kibar - Türkçe İngilizce Sözlük

kibar

"kibar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 83 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kibar courteous s.
A kind and courteous young lady is working in reception.
Resepsiyonda nazik ve kibar bir genç hanım çalışıyor.

More Sentences
kibar kind s.
Sami was a very kind person.
Sami çok kibar bir insandı.

More Sentences
kibar gentle s.
Mary is very gentle with her baby sister.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.

More Sentences
kibar polite s.
Who is this polite young gentleman?
Kim bu kibar genç beyefendi?

More Sentences
Genel
kibar nice s.
One major European newspaper has talked in terms of a terribly nice European family, and that is what Europe is like.
Önemli bir Avrupa gazetesi fazlasıyla kibar bir Avrupalı aileden söz etti ve Avrupa işte böyle bir yer.

More Sentences
kibar gracious s.
Tom was gracious in defeat.
Tom yenilgide kibardı.

More Sentences
kibar courtly s.
The courtly gentleman held the door open for the lady.
Kibar beyefendi, hanımefendi için kapıyı açık tuttu.

More Sentences
kibar refined s.
They said the meeting is only for refined people.
Toplantının sadece kibar insanlar için olduğunu söylediler.

More Sentences
kibar polished s.
The new manager looks like a polished honest woman.
Yeni müdür, kibar ve dürüst bir kadına benziyor.

More Sentences
kibar elegant s.
The Browns are an elegant and happy family.
Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.

More Sentences
kibar polite s.
Who is this polite young gentleman?
Kim bu kibar genç beyefendi?

More Sentences
kibar urbane s.
Tony Blair is merely an urbane murderer.
Tony Blair sadece kibar bir katil.

More Sentences
kibar distinguished s.
That distinguished woman in the red dress is my fiancée.
Şu kırmızı elbiseli kibar kadın benim nişanlım.

More Sentences
kibar civil s.
That's very civil of you.
Çok kibarsınız.

More Sentences
kibar kind s.
Sami was a very kind person.
Sami çok kibar bir insandı.

More Sentences
kibar fine s.
Sir Harold is a fine English gentleman.
Sir Harold kibar bir İngiliz beyefendisi.

More Sentences
Teknik
kibar gentle i.
Mary is very gentle with her baby sister.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.

More Sentences
Eski Kullanım
kibar gentle s.
Mary is very gentle with her baby sister.
Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.

More Sentences
Genel
kibar officious [obsolete] i.
kibar parliamentary s.
kibar aristocratic s.
kibar noble s.
kibar wellbred s.
kibar aristocratical s.
kibar bland s.
kibar delicate s.
kibar chivalrous s.
kibar exquisite s.
kibar distingue s.
kibar douce s.
kibar attentive s.
kibar civilized s.
kibar blancmange s.
kibar sharp s.
kibar genteel s.
kibar fashionable s.
kibar classy s.
kibar mild s.
kibar well mannered s.
kibar gallant s.
kibar friendly s.
kibar gentil s.
kibar debonair s.
kibar easy-going s.
kibar kid-glove s.
kibar well-bred s.
kibar well-disposed s.
kibar well-born s.
kibar decorous s.
kibar civilised s.
kibar unrude s.
kibar accomplished s.
kibar tactful s.
kibar ladied [obsolete] s.
kibar neat s.
kibar jaunty s.
kibar benevolous s.
kibar blandiloquous s.
kibar bonair s.
kibar fair-natured s.
kibar hende s.
kibar hendy [obsolete] s.
kibar high-toned s.
kibar homely s.
kibar moy s.
kibar lordly s.
kibar gentle-hearted s.
kibar gentrice s.
kibar genty [scotland] s.
kibar courtbred s.
kibar courtlike s.
kibar familiar [obsolete] s.
kibar curtes s.
kibar sib (to) [dialect] s.
kibar soft [obsolete] s.
kibar svelte s.
kibar svelt s.
Dini
kibar christianlike s.
kibar christianly s.
Eski Kullanım
kibar janty s.
kibar fair s.
kibar boon s.
kibar gainly s.

