sour - Türkçe İngilizce Sözlük

sour

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sour — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ekşi, asık
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsaʊər/ – BrE /ˈsaʊə/)
Terim Türü:
Sıfat: sour
Bu sıfat, hem tat olarak ekşiliği hem de ruh hâlindeki sertliği tanımlar. Eski İngilizce sūr kökünden evrilmiştir. Duyusal ve duygusal bağlamlarda birlikte kullanılır

"sour" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 43 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
sour s. ekşi
I've never tried such sour grapes.
Daha önce hiç böyle ekşi üzüm yememiştim.

More Sentences
Genel
sour f. bozulmak
The relations between the two leaders have soured.
İki lider arasındaki ilişkiler bozulmuştur.

More Sentences
sour f. ekşimek
The milk will sour if you don't keep it in the fridge.
Buzdolabında saklamazsanız süt ekşiyecektir.

More Sentences
sour f. bozmak
It will sour the political atmosphere and wound the democratic legitimacy of the Union.
Bu durum siyasi atmosferi bozacak ve Birlik'in demokratik meşruiyetini zedeleyecektir.

More Sentences
sour s. bozulmuş
Their relationship turned sour over the years.
Yıllar geçtikçe ilişkileri bozuldu.

More Sentences
sour s. somurtkan
He made a sour face when he heard they were here to see him.
Onu görmeye geldiklerini duyunca somurtkan bir yüz ifadesi takındı.

More Sentences
sour s. ekşi
I've never tried such sour grapes.
Daha önce hiç böyle ekşi üzüm yememiştim.

More Sentences
Medikal
sour s. ekşi
I've never tried such sour grapes.
Daha önce hiç böyle ekşi üzüm yememiştim.

More Sentences
Mutfak
sour s. kesilmiş
The milk has gone sour.
Süt kesilmiş.

More Sentences
sour s. buruk
Her voice was sour.
Sesi buruktu.

More Sentences
Genel
sour i. sepileme asidi
sour i. ekşi şey
sour i. terslik
sour f. hayatı zehir olmak
sour f. süt kesilmek
sour f. kesilmek
sour f. zehir etmek
sour f. zehir olmak
sour f. huysuzlaşmak
sour f. ekşitmek
sour f. surat asmak
sour f. somurtmak
sour s. dokunaklı
sour s. ekşimiş
sour s. ayazlı
sour s. yüzü gülmez
sour s. limoni
sour s. buz gibi
sour s. titiz
sour s. keskin
sour s. huysuz
sour s. hırçın
sour s. acı
sour s. kekre
sour s. suratsız
sour s. ters
sour s. acıklı
sour s. mayhoş
sour s. asık
Teknik
sour f. acılaştırmak
sour f. asitlendirmek
Mutfak
sour s. ekşili
Kimya
sour s. asetik

