strong - Turc Anglais Dictionnaire
Historique

strong

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Sens de "strong" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 65 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
strong adj. güçlü
strong adj. kuvvetli
General
strong n. domuz gibi
strong adj. çok inandırıcı
strong adj. derinden gelen
strong adj. istikrarlı
strong adj. berk
strong adj. pek
strong adj. keskin
strong adj. kavi
strong adj. şiddetli
strong adj. alkollü
strong adj. sert (içki)
strong adj. yüksek (borsadaki değerler için)
strong adj. ağır (koku)
strong adj. yetenekli
strong adj. sert (söz)
strong adj. dayanıklı
strong adj. koyu
strong adj. şiddetli (rüzgar/darbe)
strong adj. gür
strong adj. demir gibi
strong adj. istekli
strong adj. kuvvetli (kanıt)
strong adj. gayretli
strong adj. kesif
strong adj. zorlu
strong adj. kesin (görüş)
strong adj. ağır
strong adj. azgın
strong adj. demli
strong adj. muazzam
strong adj. iradeli
strong adj. metin
strong adj. koyu (kahve vb)
strong adj. şiddetli (duygu)
strong adj. koyu (çay)
strong adj. mukavemetli
strong adj. çelimli
strong adj. muhkem
strong adj. esaslı
strong adj. kunt
strong adj. koyu (kahve)
strong adj. yaman
strong adj. kıvrak
strong adj. güçlü
strong adj. sert
strong adj. sağlam
strong adj. sıkı
strong adj. kuvvetli
strong adj. istikrarlı (piyasa)
strong adj. değişmez
strong adv. güçlü olarak
strong adv. kuvvetle
strong adv. şiddetle
Technical
strong sağlam
strong kuvvetli
strong dayançlı
Automotive
strong popüler otomobil
strong gayretli satıcı
strong güçlü otomobil
strong güçlü
Tobacco
strong sert
Linguistics
strong şiddetli
Places
strong maine eyaletinde yerleşim yeri

Sens de "strong" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 288 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
get strong v. güçlenmek
strong-willed adj. iradeli
General
be physically sound and strong v. eli ayağı tutmak
get strong v. dişlenmek
be going strong v. enerjik bir şekilde çalışmak
become strong v. berkimek
become strong v. güçlenmek
get strong v. kuvvetlenmek
become strong v. sağlamlaşmak
become strong v. pekişmek
be as strong as a lion v. aslan kesilmek
make less strong v. kuvvetsizleştirmek
make strong v. güçlendirmek
have strong influence v. ağır basmak
have a strong stomach v. midesi sağlam olmak
become strong v. dinçleşmek
be strong enough v. gücü yetmek
have a strong stomach v. korkunç görüntülere karşı dayanıklı olmak
show a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
take a strong interest in one's guests v. misafirlerine pervane olmak
have a strong liking for v. sevgi duymak
have a strong liking for v. sevgi beslemek
express one's strong condemnation v. şiddetle kınamak
become permeated with a strong unpleasant odor v. koku sinmek
be strong for v. -i çok desteklemek
have a strong stomach v. midesi kolaylıkla bulanmamak/bozulmamak
have (strong) desire to defile a family's honour v. namusuna göz dikmek
be strong-willed v. iradeli olmak
be strong-minded v. iradeli olmak
make a strong impression on v. göz doldurmak
have strong communication skills v. iletişimi kuvvetli olmak
be built on a strong foundation v. sağlam temeller üzerine kurulmak
be mentally strong v. ruhen güçlü olmak
strong-arm v. (birisini) sindirmek
strong-arm v. gözünü korkutmak
strong-arm v. kabadayılık etmek
have a strong interest in something v. bir şeye aşırı/çok ilgi duymak
be very strong v. çok güçlü olmak
fall in with a strong team v. güçlü bir takıma düşmek
be patient/strong v. sabırlı/metanetli olmak
strong language n. sert dil
strong wind n. şiddetli rüzgar
strong adhesive n. japon yapıştırıcısı
strong tea n. demli çay
strong impression n. derin etki
strong language n. üslup
his strong point n. onun kuvvetli tarafı
strong language n. ağır söz
strong belief n. kuvvetli inanç
kind of strong perfume n. hacıyağı
strong language n. küfür
strong drink n. sert içki
strong hand n. demir yumruk
strong hand n. zulüm
strong hand n. güçlü el
strong hand n. baskı
strong hand n. sertlik
strong man n. güçlü adam
strong reasoning n. sağlam muhakeme
strong company n. güçlü kuruluş
strong arm n. fiziksel saldırı
strong current n. güçlü akım
strong arm n. şiddet kullanarak yapılan soygun
strong contribution n. büyük katkı
strong reaction n. sert tepki
strong evidence n. kuvvetli delil
strong evidence n. güçlü delil
strong effect n. büyük etki
strong competition n. güçlü rekabet
strong-willed person n. irade sahibi
strong coffee n. sert kahve
strong criticism n. sert eleştiri
