sert - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

sert



Bedeutungen von dem Begriff "sert" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 167 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sert firm adj.
sert acrimonious adj.
sert stiff adj.
sert rigid adj.
sert harsh adj.
sert hard adj.
sert stern adj.
sert severe adj.
sert rough adj.
sert solid adj.
General
sert caustic adj.
sert hot-headed adj.
sert fiery adj.
sert ill adj.
sert unbending adj.
sert iron adj.
sert nappy adj.
sert incompressible adj.
sert strong adj.
sert spanking adj.
sert dour adj.
sert astringent adj.
sert indurate adj.
sert biting adj.
sert hardcase adj.
sert dry adj.
sert hard-bitten adj.
sert firm adj.
sert furious adj.
sert rough adj.
sert brusque adj.
sert pungent adj.
sert hard-line adj.
sert repressive adj.
sert starchy adj.
sert shrewd adj.
sert self-sufficient adj.
sert sound adj.
sert spiky adj.
sert ironclad adj.
sert vehement adj.
sert inclement adj.
sert hard-and-fast adj.
sert drastic adj.
sert hard-set adj.
sert unyielding adj.
sert pronounced adj.
sert sharp-set adj.
sert wild adj.
sert acrid adj.
sert vicious adj.
sert horny adj.
sert unkind adj.
sert heavy handed adj.
sert impetuous adj.
sert tough adj.
sert rugged adj.
sert gusty adj.
sert ungenerous adj.
sert unsparing adj.
sert strict adj.
sert driving adj.
sert austere adj.
sert bitter adj.
sert cutthroat adj.
sert hardening adj.
sert fierce adj.
sert hard adj.
sert uncharitable adj.
sert cast-iron adj.
sert stiff adj.
sert scabrous adj.
sert starched adj.
sert stringent adj.
sert pointed adj.
sert ungentle adj.
sert ill-natured adj.
sert gruff adj.
sert inflexible adj.
sert crusty adj.
sert exacting adj.
sert crabbed adj.
sert heavy adj.
sert tart adj.
sert get-tough adj.
sert keen adj.
sert violent adj.
sert sharp adj.
sert turbulent adj.
sert blistering adj.
sert high adj.
sert forbidding adj.
sert granite adj.
sert hard-hitting adj.
sert sclerous adj.
sert bristly adj.
sert grim adj.
sert disagreeable adj.
sert cutting adj.
sert rude adj.
sert brutal adj.
sert piercing adj.
sert abrupt adj.
sert granitic adj.
sert hot adj.
sert hardline adj.
sert short-spoken adj.
sert surly adj.
sert scleroid adj.
sert bossy adj.
sert uncompromising adj.
sert grum adj.
sert exact adj.
sert stubborn adj.
sert stark adj.
sert trenchant adj.
sert peppery adj.
sert bad adj.
sert coriaceous adj.
sert unrelenting adj.
sert flinty adj.
sert generous adj.
sert smart adj.
sert harder adj.
sert boisterous adj.
sert brusk adj.
sert intemperate adj.
sert shortspoken adj.
sert acerb adj.
sert lenten adj.
sert spartan adj.
sert scathing adj.
sert inelastic adj.
sert heady adj.
sert curt adj.
sert incisive adj.
sert rigorous adj.
sert short adj.
sert steely adj.
sert leather adj.
sert obdurate adj.
sert unpermissive adj.
sert stony adj.
sert adamant adj.
sert nonindulgent adj.
sert sclero- pref.
Colloquial
sert hard-featured
Slang
sert ruff
sert tuff
Technical
sert stringent
sert strict
sert hard
sert violent
sert severe
sert tough
sert firm
sert harsh
sert ironbound
Construction
sert aggressive
Marine
sert stern
Tobacco
sert strong
Linguistics
sert aspirated
sert hard
sert fortis
Geology
sert competent
Latin
sert atrox
sert duro

Bedeutungen, die der Begriff "sert" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
sert cevap vermek retort v.
sert bir çekiş/burma wrench n.
sert vuruş bash n.
General
(öğrencilere/sınıfa karşı) sert olmak get tough with the class v.
(öğrencilere/sınıfa) sert davranmak get tough with the class v.
çok sert vurmak slug  v.
