mal - Turkish English Dictionary
History

mal



Meanings of "mal" in Turkish English Dictionary : 4 result(s)

English Turkish
Politics
mal mal
mal laos ve tayland’da yaşayan etnik bir grup
Medical
mal mal
mal hatalı emilim

Meanings of "mal" in English Turkish Dictionary : 82 result(s)

Turkish English
Common Usage
mal goods n.
General
mal riches n.
mal assets n.
mal chose n.
mal slag n.
mal goods n.
mal cock n.
mal hash n.
mal paper n.
mal holding n.
mal plunder n.
mal domain n.
mal effects n.
mal wealth n.
mal cattle n.
mal livestock n.
mal value n.
mal commodity n.
mal estate n.
mal possessions n.
mal property n.
mal ware n.
mal asset n.
mal merchandise n.
mal chattel n.
mal catel [obsolete] n.
Slang
mal heroin
mal a few fries short of a happy meal
mal scag
mal wizza
mal saddo
mal mook
mal prick
mal dickweed
mal douchebag
mal fuckface
mal douche
mal dumb truck
mal meathead
mal doushbag
mal begg
mal dork
mal nimrod
mal nozzle
mal langer
mal supergoose
mal dicksuck
Trade/Economic
mal possession
mal real property
mal property
mal commodity
mal article
mal ware
mal merchandise
mal asset
mal goods
mal real estate
Law
mal issue
mal commodity
mal freehold
mal domain
mal goods
Politics
mal mal
Medical
mal mal
British Slang
mal airhead
mal bawheid (scotch)
mal prat
mal twat
mal culchie
mal galoot
mal gear
mal gormless
mal grebo
mal hairy-arsed
mal jack-the-lad
mal pilchard
mal pillock
mal pig-ignorant
mal pond life
mal silly billy
mal silly bugger
mal silly sausage

Meanings of "mal" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

Turkish English
Common Usage
mal mülk property n.
mal gönderme consignment n.
mal sahibi owner n.
General
tuzluya mal olmak cost somebody a bundle v.
mal etmek appropriate for oneself v.
ülkeye gizlice ve yasa dışı yollarla mal sokmak smuggle v.
mal etmek produce at v.
mal yüklemek (gemiye) ship v.
mal ile ödemek truck v.
kendine mal etmek appropriate v.
kendine mal etmek commandeer v.
mal edilmek be held responsible v.
mal olmak set somebody back something v.
gümrükten mal kaçırmak smuggle v.
mal yoldayken hasar görmek be damaged in shipment v.
epey pahalıya mal olmak cost a pretty penny v.
ne mal olduğunu anlamak see through somebody v.
dışarıya mal göndermek export v.
mal yüklemek load v.
alıp satmak (mal) turn over v.
piyasaya yeni mal sürmek bring out v.
pahalıya mal olmak pay dearly for v.
çalıntı mal satmak fence v.
yıkmak (mal vb) vandalize v.
mal olmak be v.
mal olmak set back v.
pahalıya mal olmak cost somebody a lot v.
mal edilmek be held guilty of v.
mal varlığı (belirli bir miktar) olmak be worth v.
mal ve mülküne el koymak dispossess v.
mal olmak cost v.
mal ve mülkünü zaptetmek dispossess v.
mal olmak knock back v.
sunmak (mal) pitch v.
mal yığmak stock v.
çok paraya mal olmak cost an arm and a leg v.
kendine mal etmek take over v.
tarihe mal olmak make history v.
tarihe mal olmak (somebody) be historic v.
depodan mal çekmek draw goods from warehouse v.
hayatına mal olmak cost (him/her) one's life v.
mal edinmek acquire property v.
pahalıya mal olmak be too expensive v.
pahalıya mal olmak cost much v.
çoka mal olmak cost a lot v.
gümrükten mal kaçırmak smuggle goods v.
mal mülk sahibi olmak be a man of property v.
(bir) servete mal olmak cost an arm and a leg v.
(bir) servete mal olmak cost a fortune v.
-e mal etmek attribute to v.
-e mal olmak cost v.
mal almamak boycott v.
kaça mal olacağını hesap etmek cost v.
