rough - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

rough

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"rough" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 92 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
rough s. kaba saba
rough s. kaba
rough s. sert
rough s. kabataslak
rough s. pürüzlü
General
rough f. dövmek
rough f. pürüzlendirmek
rough f. kötü davranmak
rough f. nal kayarı takmak
rough f. terbiye etmek (at)
rough f. itip kakmak
rough f. pütür pütür yapmak
rough f. taslağını yapmak
rough i. taşlık
rough i. sertlik
rough i. kabadayı
rough i. işlenmemiş şey
rough i. kaba tip
rough i. engebeli arazi
rough i. külhanbeyi
rough i. zorluk
rough s. eğreti
rough s. hoyrat
rough s. engebeli (arazi)
rough s. taslak
rough s. zor
rough s. fırtınalı (hava)
rough s. müsvedde
rough s. kulağı rahatsız eden
rough s. işlenmemiş
rough s. tırtık tırtık
rough s. kötü
rough s. inişli yokuşlu
rough s. açık saçık
rough s. tüylü
rough s. şiddetli (rüzgar)
rough s. sıkıntılı
rough s. rüzgarlı
rough s. inişli çıkışlı
rough s. arızalı
rough s. gürültücü
rough s. kabataslak
rough s. dalgalı (deniz/su)
rough s. kaba biçilmiş (çimen)
rough s. kulak tırmalayıcı
rough s. müstehcen
rough s. dalgalı (deniz)
rough s. yontulmamış
rough s. incelikten yoksun
rough s. engebeli
rough s. yabani
rough s. bozuk (yol/kaldırım)
rough s. son şeklini henüz almamış
rough s. pütürlü
rough s. görgüsüz (kimse)
rough s. haşin
rough s. takribi
rough s. kepekli
rough s. taslak halinde olan
rough s. kulağa hoş gelmeyen
rough s. pütür pütür
rough s. rahatsız edici
rough s. fırtınalı
rough s. dağlı
rough s. dik (saç)
rough s. yaklaşık
rough s. tırtıklı
rough s. keyifsiz
rough s. cilasız
rough s. zahmetli
rough s. sert
rough s. pürüzlü
rough s. tamamlanmamış
rough s. pürtüklü
rough s. grenli
rough s. dalgalı
rough zf. kabaca
rough zf. sertçe
rough zf. geçici olarak
rough zf. aşağı yukarı
Trade/Economic
rough s. takribi
rough s. yaklaşık
Technical
rough i. pürüz
rough i. pürsek
rough s. ham
rough s. kaba
rough s. pürüzlü
rough s. pürtüklü
rough s. rafine edilmemiş
British Slang
rough i. kolay lokma
rough s. berbat
rough s. kötü

"rough" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 450 sonuç

İngilizce Türkçe
General
rough up f. karman çorman etmek
cut up rough f. öfkelenmek
rough somebody up f. fena benzetmek
ride rough over f. hakkını çiğnemek
become rough f. kabalaşmak
become rough f. dalgalanmak
become rough f. kabarmak
have a rough time f. zor bir hayat geçirmek
rough handle f. itip kakmak
cut up rough f. kızmak
make rough f. kabalaştırmak
rough the wrong way f. tahrik etmek
have a rough tongue f. ağır konuşmak
get rough f. pütürlenmek
rough up f. sert davranmak
act rough f. hoyratlık etmek
be rough f. çalkalanmak
cut up rough f. hiddetlenmek
rough the wrong way f. kızdırmak
rough it f. mahrumiyet içinde yaşamak
become rough f. dalgalanmak (deniz)
be rough f. hoyratlık etmek
rough up f. hırpalamak
cut up rough f. yaygara koparmak
rough cast f. kaba sıva vurmak
rough out f. kabataslak yapmak
rough in f. taslağını çizmek
rough it f. sürünmek
get rough f. azmak
cut up rough f. sinirlenmek
rough the wrong way f. sinirlendirmek
rough out f. taslağını çizmek
rough it f. bir süre için ilkel şartlar içinde yaşamak
ride rough over f. kötü davranmak
play rough f. itişip kakışmak
rough up f. tozunu attırmak
cut up rough f. kavgaya girişmek
rough out f. krokisini yapmak
rough in f. krokisini yapmak
rough down f. düzeltmek
rough down f. kabasını almak
rough it f. sefalet çekmek
go through a rough phase f. zor bir evreden geçmek
go through a rough period f. zor bir evreden geçmek
have a rough day f. kötü bir gün geçirmek
rough-hew f. kabasını almak
rough estimate i. kaba hesap
rough copy i. eskiz
rough usage i. hoyratça kullanma
rough draft i. karalama
rough diamond i. ham elmas
rough sketch i. kaba taslak
rough draft i. müsvedde
paper for rough drafts i. müsveddelik
rough drawing i. kabataslak çizim
rough copy i. müsvedde
rough outline i. kaba taslak
rough sketch i. ilk taslak
rough surface i. pürüzlü yüzey
