polite - Türkçe İngilizce Sözlük

polite

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

polite — Definition

Anlamı ve Tanımı:
kibar, nazik
Okunuş (IPA):
(AmE /pəˈlaɪt/ – BrE /pəˈlaɪt/)
Terim Türü:
Sıfat: polite
Sosyal etkileşimlerde saygı ve ölçülülük içeren davranışı niteleyen sıfattır. Latince politus (“inceltilmiş”) kökünden gelmiştir. Sosyoloji, dil kullanımı ve kültürlerarası iletişimde nezaket normlarını açıklamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
courteous, civil
Zıt Anlamlılar:
rude

"polite" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 12 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
polite s. nazik
We have polite conversation about the share prices.
Hisse fiyatları hakkında nazik bir sohbet yapıyoruz.

More Sentences
polite s. kibar
Who is this polite young gentleman?
Kim bu kibar genç beyefendi?

More Sentences
Genel
polite s. ince
Japanese people in general are polite.
Japonlar genellikle incedirler.

More Sentences
polite s. kibar
Who is this polite young gentleman?
Kim bu kibar genç beyefendi?

More Sentences
polite s. terbiyeli
polite s. rikkatli
polite s. görgülü
polite s. edepli
polite s. incelikli
polite s. nezaketli
polite s. efendi
Konuşma Dili
polite s. janti

"polite" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 44 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
polite letters i. edebiyat
polite behavior i. kibar davranış
pretentiously polite person i. kibarlık budalası
polite person i. nazik kişi
polite lady i. nazik bayan
polite smile i. kibar gülümseme
polite request i. kibar istek
polite request i. rica
become polite f. nazikleşmek
become polite f. kibarlaşmak
be polite to someone f. birine karşı kibar olmak
polite [obsolete] f. cilalamak
polite [obsolete] f. kibarlaştırmak
polite [obsolete] f. kibar hale getirmek
polite [obsolete] f. rafine etmek
polite [obsolete] f. perdahlamak
more polite s. daha kibar
polite [obsolete] s. muntazam
polite [obsolete] s. cilalı
polite [obsolete] s. düzenli
polite [obsolete] s. perdahlı
polite [obsolete] s. düzgün
polite [obsolete] s. pürüzsüz
polite [obsolete] s. tertipli
in polite company (in formal settings) zf. yabancıların yanında
in polite company (in formal settings) zf. tanımadığın insanların yanında
in polite company (in formal settings) zf. tanımadığın insanlarla beraberken
in polite company (in formal settings) zf. yabancılarla iken
Deyim
a polite fiction i. -mış gibi yapma
a polite fiction i. göz yumulan gerçek
a polite fiction i. bilip de bilmezlikten gelinen şey
a polite fiction i. mizansen çevirme
a polite fiction i. her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranma
a polite fiction i. danışıklı dövüş
a polite fiction i. birbirinin yalanlarını yanlışlarını idare etme
a polite fiction i. tiyatro çevirme
a polite fiction i. hiçbir şey yokmuş gibi davranma
a polite fiction i. tadı kaçmasın diye her şeyi idare etme/bir şey yokmuş gibi davranma
a polite fiction i. görmezden gelinen yalan
you are so polite expr. siz çok naziksiniz
Konuşma
It's not something you should talk about in polite company expr. bu konuyu tanımadığın insanların yanında konuşmamalısın
It's not something you should talk about in polite company expr. bu konuyu yabancıların yanında konuşmamalısın
It's not something you should talk about in polite company expr. bu konu yabancılarlayken konuşacağın bir konu değil
Dilbilim
polite form i. incelikli biçim