harsh - Türkçe İngilizce Sözlük

harsh

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

harsh — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sert, acımasız
Okunuş (IPA):
(AmE /hɑːrʃ/ – BrE /hɑːʃ/)
Terim Türü:
Sıfat
Fiziksel dokuda pürüzlülüğü veya davranış ve koşullarda katılığı anlatan sözcüktür; merhametsizlik ve keskinlik çağrışımı yapar. Eski İngilizce heorisc kökeni, doğrudanlık ve yumuşaklıktan yoksunluk fikrini dile yerleştirir.
Eş Anlamlılar:
severe, rough
Zıt Anlamlılar:
gentle, mild

"harsh" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
harsh s. haşin
The sea is a harsh mistress.
Deniz haşin bir metrestir.

More Sentences
harsh s. sert
You must protect your skin from harsh weather.
Cildinizi sert hava koşullarından korumalısınız.

More Sentences
Genel
harsh s. acımasız
The policymakers received some harsh criticism.
Politika yapıcılar bazı acımasız eleştirilerle karşılaştı.

More Sentences
harsh s. şiddetli
The light was harsh, I felt cold.
Işık şiddetliydi, bana üşüme geldi.

More Sentences
harsh s. acı
It is all the more remarkable that the above situation is simply the harsh reality throughout the world.
Yukarıdaki durumun tüm dünyada yaşanan acı bir gerçek olması daha da dikkat çekicidir.

More Sentences
harsh s. ağır
The conditions of competition are particular harsh in the pig production sector.
Domuz üretimi sektöründe rekabet koşulları özellikle ağırdır.

More Sentences
harsh s. göz kamaştırıcı
He was blinded by the harsh spotlights.
Göz kamaştırıcı spot ışıkları onu kör etmişti.

More Sentences
harsh s. belirgin
The only we could see was the harsh outline of skyscrapers.
Görebildiğimiz tek şey gökdelenlerin belirgin hatlarıydı.

More Sentences
harsh s. kuvvetli
Don't use harsh detergents on wooden items.
Ahşap eşyalar üzerinde kuvvetli deterjanlar kullanmayınız.

More Sentences
harsh zf. sert bir şekilde
The Prestige disaster cast a harsh light on marine pollution.
Prestige faciası deniz kirliliğine sert bir şekilde ışık tutmuştur.

More Sentences
Teknik
harsh s. sert
You must protect your skin from harsh weather.
Cildinizi sert hava koşullarından korumalısınız.

More Sentences
Genel
harsh s. huysuz
harsh s. dağlı
harsh s. kaba
harsh s. cırtlak
harsh s. huysuzca
harsh s. merhametsiz
harsh s. kırıcı
harsh s. ters
harsh s. kulakları tırmalayan
harsh s. (ses) kulağı tırmalayan
harsh s. cırlak
harsh s. parlak
harsh s. (renk) cırtlak
harsh s. (söz) acı
harsh s. kubat
harsh s. göze hoş gözükmeyen
harsh s. onaylamayan
harsh s. beğenmeyen
harsh s. duyulara hitap etmeyen
harsh s. büyük partiküllü
harsh s. yüzeyi pürüzsüz olmayan
harsh s. keskin kokulu
harsh s. keskin tatlı
harsh s. soğuk ve ciddi
harsh s. büyük partiküller nedeniyle işlemesi zor
harsh s. konforsuz
harsh s. yavan
harsh s. kaba görünümlü
harsh s. sert görünümlü
harsh s. ürkütücü görünümlü
harsh s. zorlayıcı
harsh s. kötü
harsh s. sert dille yapılan
harsh s. (ses) sert
harsh s. ciddi tonda
harsh s. kulak tırmalayan
harsh s. keskin
harsh s. aşındırıcı
Teknik
harsh i. fazla zorlama
Gıda
harsh i. buruk lezzet
Fotoğrafçılık
harsh s. kontrastlı
Argo
harsh f. mutluluğunu yok etmek
harsh f. sevincini bitirmek
harsh f. olumsuz eleştiri yapmak

"harsh" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 52 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
harsh words i. acı dil
harsh criticism i. ağır eleştiri
harsh penalty i. ağır ceza
harsh words i. ağır sözler
harsh word i. katı söz
harsh environment conditions i. sert çevre şartları
harsh response i. sert tepki
harsh conditions i. ağır şartlar
harsh light i. şiddetli ışık
harsh climate i. sert iklim
harsh criticism i. sert eleştiri
harsh criticism i. acımasız eleştiri
a harsh criticism i. sıkı bir eleştiri
harsh climate conditions i. sert iklim koşulları
harsh weather conditions i. sert hava şartları
harsh climatic conditions i. sert iklim şartları
harsh climate conditions i. sert iklim şartları
harsh weather conditions i. sert hava koşulları
harsh climatic conditions i. sert iklim koşulları
harsh reality i. acı gerçek
harsh blow i. sert darbe
harsh blow i. ağır darbe
take harsh measures f. sıkı önlem almak
give harsh criticism f. sert biçimde eleştirmek
give harsh criticism f. acımasızca eleştirmek
work under harsh conditions f. zor şartlar altında görev yapmak
work under harsh conditions f. zor şartlar altında çalışmak
sound harsh f. kulağa acımasız gelmek
harsh-tasting s. acı tat veren
harsh-tasting s. acı
harsh-voiced s. cırtlak sesli
Öbek Fiiller
harsh on f. yerden yere vurmak
harsh on f. sert eleştirmek
Konuşma Dili
harsh statement i. zehir zemberek açıklama
harsh grader i. notu kıt (hoca)
harsh grader i. sıfırcı hoca
harsh grader i. sıfırcı hoca
harsh grader i. notu kıt öğretmen
harsh grader i. notu kıt hoca
Konuşma
the harsh truth i. acı gerçek
Teknik
harsh feel i. sert tutum
Tekstil
harsh feel i. sert tutum
İnşaat
harsh mixture i. katı karışım
harsh sand i. köşeli sert kum
harsh concrete i. katı beton
harsh concrete mix i. katı beton karışımı
Argo
harsh toke i. sevimsiz kişi/şey
harsh toke i. esrar içerken zorlanarak çekilen nefes
harsh toke i. antipatik kişi/şey
harsh toke i. marihuanadan/esrardan alınan tahriş edici nefes
harsh toke i. esrar içerken boğazını yakan/acı veren nefes
harsh toke i. hoş olmayan kişi/şey