mal - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

mal



"mal" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 4 sonuç

İngilizce Türkçe
Politics
mal mal
mal laos ve tayland’da yaşayan etnik bir grup
Medical
mal mal
mal hatalı emilim

"mal" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 81 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
mal goods i.
General
mal riches i.
mal property i.
mal assets i.
mal possessions i.
mal chose i.
mal asset i.
mal slag i.
mal goods i.
mal cock i.
mal hash i.
mal paper i.
mal holding i.
mal plunder i.
mal ware i.
mal domain i.
mal effects i.
mal commodity i.
mal wealth i.
mal chattel i.
mal cattle i.
mal estate i.
mal livestock i.
mal value i.
mal merchandise i.
Slang
mal nimrod
mal a few fries short of a happy meal
mal dork
mal doushbag
mal douche
mal scag
mal dicksuck
mal heroin
mal wizza
mal dickweed
mal saddo
mal douchebag
mal prick
mal nozzle
mal begg
mal fuckface
mal dumb truck
mal mook
mal supergoose
mal langer
mal meathead
Trade/Economic
mal merchandise
mal article
mal asset
mal property
mal possession
mal real estate
mal commodity
mal goods
mal real property
mal ware
Law
mal freehold
mal issue
mal goods
mal domain
mal commodity
Politics
mal mal
Medical
mal mal
British Slang
mal twat
mal hairy-arsed
mal pond life
mal pillock
mal prat
mal pig-ignorant
mal silly billy
mal gear
mal grebo
mal bawheid (scotch)
mal jack-the-lad
mal airhead
mal gormless
mal galoot
mal silly sausage
mal culchie
mal silly bugger
mal pilchard

"mal" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
mal olmak cost f.
mal gönderme consignment i.
mal mülk property i.
mal sahibi owner i.
General
(bir) servete mal olmak cost an arm and a leg f.
(bir) servete mal olmak cost a fortune f.
(mal vb) bağışlanmak be donated f.
(mal vb) bağışlanmak be granted f.
(mal) tasnif etmek grade f.
alıp satmak (mal) turn over f.
çalıntı mal satmak fence f.
çok paraya mal olmak cost an arm and a leg f.
çoka mal olmak cost a lot f.
depodan mal çekmek draw goods from warehouse f.
dışarıdan mal getirmek bring into f.
dışarıya mal göndermek export f.
-e mal etmek attribute to f.
-e mal olmak cost f.
epey pahalıya mal olmak cost a pretty penny f.
gümrükten mal kaçırmak smuggle f.
gümrükten mal kaçırmak smuggle goods f.
günlük 50 dolara mal olmak cost 50 dollars a day f.
hayatına mal olmak cost (him/her) one's life f.
hayatına mal olmak claim someone's life f.
kaça mal olacağını hesap etmek cost f.
kamuya mal olmak become public knowledge f.
kendine mal etmek take over f.
kendine mal etmek commandeer f.
kendine mal etmek appropriate f.
mal almamak boycott f.
mal edilmek be held guilty of f.
mal edilmek be held responsible f.
mal edinmek obtain goods f.
mal edinmek acquire property f.
mal etmek appropriate for oneself f.
mal etmek reimburse f.
mal etmek appropriate f.
mal etmek produce at f.
mal getirmek procure goods f.
mal göndermek dispatch goods f.
mal göndermek forward goods f.
mal ile ödemek truck f.
mal irsal etmek dispatch goods f.
mal mülk sahibi biri olmak be a man of property f.
mal mülk sahibi olmak be a man of property f.
mal olmak cost f.
mal olmak set somebody back something f.
mal olmak set back f.
mal olmak be f.
mal olmak knock back f.
mal sevk etmek remove goods f.
mal sevk etmek forward goods f.
mal tedarik etmek procure goods f.
mal temin etmek procure goods f.
mal ticareti yapmak deal in commodities f.
mal ticareti yapmak trade in commodities f.
mal varlığı (belirli bir miktar) olmak be worth f.
mal ve mülküne el koymak dispossess f.
mal ve mülkünü zaptetmek dispossess f.
mal yığmak stock f.
mal yoldayken hasar görmek be damaged in shipment f.
mal yüklemek load f.
mal yüklemek (gemiye) ship f.
ne mal olduğunu anlamak see through somebody f.
