courtesy - Türkçe İngilizce Sözlük

courtesy

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

courtesy — Definition

Anlamı ve Tanımı:
nezaket, kibarlık, saygı
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkɝːtəsi/ – BrE /ˈkɜːtəsi/)
Terim Türü:
İsim: courtesy (uncountable)
Başkalarına karşı incelikli ve saygılı davranma biçimini tanımlamaktadır; sosyal ilişkilerin “yağlayıcısı” gibi çalışır. Eski Fransızca courtoisie (“saray nezaketi”) kökünden gelir; saray görgüsüyle başlayan bu üslup, modern toplumda genel görgü ve saygı kurallarının adı hâline gelmiştir.
Eş Anlamlılar:
politeness, civility
Zıt Anlamlılar:
rudeness, discourtesy

"courtesy" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
courtesy i. kibarlık
Wherever I have gone I have met unfailing courtesy and politeness.
Gittiğim her yerde sonsuz bir nezaket ve kibarlıkla karşılaştım.

More Sentences
courtesy i. nezaket
Emma didn't even have the courtesy to apologize.
Emma özür dileme nezaketini bile göstermedi.

More Sentences
Genel
courtesy i. hürmet
As a general rule, you should have exchanged courtesies with her.
Genel bir kural olarak, onunla birbirinize hürmet göstermeliydiniz.

More Sentences
courtesy i. nezaket
Emma didn't even have the courtesy to apologize.
Emma özür dileme nezaketini bile göstermedi.

More Sentences
courtesy s. ücretsiz yolcu taşıyan
I prefer travel agents that have a courtesy bus.
Ücretsiz yolcu taşıyan otobüslerin olduğu seyahat acentelerini tercih ediyorum.

More Sentences
courtesy i. sarayda görgü kuralları
courtesy i. incelik
courtesy i. saygı
courtesy i. teveccüh
courtesy i. iltifat
courtesy i. nezaketen parasız verilen şey
courtesy i. kadınlara özgü dizleri bükerek öne doğru eğilip selam verme hareketi
courtesy i. dizleri bükerek yapılan selamlama hareketi
courtesy i. reverans
courtesy f. reveransla ifade etmek
courtesy s. kibarlıkla yapılan
courtesy s. kibar davranan
courtesy s. nezaketen düzenlenen
courtesy s. toplumda kabul edildiği halde yasal olmayan
courtesy s. resmi değeri olmayan (tören)
courtesy s. resmen üye olmaksızın üyelik ayrıcalıklarından yararlanan
courtesy s. üye olmayanlara üyelik ayrıcalıkları tanıyan
Hukuk
courtesy i. kadın öldükten sonra kocasına geçen miras hakkı