(mal) tasnif etmek grade v.
mal sevk etmek remove goods v.
mal etmek appropriate v.
mal temin etmek procure goods v.
mal tedarik etmek procure goods v.
mal getirmek procure goods v.
hayatına mal olmak claim someone's life v.
pahalıya mal etmek buy dear v.
ucuza mal etmek buy cheap v.
pahalıya mal olmak pay too much v.
pahalıya mal olmak pay a high price v.
pahalıya mal olmak come dear v.
dışarıdan mal getirmek bring into v.
mal edinmek obtain goods v.
mal göndermek forward goods v.
mal sevk etmek forward goods v.
ödemeli olarak mal göndermek send goods payable v.
mal ticareti yapmak trade in commodities v.
mal göndermek dispatch goods v.
mal ticareti yapmak deal in commodities v.
mal irsal etmek dispatch goods v.
(mal vb) bağışlanmak be granted v.
(mal vb) bağışlanmak be donated v.
mal mülk sahibi biri olmak be a man of property v.
günlük 50 dolara mal olmak cost 50 dollars a day v.
kamuya mal olmak become public knowledge v.
yıkmak (mal vb) vandalise v.
sayısız cana mal olmak cost countless live v.
mal etmek reimburse v.
kendine mal etmek adopt v.
mal sahibini değiştirmek change owners v.
mal kontrolü commodity control n.
mal veren supplier n.
kiralanmış mal leasehold n.
defolu mal reject n.
ihraç mal pozisyonu export control commodity number n.
satılmayan mal drug on the market n.
umumi mal public property n.
çalıntı mal swag n.
kendine mal etme appropriation n.
bir amaç için ayrılmış mal varlığı earmarked asset n.
mal müdürlüğü fiscal office of a district n.
ortak mal sahipliği community n.
toptan mal satan tüccar jobber n.
mal mülk possession n.
mal sahipliği proprietorship n.
dükkanlardan mal aşırma shoplifting n.
mal mülk goods n.
tapon mal junk n.
mal müdürlüğü revenue board n.
mal müdürü fiscal director of a district n.
farklı ideolojilere sahip ülkeler arasında iletişimi ve mal alışverişini engelleyen durum iron curtain n.
satılmayan mal plug n.
haram mal a thing taken by theft n.
tapulu mal domain n.
mal müdürü district revenue officer n.
mal müdürlüğü revenue department n.
mal birliği esası community property n.
menkul mal personal estate n.
sahipsiz mal unclaimed good n.
sahipsiz mal derelict n.
mal sahibi possessor n.
müşterek mal sahipliği commonage n.
bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirme transfer n.
mal sahibi property owner n.
satılmayan mal shelfwarmer n.
peşin parayla satılan mal spot n.
mal ve mülkü zaptetme dispossession n.
kendine mal etme embezzling n.
mal müdürü head of the finance office n.
mal varlığı wealth n.
dükkanlardan mal aşıran kimse shoplifter n.
evini kiraya veren mal sahibi kadın landlady n.
ucuz mal knockdown n.
tapon mal second n.
menkul mal chattel n.
mal mülk possessions n.
satılmayan mal drug in the market n.
mal sahibi owner n.
çalıntı mal alıp satan kimse fence n.
örgü mal knitted fabric n.
sahipsiz mal waif n.
mal beyanı declaration of property n.
ücretle taşınan mal freight n.
mal bildirimi declaration of property n.
mal sahibi ve kiracı landlord and tenant n.
lisanslı mal tartıcısı weighmaster n.
paketlenmiş mal packaged goods n.
mal gönderen kimse consignor n.
şirketin mal varlığı corporate estate n.
mal sahibi landlord n.
taşınmaz mal realestate n.
defolu mal wastrel n.
mal mülk bricks and mortar n.
belirli bir cins mal line n.
mal ortaklığı tenancy by the entirety n.
fazla pahalıya mal olan zafer pyrrhic victory n.
kamusal mal public good n.
mal mülk sahibi rich person n.
çalıntı mal spoil n.
kişisel mal personalty n.
mal sağlayan firma supplier n.
defolu mal rejection n.
mal müdürlüğü fiscal directorate n.
mal sahibesi proprietress n.
mal sahipleri proprietary n.
kaçak mal smuggled goods n.
taşınır mal chattel n.
taşınmaz mal real property n.
defolu mal defective fabric n.
defolu mal waster n.
evlilikte mal rejimi marital property n.
mal ve mülke el konulması dispossession n.
mal sigortası insurance of merchandise n.
ikinci kalite mal seconds n.
