tatsız - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

tatsız



"tatsız" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 59 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
tatsız tasteless s.
tatsız unpleasant s.
General
tatsız insipid s.
tatsız vapid s.
tatsız uncomfortable s.
tatsız uncongenial s.
tatsız bland s.
tatsız dull s.
tatsız queasy s.
tatsız disagreeable s.
tatsız watery s.
tatsız unwelcome s.
tatsız ponderous s.
tatsız tame s.
tatsız ungracious s.
tatsız flavourless s.
tatsız arid s.
tatsız tasteless s.
tatsız milk-and-water s.
tatsız flattish s.
tatsız meagre s.
tatsız hateful s.
tatsız mawkish s.
tatsız unenviable s.
tatsız namby-pamby s.
tatsız ingrateful s.
tatsız sticky s.
tatsız grim s.
tatsız savourless s.
tatsız unsweetened s.
tatsız flavorless s.
tatsız unpalatable s.
tatsız distasteful s.
tatsız ungrateful s.
tatsız spiceless s.
tatsız skilly s.
tatsız dreary s.
tatsız meager s.
tatsız frail s.
tatsız chippy s.
tatsız anodyne s.
tatsız unhappy s.
tatsız flat s.
tatsız unsavoury s.
tatsız objectionable s.
tatsız unamusing s.
tatsız ugly s.
tatsız gustless s.
tatsız unsavory s.
tatsız untoward s.
tatsız frightful s.
tatsız savorless s.
tatsız zestless s.
tatsız insulse s.
tatsız dry s.
tatsız dusty s.
tatsız bleak s.
Chemistry
tatsız tasteless
Latin
tatsız insipidus

"tatsız" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 45 sonuç

Türkçe İngilizce
General
birine tatsız bir iş yüklemek lumber someone with f.
daha çekilir bir hale sokmak (zor/tatsız bir şeyi) sugarcoat f.
söylememek (tatsız bir şeyi) spare f.
güç ve tatsız iş chore i.
hoş olmayan/tatsız şey beast i.
tatsız bir yer an unpleasant place i.
tatsız durum predicament i.
tatsız haber unwelcome news i.
tatsız iş drudgery i.
tatsız konuşma a dry speech i.
tatsız söz platitude i.
tatsız şey chip i.
daha tatsız dustier s.
en tatsız most unpleasant s.
en tatsız olanı dustiest s.
kötü ve tatsız şeylerden korunmuş sheltered s.
kötü ve tatsız şeylerden uzak sheltered s.
tatlı veya tatsız sweet or dry s.
tatsız (söz, konuşma vb) dry s.
tatsız laftan ibaret platitudinal s.
tatsız laftan ibaret platitudinous s.
tatsız tuzsuz very tasteless s.
tatsız tuzsuz savorless s.
tatsız tuzsuz insipid s.
tatsız tuzsuz jaded s.
tatsız tuzsuz savourless s.
tatsız biçimde dustily zf.
tatsız bir biçimde distastefully zf.
tatsız bir halde tastelessly zf.
tatsız bir şekilde dustily zf.
tatsız bir şekilde frailly zf.
tatsız tuzsuz bir halde jadedly zf.
Colloquial
kurtarmak (tatsız bir şeyden) let someone out
tatsız bir sürpriz an unpleasant surprise
tatsız kimse spoilsport
tatsız kimse a wet blanket
tatsız kimse party pooper
tatsız kimse killjoy
Idioms
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak put something to rest
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak lay something to rest
tatsız tuzsuz as dull as dishwater
tatsız tuzsuz as dull as ditchwater
tatsız tuzsuz olmak be as dull as ditchwater
tatsız tuzsuz olmak be as dull as dishwater
tatsız-tuzsuz milk and water