sticky - Türkçe İngilizce Sözlük

sticky

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

sticky — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yapışkan, zor
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈstɪki/ – BrE /ˈstɪki/)
Terim Türü:
Sıfat: sticky
Yapışma özelliği olan yüzeyleri ya da mecazen karmaşık ve rahatsız edici durumları betimler. Stick köküne getirilen -y ekiyle nitelik bildirir. Duyusal betimlemelerde ve sorun anlatılarında sık görülür.
Eş Anlamlılar:
adhesive
Zıt Anlamlılar:
dry

"sticky" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 81 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
sticky s. yapış yapış
This rice is sticky.
Bu pirinç yapış yapış.

More Sentences
sticky s. yapışkan
All my boots were covered with sticky mud.
Tüm botlarım yapışkan çamurla kaplıydı.

More Sentences
Genel
sticky f. yapışkan hale getirmek
Use double-sided tape, for example, to make the surface sticky.
Örneğin yüzeyi yapışkan hale getirmek için çift taraflı bant kullanın.

More Sentences
sticky s. aşırı nemli
The weather near the equator is sticky.
Ekvator yakınlarında hava aşırı nemlidir.

More Sentences
sticky s. zor
She helped me in a very sticky situation.
Çok zor bir durumda bana yardım etti.

More Sentences
sticky s. yapışkan
All my boots were covered with sticky mud.
Tüm botlarım yapışkan çamurla kaplıydı.

More Sentences
sticky s. merak uyandıran
The company has a well-designed sticky website.
Şirketin iyi tasarlanmış, merak uyandıran bir web sitesi var.

More Sentences
Konuşma Dili
sticky s. yılışık
The journalist asking sticky questions was found dead in her apartment.
Yılışık sorular soran gazeteci evinde ölü bulundu.

More Sentences
Teknik
sticky s. yapışkan
All my boots were covered with sticky mud.
Tüm botlarım yapışkan çamurla kaplıydı.

More Sentences
Mekanik
sticky s. yapışkan
All my boots were covered with sticky mud.
Tüm botlarım yapışkan çamurla kaplıydı.

More Sentences
Genel
sticky i. meraklı kimse
sticky i. hevesli kimse
sticky i. yerli yersiz sorular soran kimse
sticky i. meraklı bakış
sticky i. hevesli bakış
sticky i. post-it kağıtları
sticky i. yapışkanlı not kağıtları
sticky f. yapış yapış yapmak
sticky f. ağdalandırmak
sticky f. her yere bulaştırmak
sticky f. (internet forumunda) bir haber dizisini gündemin başına sabitlemek
sticky s. bulaşkan
sticky s. kötü
sticky s. inatçı
sticky s. sıvık
sticky s. rutubetli
sticky s. zorlu
sticky s. gönülsüz
sticky s. ıslak
sticky s. tatsız
sticky s. nemli
sticky s. berbat
sticky s. rutubetli (hava)
sticky s. sakız gibi
sticky s. yapışkanlı
sticky s. sıvışık
sticky s. vıcık
sticky s. isteksiz
sticky s. odunsu
sticky s. çubuğa benzer
sticky s. dala benzer
sticky s. (kişi) odun gibi
sticky s. (kişi) hareketsiz
sticky s. (kişi) donuk
sticky s. (kar) erimeye başlayan
sticky s. (kar) yumuşak
sticky s. yaş
sticky s. terli
sticky s. terden sırılsıklam
sticky s. engelleyen
sticky s. engellenen
sticky s. alıkoyan
sticky s. alıkoyulan
sticky s. tıkanan
sticky s. tıkalı
sticky s. tıkayan
sticky s. inatçı
sticky s. yerinde sayan
sticky s. değişikliğe direnen
sticky s. satılması zor
sticky s. zor satılan
sticky s. satışı zor
sticky s. elde kalan
sticky s. ödenek sağlaması zor olan
sticky s. ödemesi zor
sticky s. ödenemeyen
sticky s. zorluk yaratan
sticky s. zorlayıcı
sticky s. zor beğenen
sticky s. yaygaracı
sticky s. titiz
sticky s. müşkülpesent
sticky s. kılı kırk yaran
Konuşma Dili
sticky s. yıvışık
Ticaret/Ekonomi
sticky s. (fiyat veya maaş) sabit
Teknik
sticky s. yapışan
Bilgisayar
sticky s. (fare) belirli bir süre aktif kalan donanım ürününe ait veya ilgili
sticky s. (fare) temas ile çalışan yazılım/donanım ürününe ait veya ilgili
Zooloji
sticky s. (at) engel önünde kararsız kalan
sticky s. (at) zıplayacakken duraksayan
Spor
sticky s. (üzerinde kriket oynanan suni çimen) yüzeyi yapışan

