beaten - Türkçe İngilizce Sözlük

beaten

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

beaten — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbiːtn/ – BrE /ˈbiːtn/)
Terim Türü:
Sıfat
Dövülmüş veya yenilmiş olmayı niteleyen sözcüktür; “beaten path” gibi kalıplarda “çok gidilip gelinmiş” anlamı taşır. “Beat” fiilinin ortaç biçimidir

"beaten" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
beaten s. yenilmiş
Tom isn't beaten yet.
Tom henüz yenilmedi.

More Sentences
beaten s. bitkin
She looked absolutely beaten after the late night shift.
Gece vardiyasının sonunda kesinlikle bitkin görünüyordu.

More Sentences
beaten s. dövülmüş
The axe was made from beaten iron.
Balta dövülmüş demirden yapılmıştı.

More Sentences
beaten s. hırpalanmış
Genel
beaten s. dayak yemiş
Tom was beaten to a pulp.
Tom eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş.

More Sentences
beaten s. aşınmış
We must be close as the path looks beaten.
Yol aşınmış durduğuna göre yaklaşmışızdır herhalde.

More Sentences
beaten s. dövülmüş
The axe was made from beaten iron.
Balta dövülmüş demirden yapılmıştı.

More Sentences
Mutfak
beaten s. dövülmüş
The axe was made from beaten iron.
Balta dövülmüş demirden yapılmıştı.

More Sentences
Genel
beaten s. mağlup
beaten s. dövme
beaten s. vurularak biçimlendirilmiş
beaten s. yenik
beaten s. ayak izleriyle belirgin
beaten s. çekiçlenmiş
beaten s. çiğnenmiş
beaten s. (yol) çok kullanılan
Silah/Atıcılık
beaten s. (ormanların, çalılıkların) av hayvanlarını uyandırmak için sıkıca aranması
Eski Kullanım
beaten s. basmakalıp
beaten s. klişe

