidermek
smooth back f. (saçı) arkaya doğru çekmek
smooth back f. geri düzleştirmek
smooth back f. (kırışmış kağıdı) düzlemek
smooth something on f. bir şeyi birinin/bir şeyin yüzeyine/derisine ovarak sürmek
smooth something on f. bir şeyi birinin/bir şeyin yüzeyine/derisine yaymak
smooth something back f. bir şeyi geriye doğru almak/bastırmak
smooth something onto someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin yüzeyine/derisine yaymak
smooth something back f. bir şeyi geriye doğru düzeltmek
smooth something onto someone or something f. bir şeyi birinin/bir şeyin yüzeyine/derisine ovarak sürmek
smooth on f. yüzeyine/derisine ovarak sürmek
smooth on f. yüzeyine/derisine yaymak
smooth onto f. yüzeyine/derisine yaymak
smooth onto f. yüzeyine/derisine ovarak sürmek
İfadeler
smooth seas do not make good sailors expr. dalgasız denizde usta denizci yetişmez
smooth seas don't make good sailors expr. dalgasız denizde usta denizci yetişmez
Atasözü
course of true love never did run smooth gerçek aşkın yolu engebelidir
a smooth sea never made a skillful sailor. çarşaf gibi bir deniz asla mahir bir denizci yetiştirmemiştir
course of true love never did run smooth gerçek aşk düz bir yol izlemez
course of true love never did run smooth gerçek aşkın yolu inişli çıkışlıdır
Konuşma Dili
smooth-shaven s. tam kazınmış (saç)
smooth-shaven s. sıfıra kazınmış (saç)
smooth-shaven s. saçlarını sıfıra vurdurmuş
dead-smooth s. dümdüz
dead-smooth s. çok pürüzsüz
smooth as silk expr. cam gibi pürüzsüz
smooth as glass expr. cam gibi pürüzsüz
Deyim
smooth operator i. çıkarcı
smooth operator i. nabza göre şerbet veren kimse
smooth sailing i. işlerin yolunda gitmesi
smooth sailing i. işlerin sorunsuz ilerlemesi
smooth sailing i. işlerin pürüzsüz gitmesi
smooth sailing i. rahat ve sorunsuz iş
smooth sailing i. basit iş
a smooth tongue i. güçlü ve etkili konuşma
a smooth tongue i. yumuşak dil
a smooth tongue i. kibar konuşma
a smooth tongue i. tatlı dil
a smooth tongue i. ikna edici konuşma
a smooth operator i. istediğini yaptırma konusunda başarılı kimse
a smooth operator i. insanları zekice manipüle ederek/yönlendirerek/ikna ederek başarılı olan kimse
a smooth operator i. insanları yönetme konusunda başarılı kimse
a smooth operator i. iyi insan yöneten kimse
smooth talking i. tatlı dille ikna etme
smooth talking i. ikna edici konuşma
smooth something over f. tatlıya bağlamak
smooth over the cracks f. sümenaltı etmek
smooth over the cracks f. hataları örtmek
smooth over the cracks f. kusurları gizlemek
smooth over the cracks f. hasır altı etmek
smooth over the cracks f. sümen altı etmek
smooth over the cracks f. halının altına süpürmek
take the rough with the smooth f. (zorluğu vb.) oldugu gibi kabul etmek
take the rough with the smooth f. hayatı olduğu gibi kabul etmek
smooth the way for somebody f. birinin önünü açmak
smooth somebody's way f. birinin önünü açmak