"sticky" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
sticky tape i. yapıştırıcı bant
sticky tape i. bant
sticky note paper i. yapışkanlı not kağıdı
sticky note i. yapışkanlı not kağıdı
sticky knowledge i. bilginin yapışkanlığı
sticky knowledge i. yapışkan bilgi
sticky floor i. yapışkan zemin
sticky note i. yapışkanlı not kağıdı
sticky shield i. yapışkan tuzak
sticky shield i. yapışkan böcek tuzak paneli
be sticky f. yapış yapış olmak (hava)
be sticky f. nemli olmak
be sticky f. yapış yapış olmak
be sticky about doing something f. isteksiz olmak
be sticky f. yapışkan olmak
stick with sticky tape f. bantlamak
make sticky f. vıcık vıcık etmek
sticky-handed s. hırsıza benzer
sticky-fingered s. cebe indiren
sticky-fingered s. çalıp çırpan
sticky-handed s. hırsızlık yapan
sticky-handed s. cebe indiren
sticky-handed s. hırsız gibi
sticky-fingered s. çalan
sticky-handed s. çalan
sticky-fingered s. hırsız gibi
sticky-handed s. çalıp çırpan
sticky-fingered s. hırsızlık yapan
sticky-fingered s. hırsıza benzer
stk (sticky) kısalt. yapışkan
Konuşma Dili
a sticky situation i. zor bir durum
a sticky wicket i. (kriket) ıslak top
a sticky wicket [uk/australia] i. başı belada
a sticky wicket [uk/australia] i. başı dertte
come to a sticky end f. sonu fena olmak
come to a sticky end f. sonu kötü bitmek
Deyim
sticky wicket i. çıban başı
sticky tune i. ağza/dile dolanan/takılan şarkı
a sticky wicket [uk/australia] i. garip bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. nahoş bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. tatsız bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. rezil bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. tatsız bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. mahcup edici bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. nahoş bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. utanç verici bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. garip bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. can sıkıcı bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. uygunsuz bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. zor bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. münasebetsiz bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. münasebetsiz bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. riskli bir durum
a sticky situation [uk/australia] i. mahcup edici bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. yağmurdan vıcık vıcık olmuş zemin/saha
a sticky situation [uk/australia] i. rezil bir durum
a sticky wicket [uk/australia] i. uygunsuz bir durum
sticky fingers i. hırsızlık eğilimi
sticky fingers i. çalma eğilimi
have sticky fingers f. hırsızlık yapmak
have sticky fingers f. çalmak
come to a sticky end f. hoş olmayan bir şekilde ölmek
meet a sticky end f. hoş olmayan bir şekilde ölmek
come to a sticky end f. kötü bir şekilde ölmek
meet a sticky end f. kötü bir şekilde ölmek
have sticky hands f. elleri yapış yapış olmak
one's hands to get sticky f. elleri yapış yapış olmak
be (batting) on a sticky wicket f. geçmişte yapmış olduğu hatalar yüzünden zor durumda olmak
meet a sticky end f. sonu fena olmak
be on a sticky wicket f. yaptığının cezasını çekmek
be batting on a sticky wicket f. yaptığının cezasını çekmek
be batting on a sticky wicket f. yaptığının bedelini ödemek
be on a sticky wicket f. yaptığının bedelini ödemek
have sticky fingers f. eli uzun olmak
go through/hit a sticky patch f. güç bir dönemde olmak
go through/hit a sticky patch f. zorluk/güçlük çekmek
go through/hit a sticky patch f. tatsızlık/zorluk yaşamak
hit a sticky patch f. güç bir dönem geçiriyor olmak
go through/hit a sticky patch f. sıkıntılı/zor bir dönemde olmak
