rough - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

rough

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"rough" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 152 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
rough s. kaba saba
rough s. kaba
rough s. sert
rough s. kabataslak
rough s. pürüzlü
General
rough i. külhanbeyi
rough i. engebeli arazi
rough i. kaba tip
rough i. işlenmemiş şey
rough i. taşlık
rough i. sertlik
rough i. kabadayı
rough i. zorluk
rough i. kabul edilemez nokta
rough i. tatsız husus
rough i. ciddi muamele
rough i. taslak
rough i. gelişigüzel çizim
rough i. anahat düzeni
rough f. nal kayarı takmak
rough f. kötü davranmak
rough f. pürüzlendirmek
rough f. dövmek
rough f. terbiye etmek (at)
rough f. itip kakmak
rough f. pütür pütür yapmak
rough f. taslağını yapmak
rough f. dağıtmak
rough f. karıştırmak
rough f. rahatını bozmak
rough s. müsvedde
rough s. kötü
rough s. inişli çıkışlı
rough s. arızalı
rough s. tırtık tırtık
rough s. rüzgarlı
rough s. inişli yokuşlu
rough s. açık saçık
rough s. tüylü
rough s. şiddetli (rüzgar)
rough s. sıkıntılı
rough s. bozuk (yol/kaldırım)
rough s. son şeklini henüz almamış
rough s. pütürlü
rough s. görgüsüz (kimse)
rough s. haşin
rough s. takribi
rough s. kepekli
rough s. taslak halinde olan
rough s. kulağa hoş gelmeyen
rough s. incelikten yoksun
rough s. engebeli
rough s. yabani
rough s. gürültücü
rough s. kabataslak
rough s. dalgalı (deniz/su)
rough s. kaba biçilmiş (çimen)
rough s. kulak tırmalayıcı
rough s. müstehcen
rough s. dalgalı (deniz)
rough s. yontulmamış
rough s. tırtıklı
rough s. keyifsiz
rough s. dağlı
rough s. dik (saç)
rough s. yaklaşık
rough s. cilasız
rough s. zahmetli
rough s. kulağı rahatsız eden
rough s. işlenmemiş
rough s. engebeli (arazi)
rough s. taslak
rough s. zor
rough s. fırtınalı (hava)
rough s. eğreti
rough s. hoyrat
rough s. pütür pütür
rough s. rahatsız edici
rough s. fırtınalı
rough s. sert
rough s. pürüzlü
rough s. tamamlanmamış
rough s. pürtüklü
rough s. grenli
rough s. dalgalı
rough s. konforsuz
rough s. kötü şartlarda
rough s. elverişsiz
rough s. korunaksız
rough s. barınaksız
rough s. acı
rough s. keskin
rough s. adi
rough s. dandik
rough s. düşük kaliteli
rough s. samimi
rough s. cana yakın
rough s. sıcakkanlı
rough s. blöfçü
rough s. (ticarette) niteliksiz
rough s. basit ticari işlemlerde yetkinliği olan
rough s. fiziksel güç gerektiren
rough s. zeka gerektirmeyen
rough s. nitelik gerektirmeyen
rough zf. kabaca
rough zf. sertçe
rough zf. geçici olarak
rough zf. aşağı yukarı
rough zf. yaklaşık olarak
rough zf. elverişsiz şekilde
rough zf. korunaksız şekilde
rough zf. barınaksız şekilde
Colloquial
rough s. hasta
rough s. yorgun
rough s. bitkin
rough s. rahatsız
Trade/Economic
rough s. takribi
rough s. yaklaşık
Technical
rough i. pürsek
rough i. pürüz
rough i. (madencilikte) artık
rough i. atık
rough i. kalıntı
rough i. kaba kum
rough i. iri taneli kum
rough i. (işlem sonlanmadan önce) tabaklanmış deri
rough s. ham
rough s. kaba
rough s. pürtüklü
rough s. rafine edilmemiş
rough s. pürüzlü
Printing
rough i. taslak baskı
Biology
rough s. gelişigüzel koloniler oluşturan
rough s. pürüzlü ve düz yüzeyli koloniler meydana getiren
Botanic
rough i. vejetatif örtü
rough i. (olumsuz dış etkiye maruz kalmamış) bitki örtüsü
rough i. çalı örtüsü
rough i. çalılık
Breeding
rough i. at nalı çivisi
Linguistics
rough s. vurgulu
rough s. (antik yunancada süreksiz ünsüz) ötümsüz
rough s. soluklu
Sport
rough i. (golf) fairway'i çevreleyen, ince çimle kaplı alan
rough i. (tenis) rakette dikişlerin eğri bir hat oluşturduğu taraf