ödemeli olarak mal göndermek send goods payable f.
pahalıya mal etmek buy dear f.
pahalıya mal olmak pay too much f.
pahalıya mal olmak come dear f.
pahalıya mal olmak cost much f.
pahalıya mal olmak be too expensive f.
pahalıya mal olmak cost somebody a lot f.
pahalıya mal olmak pay dearly for f.
pahalıya mal olmak pay a high price f.
piyasaya yeni mal sürmek bring out f.
sayısız cana mal olmak cost countless live f.
sunmak (mal) pitch f.
tarihe mal olmak make history f.
tarihe mal olmak (somebody) be historic f.
tuzluya mal olmak cost somebody a bundle f.
ucuza mal etmek buy cheap f.
ülkeye gizlice ve yasa dışı yollarla mal sokmak smuggle f.
yıkmak (mal vb) vandalise f.
yıkmak (mal vb) vandalize f.
(mal/hak vb) feragat cession i.
başka bir ülkede ikamet eden mal sahibi absentee i.
başka bir ülkede oturan mal sahibi absentee i.
bazı toplumlarda gelinin veya ailesinin damada verdiği para veya mal dowry i.
belirli bir cins mal line i.
beyt'ül mal treasury of islamic state i.
bir amaç için ayrılmış mal varlığı earmarked asset i.
bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirme transfer i.
bir mal veya hizmet için önceden yapılan ödeme pre-payment i.
birinci sınıf mal super i.
bozuk mal culls i.
can ve mal life and property i.
can ve mal güvenliği safety of life and property i.
can ve mal kaybı loss of life and property i.
çalıntı mal swag i.
çalıntı mal spoil i.
çalıntı mal alıp satan kimse fence i.
çok miktarda yasadışı mal vast quantities of illicit substances i.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bride wealth i.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bride price i.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bridewealth i.
defolu mal wastrel i.
defolu mal waster i.
defolu mal defective fabric i.
defolu mal rejection i.
defolu mal reject i.
defolu mal second i.
denizde mal ve can kurtarma salvage i.
dükkanlardan mal aşıran kimse shoplifter i.
dükkanlardan mal aşırma shoplifting i.
eşler arasındaki mal ortaklığı community i.
evini kiraya veren mal sahibi landlord i.
evini kiraya veren mal sahibi kadın landlady i.
evlilikte mal rejimi marital property i.
farklı ideolojilere sahip ülkeler arasında iletişimi ve mal alışverişini engelleyen durum iron curtain i.
fazla pahalıya mal olan zafer pyrrhic victory i.
gönderilen mal consignment i.
gümrükten mal kaçırır gibi hurry-scurry i.
halka mal olmuş kimse public character i.
haram mal a thing taken by theft i.
haram mal ill gotten gains i.
her türlü mal all kinds of goods i.
homojen mal homogeneous commodity i.
ıskarta mal junk i.
ıskarta mal reject i.
ihraç mal pozisyonu export control commodity number i.
ikinci kalite mal seconds i.
ilave mal additive property i.
ithal mal imported product i.
kaçak mal contraband i.
kaçak mal smuggled goods i.
kamusal mal public good i.
kamuya mal olmuş kişi public figure i.
kendine mal etme appropriation i.
kendine mal etme embezzling i.
kendisine mal gönderilen consignee i.
kiralanmış mal leasehold i.
kişisel mal personalty i.
kişisel mal varlığı personal assets i.
kurtarılan mal salvage i.
kusurlu mal/parça faulty component i.
lisanslı mal tartıcısı weighmaster i.
lüks/pahalı/marka/(yüksek) kaliteli mal sektörü high-end sector i.
mal alımı product purchase i.
mal beyanı declaration of property i.
mal bildirimi declaration of property i.
mal birliği esası community property i.
mal gönderen kimse consignor i.
mal ithalatı product import i.
mal kaybı loss of property i.
mal kontrolü commodity control i.
mal kurtarma salvage i.
mal müdürlüğü fiscal directorate i.
