| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | beaten s. | yenilmiş | ||
|
Tom isn't beaten yet. Tom henüz yenilmedi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | beaten s. | bitkin | ||
|
She looked absolutely beaten after the late night shift. Gece vardiyasının sonunda kesinlikle bitkin görünüyordu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | beaten s. | dövülmüş | ||
|
The axe was made from beaten iron. Balta dövülmüş demirden yapılmıştı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | beaten s. | hırpalanmış | ||
| Genel | ||||
| Genel | beaten s. | dayak yemiş | ||
|
Tom was beaten to a pulp. Tom eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş. More Sentences |
||||
| Genel | beaten s. | aşınmış | ||
|
We must be close as the path looks beaten. Yol aşınmış durduğuna göre yaklaşmışızdır herhalde. More Sentences |
||||
| Genel | beaten s. | dövülmüş | ||
|
The axe was made from beaten iron. Balta dövülmüş demirden yapılmıştı. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | beaten s. | dövülmüş | ||
|
The axe was made from beaten iron. Balta dövülmüş demirden yapılmıştı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | beaten s. | mağlup | ||
| Genel | beaten s. | dövme | ||
| Genel | beaten s. | vurularak biçimlendirilmiş | ||
| Genel | beaten s. | yenik | ||
| Genel | beaten s. | ayak izleriyle belirgin | ||
| Genel | beaten s. | çekiçlenmiş | ||
| Genel | beaten s. | çiğnenmiş | ||
| Genel | beaten s. | (yol) çok kullanılan | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | beaten s. | (ormanların, çalılıkların) av hayvanlarını uyandırmak için sıkıca aranması | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | beaten s. | basmakalıp | ||
| Eski Kullanım | beaten s. | klişe | ||