bitter - Türkçe İngilizce Sözlük

bitter

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bitter — Definition

Anlamı ve Tanımı:
acı, buruk, kinli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbɪtər/ – BrE /ˈbɪtə/)
Terim Türü:
Sıfat
Tat olarak acılığı veya duygusal olarak buruk/kinli tavrı niteleyen sözcüktür. Kökeni eski İngilizceye dayanır; hem tat hem duygu alanında güçlüdür.
Eş Anlamlılar:
acrid, resentful, sour
Zıt Anlamlılar:
sweet, pleasant, forgiving

"bitter" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 48 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bitter s. acı
The bitter cold of Ankara is often mentioned in poems.
Ankara'nın acı soğuğu şiirlerde sık sık geçer.

More Sentences
bitter s. acı (tat)
Genel
bitter i. acı bira
I'll bring two glasses of bitter and we'll watch a movie!
İki bardak acı bira getireyim de film izleyelim!

More Sentences
bitter s. sert
This coffee is so bitter, I ordered a latte!
Bu kahve çok sertmiş, ben latte söyledim!

More Sentences
bitter s. amansız
They are bitter enemies.
Onlar amansız düşmanlardır.

More Sentences
bitter s. acılı
This song reminds me of the bitter years of my life.
Bu şarkı bana hayatımın acılı yıllarını hatırlatıyor.

More Sentences
bitter s. şiddetli
It's bitter cold.
Hava çok şiddetli soğuk.

More Sentences
bitter s. acı
The bitter cold of Ankara is often mentioned in poems.
Ankara'nın acı soğuğu şiirlerde sık sık geçer.

More Sentences
bitter s. buruk
I feel most bitter about his victory, but I have to congratulate him.
Zaferinden dolayı çok buruk hissediyorum ama onu tebrik etmek zorundayım.

More Sentences
Mutfak
bitter s. acı
The bitter cold of Ankara is often mentioned in poems.
Ankara'nın acı soğuğu şiirlerde sık sık geçer.

More Sentences
Genel
bitter i. bitter (çikolata)
bitter i. keskinlik
bitter i. acı olan şey
bitter i. acı nitelik
bitter i. acı olan şey
bitter i. sertlik
bitter f. acılaştırmak
bitter f. acılaşmak
bitter f. üzmek ve kızdırmak
bitter s. canhıraş
bitter s. keskin
bitter s. üzücü
bitter s. yakıcı
bitter s. şekersiz
bitter s. barut gibi
bitter s. acılık
bitter s. bira
bitter s. çorak
bitter s. zift gibi
bitter s. kötü
bitter s. iliklere işleyen
bitter s. kabul etmesi zor
bitter s. katlanması zor
bitter s. derin düşmanlıktan ileri gelen
bitter s. derin düşmanlık sergileyen
bitter s. küskün
bitter s. dargın
bitter s. şüpheci
bitter s. kinayeli
bitter s. alaycı
bitter s. sert tonda olan
bitter s. (ifade şekli) iğneleyici
bitter s. kinli
bitter zf. aşırı
bitter zf. çok fazla
Denizcilik
bitter i. babalara sarılmış demir zinciri
Kimya
bitter i. acı tat
Tarım
bitter i. acı çürük

