| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | self-sufficient s. | kendine yeten | ||
|
They are calling for quotas to be abolished, at least for products in which the European Union is not self-sufficient. En azından Avrupa Birliği'nin kendine yeterli olmadığı ürünler için kotaların kaldırılmasını istiyorlar. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | self-sufficient s. | kendi kendine yeterli | ||
|
The policy enabled the country to become self-sufficient in wheat. Bu politika, ülkenin buğdayda kendi kendine yeterli hale gelmesini sağladı. More Sentences |
||||
| Tarım | ||||
| Tarım | self-sufficient s. | kendi kendine yeten | ||
|
We are not self-sufficient in fish in the Union, only 50% self-sufficient. Birlik içinde balık konusunda kendi kendimize yetemiyoruz, sadece %50 oranında yetebiliyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | self-sufficient s. | kendine güvenen | ||
| Genel | self-sufficient s. | sert | ||
| Genel | self-sufficient s. | kendi kendini idare eden | ||
| Genel | self-sufficient s. | kendini beğenmiş | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | self-sufficient s. | otarşik politika izleyen (ülke) | ||
| Ticaret/Ekonomi | self-sufficient s. | otarşik | ||
| Ticaret/Ekonomi | self-sufficient s. | kendi kendine yeterli olan | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | become self-sufficient f. | kendi kendine yetmek |
| Genel | self-sufficient in something s. | bir şeyde kendi kendine yeten |
| Teknik | ||
| Teknik | self-sufficient power start i. | kendi gücüyle start alma |