vital - Türkçe İngilizce Sözlük

vital

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

vital — Definition

Anlamı ve Tanımı:
hayati, yaşamsal
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈvaɪtəl/ – BrE /ˈvaɪtəl/)
Terim Türü:
Sıfat
Varoluşun sürmesi için vazgeçilmez olma durumu. Latince vitalis kökü, yaşamın merkezîliğini kavramsallaştırır. Tıp, strateji ve günlük dilde kritik önem derecesini belirtir.
Eş Anlamlılar:
essential, crucial
Zıt Anlamlılar:
trivial, nonessential

"vital" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
vital s. hayati
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
vital s. çok önemli
It's vital to optimize your website and ensure it provides a good user experience.
Web sitenizi optimize etmek ve iyi bir kullanıcı deneyimi sağladığından emin olmak çok önemlidir.

More Sentences
vital s. yaşamsal
The people of the candidate countries therefore have nothing positive to expect as regards their vital interests.
Dolayısıyla aday ülkelerin halklarının yaşamsal çıkarları açısından olumlu hiçbir beklentileri yoktur.

More Sentences
vital s. yaşayan
Genel
vital s. canlı
The street was filled with vital music and people dancing.
Sokak canlı bir müzikle ve dans eden insanlarla doluydu.

More Sentences
vital s. hayati önem taşıyan
The fight against terrorism and against the proliferation of weapons of mass destruction is vital.
Terörizm ve kitle imha silahlarının yayılmasına karşı mücadele hayati önem taşımaktadır.

More Sentences
vital s. önemli
And yet it is topical and vital in terms of world affairs.
Yine de dünya meseleleri açısından güncel ve önemli.

More Sentences
vital s. çok önemli
It's vital to optimize your website and ensure it provides a good user experience.
Web sitenizi optimize etmek ve iyi bir kullanıcı deneyimi sağladığından emin olmak çok önemlidir.

More Sentences
vital s. hayati
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
vital s. gerekli
Clean water, air and earth are vital for everyone.
Temiz hava, su, toprak herkes için gerekli.

More Sentences
vital s. hayati öneme sahip
There is information to the effect that criminal organisations have infiltrated vital infrastructures.
Suç örgütlerinin hayati öneme sahip altyapılara sızdığına dair bilgiler bulunmaktadır.

More Sentences
Teknik
vital s. çok önemli
It's vital to optimize your website and ensure it provides a good user experience.
Web sitenizi optimize etmek ve iyi bir kullanıcı deneyimi sağladığından emin olmak çok önemlidir.

More Sentences
Medikal
vital s. hayati
There was no harm to any of his vital organs.
Hayati organlarından hiçbirine zarar gelmemişti.

More Sentences
Psikoloji
vital s. yaşamsal
The people of the candidate countries therefore have nothing positive to expect as regards their vital interests.
Dolayısıyla aday ülkelerin halklarının yaşamsal çıkarları açısından olumlu hiçbir beklentileri yoktur.

More Sentences
Genel
vital s. yaşayan
vital s. dirimsel
vital s. çok gerekli
vital s. ehemmiyetli
vital s. yaşam için gerekli
vital s. yaşamsal önemde
vital s. öldürücü
vital s. can alıcı
vital s. hayat dolu
vital s. esaslı
vital s. son derece önemli
vital s. mecburi
vital s. elzem
vital s. zaruri
vital s. yaşamsal öneme sahip
vital s. ölümcül
Hukuk
vital s. hayati önemi haiz
Teknik
vital s. yaşam destekleyici