rough draft i. ilk taslak
rough draft i. avanproje
rough estimate i. kabaca tahmin
rough book i. müsvedde defteri
a rough time i. zor dönem
a rough time i. zor zamanlar
rough surface i. bozuk zemin
rough cast i. taslak
rough-legged hawk i. paçalışahin
rough-legged buzzard i. paçalı şahin
rough country i. engebeli arazi
rough buck i. körkasa
rough draft i. taslak
rough terrain vehicle i. engebeli arazi aracı
rough terrain vehicle i. çetin arazi (şartları) aracı
rough description/definition i. kaba tanım
rough water i. dalgalı su
rough book i. karalama defteri
rough grass i. sert/kaba çim
rough grass i. bakımsız/yabani çim
rough sleeper i. açık alanda uyuyan kimse
rough sleeper i. sokaklarda, parklarda uyuyan kimse
not rough s. dalgasız
rough and ready s. işe yarar
slightly rough s. çırpıntılı
not rough s. pütürsüz
very rough s. azgın
rough and ready s. pratik
rough and ready s. aşağı yukarı
rough-and-tumble s. boğuşma
rough-and-tumble s. alt alta üst üste
rough-hewn s. kaba
rough-hewn s. yontulmamış
rough-hewn s. kabaca yapılmış
rough-and-tumble s. itişip kakışma
rough-and-tumble s. itiş kakış
rough-and-tumble s. arbede
rough-hewn s. tasarlanmış
rough-hewn s. kaba yontulmuş
rough-hewn s. taslanmış
rough-looking s. sert görünüşlü
in the rough zf. aşağı yukarı
at a rough guess zf. aşağı yukarı
in the rough zf. kaba taslak durumda
in the rough zf. işlenmemiş durumda
the crossing was rough expr. gemi karşıya geçerken çok sallandı
the crossing was rough expr. gemi çok sallandı
Phrasals
rough it f. zahmete girmek
rough it f. sıkıntı çekmek
rough something in f. kabaca yapmak/döşemek/inşa etmek
rough in something f. kabaca yapmak/döşemek/inşa etmek
Colloquial
have it rough f. zor zamanlar geçirmek
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) sert davranmak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) çıkışmak
be rough on (someone or something) f. (birini veya bir şeyi) tartaklamak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) kötü davranmak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) etkisi sert olmak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) sert gelmek
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) zarar vermek
(a little/bit) rough around the edges i. akşamdan kalma
a diamond in the rough i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
a rough diamond i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
diamond in the rough i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
a diamond in the rough i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
a rough diamond i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
diamond in the rough i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
diamond in the rough i. işlenmemiş elmas
a diamond in the rough i. işlenmemiş cevher
a rough diamond i. işlenmemiş cevher
a rough diamond i. işlenmemiş elmas
diamond in the rough i. işlenmemiş cevher
a diamond in the rough i. işlenmemiş elmas
(a little/bit) rough around the edges i. kaba saba
a rough diamond i. özünde iyi ama kaba kimse
rough as bags s. özensiz
rough as bags s. incelikli olmayan
(a little/bit) rough around the edges expr. görgüsüz
(a little/bit) rough around the edges expr. kültürsüz
(a little/bit) rough around the edges expr. kaba ama iş görür
(a little/bit) rough around the edges expr. vasat ama işe yarar
Idioms
give somebody the rough side of one's tongue f. azarlamak
get the rough edge of someone's tongue f. azarlanmak
have the rough edge of someone's tongue f. azarlanmak
give somebody a rough time f. birine zorlu/sıkıntılı anlar yaşatmak
have a rough ride f. başı dertte olmak
give somebody a rough time f. birine yokuş yapmak
give somebody a rough time f. birine zorluk çıkarmak
get rough idea (about something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
get rough idea (of something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
give someone a rough time f. birine sıkıntı vermek
have rough idea (about something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
have a rough ride f. başı belada olmak
