well - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

well

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"well" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 75 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
well f. fışkırmak
well i. kuyu
well s. iyi
well ünl. peki
General
well f. kaynamak
well i. bagaj
well i. pınar
well i. kaynak
well i. memba
well i. sahanlık
well i. merdiven boşluğu
well i. asansör kuyusu
well i. hokka
well i. petrol kuyusu
well i. çeşme
well i. asansör yuvası
well i. asansör boşluğu
well i. iyi durum
well i. apartman boşluğu
well i. kuyu
well i. hazne
well i. baca
well i. su deposu
well s. adamakıllı
well s. yolunda
well s. güzel
well s. iyi durumda
well s. yerinde
well s. sağlıklı
well s. sıhhatli
well s. tamam
well s. pekala
well s. hoş
well s. elverişli
well s. iyice
well s. esen
well s. pek
well s. karlı
well s. uygun
well s. ala
well s. güzelce
well s. iyi
well s. sağlığı yerinde
well zf. tamamen
well zf. dikkatlice
well zf. hayli
well zf. epey
well zf. çok
well zf. hani
well zf. oldukça
well zf. kolayca
well zf. haklı olarak
well ünl. ha
well ünl. oldu
well ünl. pek ala
well ünl. ha!
well ünl. pekala!
well ünl. şey!
Speaking
well diyordum ki…
well şey
well valla
Technical
well kuyu
well dengeleme odası
well yuva
well boşluk
well iyi
well kuyucuk
Automotive
well kanal
Aeronautic
well çukur
Medical
well çukurcuk
Geography
well kuyu (yeraltı suyu)
well kuyu (petrol ve gaz)
Military
well cihazlar iyi çalışıyor kodu
Hunting
well kaldıraç
well çıkarıcı düğme

"well" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
do well f. becermek
get on well f. geçinmek
well out f. fışkırmak (sıvı bir yerden)
well-behaved s. uslu
well-groomed s. bakımlı
well-informed s. bilgili
well-kept s. bakımlı
well-known s. tanınmış
well done ünl. aferin
General
(one's exam/test) go well f. sınavı iyi geçmek
(something) to begin to go well f. yoluna girmek
acquit oneself well f. yüzünün akıyla çıkmak
act well f. iyi rol yapmak
augur well for f. iyiye işaret olmak
be pretty well suited to f. iyi uymak
be very well received f. çok hoş karşılanmak
be very well received f. çok olumlu bulunmak
be well balanced f. dengede durmak
be well informed f. günü gününe bilgi edinmek
be well informed f. düzenli haber almak
be well off f. durumu iyi olmak
be well received f. iyi tepki almak
be well received f. olumlu tepkiler almak
be well received f. olumlu tepki almak
be well trained f. iyi eğitilmek
be well understood f. iyi anlaşılmak
be well understood f. iyi anlaşılmış olmak
be well worth the trouble f. zahmete değmek
be well-arranged f. düzgün olmak
be well-controlled f. kontrollü olmak
be well-heard f. iyi duyulmak
be well-known f. tanınmak
be well-known with its f. ile meşhur olmak
be well-known with its f. ile bilinmek
be well-liked by the public f. halk tarafından çok sevilmek
be well-looked after f. iyi bakılmak
be well-received f. iyi karşılanmak
be well-versed in f. bir konuda bilgili olmak
be well-versed in f. bir şeyde uzman olmak
be well-versed in f. bir konudan oldukça anlamak
become well-arranged f. düzgünleşmek
become well-behaved f. uslanmak
begin to go well f. bir adama benzemek
begin to go well f. adama dönmek
behave well f. iyi davranmak
behave well f. uslu durmak
bode well f. iyiye işaret olmak
bode well f. hayra alamet olmak
bode well f. iyi olmak
dance very well f. çok iyi dans etmek
dig a well f. kuyu açmak
do something well-timed f. isabet etmek
do well f. iyi etmek
do well f. durumu iyi olmak
do well and easily f. döktürmek
do well in the exam f. sınavda iyi yapmak
do well in the exam f. sınavda başarılı olmak
doing well f. iyi olmak
doing well f. iyi kazanmak
doing well f. iyi dinlenmiş olmak
doing well f. becermek
doing well f. iyi gitmek
dress well f. iyi/güzel giyinmek
drill a well f. kuyu açmak
drill an oil well f. petrol kuyusu açmak
drill or bore a well f. sondaj kuyusu açmak
eat well f. iyi beslenmek
express oneself well f. kendini iyi ifade etmek
express well f. iyi ifade etmek