rough i. (duvar tenisi) raketin dikişli tarafı
rough i. (badminton) raketin pürüzlü tarafı
rough f. spor karşılaşmasında rakibe kasıtlı olarak gereksiz şiddet uygulamak
rough f. faul yapmak
rough f. (sporda) oyuncuyu gereksiz şiddete maruz bırakmak
British Slang
rough i. kolay lokma
rough s. berbat
rough s. kötü

"rough" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
General
rough sketch i. kaba taslak
rough diamond i. ham elmas
rough copy i. eskiz
rough usage i. hoyratça kullanma
rough draft i. karalama
rough draft i. ilk taslak
rough surface i. pürüzlü yüzey
rough draft i. müsvedde
rough draft i. avanproje
paper for rough drafts i. müsveddelik
rough drawing i. kabataslak çizim
rough copy i. müsvedde
rough sketch i. ilk taslak
rough outline i. kaba taslak
rough estimate i. kaba hesap
rough estimate i. kabaca tahmin
rough book i. müsvedde defteri
a rough time i. zor dönem
a rough time i. zor zamanlar
rough surface i. bozuk zemin
rough cast i. taslak
rough-legged buzzard i. paçalı şahin
rough-legged hawk i. paçalışahin
rough buck i. körkasa
rough country i. engebeli arazi
rough draft i. taslak
rough terrain vehicle i. çetin arazi (şartları) aracı
rough terrain vehicle i. engebeli arazi aracı
rough description/definition i. kaba tanım
rough water i. dalgalı su
rough book i. karalama defteri
rough grass i. sert/kaba çim
rough grass i. bakımsız/yabani çim
rough sleeper i. açık alanda uyuyan kimse
rough sleeper i. sokaklarda, parklarda uyuyan kimse
rough sleeper i. evsiz/barksız kimse
rough (in) i. genel koşullar
rough (in) i. genel hat
rough (in) i. genel çerçeve
rough justice i. basit muhakeme uygulaması
rough justice i. basit muhakeme usulü
rough-sand i. iri taneli kum
rough-scruff i. döküntü
rough-scruff i. süprüntü
rough-scruff i. ayak takımı
rough-scruff i. itibarsız kimseler
rough-scruff i. alt sınıf
rough passage i. zor zaman
rough passage i. sınanma süreci
rough rider i. (az eğitimli atları süren) yetenekli binici
rough rider i. yabani at binicisi
play rough f. itişip kakışmak
get rough f. azmak
rough the wrong way f. sinirlendirmek
rough out f. taslağını çizmek
cut up rough f. sinirlenmek
rough it f. bir süre için ilkel şartlar içinde yaşamak
become rough f. dalgalanmak (deniz)
rough up f. hırpalamak
cut up rough f. yaygara koparmak
rough cast f. kaba sıva vurmak
rough it f. sürünmek
rough out f. kabataslak yapmak
rough in f. taslağını çizmek
rough the wrong way f. kızdırmak
cut up rough f. hiddetlenmek
rough it f. mahrumiyet içinde yaşamak
ride rough over f. hakkını çiğnemek
rough somebody up f. fena benzetmek
be rough f. çalkalanmak
become rough f. kabalaşmak
become rough f. dalgalanmak
rough up f. sert davranmak
act rough f. hoyratlık etmek
rough up f. karman çorman etmek
cut up rough f. öfkelenmek
have a rough tongue f. ağır konuşmak
get rough f. pütürlenmek
make rough f. kabalaştırmak
rough the wrong way f. tahrik etmek
rough handle f. itip kakmak
become rough f. kabarmak
have a rough time f. zor bir hayat geçirmek
ride rough over f. kötü davranmak
be rough f. hoyratlık etmek
cut up rough f. kızmak
rough up f. tozunu attırmak
cut up rough f. kavgaya girişmek
rough in f. krokisini yapmak
rough out f. krokisini yapmak
rough down f. kabasını almak
rough it f. sefalet çekmek
rough down f. düzeltmek
go through a rough period f. zor bir evreden geçmek
go through a rough phase f. zor bir evreden geçmek
have a rough day f. kötü bir gün geçirmek
rough-hew f. kabasını almak
rough (up) f. vurmak
rough (up) f. kuvvet uygulamak
rough (up) f. tartaklamak
rough-house f. (şaka amaçlı) kaba davranmak