have rough idea (of something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
give somebody a rough time f. birine çektirmek
cut up rough f. dinden imandan çıkmak
cut up rough f. çileden çıkmak
take the rough with the smooth f. hayatı olduğu gibi kabul etmek
have a rough idea f. genel bir fikir edinmek
give somebody a rough time f. gününü göstermek
have rough edges f. eksikleri olmak
have a rough time f. güç bir dönem geçirmek
give rough edge of one's tongue f. hatasından dolayı azarlamak
cut up rough f. edepsizleşmek
give the rough edge of one's tongue f. hatasından dolayı azarlamak
have rough edges f. noksanları/kusurları bulunmak
give somebody the rough side of one's tongue f. kalayı basmak
cut up rough f. küplere binmek
give the rough edge of one's tongue f. kalayı basmak
give the rough edge of one's tongue f. şiddetle kınamak
live rough f. sefalet çekmek
cut up rough f. şirretleşmek
rough it f. sefalet çekmek
run into rough weather f. sert kayaya çarpmak
give rough edge of one's tongue f. sert bir dille eleştirmek
have the rough edge of someone's tongue f. sert bir dille eleştirilmek
give the rough edge of one's tongue f. sivri dilli olmak
give the rough edge of one's tongue f. sert bir dille eleştirmek
have the rough edge of someone's tongue f. şiddetle kınamak
run into rough weather f. sorunla karşılaşmak
hit rough weather f. sorunla karşılaşmak
get the rough edge of someone's tongue f. şiddetle kınamak
give rough edge of one's tongue f. şiddetle kınamak
have a rough ride f. sorunu olmak
hit rough weather f. sert kayaya çarpmak
give rough edge of one's tongue f. sivri dilli olmak
get the rough edge of someone's tongue f. sert bir dille eleştirilmek
give somebody a rough time f. sıkıntı vermek
cut up rough f. tepesi atmak
take the rough with the smooth f. (zorluğu vb.) oldugu gibi kabul etmek
have a rough time of it f. zor bir dönem yaşamak/geçirmek
go through a rough patch f. zor bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. problemli bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. zor bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. problemli bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. zor bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. problemli bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönem yaşamak
have a rough patch f. zor bir dönemde olmak
have a rough patch f. zor bir dönem geçirmek
have a rough patch f. sıkıntılı bir dönemde olmak
have a rough patch f. sıkıntılı bir dönem geçirmek
have a rough patch f. sorunlu bir dönemde olmak
have a rough patch f. sorunlu bir dönem geçirmek
have a rough trot f. zor bir dönem yaşamak
have a rough trot f. inişli çıkışlı bir dönem yaşamak
have a rough trot f. şanssız/talihsiz bir dönem yaşamak
have a rough trot f. çalkantılı bir dönem yaşamak
a lick with the rough side of the tongue i. sert bir dille eleştirme/yerme
a rough deal i. sert muamele
a rough passage i. zorlu/zahmetli/sıkıntılı dönem
a rough trot [nz] i. talihsiz/şanssız/aksiliklerle dolu/meşakkatli dönem
a lick with the rough side of the tongue i. verip veriştirme
a rough deal i. haksız muamele
a rough passage i. darboğaz yaşanan/bunalımlı/müşkül durum
a rough trot [nz] i. müşkül durum
a lick with the rough side of the tongue i. haşlama
a lick with the rough side of the tongue i. paylama
a lick with the rough side of the tongue i. ağzına geleni söyleme
a rough ride i. dar boğaz
rough justice i. haksız adalet
rough justice i. haksız ceza
rough-and-tumble i. itişip kakışma
rough-and-tumble i. itiş kakış
rough estimate i. kabaca hesap
rough estimate i. kabaca tahmin
rough estimate i. kaba varsayım
rough estimate i. kaba tahmin
a rough ride i. sıkıntı
the rough and tumble of politics i. siyasetteki çekişme/kavga
rough stuff i. şiddet
rough justice i. (verilmiş) ağır ceza
rough patch i. zor ve problemli dönem
rough stuff i. zorbalık
a rough ride i. zorluk
a rough ride i. zor zaman
a rough deal i. haksız müdahale
a rough deal i. sert müdahale
a rough deal i. kötü muamele
a rough deal i. hüsran
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. işin en zor kısmı