"courtesy" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 100 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
rules of courtesy i. nezaket kuralları
Genel
courtesy rules i. nezaket kuralları
courtesy in literature i. edebiyatta nezaket
visit of courtesy i. nezaket ziyareti
courtesy call i. resmi ziyaret
courtesy visit i. resmi ziyaret
courtesy call i. nezaket ziyareti
courtesy visit i. nezaket ziyareti
courtesy translation i. nezaket çevirisi
courtesy desk i. danışma masası
especial courtesy i. müstesna nezaket
courtesy light i. araba kapısı açılınca yanan lamba
courtesy light i. iç lamba
common courtesy i. toplumsal kurallara uygun davranış
professional courtesy i. mesleki nezaket
common courtesy i. insanların genellikle göstermesi beklenen nezaket
courtesy statements i. nezaket ifadeleri
social courtesy i. sosyal nezaket
courtesy coach i. bazı trenlerde engellilere, yaşlılara ve hamile kadınlara ayrılan ilk vagon
courtesy coach i. ücretsiz yolcu taşıyan otobüs
courtesy card i. çeşitli yerlerde indirim ve avantajlar sunan kart
expect courtesy f. nezaket beklemek
have recourse to one's courtesy f. birisinin lütufkarlığına başvurmak
show courtesy f. nezaket göstermek
show courtesy f. kibarlık göstermek
strain courtesy f. nazik olmak adına abartılı derecede ısrar etmek
strain courtesy f. nezaketin bokunu çıkarmak
by courtesy of zf. müsaadesi ile
by courtesy of zf. lütfü ile
by courtesy zf. nezaketen
by courtesy of zf. sayesinde
by courtesy of zf. izniyle
as a matter of courtesy zf. nezaket gereği
İfadeler
as matter of courtesy expr. nezaketen
with that courtesy which is his alone expr. kendine özgü nitelikle
thanks for your courtesy expr. nezaketiniz için teşekkür ederim
Atasözü
courtesy costs nothing kibarlık seni incitmez
courtesy costs nothing nezaket seni incitmez
Konuşma Dili
by courtesy of ed. bu sayede
Deyim
invite someone out of courtesy f. nezaketen/nezaket icabı davet etmek
pay a courtesy visit on f. birine nezaket ziyaretinde bulunmak
make a courtesy call on someone f. birine nezaket ziyaretinde bulunmak
pay a courtesy call on someone f. birine nezaket ziyaretinde bulunmak
do somebody the courtesy of doing something f. birine bir şey yapma nezaketini göstermek
have the courtesy to do something f. bir şey yapma nezaketi göstermek
do somebody the courtesy of doing something f. birine bir şey yapma inceliği göstermek
do somebody the courtesy of doing something f. birine bir şeyi yapacak saygıyı göstermek
have the courtesy to (do something) f. (bir şey yapma) inceliği göstermek
do (one) the courtesy of (doing something) f. (birine bir şey yapma) inceliği göstermek
do (one) the courtesy of (doing something) f. birine bir teveccühte bulunmak
have the courtesy to (do something) f. (bir şey yapma) nezaketini göstermek
have the courtesy to do something f. -ecek kadar saygılı olmak
do (one) the courtesy of (doing something) f. (birine bir şey yapma) nezaketini göstermek
have the courtesy to (do something) f. birine bir teveccühte bulunmak
have the courtesy to do something f. bir şey yapma inceliği göstermek
have the courtesy to (do something) f. (bir şeyi) yapacak kadar iyi olmak
have the courtesy to (do something) f. (bir şeyi) yapma nezaketini göstermek
have the courtesy to (do something) f. özür dileme vs. kibarlığını göstermek
have the courtesy to (do something) f. (bir şeyi) yapma inceliğine sahip olmak
out of courtesy expr. nezaketen/nezaket icabı
courtesy of (someone or something) expr. (biri/bir şey) tarafından tedarik edilmiş
courtesy of somebody/something expr. biri/bir şey sayesinde
courtesy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin resmi izniyle
courtesy of (someone or something) expr. (biri/bir şey) sayesinde
courtesy of (someone or something) expr. (birinin/bir şeyin) armağanı/hediyesi olarak
courtesy of somebody/something expr. biri/bir şey tarafından tedarik edilmiş
courtesy of somebody/something expr. birinin/bir şeyin armağanı/hediyesi olarak
courtesy of somebody/something expr. biri/bir şey tarafından temin edilmiş
out of courtesy (to someone) expr. (birine) nezaketen
out of courtesy (to someone) expr. (birine) nezaket icabı
courtesy of (someone or something) expr. (biri/bir şey) tarafından temin edilmiş
courtesy of somebody/something expr. biri/bir şey tarafından sağlanmış
courtesy of (someone or something) expr. (biri/bir şey) tarafından sağlanmış
out of courtesy (to one) expr. (birinin) hatırına
out of courtesy (to one) expr. (birine) ayıp/saygısızlık olmasın diye
out of courtesy (to one) expr. (birine) nezaketen
out of courtesy (to one) expr. (birine) olan saygıdan dolayı
out of courtesy (to one) expr. (birine) hürmeten
Konuşma
thanks in advance for your courtesy expr. şimdiden nezaketiniz için teşekkür ederiz
Ticaret/Ekonomi
courtesy title i. resmi olmayan unvan
Hukuk
courtesy lie i. hile-i şeriye
initiate tenant by courtesy i. karısına kalan mirastan çocukların doğumu nedeniyle faydalandığı halde karısı ölene dek mülkiyet üzerinde işlem hakkı olmayan koca
Siyasal
courtesy visit i. nezaket ziyareti
courtesy call i. nezaket ziyareti
visit of courtesy i. nezaket ziyareti
senatorial courtesy i. başkan tarafından yapılan atamaya eyaletteki senatörlerin veya kıdemli senatörün karşı çıkması sonucu abd senatosu'nun onaylamayı reddetme geleneği
pay a courtesy visit to f. nezaket ziyareti yapmak
pay a courtesy visit to f. nezaket ziyaretinde bulunmak
Turizm
courtesy call i. nezaket telefonu
Teknik
courtesy handle i. aydınlatma kolu
courtesy lamp i. aydınlatma lambası
Bilgisayar
courtesy title i. başlık
courtesy title i. hitap
courtesy credit i. nezaket kredisi
Otomotiv
tailgate courtesy light switch i. bagaj kapısı aydınlatma lambası düğmesi
courtesy car i. (araba tamirdeyken verilen) geçici araç
courtesy car i. ikame araç
courtesy light i. kapı içi aydınlatma
interior courtesy light i. araç içi kapı aydınlatma
Askeri
military courtesy i. askeri görgü