| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | flat i. | daire | ||
|
Our new flat has underfloor heating. Yeni dairemizde yerden ısıtma var. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | flat s. | yassı | ||
|
Before forks and chopsticks, people usually ate food with a piece of flat bread. Çatal ve yemek çubuklarından önce insanlar yemeklerini genellikle bir parça yassı ekmekle yerlerdi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | flat s. | düz | ||
|
In ancient times, people thought the world was flat. Kadim zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğunu zannediyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | flat i. | apartman dairesi | ||
|
I'm sharing my flat with my brother. Apartman dairemi erkek kardeşimle paylaşıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | flat i. | bemol | ||
|
Any musical note can be a sharp or a flat. Herhangi bir müzik notası diyez ya da bemol olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | flat i. | daire | ||
|
Our new flat has underfloor heating. Yeni dairemizde yerden ısıtma var. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | havası inmiş | ||
|
One of your tires is flat. Tekerlerinden birinin havası inmiş. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | patlak | ||
|
I have to push my bike because one of the tyres is flat. Lastiklerden biri patlak olduğu için bisikletimi itmek zorundayım. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | yavan | ||
|
We sent back the beer; it tasted flat. Birayı geri gönderdik, tadı yavandı. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | monoton | ||
|
His tendency to sing flat was the reason they fired him from the choir. Onu korodan monoton şarkı söyleme huyu yüzünden atmışlar. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | bitmiş (pil) | ||
|
Your car won't start if it has a flat battery. Aküsü bitmişse, arabanız çalışmaz. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | kesin | ||
|
He gave a flat refusal. Kesin bir ret cevabı verdi. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | sabit | ||
|
They are asking me to pay a flat rate for limited Internet access. Sınırlı internet erişimi için benden sabit bir ücret ödememi istiyorlar. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | tekdüze | ||
|
The band was flat for most of the concert. Grup, konserin çoğunda tekdüzeydi. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | durgun | ||
|
We have experienced flat sales in the last couple of months. Son birkaç aydır satışlarımız durgun. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | (pil) bitik | ||
|
My battery is flat. Bataryam bitik. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | donuk | ||
|
He gave the shocking news with an uninterested flat voice. Şok eden haberi kayıtsız ve donuk bir sesle verdi. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | (lastik) patlak | ||
|
She had to pull over; her tire was flat. Kenara çekmek zorunda kaldı, lastiği patlamıştı. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | kabarmamış | ||
|
The bread I baked came out flat, so I think it needed more time to raise. Pişirdiğim ekmek kabarmamıştı, sanırım kabarması için biraz daha zaman lazımdı. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | (müzik) bemol | ||
|
The vocalist misread the b flat note on the sheet. Vokalist sayfadaki bemol notasını yanlış okudu. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | düz (ayakkabı) | ||
|
I'm wearing high heels, but I have a pair of flat shoes with me, just in case. Yüksek topuklu ayakkabı giydim ama her ihtimale karşı yanımda bir çift düz ayakkabı var. More Sentences |
||||
| Genel | flat s. | soluk (ışık) | ||
|
Flat lighting is a characteristic of all his paintings. Soluk ışıklandırma onun tüm resimlerinin karakteristik özelliğidir. More Sentences |
||||
| Genel | flat zf. | (sırt) üstü | ||
|