mal müdürlüğü fiscal office of a district i.
mal müdürlüğü revenue department i.
mal müdürlüğü revenue board i.
mal müdürü fiscal director of a district i.
mal müdürü head of the finance office i.
mal müdürü district revenue officer i.
mal mülk possession i.
mal mülk estate i.
mal mülk possessions i.
mal mülk bricks and mortar i.
mal mülk goods i.
mal mülk alma estating i.
mal mülk sahibi rich person i.
mal mülk sahibi a man of property i.
mal niteliğinde olmayan şey nonpossession i.
mal numarası asset number i.
mal ortaklığı tenancy by the entirety i.
mal örneği sample of goods i.
mal paylaşımı division of property i.
mal paylaşımı equitable distribution i.
mal paylaşımı property sharing i.
mal sağlayan firma supplier i.
mal sahibesi proprietress i.
mal sahibi lord i.
mal sahibi owner i.
mal sahibi possessor i.
mal sahibi property owner i.
mal sahibi landlord i.
mal sahibi householder i.
mal sahibi kadın landlady i.
mal sahibi ve kiracı landlord and tenant i.
mal sahibinin kontrol elemanı owner's inspector i.
mal sahipleri proprietary i.
mal sahipliği proprietorship i.
mal satışı product sale i.
mal sigortası insurance of merchandise i.
mal sigortası insurance of property i.
mal sigortası insurance of goods i.
mal varlığı property holding i.
mal varlığı wealth i.
mal ve mülke el konulması dispossession i.
mal ve mülkü zaptetme dispossession i.
mal ve mülküne el koyma disseisin i.
mal veren supplier i.
mal veya hizmet sağlayan iş achatour i.
mal veya hizmet sağlayan iş purveyor i.
mal-mülk property i.
mal-sorumluluk yönetimi asset-liability management i.
mamul mal ware i.
menkul mal personal property i.
menkul mal chattel i.
menkul mal personal estate i.
mevcut mal stock i.
mirasla geçen mal mülk hereditament i.
müşterek mal sahipleri joint owners i.
müşterek mal sahipliği commonage i.
nihai mal final good i.
ortak mal common property i.
ortak mal sahibi colessor i.
ortak mal sahipleri joint owners i.
ortak mal sahipliği community i.
örgü mal knitted fabric i.
pahalı mal satılan yer up-market i.
pahalı mal satılan yer upmarket i.
paketlenmiş mal packaged goods i.
para ve mal varlığı soruşturması investigation into personal finances and assets i.
para ve mal varlığı soruşturması financial asset investigation i.
parça mal piece goods i.
peşin parayla satılan mal spot i.
sahipsiz mal unclaimed good i.
sahipsiz mal derelict i.
sahipsiz mal waif i.
satılan mal sold product i.
satılmayan mal drug on the market i.
satılmayan mal shelfwarmer i.
satılmayan mal drug in the market i.
satılmayan mal plug i.
stoklanmış mal stockpile i.
şirketin mal varlığı corporate estate i.
tapon mal second i.
tapon mal junk i.
tapulu mal domain i.
taşınabilir mal personal estate i.
taşınabilir mal chattel i.
taşınır mal chattel i.
taşınır mal rehini chattel mortgage i.
taşınmaz mal real property i.
taşınmaz mal real estate i.
taşınmaz mal realestate i.
terkedilmiş mal derelict i.
toplu haldeki mal hoard i.
topluma mal olmuş kişi socially prominent person i.
topluma mal olmuş şahıs socially prominent person i.
toptan mal satan tüccar jobber i.
ucuz mal knockdown i.
ucuz mal satan seyyar satıcı cheap jack i.
ucuz mal ticareti petty trade i.
umulmadık yerden gelen para veya mal wind fail i.
umumi mal public property i.
ücretle taşınan mal freight i.
yangından mal kaçırır gibi hurry-scurry i.
yerli mal native i.
zengin mal çeşidi well furnished stock i.
zengin mal çeşitleri large assortment i.