rough-house f. kabaca muamele göstermek
rough-house f. (şaka amaçlı) hırpalamak
rough and ready s. aşağı yukarı
very rough s. azgın
rough and ready s. pratik
not rough s. pütürsüz
slightly rough s. çırpıntılı
rough and ready s. işe yarar
not rough s. dalgasız
rough-hewn s. kabaca yapılmış
rough-hewn s. kaba
rough-hewn s. yontulmamış
rough-and-tumble s. alt alta üst üste
rough-and-tumble s. boğuşma
rough-and-tumble s. itişip kakışma
rough-and-tumble s. itiş kakış
rough-and-tumble s. arbede
rough-hewn s. tasarlanmış
rough-hewn s. kaba yontulmuş
rough-hewn s. taslanmış
rough-looking s. sert görünüşlü
rough-and-tumble s. eğreti
rough-and-tumble s. gelişigüzel
rough-and-tumble s. üstünkörü
rough-cut s. estetik yoksunu
rough-cut s. kaba
rough-cut s. zarafet yoksunu
rough-textured s. pürüzlü
rough-textured s. pütürlü
rough-spoken s. (konuşma tarzı) kaba
rough-spoken s. (konuşma tarzı) nezaketsiz
rough-spoken s. (konuşma tarzı) özensiz
rough-grained s. iri taneli
rough-grained s. kalın dokulu
rough-grained s. kalın lifli
rough-grained s. perdahlanmamış
rough-grained s. cilasız
rough-haired s. kalın saçlı
rough-haired s. gür saçlı
rough-haired s. ağır saçları olan
in the rough zf. aşağı yukarı
in the rough zf. kaba taslak durumda
in the rough zf. işlenmemiş durumda
at a rough guess zf. aşağı yukarı
the crossing was rough expr. gemi karşıya geçerken çok sallandı
the crossing was rough expr. gemi çok sallandı
in the rough expr. gündelik durumda
in the rough expr. her zamanki gibi
Phrasals
rough something in f. kabaca yapmak/döşemek/inşa etmek
rough in something f. kabaca yapmak/döşemek/inşa etmek
rough it f. zahmete girmek
rough it f. sıkıntı çekmek
rough up f. pürüzlemek
rough up f. pürüzlü hale getirmek
rough up f. dövmek
rough up f. (tüy, saç) ürpertmek
rough up f. (tüy, saç) elektriklendirmek
rough out f. (atı) ot ile beslemek
rough out f. (atı) kaba yem ile beslemek
Phrases
rough sledding i. zor zaman
rough sledding i. zor süreç
Colloquial
a rough diamond i. özünde iyi ama kaba kimse
a diamond in the rough i. işlenmemiş elmas
diamond in the rough i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
a diamond in the rough i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
diamond in the rough i. işlenmemiş cevher
a rough diamond i. işlenmemiş cevher
a rough diamond i. işlenmemiş elmas
a diamond in the rough i. işlenmemiş cevher
diamond in the rough i. işlenmemiş elmas
a rough diamond i. eğitilmemiş/yontulmamış insan
a diamond in the rough i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
a rough diamond i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
diamond in the rough i. aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri
(a little/bit) rough around the edges i. kaba saba
(a little/bit) rough around the edges i. akşamdan kalma
rough spin [new zealand] i. sert muamele
rough spin [new zealand] i. haksız davranış
have it rough f. zor zamanlar geçirmek
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) etkisi sert olmak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) zarar vermek
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) sert davranmak
be rough on (someone or something) f. (birini veya bir şeyi) tartaklamak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) çıkışmak
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) sert gelmek
be rough on (someone or something) f. (birine veya bir şeye) kötü davranmak
rough as bags s. incelikli olmayan
rough as bags s. özensiz
rough-and-ready s. hazır
rough-and-ready s. hazır halde/durumda
rough and ready s. kaba saba
rough and ready s. eğitimsiz
