prominence - Türkçe İngilizce Sözlük

prominence

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

prominence — Definition

Anlamı ve Tanımı:
öne çıkma, belirginlik
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈprɑːmɪnəns/ – BrE /ˈprɒmɪnəns/)
Terim Türü:
İsim: prominence (uncountable)
Bir kişi veya unsurun dikkat çekici konumda olmasını tanımlayan kelimedir. Latince prominentia kökünden türemiştir. Sosyoloji, medya ve anatomi bağlamlarında görünürlük derecesini ifade etmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
importance
Zıt Anlamlılar:
insignificance

"prominence" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 20 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
prominence i. önem
This positive side of things is all too often overshadowed by the prominence accorded to disputes.
İşin bu olumlu yönü, ihtilaflara verilen önem nedeniyle çoğu zaman gölgede kalıyor.

More Sentences
prominence i. öne çıkma
The prominence of temples in the small towns is an interesting architectural decision.
Küçük kasabalarda tapınakların öne çıkması ilginç bir mimari karardır.

More Sentences
prominence i. ehemmiyet
prominence i. şöhret
prominence i. herkesçe tanınma
prominence i. ün
prominence i. tümsek
prominence i. çıkıntı
prominence i. göze çarpan şey
prominence i. burun
prominence i. uzantı
prominence i. göze batma
prominence i. dikkat çekicilik
prominence i. yüksekliğiyle göze çarpan arazi
prominence i. belirgin olma
Medikal
prominence i. prominans
Gökbilim
prominence i. fışkırma
prominence i. püskürerek parlaklık sergileyen gaz kütlesi/yıldız
Dilbilim
prominence i. belirginlik
prominence i. önceleme

"prominence" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 35 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
come into prominence f. ön plana çıkmak
come into prominence f. sivrilmek
give something prominence f. bir şeyi ön plana çıkarmak
come into prominence f. önem kazanmak
come into prominence f. herkesin dikkatini çekmeye başlamak
bring into prominence f. önem kazandırmak
bring into prominence f. ön plana çıkartmak
bring into prominence f. şöhret kazandırmak
burst into prominence f. ön plana çıkmak
burst into prominence f. şöhret kazanmak
rise to prominence: f. ön plana çıkmak
rise to prominence: f. sivrilmek
rise to prominence: f. şöhret olmak
gain prominence f. önem kazanmak
gain prominence f. ehemmiyet kazanmak
Deyim
come into prominence f. ön plana çıkmak
come into prominence f. kendini göstermek
come into prominence f. tanınmak
come into prominence f. sivrilmek
bring into prominence f. şöhret kazandırmak
bring into prominence f. popüler etmek
bring into prominence f. ünlü etmek
bring (someone or something) into prominence f. (birini/bir şeyi) ön plana çıkartmak
bring (someone or something) into prominence f. (birine/bir şeye) şöhret kazandırmak
bring (someone or something) into prominence f. (birini/bir şeyi) popüler yapmak
bring (someone or something) into prominence f. (birini/bir şeyi) ünlü etmek
bring (someone or something) into prominence f. (birine/bir şeye) önem kazandırmak
Teknik
solar prominence i. güneş püskürtüsü
solar prominence i. kromosfer üzerinde yükselen parlak bir hidrojen gazı püskürtüsü
solar prominence i. solar prominens
Anatomi
laryngeal prominence i. adem elması
mental prominence i. alt çenenin önünde yer alan ve çeneyi oluşturan kemik çıkıntısı
Gökbilim
solar prominence i. güneş fışkırması
solar prominence i. güneş patlaması
Dilbilim
peak of prominence i. hece doruğu