"vital" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 103 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
vital point i. düğüm noktası
vital statistics i. doğum ve ölüm istatistikleri
vital statistics i. hayati istatistikler
vital point i. bamteli
vital need i. zorunlu ihtiyaç
vital point i. can damarı
vital organ i. hayati organ
vital zone i. hayati bölge
vital record i. doğum ve ölüm kaydı
vital record i. nüfus kayıt örneği
vital point of a matter i. bam teli
vital capacity i. nefes gücü
vital necessity i. yaşamsal gereksinim
vital danger i. hayat tehlikesi
vital danger i. yaşam tehlikesi
vital function i. hayati fonksiyon
vital factor i. hayati faktör
vital importance i. hayati önem
vital functions i. hayati fonksiyonlar
vital activity i. yaşamsal aktivite
vital activity i. yaşamsal faaliyet
a vital role i. önemli bir rol
a vital role i. büyük bir rol
a vital role i. hayati bir rol
vital functions i. yaşamsal fonksiyonlar
vital part i. hayati önemde kısım
vital part i. hayati önem taşıyan bölüm
vital part i. hayati parça
vital part i. hayati önemde kısım/bölüm
vital liquid i. yaşamsal sıvı
vital influence i. hayati etki
vital principle i. hayat enerjisi
vital principle i. yaşama gücü
vital principle i. yaşama enerjisi
vital sign i. hayati bulgu
be of vital importance f. hayati önem taşımak
be of vital importance f. hayati önemde olmak
be of vital importance f. hayati önem arzetmek
most vital s. en yaşamsal
in a vital way zf. hayati bir tarzda
in a vital way zf. önemle
Konuşma Dili
vital statistics i. bir kişinin vücut ölçüleri
Ticaret/Ekonomi
vital factor i. hayati faktör
vital statistics i. hayati istatistikler
play a vital role f. başrol oynamak
Hukuk
vital record i. nüfus kaydı
vital event i. nüfus olayı
Siyasal
principle of vital interest i. ali menfaatler ilkesi
principle of vital interest i. yüce menfaatler ilkesi
vital interest i. hayati çıkar
vital few i. nitelikli azınlık
Teknik
vital information display system i. önemli bilgi ekranı
vital force i. yaşama gücü
vital capacity i. dirimsel sığa
vital functions i. dirimsel işlevler
Medikal
vital signs i. hayati belirtiler
vital sign i. yaşamsal belirti
vital statistics i. yaşam istatistikleri
vital tumour cells i. vital tümör hücreleri
defects in diffusing and vital capacity i. diffüzyon ve vital kapasite bozuklukları
vc (vital capacity) i. vital kapasite
vital capacity maneuver i. vital kapasite manevrası
vital functions i. yaşamsal işlevler
vital functions i. yaşamsal fonksiyonlar
vital sign i. yaşam belirtisi
vital amputation i. vital amputasyon
vital signs i. hayati bulgular
vital signs i. yaşamsal bulgular
vital signs i. yaşam bulguları
play a vital role f. yaşamsal rol oynamak
vsa (vital signs absent) expr. ex olmuş
vsa (vital signs absent) expr. ölmüş
vsa (vital signs absent) expr. ölü
Anatomi
vital organ i. hayati organ
Psikoloji
vital capacity i. hayati kapasite
vital signs i. yaşam belirtileri
vital statistics i. nüfus istatistikleri
Diş Hekimliği
vital tooth i. canlı diş
Fizyoloji
vital capacity i. soluk kapasitesi
İstatistik
vital statistics i. doğum ve ölüm istatistikleri
vital statistics i. nüfus hareketliliği istatistikleri
vital statistics i. hayat istatistikleri
Kimya
vital air [obsolete] i. oksijen
Biyoloji
vital resistance i. yaşama direnci
vital reactions i. hayatsal tepkiler
vital actions i. hayatsal etkinlikler
élan vital i. henri bergson tarafından organizmaların evrimi ve gelişimine neden olduğu öne sürülen kuramsal güç
vital staining i. canlı hücrelerin zehirli olmayan boyalarla boyanması
electro-vital s. canlı organizmalardaki elektriksel olaylardan kaynaklanan
electro-vital s. elektro-canlıcılığa bağlı
Deniz Biyolojisi
vital rates i. canlı oranı
Botanik
vital vessels [obsolete] i. bitki sütü tüpleri
Felsefe
élan vital i. henri bergson tarafından yaşamın canlılığını belirmek için ortaya atılan bir kavram
élan vital i. yaşam atılımı
élan vital i. yaşama coşkusu
Çevre
non-vital plant system i. hayati olmayan tesis sistemleri
Askeri
vital ground i. hayati saha
vital ground i. hayati önemde arazi
communications instructions for reporting vital intelligence sightings i. hayati önemi haiz istihbarat ve göz temaslarını rapor etmek için muhabere talimatları
vital area i. hayati bölge
vital human services i. insana yönelik hayati hizmetler
immediately vital cargo i. acele hayati önemde yük
Spor
vital capacity (vc) i. kapasite