strong criticism n. ağır eleştiri
strong criticism n. acımasız eleştiri
a strong emotional bond n. güçlü bir duygusal bağ
strong will n. sağlam irade
strong will n. güçlü irade
a strong feeling of guilt n. ağır suçluluk duygusu
a strong feeling of guilt n. büyük suçluluk duygusu
a strong feeling of guilt n. derin suçluluk duygusu
strong fresh brewed tea n. demli çay
a strong criticism n. sıkı bir eleştiri
the strong lord n. yüce tanrı
strong man n. güçlü erkek
strong bond n. güçlü bağ
strong opposition n. sert muhalefet
strong black coffee n. okkalı kahve
a strong odor n. keskin koku
strong soap n. güçlü sabun
strong source n. sağlam kaynak
strong and unfair criticism n. ağır ve haksız eleştiri
strong hands n. güçlü eller
strong hands n. kuvvetli eller
strong ties n. güçlü bağlar
strong faith n. güçlü iman
strong bases n. sağlam temeller
strong language n. küfürlü konuşma
strong case n. güçlü delil
strong case n. sağlam zemine dayanan olay
strong emotion n. yoğun duygu
strong emotion n. güçlü duygu
strong infrastructure n. sağlam altyapı
a turkish female name meaning strong flowing water n. selin
strong motivation n. güçlü motivasyon
strong woman n. güçlü kadın
strong sunlight n. güçlü güneş ışığı
strong doubt n. kuvvetli şüphe
strong armed resistance n. güçlü silahlı direniş
strong minded adj. azimli
extra strong adj. çok dayanıklı
having a strong personality adj. şahsiyetli
very strong adj. evladiyelik
very strong adj. beton gibi
strong willed adj. iradeli
strong enough adj. yeterince güçlü
very strong adj. kale gibi
very strong adj. dokuz canlı
having a strong body adj. yapılı
strong minded adj. iradesi kuvvetli
large and strong adj. aygır gibi
extra strong adj. ekstra dayanıklı
as strong as adj. kadar güçlü
strong-minded adj. düşüncesinde kararlı
strong-willed adj. kararlı
strong-minded adj. kararlı
strong-willed adj. iradesi kuvvetli
strong-minded adj. bildiğinden şaşmaz
strong-willed adj. inatçı
strong-minded adj. iradeli
strong-minded adj. iradesi kuvvetli
strong-minded adj. azimli
strong-willed adj. iradesi sağlam
strong-willed adj. güçlü iradesi olan
strong-willed adj. dediğim dedik
over-strong adj. aşırı güçlü
over-strong adj. fazla güçlü
over-strong adj. çok güçlğ
strong hearted adj. kararlı
strong hearted adj. inatçı
in a strong voice adv. gür sesle
Phrases
with a strong hand gayretle
with a fine strong voice gür sesli
with a strong hand şiddetle
strong army strong country güçlü ordu güçlü ülke
(by) becoming strong/gaining strength güçlenerek
Colloquial
strong language küfürlü konuşma
strong language küfür
need a strong cup of coffee sert bir kahveye ihtiyacı olmak
Idioms
as strong as an ox boğa gibi güçlü
get it hot and strong ağır biçimde azarlanmak
get it hot and strong azar işitmek
get it hot and strong fırça yemek
strong as an ox boğa kadar güçlü
strong as a bull boğa kadar güçlü
strong meat aşırı davranış
strong meat aşırı görüntü
strong meat hazmedilmesi güç davranış
strong-arm tactics güç kullanma
have a strong hold on someone birisinin üzerinde büyük etkisi olmak
as strong as a bull öküz gibi güçlü
as strong as an ox öküz gibi güçlü
as strong as a bull boğa gibi güçlü
come on strong büyük bir şevkle başlamak
come on strong saldırganca davranmak
come on strong kolları sıvamak
come on strong bir işe büyük bir istekle girişmek
be still going strong hala iyi/güçlü durumda olmak
get a strong influence on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
have a strong influence on someone biri üzerinde büyük bir etkisi olmak
as strong as a horse boğa kadar güçlü
as strong as a lion boğa kadar güçlü
as strong as an ox boğa kadar güçlü
have a strong hold on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
get a strong hold on someone birinin üstüne büyük bir etkisi olmak
use strong language küfürlü/kaba konuşmak
use strong language in front of the children çocukların önünde küfürlü konuşmak
be somebody's strong point birinin güçlü noktası olmak
be somebody's strong suit birinin güçlü noktası olmak
be somebody's strong suit birinin kuvvetli noktası olmak
be somebody's strong point birinin kuvvetli noktası olmak
the strong, silent type güçlü ve sessiz tip
as strong as a family aile gibi güçlü
as strong as an ox öküz kadar güçlü
strong as an ox öküz kadar güçlü
Speaking
be strong metin ol
she left home in the face of strong opposition from her parents anne babasının karşı çıkmasına rağmen evi terk etti
be strong güçlü ol
was that not a bit strong? bu biraz aşırı olmadı mı?