ıskarta mal junk n.
toplu haldeki mal hoard n.
ortak mal sahibi colessor n.
mal sahibi lord n.
menkul mal personal property n.
mal sigortası insurance of property n.
kurtarılan mal salvage n.
ortak mal common property n.
evini kiraya veren mal sahibi landlord n.
nihai mal final good n.
mal mülk alma estating n.
terkedilmiş mal derelict n.
defolu mal second n.
can ve mal güvenliği safety of life and property n.
birinci sınıf mal super n.
ilave mal additive property n.
homojen mal homogeneous commodity n.
kendisine mal gönderilen consignee n.
parça mal piece goods n.
mirasla geçen mal mülk hereditament n.
mal numarası asset number n.
yerli mal native n.
mal niteliğinde olmayan şey nonpossession n.
can ve mal kaybı loss of life and property n.
mal satışı product sale n.
mal ithalatı product import n.
mal alımı product purchase n.
ucuz mal ticareti petty trade n.
para ve mal varlığı soruşturması investigation into personal finances and assets n.
para ve mal varlığı soruşturması financial asset investigation n.
mal varlığı property holding n.
mal mülk sahibi a man of property n.
satılan mal sold product n.
kişisel mal varlığı personal assets n.
(mal/hak vb) feragat cession n.
ıskarta mal reject n.
kaçak mal contraband n.
mal sahibi householder n.
bozuk mal culls n.
mal sigortası insurance of goods n.
mal-sorumluluk yönetimi asset-liability management n.
taksimü’l-a’mal division of labor n.
yangından mal kaçırır gibi hurry-scurry n.
gümrükten mal kaçırır gibi hurry-scurry n.
bir mal veya hizmet için önceden yapılan ödeme pre-payment n.
pahalı mal satılan yer up-market n.
ithal mal imported product n.
müşterek mal sahipleri joint owners n.
ortak mal sahipleri joint owners n.
gönderilen mal consignment n.
mal mülk estate n.
beyt'ül mal treasury of islamic state n.
can ve mal life and property n.
mal sahibinin kontrol elemanı owner's inspector n.
taşınabilir mal personal estate n.
mal örneği sample of goods n.
zengin mal çeşidi well furnished stock n.
umulmadık yerden gelen para veya mal wind fail n.
mal-mülk property n.
taşınmaz mal real estate n.
mal kurtarma salvage n.
mevcut mal stock n.
stoklanmış mal stockpile n.
mal paylaşımı division of property n.
mal paylaşımı equitable distribution n.
zengin mal çeşitleri large assortment n.
mamul mal ware n.
mal sahibi kadın landlady n.
haram mal ill gotten gains n.
taşınabilir mal chattel n.
eşler arasındaki mal ortaklığı community n.
halka mal olmuş kimse public character n.
topluma mal olmuş şahıs socially prominent person n.
topluma mal olmuş kişi socially prominent person n.
bazı toplumlarda gelinin veya ailesinin damada verdiği para veya mal dowry n.
mal kaybı loss of property n.
mal paylaşımı property sharing n.
her türlü mal all kinds of goods n.
çok miktarda yasadışı mal vast quantities of illicit substances n.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bride price n.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bridewealth n.
damadın gelinin ailesine verdiği para veya mal bride wealth n.
taşınır mal rehini chattel mortgage n.
ucuz mal satan seyyar satıcı cheap jack n.
mal ve mülküne el koyma disseisin n.
kusurlu mal/parça faulty component n.
pahalı mal satılan yer upmarket n.
lüks/pahalı/marka/(yüksek) kaliteli mal sektörü high-end sector n.
mal veya hizmet sağlayan iş purveyor n.
kamuya mal olmuş kişi public figure n.
denizde mal ve can kurtarma salvage n.
mal veya hizmet sağlayan iş achatour n.
musevilikte evin efendisi veya mal sahibi baalebos n.
maddi mal tangible n.
maddi mal tangible possession n.
bir kıza erkek ile evlenebilmesi için verilen ve erkeğe giden mal/para dowry n.