hit a sticky patch f. berbat bir döneme girmek
hit a sticky patch f. dara/sıkıntıya düşmek
go through/hit a sticky patch f. tatsız/zor zamanlar yaşamak
go through/hit a sticky patch f. sıkıntı çekmek
hit a sticky patch f. tatsız/zorlu bir döneme girmek
go through/hit a sticky patch f. tatsız/zorlu bir döneme girmek
hit a sticky patch f. zorluk/güçlük çekmek
hit a sticky patch f. sıkıntılı/zor bir dönemde olmak
go through/hit a sticky patch f. dara/sıkıntıya düşmek
hit a sticky patch f. tatsızlık/zorluk yaşamak
go through/hit a sticky patch f. sıkıntılı/zor bir dönem geçiriyor olmak
hit a sticky patch f. sıkıntı çekmek
go through/hit a sticky patch f. berbat bir döneme girmek
hit a sticky patch f. güç bir dönemde olmak
go through/hit a sticky patch f. güç bir dönem geçiriyor olmak
hit a sticky patch f. yokluk/cefa çekmek
go through/hit a sticky patch f. yokluk/cefa çekmek
hit a sticky patch f. tatsız/zor zamanlar yaşamak
hit a sticky patch f. sıkıntılı/zor bir dönem geçiriyor olmak
go through a sticky patch f. sıkıntılı bir dönem geçirmek
go through a sticky patch f. zor bir dönem geçirmek
go through a sticky patch f. can sıkıcı bir dönem geçirmek
go through a sticky patch f. problemli bir dönem geçirmek
be in a sticky situation f. mahcup edici bir durumda olmak
be in a sticky situation f. müşkül durumda olmak
be in a sticky situation f. tatsız durumda olmak
be in a sticky situation f. zor bir durumda olmak
be in a sticky situation f. sıkıntılı bir durumda olmak
be in a sticky situation f. berbat durumda olmak
be in a sticky situation f. güç bir durumda olmak
be in a sticky situation f. içinden çıkılması zor bir durumda olmak
be in a sticky situation f. utanç verici bir durumda olmak
be in a sticky situation f. can sıkıcı bir durumda olmak
be in a sticky situation f. yüz kızartıcı bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. başı dertte olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. uygunsuz bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. tatsız bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. sıkıntılı bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. başı belada olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. zor bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. utanç verici bir durumda olmak
be (batting) on a sticky wicket [uk] f. nahoş/rezil bir durumda olmak
hit a sticky patch f. zor bir dönemde olmak
hit a sticky patch f. zor bir dönemden geçmek
go through a sticky patch f. zor bir dönemden geçmek
go through a sticky patch f. zor bir dönemde olmak
batting on a sticky wicket s. tatsız bir durumda
batting on a sticky wicket s. sıkıntı içerisinde
batting on a sticky wicket s. başı belada
batting on a sticky wicket s. güçlük içerisinde
batting on a sticky wicket s. nahoş/rezil bir durumda
batting on a sticky wicket s. başı dertte
batting on a sticky wicket s. zor durumda
in a sticky situation zf. müşkül bir durumda
in a sticky situation zf. içinden çıkılması zor bir durumda
in a sticky situation zf. güç durumda
in a sticky situation zf. zor durumda
in a sticky situation zf. berbat durumda
on a sticky wicket [uk/australia] expr. zor durumda
on a sticky wicket [uk/australia] expr. tatsız bir durumda
on a sticky wicket [uk/australia] expr. nahoş/rezil bir durumda
on a sticky wicket [uk/australia] expr. başı belada
on a sticky wicket [uk/australia] expr. utanç verici bir durumda
Ticaret/Ekonomi
sticky issues i. yapışkan tahviller
sticky prices i. fiyat değişmelerinin yavaşlığı
sticky prices i. fiyatların yapışkanlığı
sticky price model i. yapışkan fiyat modeli
sticky wages i. ücretlerin yapışkanlığı
sticky wages i. yapışkan ücretler
sticky note i. yapışkanlı not kağıdı
sticky prices i. yapışkan fiyatlar