(kibarca) önceden kullanılmış (eşya/mal) previously enjoyed s.
eskimiş (mal) shopworn s.
indirimli mal satan cut-price s.
indirimli mal satan cut-rate s.
kilisenin belirli (sabit) bir mal varlığını veya gelirini korumak amacı ile bir koruyucu tarafından temsil edilen dini kuruluşa ilişkin presentative s.
kullanılmış/ikinci el (eşya/mal) previously enjoyed s.
mal canlısı acquisitive s.
mal düşkünü acquisitive s.
mal edilmesi mümkün veya caiz olan appropriable s.
mal edilmiş embezzled s.
mal mülk zaptetme ile ilgili dispossessory s.
mal sahibi gibi landlordly s.
mal sahibine ait proprietary s.
pahalıya mal olan expensive s.
pahalıya mal olan sumptuous s.
pahalıya mal olan costly s.
rafta satılmadan uzun zaman kalmış mal shopworn s.
topluma mal olmuş far-famed s.
topluma mal olmuş celebrated s.
topluma mal olmuş widely-esteemed s.
zengin mal çeşidi well-assorted s.
gümrükten mal kaçırır gibi secretively zf.
gümrükten mal kaçırır gibi surreptitiously zf.
mal istenildiğinde on demand zf.
neye mal olursa olsun at all hazards zf.
neye mal olursa olsun rasgele at all hazards zf.
yangından mal kaçırır gibi very hastily zf.
yangından mal kaçırır gibi secretively zf.
yangından mal kaçırır gibi surreptitiously zf.
Phrasals
(bir miktar para) mal olmak set someone back (some amount of money)
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle someone or something through
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle something/someone across something
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle someone or something past
birinin ne mal olduğunu göstermek show someone up as something
mal olmak knock back
mal olmak (pahalıya vb) patlamak put away
mal olmak (pahalıya vb) patlamak knock back
mal olmak (pahalıya vb) patlamak set back
Phrases
gümrükten mal kaçırır gibi with undue haste
hiçbir şeye patlamadan/mal olmadan at the expense of nothing
kamuya mal olmuş a matter of public record
yangından mal kaçırır gibi with undue haste
Proverb
fazla mal göz çıkarmaz store is no sore
tapu kimdeyse mal onundur possession is nine-tenths of the law
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap things
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap stuff
Colloquial
eski mal sahibi former owner
pahalıya mal olmak. cost a bomb
tarihe mal olmak make history
Idioms
(belli bir paraya) mal olmak knock someone back (an amount of money)
altı insanın canına mal olmak claim the lives of six people
bir işin bedelini para yerine mal veya hizmet olarak ödemek take something out in trade
bir servete mal olmak cost a bomb
bir servete mal olmak cost a pretty penny
bir servete mal olmak cost somebody a pretty penny
bir servete mal olmak cost an arm and a leg
bir servete mal olmak cost a king's ransom
bir servete mal olmak cost the earth
bir servete mal olmak cost somebody an arm and a leg
bir yerden veresiye mal alıp deftere yazdırmak run a tab
birinin ne mal olduğunu bilmek have somebody pegged
birinin ne mal olduğunu göstermek take somebody down a peg (or two)
birinin ne mal olduğunu göstermek bring somebody/something down a peg (or two)
birinin yaşamına mal olmak claim one's life
çok büyük paraya mal olmak cost a real big chunk of change
çok pahalıya mal olmak cost somebody an arm and a leg
çok pahalıya mal olmak cost a king's ransom
çok pahalıya mal olmak cost a pretty penny
çok pahalıya mal olmak cost the earth
çok pahalıya mal olmak cost an arm and a leg
çok pahalıya mal olmak cost somebody a pretty penny
çok pahalıya mal-olmak break the bank
çok paraya mal olmak cost an arm and a leg
çok şeye mal olmak cost somebody dear
dünya kadar paraya mal olmak cost the earth
dünya kadar paraya mal olmak cost (somebody) a pretty penny
dünyaya mal olmak cost the earth
elde kalan mal drug on the market
haram mal ill-gotten gains
iyi bir şeyi kendine mal etmek take credit for something
iyi mal kendisini belli eder. good wine needs no bush
küçük/hatırı sayılır bir servete mal olmak cost a small fortune
mal bulanındır finders keepers (losers weepers)
mal bulmuş mağribi gibi as pleased as punch
mal olmak come out at
ne mal olduğunu anlamak get one's number
ne mal olduğunu belli etmek show the cloven hoof
ne mal olduğunu göstermek show the cloven hoof
pahalıya mal olmak cost an arm and a leg
pahalıya mal olmak pay through the nose
pahalıya mal olmak cost a pretty penny
pahalıya mal olmak cost the earth
tuzluya mal olmak cost a packet
ucuz mal catch penny
Speaking
(...olmak/yapmak) neye mal olur? what does it take (to...)?