rough and ready s. dinç
rough and ready s. enerjik
rough and ready s. istekli
rough and ready s. zinde
rough [australia] s. (şans) yolunda gitmeyen
rough [australia] s. (şans) kötü
rough and tumble s. kaba saba
rough and tumble s. zorba
rough and tumble s. gürültülü
(a little/bit) rough around the edges expr. görgüsüz
(a little/bit) rough around the edges expr. kültürsüz
(a little/bit) rough around the edges expr. kaba ama iş görür
(a little/bit) rough around the edges expr. vasat ama işe yarar
Idioms
rough stuff i. zorbalık
rough stuff i. şiddet
rough-and-tumble i. itiş kakış
rough-and-tumble i. itişip kakışma
rough estimate i. kabaca hesap
rough estimate i. kabaca tahmin
rough estimate i. kaba varsayım
rough estimate i. kaba tahmin
rough justice i. haksız adalet
rough justice i. (verilmiş) ağır ceza
rough justice i. haksız ceza
a rough ride i. zor zaman
a rough ride i. sıkıntı
a rough ride i. zorluk
a rough ride i. dar boğaz
the rough and tumble of politics i. siyasetteki çekişme/kavga
rough patch i. zor ve problemli dönem
a lick with the rough side of the tongue i. sert bir dille eleştirme/yerme
a rough trot [nz] i. talihsiz/şanssız/aksiliklerle dolu/meşakkatli dönem
a rough deal i. sert muamele
a rough passage i. zorlu/zahmetli/sıkıntılı dönem
a lick with the rough side of the tongue i. verip veriştirme
a rough trot [nz] i. müşkül durum
a rough deal i. haksız muamele
a rough passage i. darboğaz yaşanan/bunalımlı/müşkül durum
a lick with the rough side of the tongue i. haşlama
a lick with the rough side of the tongue i. paylama
a lick with the rough side of the tongue i. ağzına geleni söyleme
a rough deal i. kötü muamele
a rough deal i. sert müdahale
a rough deal i. haksız müdahale
a rough deal i. hüsran
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. kötü/haksız muamele
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. işin en zor kısmı
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. kötü niyetli muamele
the rough end of the pineapple [australia/new zealand] i. bir şeyin angaryası
a bit of rough [uk] i. sosyoekonomik durumu sevgilisinden/partnerinden düşük olan kimse
a bit of rough [uk] i. sevgilisinden/partnerinden daha alt sınıfta olan kimse
a bit of rough [uk] i. sevgilisi/partneri yanında yetersiz görülen kimse
a bit of rough [uk] i. sevgilisine/partnerine (sınıfsal olarak) layık görülmeyen kimse
a rough time i. sorun
a rough time i. dert
a rough time i. sıkıntı
a rough time i. gereksiz zorluk
a rough deal i. haksız muamele
a rough deal i. kötü muamele
a rough patch i. zor bir dönem
a rough patch i. problemli bir dönem
a rough patch i. can sıkıcı bir dönem
a rough patch i. sıkıntılı bir dönem
a rough ride i. zor/rahat dönem
bit of rough i. sert erkek
bit of rough i. dayanıklı erkek
bit of rough i. kaba herif
the rough side of one's tongue i. sözlü saldırı
the rough side of one's tongue i. azar
the rough side of one's tongue i. tekdir
the rough side of one's tongue i. paylama
the rough side of one's tongue i. sert sözler
the rough side of one's tongue i. sitem
rough edges i. hatalar
rough edges i. kabalıklar
rough edges i. yontulmamışlıklar
rough edges i. noksanlar
rough edges i. kusurlar
rough edges i. eksikler
rough idea i. kabaca bir fikir
rough idea i. yaklaşık bir fikir
rough idea i. genel bir fikir
rough idea about (something) i. (bir şey) hakkında kabaca bir fikir
rough idea about (something) i. (bir şey) hakkında yaklaşık bir fikir
rough idea about (something) i. (bir şey) hakkında genel bir fikir
rough idea of (something) i. (bir şey) hakkında kabaca bir fikir