She laid flat on her back, looking at the clouds pass by. Sırt üstü uzanmış, bulutların geçişini izliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | flat zf. | monoton | ||
|
His tendency to sing flat was the reason they fired him from the choir. Onu korodan monoton şarkı söyleme huyu yüzünden atmışlar. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | flat i. | patlak lastik | ||
|
She pulled over to take care of a flat. Patlak lastiği değiştirmek için kenara çekti. More Sentences |
||||
| Teknik | flat s. | donuk | ||
|
He gave the shocking news with an uninterested flat voice. Şok eden haberi kayıtsız ve donuk bir sesle verdi. More Sentences |
||||
| Teknik | flat s. | yassı | ||
|
Before forks and chopsticks, people usually ate food with a piece of flat bread. Çatal ve yemek çubuklarından önce insanlar yemeklerini genellikle bir parça yassı ekmekle yerlerdi. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | flat s. | düz | ||
|
In ancient times, people thought the world was flat. Kadim zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğunu zannediyordu. More Sentences |
||||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | flat i. | daire | ||
|
Our new flat has underfloor heating. Yeni dairemizde yerden ısıtma var. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | flat s. | yassı | ||
|
Before forks and chopsticks, people usually ate food with a piece of flat bread. Çatal ve yemek çubuklarından önce insanlar yemeklerini genellikle bir parça yassı ekmekle yerlerdi. More Sentences |
||||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | flat s. | düz | ||
|
In ancient times, people thought the world was flat. Kadim zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğunu zannediyordu. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | flat s. | düz | ||
|
In ancient times, people thought the world was flat. Kadim zamanlarda insanlar dünyanın düz olduğunu zannediyordu. More Sentences |
||||
| Müzik | ||||
| Müzik | flat i. | bemol | ||
|
Any musical note can be a sharp or a flat. Herhangi bir müzik notası diyez ya da bemol olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | flat i. | platform vagon | ||
| Genel | flat i. | kumsal | ||
| Genel | flat i. | düz şey | ||
| Genel | flat i. | tatsızlık | ||
| Genel | flat i. | apartman katı | ||
| Genel | flat i. | yavanlık | ||
| Genel | flat i. | sığlık | ||
| Genel | flat i. | düzlük | ||
| Genel | flat i. | geniş düz yer | ||
| Genel | flat i. | bataklık | ||
| Genel | flat i. | ova | ||
| Genel | flat i. | düz arazi | ||
| Genel | flat i. | apartman | ||
| Genel | flat i. | kat | ||
| Genel | flat i. | düz yüzey | ||
| Genel | flat f. | yassılmak | ||
| Genel | flat f. | düzeltmek | ||
| Genel | flat f. | düşmek | ||
| Genel | flat f. | yassıltmak | ||
| Genel | flat f. | düzleşmek | ||
| Genel | flat f. | düzleştirilmek | ||
| Genel | flat f. | düz bir yüzeye batmak | ||
| Genel | flat f. | düz bir yüzeye düşmek | ||
| Genel | flat s. | müstevi | ||
| Genel | flat s. | yıkık | ||
| Genel | flat s. | hareketsiz | ||
| Genel | flat s. | kati | ||
| Genel | flat s. | inik | ||
| Genel | flat s. | faizsiz | ||
| Genel | flat s. | harap | ||
| Genel | flat s. | gazı kaçmış | ||
| Genel | flat s. | yatay | ||
| Genel | flat s. | tatsız | ||
| Genel | flat s. | sönük | ||
| Genel | flat s. | tam | ||
| Genel | flat s. | boğuk | ||
| Genel | flat s. | gazı kaçmış (içecek) | ||
| Genel | flat s. | gazı gitmiş (içecek) | ||
| Genel | flat s. | kısık | ||
| Genel | flat s. | boş | ||
| Genel | flat s. | kesat | ||
| Genel | flat s. | yayvan | ||
| Genel | flat s. | değişmez | ||
| Genel | flat s. | (lastik) havasız | ||
| Genel | flat s. | mat | ||
| Genel | flat s. | tek | ||
| Genel | flat s. | gazsız | ||
| Genel | flat s. | düzgün | ||
| Genel | flat s. | (içki) gazı gitmiş | ||
| Genel | flat s. | (yüzey) düz | ||
| Genel | flat zf. | yatay biçimde | ||
| Genel | flat zf. | bütünüyle | ||
| Genel | flat zf. | sırtüstü | ||
| Genel | flat zf. | tamamıyla | ||