kelepir mal cheap [obsolete] n.
ucuz mal satan dükkan ya da seyyar satıcı cheapjack n.
ucuz mal satan dükkan ya da seyyar satıcı cheap-jack n.
mal tasnif çizelgesi nomenclature n.
topluma mal olmuş celebrated adj.
mal edilmiş embezzled adj.
mal sahibi gibi landlordly adj.
mal canlısı acquisitive adj.
pahalıya mal olan expensive adj.
mal sahibine ait proprietary adj.
mal mülk zaptetme ile ilgili dispossessory adj.
mal düşkünü acquisitive adj.
pahalıya mal olan sumptuous adj.
rafta satılmadan uzun zaman kalmış mal shopworn adj.
mal edilmesi mümkün veya caiz olan appropriable adj.
pahalıya mal olan costly adj.
eskimiş (mal) shopworn adj.
indirimli mal satan cut-rate adj.
topluma mal olmuş far-famed adj.
indirimli mal satan cut-price adj.
topluma mal olmuş widely-esteemed adj.
zengin mal çeşidi well-assorted adj.
kilisenin belirli (sabit) bir mal varlığını veya gelirini korumak amacı ile bir koruyucu tarafından temsil edilen dini kuruluşa ilişkin presentative adj.
(kibarca) önceden kullanılmış (eşya/mal) previously enjoyed adj.
kullanılmış/ikinci el (eşya/mal) previously enjoyed adj.
pahalıya mal olan chargeful [obsolete] adj.
yangından mal kaçırır gibi very hastily adv.
mal istenildiğinde on demand adv.
neye mal olursa olsun at all hazards adv.
neye mal olursa olsun rasgele at all hazards adv.
yangından mal kaçırır gibi surreptitiously adv.
gümrükten mal kaçırır gibi secretively adv.
gümrükten mal kaçırır gibi surreptitiously adv.
yangından mal kaçırır gibi secretively adv.
Phrasals
mal olmak knock back
mal olmak (pahalıya vb) patlamak put away
mal olmak (pahalıya vb) patlamak set back
mal olmak (pahalıya vb) patlamak knock back
(bir miktar para) mal olmak set someone back (some amount of money)
birinin ne mal olduğunu göstermek show someone up as something
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle someone or something past
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle someone or something through
(sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak smuggle something/someone across something
Phrases
yangından mal kaçırır gibi with undue haste
gümrükten mal kaçırır gibi with undue haste
kamuya mal olmuş a matter of public record
hiçbir şeye patlamadan/mal olmadan at the expense of nothing
Proverb
fazla mal göz çıkarmaz store is no sore
tapu kimdeyse mal onundur possession is nine-tenths of the law
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap things
ucuz mal alacak kadar zengin değilim i'm not rich enough to buy cheap stuff
Colloquial
pahalıya mal olmak. cost a bomb
tarihe mal olmak make history
eski mal sahibi former owner
mal mal bakmak get a load of
Idioms
iyi mal kendisini belli eder. good wine needs no bush
tuzluya mal olmak cost a packet
mal bulmuş mağribi gibi as pleased as punch
elde kalan mal drug on the market
pahalıya mal olmak cost a pretty penny
ne mal olduğunu belli etmek show the cloven hoof
ne mal olduğunu göstermek show the cloven hoof
haram mal ill-gotten gains
çok paraya mal olmak cost an arm and a leg
mal olmak come out at
ucuz mal catch penny
pahalıya mal olmak pay through the nose
ne mal olduğunu anlamak get one's number
pahalıya mal olmak cost an arm and a leg
mal bulanındır finders keepers (losers weepers)
pahalıya mal olmak cost the earth
çok pahalıya mal-olmak break the bank
bir servete mal olmak cost a bomb
çok büyük paraya mal olmak cost a real big chunk of change
bir servete mal olmak cost the earth
bir servete mal olmak cost an arm and a leg
bir servete mal olmak cost somebody a pretty penny
çok pahalıya mal olmak cost a king's ransom