rough idea of (something) i. (bir şey) hakkında yaklaşık bir fikir
rough idea of (something) i. (bir şey) hakkında genel bir fikir
the rough edge (or side) of your tongue i. azar
the rough edge (or side) of your tongue i. kalayı basma
the rough edge (or side) of your tongue i. sert bir dille eleştirme
the rough edge (or side) of your tongue i. paylama
the rough edge of (one's) tongue i. azar
the rough edge of (one's) tongue i. kalayı basma
the rough edge of (one's) tongue i. sert bir dille eleştirme
the rough edge of (one's) tongue i. paylama
give the rough edge of one's tongue f. kalayı basmak
live rough f. sefalet çekmek
rough it f. sefalet çekmek
cut up rough f. şirretleşmek
cut up rough f. edepsizleşmek
have the rough edge of someone's tongue f. sert bir dille eleştirilmek
give the rough edge of one's tongue f. şiddetle kınamak
give the rough edge of one's tongue f. sivri dilli olmak
give rough edge of one's tongue f. sivri dilli olmak
give rough edge of one's tongue f. hatasından dolayı azarlamak
have the rough edge of someone's tongue f. şiddetle kınamak
get the rough edge of someone's tongue f. şiddetle kınamak
give rough edge of one's tongue f. şiddetle kınamak
give the rough edge of one's tongue f. sert bir dille eleştirmek
give the rough edge of one's tongue f. hatasından dolayı azarlamak
get the rough edge of someone's tongue f. sert bir dille eleştirilmek
have the rough edge of someone's tongue f. azarlanmak
give rough edge of one's tongue f. sert bir dille eleştirmek
get the rough edge of someone's tongue f. azarlanmak
have a rough ride f. başı dertte olmak
have a rough ride f. başı belada olmak
have a rough ride f. sorunu olmak
take the rough with the smooth f. (zorluğu vb.) oldugu gibi kabul etmek
have a rough time f. güç bir dönem geçirmek
have a rough idea f. genel bir fikir edinmek
take the rough with the smooth f. hayatı olduğu gibi kabul etmek
cut up rough f. tepesi atmak
cut up rough f. küplere binmek
cut up rough f. çileden çıkmak
have rough edges f. eksikleri olmak
have rough edges f. noksanları/kusurları bulunmak
give somebody the rough side of one's tongue f. azarlamak
give somebody the rough side of one's tongue f. kalayı basmak
give somebody a rough time f. birine zorlu/sıkıntılı anlar yaşatmak
give somebody a rough time f. birine çektirmek
give somebody a rough time f. gününü göstermek
give somebody a rough time f. sıkıntı vermek
have a rough time of it f. zor bir dönem yaşamak/geçirmek
give someone a rough time f. birine sıkıntı vermek
get rough idea (of something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
have rough idea (of something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
have rough idea (about something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
get rough idea (about something) f. bir şey hakkında genel bir fikir edinmek
give somebody a rough time f. birine yokuş yapmak
give somebody a rough time f. birine zorluk çıkarmak
hit rough weather f. sorunla karşılaşmak
run into rough weather f. sorunla karşılaşmak
hit rough weather f. sert kayaya çarpmak
run into rough weather f. sert kayaya çarpmak
cut up rough f. dinden imandan çıkmak
go through a rough patch f. zor bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. zor bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. problemli bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönem geçirmek
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. can sıkıcı bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. problemli bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. sıkıntılı bir dönem yaşamak