stay strong! güçlü ol!
stay strong! dayan!
i wish i was that strong keşke ben de böyle güçlü olabilseydim
i wish i was that strong keşke ben de bu kadar güçlü olabilseydim
I am strong ben güçlüyüm
Slang
come on strong birisine asılmak
come on strong ağzının payını vermek
one's strong suit uğraş
one's strong suit iyi olduğu alan
one's strong suit ilgi alanı
one's strong suit yetenek
one's strong suit yetkinlik
one's strong suit güçlü noktası/yönü
Trade/Economic
strong form efficiency güçlü biçimde etkinlik
strong box kasa
strong market fiyatların yükseldiği piyasa
strong room kasa dairesi
strong demand şiddetli talep
strong firm güçlü şirket
strong competition yoğun rekabet
strong firm güçlü firma
strong company güçlü firma
strong company güçlü şirket
strong competition environment aşırı rekabet ortamı
strong competition aşırı rekabet
strong box banka kasası
strong box kiralık kasa
strong-room kasa odası
strong market fiyatların yükseliş gösterdiği piyasa
strong demand yoğun talep
strong market position güçlü piyasa konumu
strong budget sağlam bütçe
strong currency güçlü para birimi
strong economy güçlü ekonomi
strong room muhkem oda
transition to the strong economy program güçlü ekonomiye geçiş programı
strong financial outlook güçlü mali görünüm
strong currency altın ve ya gümüş karşılığı var olan ve değeri değişmeyen para
strong monetary tightening güçlü parasal sıkılaştırma
Law
strong grief şedit elem
with strong hand şiddet ve zor kullanarak (meskene tecavüz fiillerinde kullanılır)
strong body of evidence yeterli kanıt
Politics
strong mayor plan güçlü belediye planı
strong fundamentals güçlü ekonomik temeller
framework for strong, sustainable and balanced growth güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyüme çerçevesi
Technical
strong electrolyte kuvvetli elektrolit
strong password güçlü parola
strong jump kuvvetli sıçrama
strong authentication güçlü yetkilendirme
extra strong çok kuvvetli
strong acid kuvvetli asit
strong convergence güçlü yakınsaklık
strong sewage koyu pissu
strong alkaline oil kuvvetli alkalin yağ
strong acid koyu asit
strong nuclear interactions güçlü çekirdeksel etkileşimler
strong acid etkin asit
strong materials sağlam gereçler
strong brewed sert demlenmiş
macroscopic examination by etching with strong mineral acids kuvvetli mineral asitlerle dağlanarak makroskopik muayene
Computer
strong database structure güçlü veritabanı yapısı
strong authentication güçlü kimlik doğrulama
Automotive
strong alkaline oil kuvvetli alkalin yağ
Traffic
strong cross wind yandan rüzgar
Marine
strong breeze kuvvetli rüzgar
strong gale fırtına
strong navy güçlü donanma
Psychology
strong equivalence güçlü eşdeğerlilik
strong law of effect güçlü etki yasası
Gastronomy
turkish strong spirit flavoured with anise rakı
Math
strong topology güçlü topoloji
strong topology güçlü ilinge
Statistics
strong completeness büyük oranda tamlık
strong law of large numbers güçlü büyük sayılar yasası
Physics
strong force baskın kuvvet
strong interaction güçlü etkileşim
Chemistry
strong acid kuvvetli asit
Tobacco
rother strong bodied kuvvetli nesic
Linguistics
strong verb kurallı çekim
strong adequacy güçlü yeterlik
strong form tam biçim
strong consonant sert ünsüz
Environment
strong earthquake kuvvetli deprem
strong wind disaster kuvvetli rüzgar afeti
strong motion seismograph kuvvetli yer hareketi kayıtçısı
strong motion kuvvetli yer hareketi
strong motion record kuvvetli yer hareketi kaydı
estimation of strong ground motion kuvvertli yer hareketi tahmini
observation of strong earthquake motion kuvvetli deprem hareketini gözleme
Geography
strong gale kuvvetli fırtına
Meteorology
strong gale kuvvetli fırtına
Geology
strong motion records kuvvetli hareket kayıtları
seismo-tectonic and strong motion characteristics sismo-tektonik ve kuvvetli yer hareket özellikleri
Places
strong city oklahoma eyaletinde yerleşim yeri
strong city kansas eyaletinde şehir
Military
strong point mukavemet noktası
strong point direnek noktası
Basketball
strong side oyun sırasında topun olduğu saha
Volleyball
strong side güçlü yan
Theatre
strong voice güçlü sesi