"beaten" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 130 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
beaten track i. sık sık gidilen yer
beaten gold i. dövme altın
beaten silver i. dövülmüş gümüş
beaten gold i. varak altın
the beaten path i. işlek yol
beaten track i. uğrak
the beaten path i. herkesin geçtiği yol
beaten gold i. varak alim
beaten track i. uğrak yeri
beaten track i. sıkça gidilen yer
off the beaten track i. alışılmadık yer
off the beaten track i. sapa yer
off the beaten track i. ücra yer
be beaten f. yenilmek
be beaten f. marizlenmek
be beaten f. pestili çıkmak
be beaten f. mağlup olmak
get someone beaten up f. dövdürmek
be beaten into shape f. dövülerek şekle sokulmak
be beaten into shape f. dövülerek şekil verilmek
weather beaten s. fırtınayla hırpalanmış
weather-beaten s. fırtına yemiş
weather-beaten s. yanık ve kırış kırış (yüz)
weather-beaten s. her türlü kötü hava şartlarına maruz kalmış
weather-beaten s. yıkık dökük
beaten-up s. hırpalanmış
beaten-up s. paralanmış
beaten-up s. yıpranmış
well-beaten s. çok/fazla dövülmüş
well-beaten s. çok/fazla çırpılmış
winter-beaten s. kışın şiddetli hava koşullarından etkilenmiş
winter-beaten s. kışın şiddetli hava koşulları nedeniyle tahrip olmuş
gold-beaten s. yaldızlı
storm-beaten s. fırtınadan zarar gören
storm-beaten s. fırtınada yaralanan
off the beaten track zf. uzak
off the beaten track zf. ücra yerlere
off the beaten track zf. sapa bir yere
off the beaten track zf. ücra bir yere
off the beaten track zf. sapa yerlere
Atasözü
the beaten wrestler is never satisfied with wrestling yenilen pehlivan güreşe doymaz
the beaten road is the safest bilinen yol en iyi/hızlı yoldur
the beaten road is the safest daha önce test edilmiş/denenmiş yol en iyi/hızlı yoldur
Konuşma Dili
somewhere off the beaten path i. kimsenin uğramadığı bir yer
be beaten by f. tarafından yenilgiye uğramak
be beaten into second place by f. tarafından yenilgiye uğramak
be beaten into second place by f. tarafından hezimete uğramak
be beaten by f. tarafından hezimete uğramak
off the beaten track expr. sapa
off the beaten track expr. uzak
off the beaten track expr. ücra
somewhere off the beaten path expr. gözlerden uzak bir yer
along the beaten track expr. genel kabul görenden şaşmayarak
Deyim
the beaten track i. sık sık gidilen yer
the beaten track i. uğrak yer
the beaten track i. genel yönelim
the beaten track i. sıkça gidilen yer
the beaten track i. tipik yaklaşım
the beaten track i. alışılmış yöntem
go off the beaten track f. alışılmışın dışında bir şey yapmak
be off the beaten track f. pek ziyaret edilen bir yer olmamak
be off the beaten path f. ücra bir yerde olmak
be off the beaten path f. insanlar tarafından pek bilinmemek
be off the beaten track f. ayaküstü bir yerde olmamak
be off the beaten path f. ayaküstü bir yerde olmamak
be off the beaten track f. ücra bir yerde olmak
be off the beaten track f. insanlar tarafından pek bilinmemek
be off the beaten track f. sapa bir yerde olmak
be off the beaten path f. sapa bir yerde olmak
be off the beaten path f. kenar köşede olmak
be off the beaten track f. kenar köşede olmak
be off the beaten path f. pek ziyaret edilen bir yer olmamak
be beaten to within an inch of one's life f. öldüresiye dayak yemek
go/get/stray off the beaten path f. alışılmışın dışına çıkmak
be off the beaten track f. yol üstü bir yerde olmamak
be off the beaten path f. yol üstü bir yerde olmamak
be off the beaten track f. ayakaltı bir yerde olmamak
be off the beaten path f. ayakaltı bir yerde olmamak
beaten at the post s. son saniyelerde mağlup olmuş
beaten at the post s. çok az bir farkla kaybetmiş
beaten at the post s. çok az bir farkla mağlup olmuş
beaten at the post s. çok az bir farkla yenilmiş
beaten at the post s. son dakikada/saniyelerde yenilmiş
beaten at the post s. az farkla mağlup olmuş
beaten at the post s. burun farkıyla yenilmiş
beaten at the post s. son dakikada/saniyelerde yenilmiş
beaten at the post s. kıl payı kaybetmiş
off the beaten path s. kıyıda köşede
off the beaten path s. herkesten farklı
off the beaten path s. şahsına münhasır
off the beaten path s. sapa bir yerde
off the beaten path s. ücra bir yerde
off the beaten path s. kenar köşede
off the beaten path s. özgün
off the beaten path s. atipik
off the beaten path s. alışılmıştan farklı
along the beaten track zf. açılmış yolda/yoldan
on the beaten track zf. açılmış yolda/yoldan
on the beaten track zf. çoğunluğu takip ederek
along the beaten track zf. herkesin kullandığı patikada/patikadan
along the beaten track zf. çoğunluğu takip ederek
on the beaten track zf. herkesin kullandığı yoldan
on the beaten track zf. çoğunluğu izleyerek
along the beaten track zf. herkesin kullandığı yolda
along the beaten track zf. herkesin kullandığı yoldan
on the beaten track zf. herkesin kullandığı patikada/patikadan
on the beaten track zf. herkesin kullandığı yolda
along the beaten track zf. çoğunluğu izleyerek
off the beaten track expr. sapa
off the beaten track expr. alışılmadık
off the beaten track expr. ücra
(off) the beaten track expr. herkesin kullandığı yolda (olmayan)
(off) the beaten track expr. yol üstü (olmayan)
(off) the beaten track expr. uğrak (olmayan)
off the beaten path expr. allah'ın unuttuğu yere
off the beaten path expr. ücra yerlere
off the beaten path expr. dağın başına
Konuşma
he was almost beaten to death expr. neredeyse ölene kadar dayak yedi
I got beaten up a lot when I was young expr. gençken çok dayak yedim
Hukuk
the risk of being beaten by patient relatives i. hasta yakınları tarafından darp edilme riski
Teknik
beaten silver i. dövülmüş gümüş
beaten silver i. dövme gümüş
Mutfak
beaten egg i. çırpılmış yumurta
Meteoroloji
weather-beaten s. hava koşulları nedeniyle bronzlaşmış
weather-beaten s. hava koşulları nedeniyle katılaşmış
weather-beaten s. kötü hava koşullarının etkilerini gösteren
weather-beaten s. hava koşulları nedeniyle esmerleşmiş
Askeri
beaten zone i. vuruş sathı
effective beaten zone i. etkin vuruş sahası
beaten zone i. atışla dövülen bölge