"bitter" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
bitter oyster i. acı istiridye
bitter pill to swallow i. kötü haber
bitter almond i. acıbadem
bitter orange i. turunç
bitter apple i. ebucehilkarpuzu
bitter chocolate i. bitter çikolata
bitter almond oil i. acıbademyağı
bitter orange i. acı portakal
a bitter pill i. beraberinde zorluklar getiren bir çözüm yolu
bitter end i. ölüm
bitter sweet memories i. acı tatlı anılar
bitter experiences i. acı tecrübeler
bitter recipe i. acı reçete
bitter coffee i. acı kahve
bitter criticism i. ağır eleştiri
bitter criticism i. sert eleştiri
bitter criticism i. acımasız eleştiri
the bitter life i. acı hayat
a bitter criticism i. sıkı bir eleştiri
a bitter criticism i. acı bir eleştiri
bitter struggle i. amansız mücadele
bitter cold i. sert soğuk
angostura bitter i. acı kokteyl sosu
angostura bitter i. angostura sosu
bitter beer i. acı bira
bitter end i. acı son
bitter cold i. yakıcı soğuk
bitter cold i. iliklere işleyen soğuk
bitter ender i. amacında pes etmeyen kimse
bitter–ender i. tavizsiz kimse
bitter memories i. acı hatıralar
get a bitter taste f. acılaşmak
cause to be bitter f. acılaştırmak
make something bitter f. acılaştırmak
go bitter f. acılaşmak
get a bitter taste f. acılanmak
make bitter f. acılaştırmak
learn by bitter experience f. dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak
learn by bitter experience f. dünyanın kaç bucak olduğunu anlamak öğrenmek
have a bitter end end in a calamity f. acı son ile bitmek
have a bitter end end in a calamity f. acı sonla bitmek
get a bitter taste f. itilenmek
somewhat bitter s. acırak
somewhat bitter s. acımtırak
very bitter s. zehir gibi
slightly bitter s. acırak
somewhat bitter s. acıca
very bitter s. ağı gibi
bitter sweet s. acı tatlı
slightly bitter s. acımtırak
bitter [obsolete] s. keder veren
bitter [obsolete] s. zalim ve baskıcı
bitter [obsolete] s. acı verici
to the bitter end zf. en sonuna kadar
to the bitter end zf. kötü sona
Atasözü
take the bitter with the sweet gülü seven dikenine katlanır
patience is bitter, but its fruit is sweet sabır acıdır, meyvesi tatlıdır
the weed of crime bears bitter fruit ne ekersen onu biçersin
the weed of crime bears bitter fruit kötü işlerin sonuçları da kötü olur
the weed of crime bears bitter fruit hiçbir suç cezasız kalmaz
the weed of crime bears bitter fruit hiçbir suç cezasız kalmaz
the weed of crime bears bitter fruit rüzgar eken fırtına biçer
the weed of crime bears bitter fruit etme bulursun inleme ölürsün
the weed of crime bears bitter fruit suç otu acı meyve verir
the weed of crime bears bitter fruit kötülük eden kötülük bulur
the weed of crime bears bitter fruit eden bulur inleyen ölür
the weed of crime bears bitter fruit şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar
Konuşma Dili
a bitter experience i. acı deneyim
a bitter-sweet experience i. acı bir tecrübe
a bitter-sweet experience i. acı tecrübe
a bitter-sweet experience i. acı deneyim
a bitter experience i. acı bir deneyim
a bitter-sweet experience i. acı bir deneyim
a bitter experience i. acı tecrübe
a bitter experience i. acı bir tecrübe
bitter enemy i. can düşmanı
Deyim
bitter cold i. acı soğuk
bitter pill to swallow i. yenilir yutulur olmayan
a bitter pill to swallow i. kişinin kabullenmesi gereken kötü olay
the bitter fruits i. acı sonuçlar
the bitter fruits i. kötü sonuçlar
the bitter fruits i. nahoş sonuçlar
bitter pill to swallow i. acı reçete
bitter medicine i. acı reçete
a bitter pill to swallow i. acı reçete
bitter end i. acı son
bitter end i. zorlu bir savaşın ya da içinden çıkılması güç bir durumun sonu
bitter end i. son hudut
a bitter pill i. hazmetmesi zor bir durum
a bitter taste in the mouth i. kötü bir izlenim
a bitter taste in the mouth i. kötü bir etki
a bitter taste in someone's mouth i. kötü bir izlenim
a bitter taste in someone's mouth i. kötü bir etki
a bitter pill i. kabul etmesi/kabullenmesi zor bir durum
a bitter pill i. hazmetmek/kabullenmek zorunda olunan durum
a bitter pill (for somebody) (to swallow) i. (biri için kabullenmesi) zor bir şey
a bitter pill (for somebody) (to swallow) i. (biri için kabul etmesi) güç bir durum
a bitter pill (for somebody) (to swallow) i. (biri için) pek yenilir yutulur şey değil
a bitter pill (for somebody) (to swallow) i. (biri için sindirmesi) zor bir durum
the bitter end i. kanının son damlası
the bitter end i. son nefes
the bitter end i. son
the bitter end i. acı son
the bitter end i. en son an
the bitter end i. son nokta
take the bitter with the sweet f. gülü sevip dikenine katlanmak
be bitter and twisted f. sinir olmak/içini kemirmek
(fight) to the bitter end f. kanının son damlasına kadar savaşmak
(fight) to the bitter end f. son raddeye kadar çarpışmak/mücadele etmek
(fight) to the bitter end f. son ana kadar vazgeçmemek
(fight) to the bitter end f. ölümüne bir mücadele vermek
(fight) to the bitter end f. sonuna kadar çarpışmak
be bitter and twisted f. berbat durumda olmak
be bitter and twisted f. acınacak halde olmak
be bitter and twisted f. perişan olmak
fight until the bitter end f. sonuna kadar pes etmemek
swallow a bitter pill f. bağrına taş basmak
(fight) to the bitter end f. sonuna kadar çarpışmak
fight till the bitter end f. sonuna kadar savaşmak/mücadele etmek
swallow a bitter pill f. kötü bir olayı/durumu sindirmek
(fight) to the bitter end f. sonuna kadar pes etmemek
fight till the bitter end f. kanının son damlasına kadar savaşmak
fight till the bitter end f. sonuna kadar çarpışmak
fight until the bitter end f. ölümüne mücadele etmek
fight until the bitter end f. sonuna kadar çarpışmak
(fight) to the bitter end f. ölümüne mücadele etmek
(fight) to the bitter end f. son ana kadar vazgeçmemek
fight until the bitter end f. son ana kadar vazgeçmemek
fight until the bitter end f. kanının son damlasına kadar savaşmak
sugarcoat the bitter pill f. kötü bir şeyi/haberi allayıp pullamak
sugarcoat the bitter pill f. göz boyamak
fight till the bitter end f. ölümüne mücadele etmek
sugarcoat a bitter pill f. kötü bir şeyi/haberi katlanılabilir kılmak
sugarcoat a bitter pill f. kötü bir şeyi/haberi allayıp pullamak
swallow a bitter pill f. kötü bir olayı/durumu mecburen kabullenmek
sugarcoat the bitter pill f. züğürt tesellisi vermek
fight till the bitter end f. sonuna kadar pes etmemek
fight until the bitter end f. sonuna kadar savaşmak/mücadele etmek
sugarcoat the bitter pill f. kötü bir şeyi/haberi katlanılabilir kılmak
(fight) to the bitter end f. kanının son damlasına kadar savaşmak
sugarcoat a bitter pill f. züğürt tesellisi vermek
fight till the bitter end f. son ana kadar vazgeçmemek
sugarcoat a bitter pill f. göz boyamak
(fight) to the bitter end f. sonuna kadar savaşmak/mücadele etmek
truth is bitter expr. gerçekler acıdır
to the bitter end expr. acı sona kadar
to the bitter end expr. sonuna kadar
to the bitter end expr. son aşamaya kadar
to the bitter end expr. son noktaya kadar
to the bitter end expr. son nefese kadar