çok sert vurmak slug v.
daha sert hale getirmek make harder v.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlamak ruggedize v.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlamak ruggedise v.
itmek (sert bir şekilde) shove v.
müsamaha etmekten vazgeçip sert davranmaya başlamak crack down on v.
sert bakarak korkutmak browbeat v.
sert biçimde eleştirmek criticize severely v.
sert biçimde eleştirmek criticise severely v.
sert biçimde eleştirmek give harsh criticism v.
sert bir dille eleştirmek wade into v.
sert bir dille eleştirmek chew up v.
sert bir dille eleştirmek flay v.
sert bir dille eleştirmek wade in v.
sert bir dille uyarmak put your foot down v.
sert bir dille uyarmak put one's foot down v.
sert bir eleştiriyle yorum yapmak animadvert (about/on/upon) v.
sert bir şekilde çekmek wrench v.
sert bir şekilde uyarmak warn sternly v.
sert bir şekilde vurmak smite v.
sert çocuğu oynamak play the tough guy v.
sert darbelerle vurmak batter v.
sert davranmak handle without gloves v.
sert davranmak take a hard line with v.
sert davranmak whale v.
sert davranmak rough up v.
sert eleştiri yapmak pan v.
sert eleştirilerde bulunmak criticize harshly v.
sert esmek sweep v.
sert esmek bluster v.
sert esmek (rüzgar) bluster v.
sert karşılık vermek talk back to v.
sert konuşmak speak harshly v.
sert lehimlemek braze v.
sert oynamak hack v.
sert önlemler almak take stringent precautions v.
sert önlemler almak crack down v.
sert önlemler almak take severe measures v.
sert sert bakmak scowl v.
sert sert bakmak glare at v.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedise v.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlamak ruggedize v.
sert ve ani çıkış yapmak lash out at v.
sert vurmak whack v.
sert vurmak smash v.
sert vurmak slug v.
sert vurmak wallop v.
sert vurmak slog v.
sert yanıt vermek retort v.
şap diye ses çıkarmak (sert bir rüzgarda dalgalanan bayrak gibi) snap v.
yol vb'yi sert bir madde ile kaplamak surface v.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clunking n.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clop n.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clippety-clop n.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clumping n.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clip-clop n.
atın ayaklarını sert zemine vurduğunda çıkan ses clopping n.
ayı gibi kaba ve sert bearishness n.
beklenmedik şekilde yapılan sert konuşma ascent n.
beyzbolda sert atış line drive n.
böceklerde sert üst kanat wing-case n.
büyük ve sert bir tür ingiliz şekerlemesi gobstopper n.
çok sert efsanevi bir taş adamant n.
elma şarabından damıtılmış sert bir konyak türü apple-jack n.
elma şarabından damıtılmış sert bir konyak türü applejack n.
elmastan sonraki en sert mineral corundum n.
güney amerika'da and dağları'ndan atlas okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar pampero n.
iki sert yüzün birbirine sürtünmesinden çıkan ses crepitation n.
kaba, sert ve kıllı adam gorilla n.
kabuk (sert) shell n.
kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt seat belt n.
kemiğin sert ve düz yüzeyi tabula n.
kerestesi sert ağaç hardwood n.
kısa kuyruklu sert tüylü bir tür güney amerika kemirgeni cavy n.
meyve veya sebzenin iki ucundaki sert kısımlarını kesip atmak (yeşil fasulye vs) top and tail n.
rüzgarın ani ve sert esmesi gust n.
sert adım sesi clump n.
sert ağaç hardwood n.
sert ağaçlar hardwoods n.
sert amir disciplinarian n.
sert amir martinet n.
sert banyo havlusu turkish towel n.
sert banyo havlusu terry towel n.
sert bir bakış hard look n.
sert bir cisim a hard object n.
sert bir obje a hard object n.
sert bira stout n.
sert buğday hard wheat n.
sert buğday buckwheat n.
sert cam hard glass n.
sert cevap retort n.
sert cevap sharp answer n.
sert cevap rejoinder n.
sert ceza severe penalty n.
sert çekirdekli meyve drupe n.
sert çevre şartları harsh environment conditions n.
sert dalış giysisi hard-hat suit n.
sert damarlı ağaç summerwood n.
sert darbe slogging n.
sert darbe wallop n.
sert davranış unkind treatment n.