bana çok pahalıya mal oldu i paid through the nose for it
bana ne kadara mal olacak? what's it going to cost me?
bana ne kadara mal olacak? how much will it cost me?
bize pahalıya mal oldu it cost big bikkies
böyle bir şey kaça mal olur? how much something like that would cost?
hayatına mal oldu it cost him his life
kaç paraya mal oldu? how much did it cost?
kaça mal oldu? how much did it cost?
ne mal olduğunu anladım i found you out
orada ödediğin para karşılığında iyi mal alırsın you get good value for your money there
ödediğin para karşılığında sana iyi mal verir he gives you good value for your money
sana bir servete mal olmuş olmalı they must have cost you a fortune
Slang
(sanal alemde) öküz/mal troll
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) stuff
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) gow
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) hop
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) scam
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) chiva
baya iyi bir mal some good shit
bu bir hayli sert bir mal this is some pretty serious stuff
cezaevine kaçak mal sokan kimse mule
cezaevine kaçak mal sokmak tuck
çalıntı mal hot
hapishaneye kaçak mal sokan tip runner
işe yaramaz/kalitesiz mal/eşya sorry-ass
iyi mal good stuff
iyi mal (uyuşturucu) good shit
kaça mal olacak? what's the damage?
kaçak mal hot
kıçına kaçak mal saklamak keester
kıçına kaçak mal saklayan keester bunny
kötü mal (uyuşturucu) bad batch
mal beyinli seaweed brain
mal gibi davranma stop acting like a jackass
mal turist touron
ne bakıyorsun öyle mal gibi? what the fuck are you looking at?
pahalıya mal olmak break someone's pockets
sağlam mal (uyuşturucu) good shit
Trade/Economic
(mal vb) alacaklılar lienors
(mal) göndermek route
120 adet mal long hundred
120 adet mal great hundred
açık mal open item
adi mal goods of inferior quality
aldığı ya da sattığı miktarı değiştirerek bir mal veya hizmetin fiyatını etkileyebilen kişi ya da firma price maker
alınıp satılabilen mal commodity
ambalajsız mal bulk goods
ambalajsız mal bulk cargo
ana mal capital goods
anlaşmaya uymayan mal teslim etme bad delivery
ara mal intermediate good
arızalı mal defective commodity
armonize mal tanımı ve kodlama sistemi the harmonized commodity description and coding system
avarya mal jetsam
ayıplı mal defective good
ayıplı mal defective commodity
ayrı bir işleme sürecinden geçirilerek değeri artırılan mal improved good
az sayıda mal çeşidi bulunduran fakat düşük fiyatlara önem veren bir tür perakende satış kuruluşu category killer store
balya edilmiş mal bale goods
başkasına ait mal fiduciary
bedeli mal olarak alınmıştır value received in goods
bedelini sonra ödemek şartıyla mal satın alma consignment buying
belirtilmiş mal çeşitleri articles specified
belli bir dönem içerisinde mal ve hizmet üretiminden sağlanan gelirlerin reel değeri basic needs approach
belli bir gelire sahip olan kişilerin mal ve hizmet satın alırken hangi ilkelere göre hareket ettikleri consumer
bir eşya, mal veya fikre karşı uzun süreli duygu, düşünce ve tepki attitudes
bir firmayı toplam mal varlığı ve borçlarıyla kendine katan firma acquirer
bir grup halinde yapılan mal satın alımı basket purchase
bir mal ile belli bir marka veya sembol arasındaki bağlantıyı vurgulayan stratejiler association strategies
bir mal satılırken kusurunu satıcının belirtmesi yerine alıcının fark etmesi yoksa satışın kesinleştiği kuralı let the buyer beware
bir mal satılırken kusurunu satıcının belirtmesi yerine alıcının fark etmesi yoksa satışın kesinleştiği kuralı buyer beware
bir mal üzerinde mülkiyeti temsil eden ve başkalarına devredilebilen kıymetli evrak equity security