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. bir şeyin angaryası
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. kötü/haksız muamele
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. kötü niyetli muamele
rough as bags s. kaba
rough as bags s. kaba saba
rough as bags s. kötü
rough as bags s. yontulmamış
rough and ready s. kaba ama iş görür
rough and ready s. yarım yamalak
rough and ready s. vasat ama işe yarar
the rough and tumble of something expr. bir şeyin hırgürü
rough and ready expr. hazırlık yapmadan hızlıca
(a little/bit) rough and ready expr. kaba ama iş görür
in rough shape expr. kötü durumda
in the rough expr. rahatsız
in the rough expr. rahat olmayan
(a little/bit) rough and ready expr. vasat ama işe yarar
Speaking
I've had a bit of a rough day myself expr. biraz zor bir gün geçirdim
when the going gets rough expr. işler zorlaşınca
if the going gets rough expr. işler zorlaşınca
if the going gets rough expr. işler zorlaşırsa
when the going gets rough expr. işler güçleşince
when the going gets rough expr. işler zorlaştığında
Trade/Economic
rough balance i. bilanço tasarısı
rough estimate i. götürü tahmin
rough cut capacity planning i. kaba kapasite planlama
rough draft i. kaba taslak
rough cut capacity planning i. kaba kapasite planlaması
rough estimate i. kaba tahmin
rough outline i. kaba taslak
rough calculation i. kaba hesap
rough estimate i. kabaca tahmin etme
rough usage i. kötü kullanım
rough draft i. müsvedde
rough outline i. müsvedde
rough draft i. ön taslak
rough calculation i. takribi hesap
rough order of magnitude i. tahmini sipariş miktarı
rough draft i. taslak
rough calculation i. tahmini hesap
rough estimate i. takribi tahmin
rough outline i. taslak
rough estimate i. yaklaşık değerlendirme
rough calculation i. yaklaşık hesaplama
rough calculation i. yuvarlak hesap
rough paper i. müsvedde kağıt
rough paper i. karalama kağıdı
Technical
rough out f. kabasını çizmek
rough out f. taslağını hazırlamak
rough country i. dalgalı yer
rough operation i. düzensiz çalışma
rough country i. engebeli arazi
rough running i. gürültülü çalışma
rough stone i. işlenmemiş taş
rough metal i. işlenmemiş metal
rough cutting i. kaba kesim
rough macroscopic contact i. kaba dış yüzey teması
rough dressing i. kaba işleme
rough cast glass i. kaba dökme cam
rough estimate i. kaba keşif
rough hewing i. kabaca yontma
rough cast plate i. kaba dökme cam levha
rough polishing i. kaba parlatma
rough plate glass i. kaba plaka cam
rough plane i. kaba rende
rough work i. kaba iş
rough surface i. kaba yüzey
rough grind i. kaba silme
rough hewn stone i. kaba yontulmuş taş
rough hardware i. kaba madeni aksam
rough grinding i. kaba taşlama
rough grade i. kaba tesviye
rough finishing i. kaba bitirme
rough finish i. kaba testiye
rough machining i. kaba talaşlı işleme
rough stone i. kaba taş
rough grading i. kaba düzleme
rough work i. kaba inşaat
rough grinding i. kaba zımparalama
rough handling i. kaba kullanım
rough glass i. kesilmiş hadde camı
rough buck i. kör kasa
rough handling i. özensiz taşıma
rough surface i. pürüzlü yüzey
rough coating i. pürüzlü kaplama
rough pipe i. pürüzlü boru
rough edge i. pürüzlü kenar
rough running i. titreşimli çalışma
rough stitch i. teğel
rough methods i. yaklaşık metotlar
rough methods i. yaklaşık yöntemler
thick rough cast plate glass i. yüzeyi pürüzlü kalın dökme cam
hydraulic rough s. hidrolik pürüzlü
Computer
rough paper i. pürüzlü kağıt
Textile
rough fabric i. kaba kumaş
rough tannedleather i. pütürlü deri
Construction
rough-hew f. kabasını almak
rough-hew f. kabaca yontmak
rough cast f. kaba sıva vurmak
rough cast f. taslağını yapmak
rough opening i. boşluk
rough blocks i. ham bloklar
rough cleaning i. inşaat sonrası kaba temizlik
post-construction (rough) cleaning i. inşaat sonrası kaba temizlik
rough flooring i. kaba döşeme
rough construction i. kaba inşaat
rough walling i. kaba duvar
rough opening i. kaba açıklık
rough tunnel i. kaplanmamış tünel
rough-cast i. kaba sıva
rough sketch i. kabataslak kroki