sert davranma punishment n.
sert dil strong language n.
sert doku solid tissue n.
sert dokulu saç coarse-textured hair n.
sert eleştiri censure n.
sert eleştiri harsh criticism n.
sert eleştiri rap n.
sert eleştiri diatribe n.
sert eleştiri trenchant criticism n.
sert eleştiri bitter criticism n.
sert eleştiri serious criticism n.
sert eleştiri fierce criticism n.
sert eleştiri vitriol n.
sert eleştiri pan n.
sert eleştiri heavy criticism n.
sert eleştiri sharp criticism n.
sert eleştiri strident criticism n.
sert eleştiri aristarchy n.
sert eleştiri strong criticism n.
sert eleştiri severe criticism n.
sert eleştiri flak n.
sert eleştri diatribe n.
sert esen rüzgar stiff breeze n.
sert fırça bristle brush n.
sert fırça bristle n.
sert güney rüzgarı buster n.
sert hava asperity n.
sert hava koşulları harsh weather conditions n.
sert hava koşulları severe weather conditions n.
sert hava şartları harsh weather conditions n.
sert hava şartları severe weather conditions n.
sert içki heady drink n.
sert içki short drink n.
sert içki tipple n.
sert içki schnaps n.
sert içki grog n.
sert içki liquor n.
sert içki belt n.
sert içki hard liquor n.
sert içki spirits n.
sert içki aqua vitae n.
sert içki booze n.
sert içki john barleycorn n.
sert içki strong drink n.
sert içki aqua vitae n.
sert içki hard drink n.
sert içkinin üzerine içilen hafif içecek chaser n.
sert iklim inhospitable climate n.
sert iklim severe climate n.
sert iklim harsh climate n.
sert iklim extreme climate n.
sert iklim koşulları harsh climatic conditions n.
sert iklim koşulları harsh climate conditions n.
sert iklim koşulları severe climatic conditions n.
sert iklim koşulları severe climate conditions n.
sert iklim şartları severe climatic conditions n.
sert iklim şartları harsh climatic conditions n.
sert iklim şartları harsh climate conditions n.
sert iklim şartları severe climate conditions n.
sert iniş bumpy landing n.
sert kabuk scutcheon n.
sert kabuklu yemiş nut n.
sert kabuklu yemişler nuts n.
sert kahve strong coffee n.
sert kereste hardwood n.
sert kıl setae n.
sert kıl setal n.
sert kıl bristle n.
sert kil till n.
sert kimse unkind person n.
sert konuşma philippic n.
sert konuşma tirade n.
sert kucaklama bear hug n.
sert kuştüyü quill n.
sert malzemeler hard materials n.
sert materyal clinker n.
sert mısır flint corn n.
sert muhalefet strong opposition n.
sert müzakereci tough negotiator n.
sert olmama tenderness n.
sert önlemler stringent measures n.
sert önlemler rigorous measures n.
sert önlemler rigid measures n.
sert önlemler strict measures n.
sert politika rigid policy n.
sert rüzgar gale n.
sert rüzgar williwaw n.
sert rüzgarlar blustering winds n.
sert sabun hard soap n.
sert sert bakan scowler n.
sert soğuk bitter cold n.
sert sözler trenchant words n.
sert su hard water n.
sert tabaka hardpan n.
sert tanecik solid particle n.
sert tartışma polemic n.
sert tenkit philippic n.
sert tepki brutal response n.
sert tepki strong reaction n.
sert tepki harsh response n.
sert tırnaklı solidungulate n.
sert uyarı stern warning n.
sert uyuşturucu hard drug n.
sert üslupla yazılmış mektup strongly-worded letter n.
sert ve acımasız tip meany n.
sert ve acımasız tip meanie n.
sert ve kalitesiz içki firewater n.
sert ve kayalı yokuş escarpment n.
sert vuruş slug n.
sert vuruş swipe n.
sert vuruş slog n.
sert yanıt riposte n.
sert yanıt retort n.
sert yönetici driver n.
sert yumruk roundhouse n.
sert yumruk slug n.
sert yumruk slog n.
sert yumruk ya da darbe slug  n.
sert yumruklarla dövme whanging n.
sert yüz ifadesi torvous n.
sert yüzey (kağıt) tooth n.
sert yüzeyler hard surfaces n.
sert yüzeylerin temizlenmesi cleaning of hard surfaces n.
sert zemin firm soil n.
sert/kaba çim rough grass n.
sert/zalim/huysuz kimse meanie n.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör kaoliang n.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör kaoliang jiu n.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör sorghum liquor n.
sorgum pekmezinden yapılan sert bir likör gaoliang n.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör gaoliang n.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör kaoliang n.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör sorghum liquor n.
sorgumun mayalanması ile yapılan sert bir likör kaoliang jiu n.
sporcuların alt bacak kısmını korumak için yapılmış sert koruyucu shinguard n.