go through a rough patch f. problemli bir dönemden geçmek
go through a rough patch f. zor bir dönem yaşamak
have a rough trot f. inişli çıkışlı bir dönem yaşamak
have a rough patch f. zor bir dönemde olmak
have a rough trot f. şanssız/talihsiz bir dönem yaşamak
have a rough patch f. zor bir dönem geçirmek
have a rough patch f. sorunlu bir dönem geçirmek
have a rough patch f. sıkıntılı bir dönem geçirmek
have a rough patch f. sorunlu bir dönemde olmak
have a rough patch f. sıkıntılı bir dönemde olmak
have a rough trot f. zor bir dönem yaşamak
have a rough trot f. çalkantılı bir dönem yaşamak
be a rough trot f. zor bir dönem olmak
be a rough trot f. şanssızlıklar/zorluklar serisi olmak
be a rough trot f. şanssızlıklar/zorluklar silsilesi olmak
be a rough trot f. talihsiz/şanssız bir dönem olmak
give (one) a rough ride f. (birine) zorluk yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birine) sıkıntı vermek/yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birine) zor zamanlar yaşatmak
give (one) a rough ride f. (birini) bir mücadele içine sokmak
give somebody a rough ride f. birine zorluk yaşatmak
give somebody a rough ride f. birine sıkıntı vermek
give somebody a rough ride f. birine zor zamanlar yaşatmak
have a rough ride f. zorluklar yaşamak
give somebody a rough time (of it) f. birine zorluk çıkarmak
give somebody a rough time (of it) f. birinin burnundan getirmek
give somebody a rough time (of it) f. birine çektirmek
give somebody a rough time (of it) f. birine sıkıntı vermek
give (one) a rough idea (about something) f. (birine bir şey hakkında) genel bir fikir vermek
give (one) a rough idea (about something) f. (birine bir şey hakkında) kabaca bir fikir vermek
give (one) a rough idea (about something) f. (birine bir şey hakkında) yaklaşık bir fikir vermek
give (one) a rough idea of (something) f. (birine bir şey) hakkında genel bir fikir vermek
give (one) a rough idea of (something) f. (birine bir şey) hakkında kabaca bir fikir vermek
give (one) a rough idea of (something) f. (birine bir şey) hakkında yaklaşık bir fikir vermek
give (one) a rough time f. (birinin) üzerine gitmek/varmak
give (one) a rough time f. (birinin) burnundan getirmek
give (one) a rough time f. (birine) kök söktürmek
give (one) a rough time f. (birine) zor anlar yaşatmak
give (someone) the rough side of (one's) tongue f. (birini) azarlamak
give (someone) the rough side of (one's) tongue f. (birini) kalaylamak
give (someone) the rough side of (one's) tongue f. (birine) sert bir dille konuşmak
give (someone) the rough side of (one's) tongue f. (birini) sert bir dille/şiddetle eleştirmek
give someone the rough side of your tongue [uk] f. birini azarlamak
give someone the rough side of your tongue [uk] f. birini kalaylamak
give someone the rough side of your tongue [uk] f. birine sert bir dille konuşmak
give someone the rough side of your tongue [uk] f. birini sert bir dille/şiddetle eleştirmek
give someone the rough edge of your tongue [uk] f. birini azarlamak
give someone the rough edge of your tongue [uk] f. birini kalaylamak
give someone the rough edge of your tongue [uk] f. birine sert bir dille konuşmak
give someone the rough edge of your tongue [uk] f. birini sert bir dille/şiddetle eleştirmek
have a rough idea about (something) f. (bir şey) hakkında genel bir fikir edinmek
have a rough idea of (something) f. (bir şey) hakkında genel bir fikir edinmek
have a rough time of it f. zor bir dönem yaşamak/geçirmek
have a rough time of it f. zorluk çekmek
have a rough time of it f. sıkıntı çekmek
have a rough time of it f. problem yaşamak
