native - Türkçe İngilizce Sözlük

native

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

native — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yerli, ana
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈneɪtɪv/ – BrE /ˈneɪtɪv/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim
Bir yere özgü olanı veya bir kişinin doğuştan ait olduğu durumu tanımlar. Latince nativus kökünden günümüze ulaşmıştır. Dilbilim, biyoloji ve kültürel anlatılarda kökensel aidiyeti belirtir.
Eş Anlamlılar:
indigenous, local
Zıt Anlamlılar:
foreign

"native" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
native s. yerli
I'm fascinated by Indian native customs and traditions.
Kızılderililerin yerli gelenek ve görenekleri beni büyülüyor.

More Sentences
Genel
native i. yerli
Dr Lavigne is a native of Paris.
Dr. Lavigne Paris'in yerlisidir.

More Sentences
native i. kızılderili
They came to study the habits of the natives.
Kızılderililerin alışkanlıklarını incelemek amacıyla gelmişler.

More Sentences
native i. bir yere özgü tür
This tree is a native of New Zealand.
Bu ağaç Yeni Zelanda'ya özgü bir türdür.

More Sentences
native s. doğal
Ideally, you want to run your game at your monitor’s native resolution.
İdeal olarak, oyununuzu monitörünüzün doğal çözünürlüğünde çalıştırmak istersiniz.

More Sentences
native s. yerel
You can anticipate excellent native support for any Apple device you want to use.
Kullanmak istediğiniz herhangi bir Apple cihazı için mükemmel yerel destek bekleyebilirsiniz.

More Sentences
native s. yerli
I'm fascinated by Indian native customs and traditions.
Kızılderililerin yerli gelenek ve görenekleri beni büyülüyor.

More Sentences
native s. ana (dil)
The best way to get better at French is to speak French with native speakers.
Fransızcada daha iyi olmanın en iyi yolu ana dili Fransızca olan kişilerle Fransızca konuşmaktır.

More Sentences
native s. özgü
The cockatiel is native to Australia.
Kakadu kuşu Avustralya'ya özgüdür.

More Sentences
native s. kişinin doğduğu yer olan
He acquired the art of stained glass in his native town.
Vitray sanatını doğduğu yer olan kasabada öğrenmiştir.

More Sentences
native s. tanrı vergisi
He had to use all his native wit to convince the boss.
Patronu ikna etmek için tüm tanrı vergisi yeteneklerini kullanmak zorundaydı.

More Sentences
Teknik
native s. yerli
I'm fascinated by Indian native customs and traditions.
Kızılderililerin yerli gelenek ve görenekleri beni büyülüyor.

More Sentences
Genel
native i. yerli kimse
native i. yerli hayvan
native i. yerli mal
native i. yerli tür
native s. doğma büyüme
native s. doğuştan olan
native s. fıtri
native s. basit
native s. doğuştan
native s. asıl
native s. bağımsız
native s. tabii
native s. bölgesel
native s. anavatan olan
native s. ana
Ticaret/Ekonomi
native s. mahalli
Bilgisayar
native s. belirli bir bilgisayar türüyle kullanım için tasarlanan
native s. belirli bir uygulama programına dahil olan
Maden
native s. nabit
Medikal
native s. natif