"sour" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 147 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
sour cherry i. vişne
Genel
whisky sour i. viski kokteyli
sour cherry i. ekşi kiraz
sour cream i. smetana
sour gas i. asitli gaz
whiskey sour i. viski kokteyli
sour apple i. ekşi elma
a sour expression i. ekşi bir yüz ifadesi
whiskey sour i. viski kokteylini servis ederken kullanılan ince ve ayaklı bardak
go sour f. kötüye gitmek
turn sour f. kesilmek
turn sour f. ekşimek
go sour f. eprimek
go sour f. bozulmak
go sour f. turşu olmak
become sour f. ekşimek
make a sour face f. yüzünü buruşturmak
turn sour f. bozulmak
go sour f. somurtmak
render sour f. ekşitmek
go sour f. ekşimek
go sour f. kesilmek
turn sour f. somurtmak
make a sour face f. surat asmak
as sour as s. kadar ekşi
sour faced s. suratsız
sour-faced s. ekşi suratlı
sour-tasting s. acı tat veren
sour-tasting s. acı
sour-tempered s. huysuz
sour-tempered s. asabi
sour-tempered s. çabuk sinirlenen
Öbek Fiiller
sour on f. '-den soğumak
sour on f. soğumak
sour on (someone or something) f. (biri/bir şey) artık itici gelmek
sour on (someone or something) f. (birini/bir şeyi) sevmemeye başlamak
sour on (someone or something) f. (birine/bir şeye) olan ilgisini kaybetmek
sour on (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı heyecanını yitirmek
sour on f. gözünden düşmek
sour on (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı hevesini kaybetmek
sour on (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) soğumak
Konuşma Dili
go/turn sour f. kötüleşmek
go/turn sour f. bozulmak
go/turn sour f. tadı kaçmak
Deyim
sour grapes i. ulaşılamayan şeye pis deme
sour grapes i. ele geçirilmediği için hor görülen şey
sour grapes i. kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş
sour note i. tatsız bir konu
sour stomach i. mide şişkinliği
sour stomach i. mide yanması
sour note i. talihsiz bir konu
sour stomach i. mide bulantısı
sour note i. gölge düşüren bir konu
sour stomach i. mide ekşimesi
sour stomach i. mide rahatsızlığı
sour stomach i. hazımsızlık
strike a sour note f. içine etmek
hit a sour note f. tadını kaçırmak
strike a sour note f. tadını kaçırmak
hit a sour note f. içine etmek
go sour f. tadı kaçmak
strike a sour note f. gölge düşürmek
hit a sour note f. gölge düşürmek
go sour f. kötüleşmek
turn sour f. kötüleşmek
leave a sour taste in (one's) mouth f. (birinde) kötü izlenim bırakmak
leave a sour taste in (one's) mouth f. kötü hissettirmek
as sour as vinegar s. sirke gibi ekşi
(as) sour as vinegar s. tatsız
(as) sour as vinegar s. hırçın
(as) sour as vinegar s. kötü
(as) sour as vinegar s. ters
(as) sour as vinegar s. aksiliği üstünde
(as) sour as vinegar s. huysuzluğu üstünde
sour as vinegar s. aksiliği üstünde
sour as vinegar s. kötü
sour as vinegar s. hırçın
sour as vinegar s. huysuzluğu üstünde
sour as vinegar s. tatsız
sour as vinegar s. sirke gibi ekşi
sour as vinegar s. ters
sour grapes expr. tilki uzanamadığı üzüme koruk der
sour grapes expr. kedi uzanamadığı ciğere pis der
the grapes are sour expr. kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş
the grapes are sour anyway expr. kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş
the grapes are sour expr. kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş
the grapes are sour anyway expr. kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş
Teknik
sour crude i. kükürtlü ham petrol
sour salt i. limon tuzu
sour gas i. kükürtlü doğal gas
Petrol
sour gas i. h2s ve co2 gibi yüksek miktarlarda asit gazları içeren doğal gaz
sour-water stripping i. acı-su sıyırma
Psikoloji
sour-grapes mechanism i. ekşi üzüm mekanizması
Gıda
sour cream i. ekşi krema
flat sour i. düz ekşime
Mutfak
anchovy sour i. hamsi ekşilisi
sour apple i. ekşi elma
fried sweet sour fritters i. sirke tatlısı
sour lamb cotlets with quince i. ekşili taraklık tavası
canned sour cherry i. vişne konservesi
sour milk i. ekşi süt
cream sour i. ekşi krema
sour grape i. koruk
sour cherry i. maraska
seville sour orange i. turunç
sour cream sauce i. ekşi krema sosu
sour orange i. turunç
sour milk i. kesilmiş süt
sour soup i. ekşili çorba
sour milk i. ekşimiş süt
mildy sour i. mayhoş
sour cherry jam i. vişne reçeli
sour cherry nectar i. vişne nektarı
dried sour cherries i. kurutulmuş vişne
canned sour cherries i. vişne konservesi
sour-cherry juice concentrate i. vişne suyu konsantresi
sweet and sour sauce i. tatlı ve ekşi sos
sweet and sour i. tatlı ekşi
sour ball i. ekşi şeker topu
amaretto sour i. alkollü bir kokteyl
sweet-and-sour s. tatlı-ekşi
sweet-and-sour s. tatlı-ekşi soslu
Kimya
sour orange oil i. turunç yağı
Botanik
sour dock i. kuzukulağı
sour orange i. turunç
sour dock i. kıvırcık labada
sour fig i. yenilebilir posa içeren kapsül şeklinde meyveye sahip, az büyüyen etli güney afrika bitkisi
sour fig i. kazayağı
sour weed i. kuzukulağı
sour gum i. kuzey amerika'nın doğusunda yetişen, ilkbahar sonlarında parlak renkli küçük yaprakları çıkan bir ağaç
sour-gum family i. ekşi sakız ağaçlarını içeren bir çift çenekli ağaç familyası
sour gourd i. avustralya baobabının ekşi meyvesi
sour gourd (adansonia digitata) i. afrika, hindistan ve avustralya'da yetişen ekşi meyveli bir ağaç
sour gourd (adansonia digitata) i. afrika baobabı
sour gourd (adansonia gregorii) i. avustralya baobabı
sour gourd (adansonia gregorii) i. kuzey avustralya'da yetişen ekşi meyveli bir çöl ağacı
sour cherry (eugenia corynantha) i. avustralya'da yetişen, ekşi kırmızı meyveli bir ağaç
sour cherry (eugenia corynantha) i. ekşi kiraz
sour orange i. ekşi veya acı meyve veren yaygın portakal ağaçlarına verilen ad
sour gum i. ericaceae familyasına ait, yapraklarının tadı ekşi olan küçük bir ağaç
sour gum i. siyah sakız ağacı
sour orange i. aşılamada kullanılan, ekşi veya acı meyveler veren bir portakal ağacı
sour grass i. rumex cinsi bitki
sour grass i. ekşi yapraklı tropikal bir bitki
sour cherry tree i. vişne ağacı
Coğrafya
sour lake i. teksas eyaletinde şehir
Askeri
oranges sour i. portakal ekşi