hayati - Türkçe İngilizce Sözlük

hayati

"hayati" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 10 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
hayati vital s.
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
Genel
hayati vital s.
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
Medikal
hayati vital s.
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
Genel
hayati life-sustaining s.
hayati overserious s.
hayati core s.
hayati fundamental s.
hayati crucial s.
hayati critical s.
Konuşma Dili
hayati gut s.

"hayati" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 125 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
basit ancak en hayati gerçekler ve ilkeler bare bones i.
hayati önemi olan lynchpin i.
hayati organlar vitals i.
hayati organ vital organ i.
hayati önemi olmayan şeyler nonessentials i.
hayati istatistikler vital statistics i.
hayati bölge vital zone i.
hayati önemi olmayan şey nonessential i.
hayati risk life threat i.
hayati fonksiyon vital function i.
hayati faaliyetler life activities i.
hayati faktör vital factor i.
hayati önem vital importance i.
hayati fonksiyonlar vital functions i.
hayati bir rol a vital role i.
hayati önem taşıyan bölüm vital part i.
hayati önemde kısım vital part i.
hayati parça vital part i.
hayati önemde kısım/bölüm vital part i.
hayati etki vital influence i.
en hayati hedef bileşeni target critical damage point i.
hayati bulgu vital sign i.
en hayati parça jugular i.
en hayati bölüm jugular i.
hayati karar anı crossroads i.
hayati karar anı juncture i.
hayati şekilde yaralayan darbe home thrust i.
hayati kısım heart and soul i.
hayati bölüm core i.
hasta hayati tehlikeyi atlatmış olmak be out of the woods f.
hayati riski atlatmak be in stable condition f.
hayati riski atlatamamak be still in a critical condition f.
hayati riski atlatamamak remain in a critical condition f.
hayati önem taşımak be all important f.
hayati önemde olmak be crucial f.
hayati önem taşımak be of vital importance f.
hayati önemde olmak be of the essence f.
hayati önemde olmak be of vital importance f.
hayati önem taşımak be essential f.
hayati önemde olmak be all important f.
hayati önem taşımak be of the essence f.
hayati önemde olmak be essential f.
hayati önem taşımak be crucial f.
hayati önem taşımak be all-important f.
hayati önemde olmak be all-important f.
hayati önem arzetmek be of vital importance f.
hayati tehlike atlatmak evade a life f.
hayati tehlike atlatmak dodge a life f.
hayati tehlike atlatmak kick a life-threatening situation f.
hayati tehlike atlatmak overcome a life-threatening situation f.
hayati tehlike atlatmak avert a life-threatening danger f.
hayati tehlikesi bulunmak have a risk of death f.
hayati bölümünü çıkarmak eviscerate f.
hayati önem taşıyan vital s.
hayati tehlike oluşturan life-threatening s.
hayati önemi olan fateful s.
hayati tehlike arz eden life-critical s.
hayati tehlike arz eden safety-critical s.
hayati risk içeren life-threatening s.
hayati öneme sahip vital s.
hayati risk içermeyen non-life-threatening s.
hayati tehlike içermeyen non-life-threatening s.
hayati olmayan unvital s.
hayati önem taşımayan unvital s.
(tıpta) ciddi veya hayati tehlikesi olmayan minor s.
hayati risk teşkil etmeyen veya acı vermeyen bir rahatsızlığın tedavisinde kullanılan (ilaç) life-style s.
hayati risk teşkil etmeyen veya acı vermeyen bir rahatsızlığın tedavisinde kullanılan (ilaç) lifestyle s.
hayati faaliyeti yavaşlatan depressant s.
hayati fiziksel niteliklerden yoksun gutless s.
hayati olmayan invital s.
hayati bir tarzda in a vital way zf.
hayati derecede vitally zf.
hayati olarak vitally zf.
hayati bir şekilde crucially zf.
hayati biçimde vitally zf.
hayati unsur lifeblood N.
hayati destek lifeline N.
Atasözü
zamanında olması için hayati risk almaktansa geç olması daha iyidir (it's) better to be late than be dead on time
Konuşma Dili
hayati mesele a matter of life and death i.
hayati bulgular vitals i.
Deyim
hayati şey widow maker i.
hayati mesele a matter of life or death i.
bir şeye hayati bir darbe vurmak rip/tear the heart out of something f.
(bir şeye) hayati bir darbe vurmak rip the heart out of (something) f.
hayati tehlikesi kalmamak be off the danger list f.
hayati tehlikesi olmak be on the danger list f.
hayati tehlikesi kalmamak be off the danger list f.
hayati tehlikeyi atlatmak be off the danger list f.
hayati tehlikesi olmak be on the danger list f.
hayati tehlikesi olmamak be off the danger list f.
hayati tehlikesi olmamak be off the danger list f.
hayati önem taşımak make the world go round f.
hayati bir riske girmek/birinin hayatını riske atmak take (one's or someone's) life in(to) (one's) (own) hands f.
Ticaret/Ekonomi
hayati faktör vital factor i.
hayati istatistikler vital statistics i.
Hukuk
hayati önemi haiz vital s.
Siyasal
hayati çıkar vital interest i.
Teknik
hayati kimya biochemistry i.
Medikal
hayati belirtiler vital signs i.
hayati risk life threatening injury i.
hayati yaralanma life-damaging injury i.
hayati bulgular vital signs i.
hayati risk teşkil etmeyen şey innocent passage i.
hayati tehlikeyi atlatmak recover from death f.
Anatomi
hayati organ vital organ i.
Psikoloji
hayati değer survival value i.
hayati kapasite vital capacity i.
hayati refleksler survival reflexes i.
(c.g. jung psikolojisinde) temel hayati enerji horme i.
Eczacılık
hayati tehlike yaratan aritmi tedavisinde kullanılan bir anti-aritmi ilacı enkaid® i.
hayati faaliyeti yavaşlatan ilaç depressant i.
Biyoloji
eskide kalmış bir biyolojik yaklaşıma göre üç 'hayati kuvvetten' biri neurism [obsolete] i.
belirgin hayati faaliyetlerin geçici olarak durması parabiosis i.
parazitin yaşam döngüsünde hayati öneme sahip olmayan bir organizma paratenic host i.
Felsefe
bir organizmanın kendini gerçekleştirmesini sağlayan hayati güç entelechy i.
hayati olayların ruhani bir özden kaynaklandığı ve fiziksel ve kimyasal fenomenler ile tamamen açıklanamayacağını savunan bir kuram veya doktrin vitalism i.
Çevre
hayati olmayan tesis sistemleri non-vital plant system i.
Askeri
hayati bölge vital area i.
hayati önemde arazi vital ground i.
hayati saha vital ground i.
hayati önemi haiz istihbarat ve göz temaslarını rapor etmek için muhabere talimatları communications instructions for reporting vital intelligence sightings i.
hayati olmayan yük nonvital cargo i.
insana yönelik hayati hizmetler vital human services i.
acele hayati önemde yük immediately vital cargo i.
Eski Kullanım
hayati bulguların yavaşlaması mortification i.