strong - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

strong

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "strong" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 61 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
strong adj. güçlü
strong adj. kuvvetli
General
strong n. domuz gibi
strong adj. çok inandırıcı
strong adj. derinden gelen
strong adj. istikrarlı
strong adj. kuvvetli (kanıt)
strong adj. gayretli
strong adj. kesif
strong adj. zorlu
strong adj. koyu (çay)
strong adj. mukavemetli
strong adj. çelimli
strong adj. muhkem
strong adj. esaslı
strong adj. kunt
strong adj. koyu (kahve)
strong adj. sert
strong adj. yaman
strong adj. koyu (kahve vb)
strong adj. şiddetli (duygu)
strong adj. kıvrak
strong adj. berk
strong adj. pek
strong adj. keskin
strong adj. kavi
strong adj. değişmez
strong adj. alkollü
strong adj. sert (içki)
strong adj. istikrarlı (piyasa)
strong adj. sıkı
strong adj. yüksek (borsadaki değerler için)
strong adj. ağır (koku)
strong adj. yetenekli
strong adj. sert (söz)
strong adj. güçlü
strong adj. iradeli
strong adj. sağlam
strong adj. metin
strong adj. dayanıklı
strong adj. koyu
strong adj. şiddetli (rüzgar/darbe)
strong adj. gür
strong adj. demir gibi
strong adj. istekli
strong adj. kesin (görüş)
strong adj. ağır
strong adj. azgın
strong adj. demli
strong adj. muazzam
strong adj. kuvvetli
strong adj. şiddetli
strong adv. güçlü olarak
strong adv. şiddetle
strong adv. kuvvetle
Technical
strong kuvvetli
strong dayançlı
strong sağlam
Tobacco
strong sert
Linguistics
strong şiddetli
Places
strong maine eyaletinde yerleşim yeri

Bedeutungen, die der Begriff "strong" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 287 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
get strong v. güçlenmek
strong-willed adj. iradeli
General
be as strong as a lion v. aslan kesilmek
be built on a strong foundation v. sağlam temeller üzerine kurulmak
be going strong v. enerjik bir şekilde çalışmak
be mentally strong v. ruhen güçlü olmak
be patient/strong v. sabırlı/metanetli olmak
be physically sound and strong v. eli ayağı tutmak
be strong enough v. gücü yetmek
be strong for v. -i çok desteklemek
be strong-minded v. iradeli olmak
be strong-willed v. iradeli olmak
be very strong v. çok güçlü olmak
become permeated with a strong unpleasant odor v. koku sinmek
become strong v. berkimek
become strong v. pekişmek
become strong v. dinçleşmek
become strong v. sağlamlaşmak
become strong v. güçlenmek
express one's strong condemnation v. şiddetle kınamak
fall in with a strong team v. güçlü bir takıma düşmek
get strong v. kuvvetlenmek
get strong v. dişlenmek
have (strong) desire to defile a family's honour v. namusuna göz dikmek
have a strong interest in something v. bir şeye aşırı/çok ilgi duymak
have a strong liking for v. sevgi duymak
have a strong liking for v. sevgi beslemek
have a strong stomach v. midesi sağlam olmak
have a strong stomach v. midesi kolaylıkla bulanmamak/bozulmamak
have a strong stomach v. korkunç görüntülere karşı dayanıklı olmak
have strong communication skills v. iletişimi kuvvetli olmak
have strong influence v. ağır basmak
make a strong impression on v. göz doldurmak
make less strong v. kuvvetsizleştirmek
make strong v. güçlendirmek
show a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
strong-arm v. (birisini) sindirmek
strong-arm v. kabadayılık etmek
strong-arm v. gözünü korkutmak
take a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
a strong criticism n. sıkı bir eleştiri
a strong emotional bond n. güçlü bir duygusal bağ
a strong feeling of guilt n. büyük suçluluk duygusu
a strong feeling of guilt n. ağır suçluluk duygusu
a strong feeling of guilt n. derin suçluluk duygusu
a strong odor n. keskin koku
a turkish female name meaning strong flowing water n. selin
his strong point n. onun kuvvetli tarafı
kind of strong perfume n. hacıyağı
strong adhesive n. japon yapıştırıcısı
strong and unfair criticism n. ağır ve haksız eleştiri
strong arm n. şiddet kullanarak yapılan soygun
strong arm n. fiziksel saldırı
strong bases n. sağlam temeller
strong belief n. kuvvetli inanç
strong black coffee n. okkalı kahve
strong bond n. güçlü bağ
strong case n. güçlü delil
strong case n. sağlam zemine dayanan olay
strong coffee n. sert kahve
strong company n. güçlü kuruluş
strong competition n. güçlü rekabet
strong contribution n. büyük katkı
strong criticism n. ağır eleştiri
strong criticism n. acımasız eleştiri
strong criticism n. sert eleştiri
strong current n. güçlü akım
strong doubt n. kuvvetli şüphe