| Genel | flat zf. | tam olarak | ||
| Genel | flat zf. | açıkça | ||
| Genel | flat zf. | açık olarak | ||
| Genel | flat zf. | kesin olarak | ||
| Genel | flat zf. | düz olarak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | flat zf. | faiz işletmeden | ||
| Ticaret/Ekonomi | flat zf. | faiz ödemeden | ||
| Ticaret/Ekonomi | flat zf. | birikmiş faizi ödemeksizin | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | flat i. | lastik patlağı | ||
| Teknik | flat i. | mat | ||
| Teknik | flat i. | sönmüş lastik | ||
| Teknik | flat i. | alıcıyla yığın halinde gönderilen demonte konteyner | ||
| Teknik | flat i. | imalat makinesinin kesici kenarının düz kısmı | ||
| Teknik | flat i. | dikdörtgen ve düzgün bir kesite sahip haddelenmiş metal çubuk | ||
| Teknik | flat i. | bazı vida dişlerinin en alt veya en üstünde bulunan tesviye eğrisinin silindirik kısmı | ||
| Teknik | flat s. | basık | ||
| Teknik | flat s. | havasız | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | flat i. | çırçır makinesinin silindirinin üzerindeki zincire yerleştirilip ipliğin taraklanmasını kolaylaştıran dişli çıta | ||
| Mimarlık | ||||
| Mimarlık | flat i. | yatay platform şeklindeki mimari eleman | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | flat i. | kat | ||
| Boyacılık | ||||
| Boyacılık | flat f. | (yüzeyi) düz boya tabakası ile kaplamak | ||
| Boyacılık | flat f. | (boyalı veya cilalı yüzeyin) zımparalama ile parlaklığını almak | ||
| Boyacılık | flat f. | (boyaya) terebentin ekleyerek parlamasını engellemek | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | flat zf. | düz yelkenle | ||
| Maden | ||||
| Maden | flat i. | maden damarının yatay kapsamı | ||
| Maden | flat i. | yatay ve düz cevher katmanı | ||
| Maden | flat i. | düşük kalite ham elmas | ||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | flat i. | el ayası | ||
| Anatomi | flat i. | elin iç yüzeyi | ||
| Geometri | ||||
| Geometri | flat i. | öklid uzayı | ||
| Geometri | flat i. | üç boyutlu uzay | ||
| Botanik | ||||
| Botanik | flat i. | olgunlaşmış mantar | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | flat i. | fidelerin konulduğu sığ kutu | ||
| Tarım | flat i. | sığ çukurlarına yumurta yerleştirilen sıkıştırılmış kağıt bölme | ||
| Tarım | flat f. | (soğanları) sığ kutuya koymak | ||
| Tarım | flat f. | (fideleri) bir yerden çıkarıp sığ bir kutuya dikmek | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | flat i. | bemolleşme | ||
| Dilbilim | flat s. | bemolleşmiş | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | flat i. | teksas eyaletinde şehir | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | flat s. | soluk | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | flat i. | gövde | ||
| Silah/Atıcılık | flat i. | silah gövde çerçevesi | ||
| Spor | ||||
| Spor | flat i. | teniste topa düz vuruş | ||
| Spor | flat i. | engelsiz yarış parkuru | ||
| Spor | flat i. | futbol sahasının her iki takımın kanatlarına bitişik kısmı | ||
| Spor | flat i. | patenin iki kenarıyla birden kayma | ||
| Spor | flat i. | patenin iki kenarıyla kayılınca buzda oluşan çift iz | ||
| Bahisçilik | ||||
| Bahisçilik | flat i. | şekli kusurlu olduğu için bir yüzü diğer yüzlerinden daha sık üste gelen defolu zar | ||
| Sanat | ||||
| Sanat | flat i. | keskin kenarlı uzun ve düz fırça | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | flat i. | ayak tabanının tamamının kullanıldığı dans adımı | ||
| Müzik | flat f. | (notayı) pesten okumak | ||
| Müzik | flat f. | yarım ses pesleştirmek | ||
| Müzik | flat f. | doğru veya amaçlanan perdeden aşağı düşmek | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | flat i. | ahşap çerçeve ile boyalı kumaştan oluşan sahne dekoru | ||
| Fotoğrafçılık | ||||
| Fotoğrafçılık | flat i. | fotoğraf klişesi yaparken negatif filmlerin üzerine yerleştirildiği kalın cam | ||
| Fotoğrafçılık | flat i. | foto ofset klişesinin yapıldığı negatif veya pozitif filmler topluluğu | ||