fare well f. birisi için iyi gitmek
feel well f. keyfi iyi olmak
fit well f. oturmak
fit well f. tam gelmek
fit well f. cuk oturmak
fit well f. iyi göstermek (elbise vb)
fit well with f. tam anlamıyla uymak
get along quite well f. gül gibi geçinmek
get along well (with) f. iyi anlaşmak
get along well with each other f. yıldızları barışmak
get on well f. anlaşmak
get on well with f. bağdaşmak
get on well with somebody f. anlaşmak
get well f. yeniden sağlığını kazanmak
get well f. iflah olmak
get well f. sağlığına kavuşmak
get well f. eski sağlığına kavuşmak
get well f. eski durumuna kavuşmak
get well f. iyileşmek
get well f. durumu iyiye gitmek
get well f. düzelmek
get well fast f. çabuk iyileşmek
get well oiled f. sarhoş olmak
get well quickly f. çabuk iyileşmek
get well soon f. çabuk iyileşmek
go down the well f. kuyuya inmek
go well f. iyi gitmek
go well f. becermek
go well f. rast gitmek
go well f. yaver gitmek
go well together f. uyuşmak
going well f. iyi gitmek
going well f. iyi kazanmak
going well f. iyi dinlenmiş olmak
going well f. iyi olmak
going well f. becermek
know somebody well f. yakından tanımak
know someone very well f. birini çok iyi tanımak
know something very well f. bir şeyi çok iyi bilmek
know well f. iyi bilmek
learn something very well f. çok iyi öğrenmek
let well enough alone f. olanla yetinmek
look well f. sağlıklı görünmek
look well f. iyi görünmek
look well f. çekici görünmek
look well f. güzel görünmek
look well f. hoş görünmek
make use of the time well f. zamanı iyi değerlendirmek
manage one's affairs well f. gemisini yürütmek
manage well f. iyi yönetmek
manage well f. iyi idare etmek
match well together f. birbirine tam anlamıyla uymak (renk vb)
mean well f. niyeti iyi olmak
might well f. -abilmek
might well f. -ebilmek
not do as well as expected at the box office f. gişede umduğunu bulamamak
not do as well as expected at the box office f. gişede beklediğini bulamamak
not go well f. yolunda gitmemek
not to go well f. ters gitmek
pan out well f. başarmak
pay well f. iyi ödemek
pay well f. yüklü ödeme yapmak
perform well f. iyi çalışmak
perform well f. iyi performans göstermek
place well-ordered f. düzenli yerleştirmek
play a musical instrument very well f. konuşturmak
play one's cards well f. kozunu iyi oynamak
play one's cards well f. kartlarını iyi oynamak
progress well f. iyi gitmek
see well f. iyi görmek
seem well f. iyi görünmek
serve well f. çok işine yaramak
sing well f. iyi şarkı söylemek
sink a well f. kuyu kazmak
sit well with f. bir şeyi uygun bulmak
sit well with f. birinin hoşuna gitmek
sleep well f. rahat uyumak
sleep well f. iyi uyumak
speak well f. iyi konuşmak
speak well for f. biri için olumlu bir puan olmak
speak well of f. övmek
speak well of f. övgü dolu sözler söylemek
speak well of f. (birisi hakkında) iyi konuşmak
stick well f. tutmak
suit very well f. çok yakışmak
think out well f. tedbirli olmak
think well of someone f. hakkında iyi/olumlu düşünmek
treat well f. hoş tutmak
turn out well f. iyi şekilde sonuçlanmak
use one's time well f. zamanını iyi kullanmak
use the time well f. zamanı iyi kullanmak
wear well f. yıllara meydan okumak
wear well f. süregelmek
wear well f. iyi davranmak
wear well f. iyi dayanmak
wear well f. yıpranmamak
wear well f. uygun gelmek
wear well f. iyi uymak
wear well f. yaşını göstermemek
well forth f. akmak
well in f. ile dolmak (gözyaşı/bir duygu)
well lit living-room f. iyi aydınlatılmış salon
well out f. akmak
well out f. kaynamak
well over f. taşmak
well suit f. tamı tamına uymak
well up f. boşanmak
well up f. ile dolmak (gözyaşı/bir duygu)
well within f. ile dolmak (gözyaşı/bir duygu)
well-suit f. tam anlamıyla örtüşmek
wish somebody well f. şans dilemek
wish someone get well soon f. geçmiş olsun dilemek
a well-hidden informer i. çok gizli bir muhbir
a well-known businesswoman i. tanınmış bir iş kadını
a well-known member i. ünlü bir üye
a well-known member i. tanınmış bir üye
a well-thought-out phrase i. iyi düşünülmüş bir söz
a well-wisher i. duacı