rough and ready s. kaba ama iş görür
rough and ready s. vasat ama işe yarar
rough and ready s. yarım yamalak
rough as bags s. kaba
rough as bags s. kaba saba
rough as bags s. yontulmamış
rough as bags s. kötü
(a little/bit) rough around the edge s. kaba ama iş görür
(a little/bit) rough around the edge s. vasat ama işe yarar
(a little/bit) rough around the edge s. kusursuz değil ama iş görür
(a little/bit) rough around the edge s. bakımsız ama kullanılabilir durumda
(a little/bit) rough around the edge s. kaba saba
(a little/bit) rough around the edge s. eğitimsiz
(a little/bit) rough around the edge s. incelikten/kibarlıktan yoksun
(a little/bit) rough around the edge s. görgüsüz
(a little/bit) rough around the edge s. kültürsüz
(a little/bit) rough around the edge s. akşamdan kalma
(as) rough as rawhide s. çok kaba
(as) rough as rawhide s. çok pürüzlü
(as) rough as rawhide s. taşlık
(as) rough as rawhide s. kaba saba
(as) rough as rawhide s. yontulmamış
(as) rough as rawhide s. işlenmemiş
rough around the edges s. vasat
rough around the edges s. mükemmel değil
rough around the edges s. biraz kusurlu
rough around the edges s. kaba saba
rough around the edges s. görgüsüz
rough around the edges s. kültürsüz
in the rough expr. rahatsız
in the rough expr. rahat olmayan
rough and ready expr. hazırlık yapmadan hızlıca
the rough and tumble of something expr. bir şeyin hırgürü
(a little/bit) rough and ready expr. kaba ama iş görür
(a little/bit) rough and ready expr. vasat ama işe yarar
in rough shape expr. kötü durumda
in rough expr. işlenmemiş durumda
in rough expr. kaba taslak durumda
in rough expr. taslak halinde
in rough expr. yarım kalmış/tamamlanmamış halde
Speaking
when the going gets rough expr. işler zorlaştığında
if the going gets rough expr. işler zorlaşınca
if the going gets rough expr. işler zorlaşırsa
when the going gets rough expr. işler güçleşince
when the going gets rough expr. işler zorlaşınca
I've had a bit of a rough day myself expr. biraz zor bir gün geçirdim
Trade/Economic
rough estimate i. kaba tahmin
rough draft i. ön taslak
rough estimate i. kabaca tahmin etme
rough calculation i. yaklaşık hesaplama
rough balance i. bilanço tasarısı
rough calculation i. kaba hesap
rough calculation i. tahmini hesap
rough usage i. kötü kullanım
rough estimate i. götürü tahmin
rough estimate i. takribi tahmin
rough draft i. kaba taslak
rough outline i. kaba taslak
rough draft i. müsvedde
rough outline i. müsvedde
rough outline i. taslak
rough draft i. taslak
rough estimate i. yaklaşık değerlendirme
rough calculation i. takribi hesap
rough cut capacity planning i. kaba kapasite planlaması
rough cut capacity planning i. kaba kapasite planlama
rough calculation i. yuvarlak hesap
rough order of magnitude i. tahmini sipariş miktarı
rough paper i. müsvedde kağıt
rough paper i. karalama kağıdı
Technical
rough country i. engebeli arazi
rough pipe i. pürüzlü boru
rough coating i. pürüzlü kaplama
rough buck i. kör kasa
rough finish i. kaba tesfiye
rough grade i. kaba tesviye
rough methods i. yaklaşık yöntemler
rough methods i. yaklaşık metotlar
rough metal i. işlenmemiş metal
rough country i. dalgalı yer
rough work i. kaba inşaat
rough work i. kaba iş
rough surface i. pürüzlü yüzey
rough surface i. kaba yüzey
rough operation i. düzensiz çalışma
rough hewing i. kabaca yontma
rough grind i. kaba silme
rough handling i. özensiz taşıma
rough estimate i. kaba keşif
rough dressing i. kaba işleme
rough plane i. kaba rende
rough stone i. işlenmemiş taş
rough hardware i. kaba madeni aksam
rough hewn stone i. kaba yontulmuş taş
rough stone i. kaba taş