şiddetli ve sert rüzgar tempest n.
şiddetli/ağır/sert hava şartları extreme weather conditions n.
vücuda vurulan sert yumruk body-blow n.
yeşil sert isveç peyniri sapsago n.
yuvarlak ve sert gaita parçaları scybala n.
(hava) sert inclement adj.
ahlak kurallarını çiğneyenleri sert bir dille eleştiren straitlaced adj.
aşırı sert extremely hard adj.
çok sert adamant adj.
çok sert as hard as a nail adj.
çok sert extra hard adj.
daha sert harder adj.
daha sert shrewder adj.
daha sert severer adj.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlanmış ruggedized adj.
daha sert kullanımlara dayanacak şekilde tasarlanmış ruggedised adj.
elmas gibi sert ve parlak adamantine adj.
en sert hardest adj.
en sert sharpest adj.
en sert severest adj.
kadar sert as tough as adj.
kadar sert as firm as adj.
kadar sert as hard as adj.
kaya gibi sert rocky adj.
kısa ve sert konuşan curt adj.
sert (baba vb) unpermissive adj.
sert (bakış/yüz) stern adj.
sert (bir şey) stiff adj.
sert (esme) blustering adj.
sert (içki) heady adj.
sert (içki) short adj.
sert (içki) strong adj.
sert (içki) hard adj.
sert (ifade) strident adj.
sert (kimse) stern adj.
sert (kösele gibi) rubbery adj.
sert (kösele vb) tough adj.
sert (rüzgar) high adj.
sert (rüzgar) cutting adj.
sert (söz) curt adj.
sert (söz) hard adj.
sert (söz) strong adj.
sert (vuruş/itiş) sharp adj.
sert bakan scowling adj.
sert bakışlı po-faced adj.
sert bir tabaka teşkil etmiş encrusted adj.
sert darbe yemiş slugged adj.
sert esen sweeping adj.
sert görünümlü tough-looking adj.
sert görünüşlü rough-looking adj.
sert kabuklu hardshell adj.
sert kapak/cilt (kitap) hardcover adj.
sert kapak/cilt (kitap) hardbound adj.
sert kapak/cilt (kitap) hardbacked adj.
sert kapak/cilt (kitap) hardback adj.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardbacked adj.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardback adj.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardbound adj.
sert kapaklı/ciltli (kitap) hardcover adj.
sert kıl şeklinde setiform adj.
sert kıla benzeyen setiform adj.
sert kıllı setaceous adj.
sert kıllı setiferous adj.
sert olan shrewdest adj.
sert olmayan free and easy adj.
sert olmayan (et, meyve vb) tender adj.
sert rüzgarlı blustery adj.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedised adj.
sert şartlara dayanıklı olacak şekilde tasarlanmış ruggedized adj.
sert telli hard-wired adj.
sert tırnak soliped adj.
sert tırnaklı soliped adj.
sert üslupla yazılmış strongly-worded adj.
sert ve odunumsu meyve veren bitki xylocarpous adj.
sert yüzeyli hard surfaced adj.
sert/iyi pişmiş hard-baked adj.
sert-vurgulu hard-indicating adj.
üzerinde sert kıllar bulunan setiferous adj.
yeterince sert firm enough adj.
yuvarlak ve sert gaita parçaları scybalous adj.
sert bakarak scowlingly adv.
sert biçimde harshly adv.
sert bir biçimde austerely adv.
sert bir biçimde sternly adv.
sert bir biçimde intemperately adv.
sert bir biçimde rigorously adv.
sert bir biçimde severely adv.
sert bir biçimde drastically adv.
sert bir biçimde strictly adv.
sert bir biçimde (rüzgar) cuttingly adv.
sert bir halde acrimoniously adv.
sert bir şekilde harshly adv.
sert bir şekilde acutely adv.
sert bir şekilde rigorously adv.
sert kıl gibi setaceously adv.
sert şekilde drastically adv.
sert ve kısa olarak abruptly adv.
sert/sıkı bir şekilde smartly adv.