abandoned well i. terk edilmiş kuyu
artesian well i. artezyen
being well-cooked i. pişkinlik
bleeder well i. boşaltma kuyusu
bottomless well i. dipsiz kuyu
caisson well i. keson kuyusu
city water supply and well water i. şehir şebeke suyu ve kuyu suyu
draw well i. su kuyusu
dry well i. körkuyu
dug well i. kazma kuyu
dump well i. kör kuyu
emotional well-being i. duygusal iyi oluş
exploratory well i. keşif kuyusu
get well soon wish i. geçmiş olsun dileği
get well soon wishes i. geçmiş olsun dilekleri
get well wish i. geçmiş olsun dileği
get well wishes i. geçmiş olsun dilekleri
light-well i. aydınlık
material well-being i. maddi refah
ne'er-do-well i. serseri
ne'er-do-well i. hiçbir işi beceremeyen (kimse)
ne'er-do-well i. beceriksiz
never-do-well i. işe yaramaz kimse
never-do-well i. beceriksiz
never-do-well i. serseri
oil well i. kuyu
oil-well i. petrol kuyusu
perfect well i. mükemmel kuyu
perfect well i. kusursuz kuyu
picture and draw the well dry i. bir kağıt oyunu
relief well i. boşaltma kuyusu
sense of well-being i. sağlık
sense of well-being i. mutluluk
single well surfactant soaking treatment i. tek kuyuluk surfaktan emdirme operasyonu
social well-being i. sosyal refah
stair well i. merdiven boşluğu
subjective well-being i. öznel iyi oluş
tubular well i. borulu kuyu
water well i. su kuyusu
well being i. iyilik
well being i. esenlik
well being i. refah
well bore i. kuyu sondajı
well chosen words i. iyi seçilmiş kelimeler
well established firm i. sağlam firma
well established firm i. sağlam müessese
well furnished stock i. zengin mal çeşidi
well of zamzam i. zemzem kuyusu
well over i. taşma
well pit i. kuyu deliği
well preserved older person i. eski toprak
well rounded i. güzel vücutlu
well traveled road i. işlek yol
well water i. yeraltı suyu
well water i. kuyu suyu
well wisher i. iyi dilekte bulunan
well-balanced budget state i. denk bütçeli devlet
well-balanced diet i. düzenli beslenme
well-behaved child i. uslu çocuk
well-being i. esenlik
well-being i. sağlık
well-being i. iyi oluş
well-being i. hayır
well-built body i. kaslı/yapılı vücut
well-deserved place i. hak ettiği yer
well-developed personality i. oturmuş kişilik
well-doing i. iyi gitme
well-established family i. köklü aile
well-foundedness i. sağlam bir temele dayanma
well-furnished apartment i. iyi/eksiksiz döşenmiş daire
well-groomed lady i. bakımlı kadın
well-heeled person i. kalantor
well-known figure i. meşhur kişi
well-mannered person i. adam evladı
well-off person i. hali vakti yerinde olan kimse
well-off society i. varlıklı toplum
well-paid job i. yüksek maaşlı iş
well-posedness i. iyi konumlanmışlık
well-raised/cared/nourished child i. iyi bakılmış çocuk
well-read person i. ayaklı kütüphane
well-sinker i. kuyucu
well-spring i. kaynak
well-timed action i. isabet
well-timed word i. isabet
well-to-do family i. varlıklı aile
well-to-do man i. zengin adam
well-trimmed bush i. güzel budanmış çalı
well-trodden path/track/route i. sık kullanılan yol
well-trodden path/track/route i. işlek yol
well-wisher i. mutluluk dileyen kimse
well-wisher i. başkasının iyiliğini isteyen kimse
well-wisher i. iyilik dileyen kimse
well-worn expression i. basmakalıp bir deyim
wishing well i. dilek kuyusu
wishing well i. dilek havuzu
wishing well fountain i. dilek çeşmesi
wishing well pond i. dilek havuzu
zamzam well i. zemzem kuyusu
hail fellow well met s. yakın arkadaş
hail fellow well met s. herkesle çabuk ahbap olan kimse
hail fellow well met s. samimi dost
hail-fellow-well-met s. içten
hail-fellow-well-met s. cana yakın
light-well s. ferah
multi-well s. çok kuyulu
not well-educated s. eğitim düzeyi düşük (kimse)
not well-known s. adı belirsiz
notany too well s. pek o kadar iyi değil
rather well s. iyice
tall and well-built s. dalyan gibi
well- s. dürüst
well- s. iyi
well- s. doğru
well accepted s. kabul görmüş
well accepted s. kabul gören
well adjusted s. uyumlu (kişi)
well adjusted s. iyi ayarlanmış
well advised s. tavsiye edilmiş
well and sound s. sapasağlam
well arranged s. iyi ayarlanmış