çok pahalıya mal olmak cost somebody a pretty penny
çok pahalıya mal olmak cost a pretty penny
bir servete mal olmak cost a king's ransom
çok pahalıya mal olmak cost an arm and a leg
bir servete mal olmak cost somebody an arm and a leg
çok pahalıya mal olmak cost somebody an arm and a leg
çok pahalıya mal olmak cost the earth
bir servete mal olmak cost a pretty penny
çok şeye mal olmak cost somebody dear
küçük/hatırı sayılır bir servete mal olmak cost a small fortune
(belli bir paraya) mal olmak knock someone back (an amount of money)
altı insanın canına mal olmak claim the lives of six people
birinin ne mal olduğunu göstermek take somebody down a peg (or two)
birinin ne mal olduğunu göstermek bring somebody/something down a peg (or two)
birinin ne mal olduğunu bilmek have somebody pegged
dünya kadar paraya mal olmak cost the earth
dünyaya mal olmak cost the earth
dünya kadar paraya mal olmak cost (somebody) a pretty penny
birinin yaşamına mal olmak claim one's life
bir yerden veresiye mal alıp deftere yazdırmak run a tab
iyi bir şeyi kendine mal etmek take credit for something
bir işin bedelini para yerine mal veya hizmet olarak ödemek take something out in trade
Speaking
orada ödediğin para karşılığında iyi mal alırsın you get good value for your money there
bize pahalıya mal oldu it cost big bikkies
ödediğin para karşılığında sana iyi mal verir he gives you good value for your money
bana çok pahalıya mal oldu i paid through the nose for it
kaça mal oldu? how much did it cost?
kaç paraya mal oldu? how much did it cost?
ne mal olduğunu anladım i found you out
sana bir servete mal olmuş olmalı they must have cost you a fortune
bana ne kadara mal olacak? what's it going to cost me?
bana ne kadara mal olacak? how much will it cost me?
hayatına mal oldu it cost him his life
(...olmak/yapmak) neye mal olur? what does it take (to...)?
böyle bir şey kaça mal olur? how much something like that would cost?
Slang
çalıntı mal hot
kaçak mal hot
kötü mal (uyuşturucu) bad batch
kaça mal olacak? what's the damage?
işe yaramaz/kalitesiz mal/eşya sorry-ass
iyi mal good stuff
ne bakıyorsun öyle mal gibi? what the fuck are you looking at?
hapishaneye kaçak mal sokan tip runner
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) scam
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) chiva
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) stuff
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) gow
(uyuşturucu anlamında) mal (ceza evi argosu) hop
kıçına kaçak mal saklamak keester
kıçına kaçak mal saklayan keester bunny
cezaevine kaçak mal sokan kimse mule
cezaevine kaçak mal sokmak tuck
pahalıya mal olmak break someone's pockets
mal turist touron
bu bir hayli sert bir mal this is some pretty serious stuff
mal gibi davranma stop acting like a jackass
(sanal alemde) öküz/mal troll
mal beyinli seaweed brain
iyi mal (uyuşturucu) good shit
baya iyi bir mal some good shit
sağlam mal (uyuşturucu) good shit
kafa yapmayan mal bammer
Trade/Economic
sakinleri beyaz ırktan olmayan yoksul muhitlere mal ve hizmet vermeyi reddetmek redline v.
telefonla (mal veya hizmet) satmak telemarket v.
mal teklif etmek tender v.
satıcının mal veya hizmetlerini olası müşterilerine tanıtmak için basın yayın araçlarıyla yaptırdığı paralı tanıtma faaliyeti advertizing n.
hırsızlardan çalıntı mal satın alan kimse receiver n.
sakinleri beyaz ırktan olmayan yoksul muhitlere mal ve hizmet vermeyen kişi ya da kurum redliner n.
tekrar ihraç edilmiş mal redraft n.
mal ihraç edememe nonexportation n.