Phrasals
(ani ve sert) tepki göstermek/vermek lash out
Phrases
tatlı sert kindly but firmly
tatlı sert kind but firm
Proverb
erkek çocuklar sert olur boys will be boys
sert sözle insan incinmez hard words break no bones
Colloquial
(temaslı sporlarda karın bölgesine alınan sert bir darbe nedeniyle) bir süre nefes alamamak get the wind knocked out of
(temaslı sporlarda karın bölgesine alınan sert bir darbe nedeniyle) bir süre nefes alamamak get winded
sert biçimde azarlamak be all over
sert bir biçimde with a heavy hand
sert bir kahveye ihtiyacı olmak need a strong cup of coffee
sert bir şeyle vurmak hit it with something hard
Idioms
(kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert as tough as old boots
(kopmayacak/yenmeyecek kadar) sert as tough as shoe leather
(sert bir sözden vb. sonra) ortamı yumuşatmak take the sting out of something
ağır/sert darbe piledriver
ayağını sert bir cisime çarpmak stub one's toe against something
ayağını sert bir cisime çarpmak stub one's toe on something
birdenbire sert bir şekilde durmak come to a crashing halt
birilerine karşı sert olmak get tough with someone
birine sert davranmak get tough with someone
birine sert davranmak ve güçlük çıkarmak give someone a hard time
birine sert sert bakmak glare down on someone
birine sert/katı davranmak take a hard line with someone
birini sert biçimde azarlamak give someone hail columbia
birinin yanlışını sert bir şekilde düzeltmek tell them where the dog died
birisine sert davranmak be tough on someone
birisine sert davranmak act tough on someone
birisine sert davranmak get tough on someone
çok sert as tough as an old boot
çok sert as tough as old shoe leather
çok sert harder than the back of god's head
çok sert fren yapmak stand on the brakes
çok sert olmak have a poker up one's ass
çok sert olmak have a corncob up one's ass
çok sert vurmak knock into the middle of next week
daha sert bir tavır almak take a tougher line
daha sert bir tavır takınmak take a tougher line
gereğinden daha sert davranmak break a butterfly on a wheel
kaya gibi sert as steady as a rock
kaya gibi sert as hard as a rock
kaya gibi sert as solid as a rock
kaya gibi sert steady as a rock
kaya/taş gibi sert as hard as stone
kazık gibi sert as stiff as a board
sert biçimde eleştirmek pull to pieces
sert biçimde eleştirmek criticize someone with both barrels
sert bir darbe indirmek knock into the middle of next week
sert bir dille eleştirilmek have the rough edge of someone's tongue
sert bir dille eleştirilmek get the rough edge of someone's tongue
sert bir dille eleştirmek criticize someone with both barrels
sert bir dille eleştirmek give rough edge of one's tongue
sert bir dille eleştirmek give the rough edge of one's tongue
sert bir dille uyarmak get one's ears pinned back
sert bir kayaya çarpmak have a bear by the tail
sert bir kayaya çarpmak have a tiger by the tail
sert bir kayaya çarpmak have got a tiger by the tail
sert bir manevra yapmak turn on a dime
sert davranmak use a firm hand
sert kayaya çarpmak run into rough weather
sert kayaya çarpmak hit rough weather
sert kayaya çatmak meet one's match
sert konuşmak talk tough
sert oynamak play hardball
sert oynamak play tough
sert önlemler almak break a butterfly on a wheel
sert sözler high words
sert tartışmalar blood-and-guts arguments
sert uyarı a rap over the knuckles
sert uyarı a rap on the knuckles
sert uyarı a rap across the knuckles
sert ve açık bir şekilde in no uncertain terms
sert/çetin mücadele rat race
sert/haşin huy veya karakter mean streak
sert/katı bir tavır takınmak take a firm stand on something
taş gibi sert as hard as stone
Speaking
biraz sert biriydi he was kind of austere
daha sert ovala rub it harder
dün rüzgar sert esti the wind blew hard yesterday