strong drink n. sert içki
strong effect n. büyük etki
strong emotion n. güçlü duygu
strong emotion n. yoğun duygu
strong evidence n. kuvvetli delil
strong evidence n. güçlü delil
strong faith n. güçlü iman
strong fresh brewed tea n. demli çay
strong hand n. sertlik
strong hand n. baskı
strong hand n. zulüm
strong hand n. güçlü el
strong hand n. demir yumruk
strong hands n. güçlü eller
strong hands n. kuvvetli eller
strong impression n. derin etki
strong infrastructure n. sağlam altyapı
strong language n. küfür
strong language n. üslup
strong language n. ağır söz
strong language n. küfürlü konuşma
strong language n. sert dil
strong man n. güçlü adam
strong man n. güçlü erkek
strong motivation n. güçlü motivasyon
strong opposition n. sert muhalefet
strong reaction n. sert tepki
strong reasoning n. sağlam muhakeme
strong soap n. güçlü sabun
strong source n. sağlam kaynak
strong sunlight n. güçlü güneş ışığı
strong tea n. demli çay
strong ties n. güçlü bağlar
strong will n. güçlü irade
strong will n. sağlam irade
strong wind n. şiddetli rüzgar
strong woman n. güçlü kadın
strong-willed person n. irade sahibi
the strong lord n. yüce tanrı
as strong as adj. kadar güçlü
extra strong adj. ekstra dayanıklı
extra strong adj. çok dayanıklı
having a strong body adj. yapılı
having a strong personality adj. şahsiyetli
large and strong adj. aygır gibi
over-strong adj. aşırı güçlü
over-strong adj. fazla güçlü
over-strong adj. çok güçlğ
strong enough adj. yeterince güçlü
strong hearted adj. kararlı
strong hearted adj. inatçı
strong minded adj. iradesi kuvvetli
strong minded adj. azimli
strong willed adj. iradeli
strong-minded adj. bildiğinden şaşmaz
strong-minded adj. iradeli
strong-minded adj. iradesi kuvvetli
strong-minded adj. azimli
strong-minded adj. kararlı
strong-minded adj. düşüncesinde kararlı
strong-willed adj. dediğim dedik
strong-willed adj. güçlü iradesi olan
strong-willed adj. inatçı
strong-willed adj. iradesi sağlam
strong-willed adj. kararlı
strong-willed adj. iradesi kuvvetli
very strong adj. evladiyelik
very strong adj. beton gibi
very strong adj. kale gibi
very strong adj. dokuz canlı
in a strong voice adv. gür sesle
Phrases
(by) becoming strong/gaining strength güçlenerek
strong army strong country güçlü ordu güçlü ülke
with a fine strong voice gür sesli
with a strong hand gayretle
with a strong hand şiddetle
Colloquial
need a strong cup of coffee sert bir kahveye ihtiyacı olmak
strong language küfürlü konuşma
strong language küfür
Idioms
as strong as a bull öküz gibi güçlü
as strong as a bull boğa gibi güçlü
as strong as a family aile gibi güçlü
as strong as a horse boğa kadar güçlü
as strong as a lion boğa kadar güçlü
as strong as an ox boğa gibi güçlü
as strong as an ox boğa kadar güçlü
as strong as an ox öküz gibi güçlü
as strong as an ox öküz kadar güçlü
be somebody's strong point birinin kuvvetli noktası olmak
be somebody's strong point birinin güçlü noktası olmak
be somebody's strong suit birinin güçlü noktası olmak
be somebody's strong suit birinin kuvvetli noktası olmak
be still going strong hala iyi/güçlü durumda olmak
come on strong büyük bir şevkle başlamak
come on strong kolları sıvamak
come on strong saldırganca davranmak
come on strong bir işe büyük bir istekle girişmek
get a strong hold on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get a strong influence on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
get it hot and strong fırça yemek
get it hot and strong azar işitmek
get it hot and strong ağır biçimde azarlanmak
have a strong hold on someone birisinin üzerinde büyük etkisi olmak
have a strong hold on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
have a strong influence on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
strong as a bull boğa kadar güçlü
strong as an ox boğa kadar güçlü
strong as an ox öküz kadar güçlü
strong meat aşırı davranış
strong meat aşırı görüntü
strong meat hazmedilmesi güç davranış
strong-arm tactics güç kullanma
the strong, silent type güçlü ve sessiz tip
use strong language küfürlü/kaba konuşmak
use strong language in front of the children çocukların önünde küfürlü konuşmak
Speaking
be strong metin ol
be strong güçlü ol
I am strong ben güçlüyüm
i wish i was that strong keşke ben de bu kadar güçlü olabilseydim
i wish i was that strong keşke ben de böyle güçlü olabilseydim
she left home in the face of strong opposition from her parents anne babasının karşı çıkmasına rağmen evi terk etti
stay strong! dayan!
stay strong! güçlü ol!
was that not a bit strong? bu biraz aşırı olmadı mı?