bir mal ve hizmet üretimi için gerekli olan makine ve parçaların ayrıntılı dökümü bill of materials
bir mal veya hizmeti satın almaya yönelten nedenler buying motives
bir mal veya hizmeti talep edenler demanders
bir mal veya hizmetin alıcı ve satıcılarının göreceli olarak az sayıda bulunması fewness
bir mal veya hizmetin potansiyel satıcıları suppliers
bir mal veya marka için gerçekleştirilen reklam programı advertising campaign
bir mal veya menkul kıymetin nakit değeri cash value
bir malı başka bir mal elde etmek için talep etmek derived demand
bir malın fiyatının başka mal cinsinden verilmesi relative price
bir parti malda bulunmasına izin verilen hatalı mal oranı lot tolerance percent defective
bir ülkenin mal ihracatı ile mal ithalatı arasındaki fark balance of trade
bir ülkenin siyasi anlaşmazlık içinde bulunduğu bir ülkeden mal alıp satmayı yasaklaması boycott
birden beğenilerek satın alınan mal impulse goods
birinci kalite mal first choice articles
birleştirilmiş mal sınıflaması combined nomenclature
bozulmayan mal approved merchandise
bozulmaz mal hard goods
bütün üretim araçlarını topluma mal etmeyi savunan iktisadi kuram collectivism
cif mal bedeli+sigorta+navlun c.i.f cost+insurance+freight
çalıntı mal swag
çok pahalıya mal olmak pay dear
defolu mal wastrel
defolu mal satmak sell seconds
demode mal old stock
dengeli mal portfolyosu balanced product portfolio
deniz yoluyla ithal edilmiş mal vergisi a.f.r.m.m
deniz yoluyla mal taşımasında taraf affreighter
denizde mal ve can kurtarma salvation
denizden mal taşıma kanunu cogsa
denizden mal taşıma kanunu carriage of goods by sea act
devlete ait mal state-owned
devlete ait mal ret state-owned
dış ekonomik faaliyet mal nomenklatürü foreign economic activity commodity nomenclature
dış ticaretin mal bileşimi commodity composition of trade
dışarıya mal ve hizmet ihracı ile dışarıdan ithal edilen toplam mal ve hizmetler arasındaki denge balance on current account
diğer ülkelerden mal alım satımını minimum düzeylere indiren bir ülkenin ekonomisi closed economy
doğal kaynak yoğun mal land-intensive commodity
doğrudan perakendeciye mal sevk eden imalatçı drop shipper
dokunulabilir mal real good
dökme mal bulk goods
dökme mal bulk cargo
dökme mal ambalajsız mal bulk cargo
dökme mal kargosu bulk cargo
dökme mal taşıyan gemi bulk carrier
düşük mal inferior good
düşük mal inferior good
ekspresle gönderilen mal time freight
elde mevcut mal stock
eldeki mal stock on hand
eldeki mal stock in-hand
eldeki mal in stock
emanet mal hesabı consignment account
emek-yoğun mal labor intensive commodity
emek-yoğun mal labour intensive commodity
emek-yoğun mal labor-intensive commodity
eski mal old stock
evlilikte mal birliği rejimi community property
evrensel mal kodu universal product code
fazla mal excess property
fazla mal kaydı excess listing
fiili mal sayımı physical inventory
fiyatı düşürülmüş mal distress merchandise
fiyatların düşeceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer satışı going short
fiyatların düşeceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer satışı shorting
fiyatların düşeceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer satışı short selling
fiyatların yükseleceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer alımı longing
fiyatların yükseleceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer alımı going long
fiyatların yükseleceği beklentisiyle yapılan mal veya menkul değer alımı buying long
gayri menkul mal real estate property
gayrimenkul mal fixed property
gayrimenkul mal programı real estate program
gayrimenkul veya mal varlığı property or asset
gelecekte teslim mal sözleşmesi commodity futures