violent - Türkçe İngilizce Sözlük

violent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

violent — Definition

Anlamı ve Tanımı:
şiddetli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈvaɪələnt/ – BrE /ˈvaɪələnt/)
Terim Türü:
Sıfat
Aşırı güç veya zarar içeren davranış. Violence kökünden türetilmiştir. Doğal olaylardan insan eylemlerine kadar geniş kullanım alanına sahiptir.
Eş Anlamlılar:
brutal, forceful
Zıt Anlamlılar:
gentle, peaceful

"violent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 39 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
violent s. şiddetli
Our next-door neighbors seem to be having a violent argument.
Görünüşe göre kapı komşularımız şiddetli bir tartışma yaşıyor.

More Sentences
Genel
violent s. şiddetli
Our next-door neighbors seem to be having a violent argument.
Görünüşe göre kapı komşularımız şiddetli bir tartışma yaşıyor.

More Sentences
violent s. sert
Tom is violent and dangerous.
Tom sert ve tehlikelidir.

More Sentences
violent s. şiddet içeren
The violent offensive and the killing can never lead to peace.
Şiddet içeren saldırılar ve öldürmeler asla barışa yol açamaz.

More Sentences
violent s. vahşiyane
The violent trade in human organs focuses on the poor.
İnsan organlarının vahşi ticareti yoksullara odaklanıyor.

More Sentences
violent s. şiddet eğilimli
They're violent criminals.
Onlar şiddete eğilimli suçlular.

More Sentences
violent s. şiddete başvuran
Tom wasn't violent.
Tom şiddete başvurmadı.

More Sentences
violent s. pasparlak
The sky turned a violent orange at sunset.
Gün batımında gökyüzü pasparlak bir turuncuya dönmüştü.

More Sentences
violent s. vahşi
The police are investigating the violent shooting in Reading.
Polis, Reading'de meydana gelen vahşi silahlı saldırıyı soruşturuyor.

More Sentences
violent s. şiddet yanlısı
He is a violent and dangerous criminal.
Şiddet yanlısı ve tehlikeli bir suçludur.

More Sentences
violent s. hakim olunamayan
He was sacked because of his violent temper.
Hakim olamadığı öfkesi nedeniyle işine son verildi.

More Sentences
Teknik
violent s. şiddetli
Our next-door neighbors seem to be having a violent argument.
Görünüşe göre kapı komşularımız şiddetli bir tartışma yaşıyor.

More Sentences
violent s. sert
Tom is violent and dangerous.
Tom sert ve tehlikelidir.

More Sentences
Genel
violent s. şedit
violent s. berbat
violent s. aşırı
violent s. hemen şiddete başvurabilen
violent s. saldırı sonucu olan
violent s. yeğin
violent s. kuvvetli
violent s. yaman
violent s. zorlu
violent s. ters
violent s. canlı/koyu/acı (renk)
violent s. yüksek (ses)
violent s. hiddetli
violent s. hiddet dolu
violent s. şiddete eğilimli
violent s. zorlayıcı
violent s. anlamı bozan
violent s. anlamı değiştiren
violent s. zor kullanarak yapılan
violent s. cebir ile yapılan
violent s. göz alıcı
violent s. kanlı
violent s. saldırgan
violent s. şiddete dönüşen
violent s. pas parlak
violent s. göz alıcı

"violent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 60 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
violent blow i. sadme
violent stream i. kuvvetli akıntı
violent oath i. sunturlu küfür
violent storm i. kuvvetli fırtına
violent rainstorm i. tufan
violent disorder i. şiddet karışıklığı
violent crimes i. şiddet suçları
violent death i. zor ölüm
violent media i. şiddet içerikli medya
violent attacks i. şiddetli saldırılar
violent storm i. şiddetli fırtına
violent organization i. şiddet örgütü
violent organisation i. şiddet örgütü
violent victimization i. gaddarlık mağduriyeti
violent victimization i. şiddet mağduriyeti
violent behaviors i. şiddet içeren davranışlar
violent criminal i. şiddete meyilli suçlu
violent criminal i. azılı suçlu
violent criminal i. vahşi suçlu
violent conflict i. şiddetli çatışma
violent conflict i. şiddetli çekişme
violent storm i. şiddetli fırtına
violent act i. şiddet eylemi
non-violent methods i. şiddet içermeyen yöntemler
violent disorder i. yakıp yıkma
violent disorder i. şiddet eylemi
grow violent f. alevlenmek
become violent f. şiddetlenmek (rüzgar)
become violent f. coşmak (rüzgar)
make more violent f. şiddetlendirmek
become violent f. yeğinleşmek
become violent f. şiddetlenmek
non-violent s. pasif
non-violent s. sessiz
non-violent s. şiddete başvurmayan
by violent means zf. cebren
by violent means zf. şiddetle
Deyim
lay violent hands on f. birden kapmak
lay violent hands on f. aniden yakalamak
Konuşma
he suffered a violent death expr. ölümü korkunçtu
is it violent? expr. şiddet içeriyor mu?
Ticaret/Ekonomi
violent price increase i. hızlı fiyat artışı
Hukuk
violent presumption i. kuvvetli karine
violent death i. şiddet kullanarak öldürme
violent street robbery i. cebren sokak soygunu
violent street robbery i. sokakta cebren soygun
violent crime i. şiddet suçu
violent presumption i. eşlik eden koşulların varlığından ötürü doğru olduğu varsayılan durum
violent profits [scotland] i. ikaza rağmen çıkmayan kiracı yüzünden elde edilemeyen kira getirileri
Siyasal
non-violent action i. şiddete dayalı olmayan eylem
Denizcilik
violent storm i. bora
Medikal
violent pang i. şiddetli sancı
violent pang i. şiddetli ağrı
violent or injurious behaviors i. şiddet içeren veya zarar verici davranışlar
Psikoloji
violent extremism i. şiddet içeren aşırılık
Gökbilim
optically violent variable (ovv) quasar i. optik olarak şiddetli değişken (ovv) kuasar
Sinema
violent movies i. şiddet içeren filmler
violent films i. şiddet içeren filmler
İngiliz Argosu
silent but violent s. sessiz ama ölümcül (genellikle osuruk için kullanılır)
Star Wars
violent prisoners ward i. şiddete eğilimli tutuklular hapishanesi