rough wall i. kaba duvar
rough masonry i. kara duvar
rough construction work i. kaba inşaat çalışması
rough stoneware i. kaba keramik gereçler
rough cast i. kaba görünüşlü sıva
rough cleaning i. kaba temizlik
rough-finish i. kaba bitiriş
rough work i. kaba işler
rough cast i. kaba sıva
rough tunnel i. kaba yüzeyli tünel
rough opening i. kagir açıklığı
wall of rough i. moloz duvar
rough surface i. pürüzlü yüzey
rough-cut joint i. sıyırma derz
rough rendering i. serpme sıva
Woodworking
rough carpentry i. kaba marangozluk
Automotive
rough road i. bozuk yol
rough idle i. bozuk rölanti
rough idling i. bozuk rölanti
rough idle i. düzensiz rölanti
rough terrain truck i. engebeli arazi aracı
rough terrain lift truck i. engebeli arazi kaldırma aracı
rough terrain trucks i. engebeli arazi araçları
rough machining i. imalat hatası
rough grinding wheel i. kaba taşlama kalemi
rough idle i. vuruntulu röle
Railway
rough draft i. avanproje
rough-rolled tyres for tractive and trailing stock i. çeken ve çekilen taşıtlar için ham bandajlar
Marine
rough passage f. kaba denizleri aşmak
rough laminar flow i. çalkantısız akım
rough sea i. dalgalı deniz
rough sea i. kabadalga
rough sea i. kaba dalgalı deniz
rough turbulent boundary layer i. pürüzlü çalkantılı sınır katmanı
rough laminar boundary layer i. pürüzlü sınır tabakası
rough turbulent flow i. pürüzlü çalkantılı akım
Medical
rough granular osteolytic space i. kaba granüler osteolitik alan
small rough model i. maket
Math
rough set i. kaba küme
Biology
rough endoplasmic reticulum i. granüllü endoplazmik retikulum
Marine Biology
tommy rough [australia] i. turuncu imparator balığı
rough ray i. vatoz
rough ray i. vatoz balığı
long rough dab i. amerikan pisibalığı
long rough dab i. atlantik'in kuzey kıyılarında bulunan küçük ve kahverengimsi bir pisi balığı
Zoology
rough-legged hawk i. paçalı şahin
rough legged hawk i. paçalı şahin
Botanic
rough bent i. kuru buketlerde kullanılan, kılcal salkımlı ince bir çim
rough bent grass i. kuru buketlerde kullanılan, kılcal salkımlı ince bir çim
rough bindweed i. akdeniz saparnası
rough corn bedstraw i. boynuzlu yoğurt otu
rough cocklebur i. domuz pıtrağı
rough cocklebur i. hakiki sıraca otu
rough cocklebur i. sırçaotu
rough cocklebur i. sırça otu
rough bristlegrass i. yeşil kirpi darı
rough pea i. zayıf uçlu bir kış bitkisi
rough cinquefoil (potentilla norvegica) i. uzun yapraklı kaba tüylü bir tek veya iki yıllık bir yabani ot
rough horsetail (equisetum hyemale) i. pürüzlü atkuyruğu
Agriculture
rough rice i. çeltik
Fishery
rough fish i. yem balığı
rough fish i. çöp balığı
rough fish i. besin değeri olmayan balık
Linguistics
rough stop i. yunancada sessiz durak ünsüzleri
Geography
rough weather i. fırtınalı hava
rough sea i. kaba dalgalı deniz
Meteorology
rough weather i. fırtınalı hava
Sport
play rough f. sert oynamak
the rough i. golf sahasında topla vurmayı zorlaştıran, uzun otlarla kaplı alan
Painting
rough sketch i. çırpıştırma resim
Cinema
rough cut i. kaba kurgu
Reptiles
rough-skinned newt (taricha granulosa) i. sert derili semender
rough earth snake i. doğu toprak yılanı
rough earth snake i. kuzey amerika'nın doğusunda görülen kırbaç yılanı familyasına ait kızılımsı-gri renkli bir yılan
Slang
sleep rough f. (evsizler için) dışarıda yatmak
sleeping rough i. barınacak yeri olmama
a bit of rough i. daha alt sınıftan seks partneri
rough trade i. eşcinsel jigololuğu
sleeping rough i. evsizlik
sleep rough i. evsiz
sleep rough i. evsiz barksız
rough trade i. sertlik/şiddet ve eziyet içeren ve genelde eşcinsellerin girdiği cinsel ilişki
British Slang
rough as robber's dog i. çirkin
rough as a badger's arse i. hasta
rough as a badger's bum i. hasta
bit of rough i. standartların altındaki yatak arkadaşı
rough as robber's dog expr. itici
rough as a badger's bum expr. kaba
rough as robber's dog expr. kötü
rough as a badger's bum expr. kaba saba
rough as a badger's arse expr. kaba saba
rough as a badger's arse expr. kaba
rough as robber's dog expr. kaba
rough as a badger's arse expr. yontulmamış
rough as a badger's bum expr. yontulmamış