"native" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
native races i. yerli ırklar
native of this place i. buralı
native behaviour i. tabii davranış
native language i. anadili
legendary native country of turks i. ergenekon
native citizen i. doğuştan uyrukluk hakkı olan kimse
native ability i. allah vergisi yetenek
native language i. doğal dil
native land i. vatan
native country i. vatan
native land i. anavatan
native land i. anayurt
native shore i. vatan
native language and education i. doğal dil ve eğitim
native tongue i. anadili
native forest i. yerli orman
one's native soil i. anavatan
native country i. yurt
native code compiler i. yerli kod derleyicisi
native fluency i. ana dil seviyesinde olma
native fluency in english i. ana dil seviyesinde ingilizce
native of germany i. almanyalı
native culture i. yerel kültür
native race i. yerel ırk
native population i. yerli halk
native language i. ana dil
native plant i. bir ülkede yetişen bitki
native material i. doğal gereç
native country i. anavatan
native speaker i. ana dilini konuşan kişi
native country i. anayurt
native plant i. yerli bitki
native languages i. anadiller
native land i. memleket
native feather i. kızılderili tüyü
native american i. kızılderili
native speaker teachers of english i. ana dili ingilizce olan öğretmenler
non-native speaker of english i. ana dili ingilizce olmayan insan
native speaker of english i. ana dili ingilizce olan kişi
non-native speakers of english i. ana dili ingilizce olmayan kişiler
native speaker of english i. ana dili ingilizce olan kimse
native speakers of english i. ana dili ingilizce olan kişiler
non-native speakers of english i. ana dili ingilizce olmayan insanlar
non-native speaker teachers of english i. ana dili ingilizce olmayan öğretmenler
non-native speaker of english i. ana dili ingilizce olmayan kimse
native speakers of english i. ana dili ingilizce olan insanlar
non-native speaker of english i. ana dili ingilizce olmayan kişi
native speaker of english i. ana dili ingilizce olan insan
native american i. amerika yerlisi
native ability i. doğal yetenek
native food i. yerli yemek
native language i. ana dil
alaska native i. alaska yerlisi
alaskan native i. alaska yerlisi
native american healing i. kızılderili kabilelerinde uygulanan iyileştirici yöntem ve ritüeller
native alaskan i. alaska'nın yerli halklarından olan kimse
native alaskan i. alaska yerlisi
native daughter i. belirli bir yerde doğmuş veya büyümüş olan kadın için o yerle bağlantılı olarak kullanılan ifade
native hawaiian i. hawaii adaları'ndaki yerli polinezya halkının üyesi veya soyundan olan kimse
native canadian i. kanada'da doğmuş kızılderili veya ınuit kökenli kimse
native canadian i. kanada'da doğmuş kimse
native son i. belirli bir yerde doğmuş veya büyümüş olan erkek için o yerle bağlantılı olarak kullanılan ifade
non-native i. yerli olmayan kimse
native country i. memleket
native born s. doğma büyüme
native to s. -e özgü
native-born s. yerli
native-born s. doğma büyüme
non-native s. bulunduğu yerde doğmamış olan
non-native s. yerli olmayan
non-native s. bulunduğu yerde doğmuş olmayan
non-native s. bulunduğun yerin vatandaşı olmayan
non-native s. bulunduğu yerin dili ana dili olmayan
native american s. amerikan yerlileri, kültürleri veya dilleri ile ilgili olan
native to s. -ın yerlisi
Deyim
(someone's) native soil i. (birinin) memleketi
(someone's) native soil i. (birinin) anavatanı
go native f. yerli kültürünü benimsemek
go native f. daha ilkel bir toplumun yaşam tarzını benimsemek
go native f. başkalarının yaşam biçimini benimsemek
go native f. bir yerin yerlisi gibi yaşamaya ve davranmaya çalışmak
go native f. kendininkinden daha az gelişmiş bir ülkenin kültürünü benimsemek
go native f. yerlilerin yaşam tarzını benimsemek
go native f. göç ettiği/taşındığı yerin yerlisi gibi yaşamaya ve davranmaya çalışmak
go native f. bir yerin yerlisi gibi olmak
go native f. kendi kültürünü, yaşam tarzını, geleneklerini bırakıp yaşadığı/göç ettiği yeni yerin yaşam tarzını, kültürünü, geleneklerini benimsemek
go native f. bir yerin yerlilerinin davranışlarını, yaklaşımını, özelliklerini benimsemek
go native f. yerli gibi yaşamak
Konuşma
don't go native on me expr. bana yerli gibi davranma
Ticaret/Ekonomi
native citizen i. doğuştan yurttaş olanlar
native view f. kendi bilgisayarında görmek
Siyasal
native citizen i. doğumdan beri vatandaş olan kimse
native citizen i. doğuştan vatandaş
native american party i. amerikan partisine benzer ilkelere sahip kısa ömürlü bir siyasi parti
native american s. amerikan yerlilerinin haklarını koruyacak uygulamaları destekleyen (parti)
Reklam
native ad i. bulunduğu platformun formatında içeriğin doğallığı bozulmadan verilen reklam
native ad i. doğal reklam
native advertising i. doğal reklam
native advertising i. bulunduğu platformun formatında içeriğin doğallığı bozulmadan verilen reklam
Teknik
native device i. gerekli aygıt
native mode domain i. yerli kip etki alanı
native asphalt i. tabii asfalt
native digits i. yerli basamaklar
native silver i. doğal gümüş
native gold i. doğal altın
native antimony i. doğal antimuan
native alumina i. doğal alumina
native manganese i. doğal manganez
native copper i. doğal bakır
native arsenic i. doğal arsenik
native metal i. doğal arı metal
native bismuth i. doğal bizmut
native amalgam i. doğal amalgam
native iron i. doğal demir
native mercury i. doğal cıva
native metal i. doğal metal
native pyrite i. doğal pirit
native platinum i. doğal platin
native tellurium i. doğal telluryum
Bilgisayar
native data i. özgün veri
native language i. anadil
native error i. ana hata
native character set i. yerli karakter takımı
native truetype i. doğal truetype
save native picture formats only expr. sadece doğal resim biçimlerinde kaydet
save native picture formats only expr. sadece özgün resim biçimlerini kaydet
in native format expr. geçerli biçimde
Bilişim
native file format i. yerli dosya yapısı
native data type i. yerli veri türü
native language i. sisteme özgül dil
native code i. yerli kod
native code generator i. yerli kod üretici
native compiler i. yerli derleyici
native code i. makine kodu
Telekom
native signal processing i. yerel işareti işleme
native client interface architecture i. yerel  istemci arayüz mimarisi
raw native interface i. ham doğal arayüz
native android picker i. android seçim menüsü
native ios picker i. ios seçim menüsü
Televizyon
native resolution i. gerçek çözünürlük
Trafik
native asphalt i. doğal asfalt
Maden
native paraffin i. ozokerit
native paraffin i. kumtaşlarındaki düzensiz damarlarda bulunan ve elektrik yalıtımında kullanılan bir hidrokarbon mumu
Gıda
native starch i. doğal nişasta
Kimya
native sulphur i. kükürdün eski adı
native sulfur i. kükürdün eski adı
Biyoloji
non-native species i. egzotik tür
Biyokimya
native formation i. doğal biçim
Deniz Biyolojisi
native fishery i. yerli balıkçılık
native stock i. yerli stok