mal hesabı merchendise account
mal sipariş edildiğinde bedelin belirli oranının peşin ödenmesi prefinancing
mal şeklindeki sermaye capital in kind
satılmamak kaydıyla birisine verilen mal sahipliği mortmain
mal alım pulu uygulaması trading stamps
iki kişiden birinin ötekinin işi veya mal varlığında parasal bir menfaati bulunması durumunda hukuk açısından birbirlerinin ortağı sayılması associate
gelecekte teslim mal sözleşmesi işlemleri commodity futures
mal değişimi product variation
bir ülkenin siyasi anlaşmazlık içinde bulunduğu bir ülkeden mal alıp satmayı yasaklaması boycott
menkul mal rehni chattel mortgage
kendisinden mal satınalınan kişi vendor
sürümü çabuklaştırmak için fiyatı düşürülmüş mal distress merchandise
mal partisi lot
bir mal veya hizmetin alıcı ve satıcılarının göreceli olarak az sayıda bulunması fewness
gümrüksüz mal antrepolanan serbest bölge bonded zone
müşteri çekmek için fiyatı düşürülmüş mal price leader
mal piyasası commodity market
mal değişikliği product modifications
mal uzmanlaşması product specialization
indirim yapılmadan önce bir mal veya hizmetin ilan edilmiş fiyatı rack rates
genel mal toptancısı general merchandise wholesaler
piyasadaki aşırı mal arzı glut
mal gönderme consignment
mal karşılığı avans advance on goods
taşınmaz mal üzerinde ölüme bağlı işlem devise
mal ticareti trade in goods
mal stoku merchandise inventory
ülkenin dışarıya ihraç ettiği mal ve hizmetler toplamı ile dışarıdan ithal ettiği mal ve hizmetlerin değeri arasındaki fark balance on goods and services
mal ticaretinden merchandise trade balance
kişi davranışlarının bir mal veya eşyaya karşı niyetleri yansıtan yönü behavioral component
kendisine mal veya para emanet edilen trustee
mal kalitesi product quality
bir ülkenin mal ihracatı ile mal ithalatı arasındaki fark balance of trade
mal planı merchandise plan
mal üzerine konulan malın değerinin belli bir yüzdesi şeklindeki vergi ad valorem tax
taşınan mal freight
mal ihracatı merchandise exports
mamul mal manufactured goods
mal anlaşması commodity agreement
parti (mal) lot
mal konusunda gelecek sözleşmeleri yapan aracı commodity broker
mal çeşitleri assortments
mal mülk ve menkul kıymetler goods and chattels
üretimde kullanılan mal ve sabit varlıklar producers goods
yabancı ülkelerden ticari amaçlarla ülkeye giren mal veya hizmetler imports
mal sayımı merchandise inventory
mal sahibi kazancı proprietor's income
gümrükten mal çekmek clear
minimum yaşam standardı için gerekli olan mal ve hizmetler bond trading
bir mal ve hizmet üretimi için gerekli olan makine ve parçaların ayrıntılı dökümü bill of materials
taşınmaz mal ipotekli tahvil real estate mortgage bond
ithalatçı adına dışarıdan mal satmaları import buyer
mal türü product line
mal bedeli ve navlun c and f
mal karşılığı avans advance against consignment
mal senetleri document of title
tüketilecek mal ve hizmetlere duyulan istek need
sevk etmek (mal vb) despatch
gönderilen mal shipment
mal grupları product groups
konsinye mal gönderen consignor
mal fazlası surplus goods
denizde mal ve can kurtarma salvation
bir malı başka bir mal elde etmek için talep etmek derived demand
posta aracılığı ile mal siparişi mail order
mal varlığı assets
bir mal ile belli bir marka veya sembol arasındaki bağlantıyı vurgulayan stratejiler association strategies
ambalajsız mal bulk cargo
haczedilebilen bütün mal ve haklar attachable assets and rights
nesnel mal ticareti visible trade
mal borsası commodity exchange
genişletilmiş mal extended product
mal birimi product item
eldeki mal in stock
bir mal üzerinde mülkiyeti temsil eden ve başkalarına devredilebilen kıymetli evrak equity security
ihracat için mal sağlayan export supplier
mal hesabı merchandise account
yeni mal novelty
mal ve hizmetlerin insan ihtiyaçlarını karşılamak üzere kullanımından elde edilen haz utility
dökme mal ambalajsız mal bulk cargo
genellikle firmaların üretim tesisi ve donatım yatırımı ile mal stokları ve ev halkının yeni ev inşaatlarının toplamlarına verilen isim aggregate investment
evlilikte mal birliği rejimi community property
mal mukabili ödeme cash on delivery
mal sahibi proprietor
nihai mal final goods
sevkedilen mal notası note of consignment
yeni mal stratejisi new product strategy
ana mal capital goods