sana sert davrandım i have been hard on you
Slang
bu bir hayli sert bir mal this is some pretty serious stuff
çok sert as hard as a nail
sert adam bimbo
sert çocuğu oynayan ceza evine yeni düşmüş acemi mahkum gunsel
sert çocuğu oynayan ceza evine yeni düşmüş acemi mahkum gunslinger
sert çocuk tuff guy
sert çocuk plug-ugly
sert çocuk badass
sert çocuk tough guy
sert davranmak hard ass somebody
sert içki forty
sert kişi bad ass
sert mahkum toosh hog
sert sarılmış sigara buck horn
sert/güçlü mahkum hardrock
Trade/Economic
fed'in para politikası ile ilgili olarak belirlediği sert tutum hawkish
güne sert bir düşüşle başlamak start the day with a sharp fall
sert başlangıç solid start
sert düşüş sharp fall
sert düşüş hard landing
sert önlemler rigid measures
sert önlemler rigorous measures
sert para hard currency
sert paralı kredi hard loan
sert rekabet fierce competition
sert tedbirler alan politika macroprudential policy
sert tedbirler almaktan kaçınan politika microprudential policy
Law
kanun sert de olsa kanundur dura lex
Politics
sert ağaç tozları hardwood dust
sert çekirdek hard core
sert güç hard power
Technical
altın esaslı sert lehim dolgu metali gold brazing filler metal
alüminyum alaşımlarının sert anodik kaplanması hard anodizing of aluminium alloys
alüminyum sert lehimleme alaşımı aluminium brazing alloy
arklı sert lehimleme arc brazing
bir tür sert plastik perspex
blok sert lehimlemesi block brazing
çeyrek sert quarter hard
çok sert kayalardan biri whin
daldırmalı sert lehimleme dip brazing
dışı sert kabuk döküm chill casting
diatomun sert kabuğu frustule
dirençli sert lehimleme resistance brazing
doğrudan sert lehimleme direct brazing
dolaylı sert lehimleme indirect brazing
düz kenarlı sert ambalaj flat-sided rigid package
ekstra sert extra hard
elektrik indükleme sert lehimleme electrical induction brazing
elektrik indüklemeli sert lehimleme electrical induction brazing
endüklemli sert lehimleme induction brazing
eritkensiz sert lehimleme fluxless brazing
eritmeli sert lehimleme flow brazing
esnek ve sert gözenekli polimerik malzemeler flexible and rigid cellular polymeric materials
etkin metalli sert lehimleme active metal brazing
fabrikasyon olarak imal edilen sert poliüretan köpük factory made rigid polyurethane foam
fabrikasyon olarak imal edilen sert poliüretan köpük factory-made rigid polyurethane foam
galvanik sert krom kaplama galvanic hard chrome plating
gaz sert lehim ve kaynağı için küçük kitler small kits for gas brazing and welding
geçici sert su temporarily hard water
gümüş sert lehimi silver brazing
gümüşlü sert lehim alaşımı silver brazing alloy
gümüşlü sert lehimleme silver brazing
hava geçirmez mahfaza lehim veya sert lehim ile etrafına flanş takılı hermetic receptacle with round flange attached by soldering or brazing
iki sert malzemenin yapıştırılmasıyla oluşan sistemlerin ayrılma mukavemeti tensile lap-shear strength of rigid-to rigid bonded assemblies
ince ve sert çanak çömlek graniteware
işlenmemiş sert toprak hardpan
kaynatıldıktan sonra sert kalan su permanently hard water
kısmi geçici sıvı evreli sert lehimleme (seramik) partial transient liquid-phase brazing
lehimleme ve sert lehimleme brazing and soldering
lehimleme ve sert lehimleme malzemeleri soldering and brazing materials
makaralı yarı sert hortum semi-rigid reel hose
makaraya sarılan yarı sert hortum semi-rigid reel hose
ocakta sert lehimleme furnace brazing
orta sert medium-hard
parlak sert çelik sac hood and fender stock
parlak sert tel bright hard wire
parlak ve sert cila japan
sanayide kullanılan sert bitümler hard industrial bitumens
sert ağaç hard wood
sert akrilonitril butadien stiren malzeme rigid acrylonitrile butadiene styrene material
sert alaşım hard metal