Slang
come on strong ağzının payını vermek
come on strong birisine asılmak
one's strong suit ilgi alanı
one's strong suit iyi olduğu alan
one's strong suit yetenek
one's strong suit yetkinlik
one's strong suit güçlü noktası/yönü
one's strong suit uğraş
Trade/Economic
strong box kasa
strong box kiralık kasa
strong box banka kasası
strong budget sağlam bütçe
strong company güçlü şirket
strong company güçlü firma
strong competition aşırı rekabet
strong competition yoğun rekabet
strong competition environment aşırı rekabet ortamı
strong currency güçlü para birimi
strong currency altın ve ya gümüş karşılığı var olan ve değeri değişmeyen para
strong demand şiddetli talep
strong demand yoğun talep
strong economy güçlü ekonomi
strong financial outlook güçlü mali görünüm
strong firm güçlü firma
strong firm güçlü şirket
strong form efficiency güçlü biçimde etkinlik
strong market fiyatların yükseldiği piyasa
strong market fiyatların yükseliş gösterdiği piyasa
strong market position güçlü piyasa konumu
strong monetary tightening güçlü parasal sıkılaştırma
strong room kasa dairesi
strong room muhkem oda
strong-room kasa odası
transition to the strong economy program güçlü ekonomiye geçiş programı
Law
strong body of evidence yeterli kanıt
strong grief şedit elem
with strong hand şiddet ve zor kullanarak (meskene tecavüz fiillerinde kullanılır)
Politics
framework for strong, sustainable and balanced growth güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme çerçevesi
strong fundamentals güçlü ekonomik temeller
strong mayor plan güçlü belediye planı
Technical
extra strong çok kuvvetli
macroscopic examination by etching with strong mineral acids kuvvetli mineral asitlerle dağlanarak makroskopik muayene
strong acid koyu asit
strong acid kuvvetli asit
strong acid etkin asit
strong alkaline oil kuvvetli alkalin yağ
strong authentication güçlü yetkilendirme
strong brewed sert demlenmiş
strong convergence güçlü yakınsaklık
strong electrolyte kuvvetli elektrolit
strong jump kuvvetli sıçrama
strong materials sağlam gereçler
strong nuclear interactions güçlü çekirdeksel etkileşimler
strong password güçlü parola
strong sewage koyu pissu
Computer
strong authentication güçlü kimlik doğrulama
strong database structure güçlü veritabanı yapısı
Automotive
strong alkaline oil kuvvetli alkalin yağ
Traffic
strong cross wind yandan rüzgar
Marine
strong breeze kuvvetli rüzgar
strong gale fırtına
strong navy güçlü donanma
Psychology
strong equivalence güçlü eşdeğerlilik
strong law of effect güçlü etki yasası
Gastronomy
turkish strong spirit flavoured with anise rakı
Math
strong topology güçlü ilinge
strong topology güçlü topoloji
Statistics
strong completeness büyük oranda tamlık
strong law of large numbers güçlü büyük sayılar yasası
Physics
strong force baskın kuvvet
strong interaction güçlü etkileşim
Chemistry
strong acid kuvvetli asit
Tobacco
rother strong bodied kuvvetli nesic
Linguistics
strong adequacy güçlü yeterlik
strong consonant sert ünsüz
strong form tam biçim
strong verb kurallı çekim
Environment
estimation of strong ground motion kuvvertli yer hareketi tahmini
observation of strong earthquake motion kuvvetli deprem hareketini gözleme
strong earthquake kuvvetli deprem
strong motion kuvvetli yer hareketi
strong motion record kuvvetli yer hareketi kaydı
strong motion seismograph kuvvetli yer hareketi kayıtçısı
strong wind disaster kuvvetli rüzgar afeti
Geography
strong gale kuvvetli fırtına
Meteorology
strong gale kuvvetli fırtına
Geology
seismo-tectonic and strong motion characteristics sismo-tektonik ve kuvvetli yer hareket özellikleri
strong motion records kuvvetli hareket kayıtları
Places
strong city oklahoma eyaletinde yerleşim yeri
strong city kansas eyaletinde şehir
Military
strong point mukavemet noktası
strong point direnek noktası
Basketball
strong side oyun sırasında topun olduğu saha
Volleyball
strong side güçlü yan
Theatre
strong voice güçlü sesi