üzücü - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

üzücü



"üzücü" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 43 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
üzücü sad s.
General
üzücü dismal s.
üzücü maudlin s.
üzücü saddening s.
üzücü vexatious s.
üzücü depressing s.
üzücü deplorable s.
üzücü afflictive s.
üzücü tristful s.
üzücü grievous s.
üzücü heartrending s.
üzücü worrying s.
üzücü vexing s.
üzücü disheartening s.
üzücü heavy s.
üzücü rueful s.
üzücü heartbreaking s.
üzücü distressing s.
üzücü devouring s.
üzücü dispiriting s.
üzücü poignant s.
üzücü dreary s.
üzücü dolent s.
üzücü harrowing s.
üzücü painful s.
üzücü worrisome s.
üzücü cheerless s.
üzücü daunting s.
üzücü heartbreaking s.
üzücü puzzling s.
üzücü woeful s.
üzücü regrettable s.
üzücü bitter s.
üzücü discouraging s.
üzücü pathetic s.
üzücü trying s.
üzücü sobering s.
üzücü upsetting s.
üzücü tragic s.
üzücü distressful s.
üzücü sorrowful s.
üzücü sorry s.
üzücü dolorous s.

"üzücü" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

Türkçe İngilizce
General
üzücü bir olayı yavaş yavaş kabullenmek come to terms with something f.
üzücü olmak be distressing f.
üzücü olmak be upsetting f.
üzücü olmak be saddening f.
son derece üzücü tear-jerker i.
üzücü durum dumps i.
üzücü duygu painful sensation i.
üzücü gerçek sad truth i.
üzücü gün a day of sorrow i.
üzücü gün sad day i.
üzücü haber sad news i.
üzücü hikaye sad story i.
üzücü olay sad event i.
üzücü son sad ending i.
üzücü şey discontent i.
çok üzücü heartbreaking s.
çok üzücü ve acıklı tragic s.
son derece üzücü bir biçimde devouringly zf.
üzücü bir şekilde disappointingly zf.
üzücü bir şekilde heartrendingly zf.
üzücü bir şekilde disturbingly zf.
üzücü bir şekilde distressfully zf.
üzücü bir şekilde grievously zf.
üzücü bir şekilde distressingly zf.
üzücü bir şekilde dolorously zf.
üzücü bir şekilde afflictively zf.
üzücü olarak regrettably zf.
üzücü şekilde worrisomely zf.
Colloquial
üzücü haber sad news
Idioms
üzücü bir görüntü a sorry sight
üzücü bir görüntü a sad sight
üzücü bir noktaya gelmesine neden olmak bring to a pretty pass
üzücü bir noktaya gelmesine neden olmak bring to such a pass
üzücü bir sahne a sad sight
üzücü bir sahne a sorry sight
üzücü durum a sad state of affairs
üzücü durum a sorry state of affairs
Speaking
bu hepimiz için üzücü bir gün it's a sad day for all of us
çok üzücü it is too sad
çok üzücü it's enough to make the angels weep
ne üzücü what a bummer
ne üzücü bir kayıp what a sad loss
Politics
üzücü davranış deplorable attitude
Environment
çok üzücü afet disaster of extreme severity