"kibar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 112 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kibar tavır bon ton i.
kibar kimse gentleman i.
kibar davranış polite behavior i.
kibar adam toff i.
kibar ve marifetli şekilde birini alaya alma asteism i.
kibar kadın dame i.
kibar sözler gentle words i.
kibar sözler courteous words i.
kibar sözler fair words i.
kibar gülümseme polite smile i.
kibar istek polite request i.
kibar hatırlatma kind reminder i.
kadınlara kibar davranan kimse cavalier i.
kibar insan aristocrat i.
kibar erkek elegant i.
kibar olmama uncourtliness i.
kibar olmama underniceness i.
kibar olmama ungentility i.
kibar emir wish i.
kibar rica wish i.
kibar istek wish i.
kadınlara kullanılan saygılı ve kibar bir hitap mem i.
kibar centilmen bravery [obsolete] i.
aşırı kibar kimse genteel i.
kibar kimse civiliser [uk] i.
kibar kimse civilizer [us] i.
kibar toplum tarafından doğru bulunan davranış standartları decencies i.
kibar kadın precieuse i.
kibar kimse précieux i.
kibar rolü kesen erkek shoneen [ireland] i.
birisine kibar davranmak treat someone kind f.
birine karşı kibar olmak be polite to someone f.
kibar olmak accourt [obsolete] f.
(kadınlara) kibar ve nazik davranmak cavalier f.
kibar olmak honey f.
kibar hale getirmek polite [obsolete] f.
kibar konuşan fair spoken s.
en kibar sharpest s.
kibar bayan gibi gentlewomanlike s.
kılıksız olup kibar görünen shabby-genteel s.
kibar olmayan unpolite s.
daha kibar more polite s.
kibar olmayan impolite s.
aşırı kibar ultracivilized s.
kibar olmayan uncourtly s.
kibar olmayan ungenteel s.
(olgun olmasına rağmen) kibar olmayan unmellow s.
nazik ve kibar mild-mannered s.
görünüşte kibar genteel s.
aşırı derecede kibar gentrified s.
aşırı kibar overcivil s.
aşırı kibar overkind s.
eğitimli ve kibar good s.
kibar davranan courtesy s.
oldukça kibar precieuse s.
oldukça kibar précieux s.
kibar yüzlü smock-faced s.
kibar yapılı squinny s.
aşırı kibar superpolite s.
kibar bir şekilde chivalrously zf.
yumuşak ve kibar bir şekilde tenderly zf.
kibar görünüm altında beneath that veneer of politeness zf.
kibar bir şekilde neatly zf.
kibar olmadan ungenteelly zf.
kibar olmadan unpolitely zf.
İfadeler
(aksan) kibar cut-glass s.
en kibar şekliyle to say the least expr.
en kibar şekliyle to put it mildly expr.
Atasözü
kibar davranırsan karşılığında da kibarlık görürsün kindness begets kindness
Konuşma Dili
aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri diamond in the rough i.
aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri a diamond in the rough i.
aslen iyi ancak tavırları kibar ve zarif olmayan biri a rough diamond i.
kibar polis memuru officer friendly i.
anlaşmazlıkta centilmence veya kibar davranış queensberry rules i.
fazla kibar fancy-pants s.
çok kibar superdainty s.
kibar olmak için kaba ol be cruel to be kind expr.
kibar davran take it easy expr.
arkadaşın olsun istiyorsan arkadaş canlısı ve kibar olmalısın if you want a friend, be a friend expr.
Deyim
boylu poslu kibar kimse a gentle giant i.
aşırı kibar nice nelly i.
kibar çevrelerde takınılması gereken hal ve davranışlar company manners i.
kibar ve güvenilir kimse a good egg [old-fashioned] i.
kibar konuşma a silver tongue i.
kibar konuşma a smooth tongue i.
kibar konuşma civil tongue i.
boylu poslu kibar kimse gentle giant i.
kibar konuşmak keep a civil tongue in one's head f.
kibar davranmak keep a civil tongue in one's head f.
birisine kibar davranmak take it easy on someone f.
çok kibar olmak be on (one's) good behavior [us] f.
çok kibar olmak be on one's best behavior f.
kibar olmak be all sweetness and light f.
biraz kibar olmak keep a civil tongue f.
kibar konuşmak keep a civil tongue f.
kibar davranmak keep a civil tongue f.
kibar konuşmak mind (one's) language f.
-e kibar davranmak take it easy on f.
çok kibar on (one's) best behavior [us] s.
çok kibar on (one's) good behavior [us] s.
biraz kibar ol keep a civil tongue in your head expr.
çok kibar ve iyi giyimli erkek çocuğu little ford fauntleroy expr.
çok kibar smooth as silk expr.
çok kibar as smooth as a silk expr.
bu söylem çok kibar kaldı that's putting it mildly expr.
çok kibar on best behavior expr.
Konuşma
kibar ol mind your betters expr.
Siyasal
kibar muamele courteous treatment i.
Sosyal Bilimler
(mod alt kültüründe) pahalı kıyafetler giyen kibar kimse smoothie i.
Dini
özellikle hindular arasında kibar veya saygılı bir selamlama veya veda ifade etmek için kullanılan el hareketi namaste i.
Tiyatro
kibar güldürü high comedy i.
Star Wars
en kibar kesiş the kindest cut i.