well arranged s. iyi düzenlenmiş
well balanced s. iyi dengelenmiş
well based s. iyi temelli
well based s. sağlam temelli
well behaved s. iyi huylu
well behaved s. iyi davranılmış
well behaved s. terbiyeli
well bound s. yolunda giden
well bred s. soylu
well chosen s. iyi seçilmiş
well conditioned s. iyi durumda
well coordinated s. derli toplu
well crafted s. iyi yapılmış
well defined s. iyi tanımlanmış
well developed s. iyi geliştirilmiş
well disposed s. iyi düzenlenmiş
well documented s. detaylı olarak hazırlanmış
well documented s. yazılı olarak desteklenmiş
well documented s. yazılı kanıtlara dayanan
well done s. tam pişmiş
well done s. iyi yapılmış
well earned s. hak edilmiş
well educated s. iyi eğitimli
well enough s. oldukça iyi
well equipped s. iyi donanmış
well equipped s. iyi donanımlı
well established s. iyice anlaşılmış
well established s. iyi bilinen
well fed s. iyi beslenmiş
well formed s. iyi biçimlendirilmiş
well founded s. iyi tesis edilmiş
well groomed s. iyi giyimli
well groomed s. derli toplu
well grounded s. iyi bilgilenmiş
well grounded s. müdellel
well informed s. aydın
well informed s. iyi bilgilenmiş
well informed s. tahsilli
well informed s. bilgili
well kept s. iyi korunmuş
well knit s. adaleli
well known s. ünlü
well known s. iyi bilinen
well lighted s. iyi ışıklandırılmış
well made s. iyi yapılı
well made s. biçimli
well made s. iyi yapımlı
well made s. iyi yapılmış
well mannered s. kibar
well mannered s. terbiyeli
well mannered s. iyi huylu
well mannered s. efendi
well matched s. iyi uymuş
well nourished s. iyi desteklenmiş
well off s. varlıklı
well off s. zengin
well off s. iyi durumda
well oiled s. küfelik
well oiled s. sarhoş
well on in life s. yaşı hayli ilerlemiş
well operated s. düzgün işletilen
well operated s. iyi işletilen
well organized s. iyi düzenlenmiş
well past s. hayli geçmiş
well planned s. iyi planlanmış
well pleased s. çok memnun
well preserved s. iyi korunmuş
well proportioned s. orantılı
well proven s. kesin olarak kanıtlanmış
well read s. iyi okunmuş
well read s. çok okumuş
well read s. çok bilgili
well recommended s. biri tarafından hararetle tavsiye edilen
well roasted s. nar gibi
well rounded s. endamlı
well rounded s. iyi fizikli
well rounded s. boylu poslu
well settled s. oturaklı
well situated s. hali vakti yerinde
well skilled s. çok becerikli
well stacked s. iyi istiflenmiş
well thought out s. üzerinde çok kafa yorularak meydana getirilmiş
well thought out s. kılı kırk yararak oluşturulmuş
well timed s. iyi zamanlanmış
well toasted s. nar gibi
well up in business s. işte tecrübe sahibi
well versed in business s. işte tecrübe sahibi
well worn s. iyi giyilmiş
well worn s. iyice eskimiş
well worth saying s. söylemeye ziyadesiyle değer
well worth the attention s. dikkate değer
well written s. iyi yazılmış
well-accepted s. genelgeçer
well-advised s. ihtiyatlı
well-advised s. akıllı
well-advised s. akıllıca
well-advised s. mantıklı
well-advised s. makul
well-advised s. tedbirli
well-advised s. akıllı uslu
well-appointed s. iyi döşenmiş
well-appointed s. gerekli olan tüm ekipmanlara sahil
well-appointed s. mükemmel donanımlı
well-armed s. tam teçhizatlı
well-arranged s. düzenli
well-assorted s. zengin mal çeşidi
well-attended s. geniş katılımlı
well-attested s. doğruluğu kanıtlanmış
well-attested s. şahitli ispatlı
well-balanced s. mantıklı
well-balanced s. aklı başında
well-balanced s. dengeli (beslenme)
well-balanced s. dengeli (kimse)
well-balanced s. dengeli
well-beaten s. çok/fazla çırpılmış
well-beaten s. çok/fazla dövülmüş
well-behaved s. müeddep (arapça)
well-behaved s. edepli
well-behaved s. terbiyeli
well-behaved s. mum direk
well-behaved s. ahlaklı
well-behaved s. efendi
well-behaved s. iyi huylu
well-beloved s. değerli
well-beloved s. sevgili
well-born s. kibar
well-born s. soylu
well-bred s. terbiyeli
well-bred s. iyi terbiye görmüş
well-bred s. soylu
well-bred s. kibar
well-bred s. asil
well-built s. yapılı
well-built s. kaslı
well-built s. boyu bosu yerinde
well-cared for s. bakımlı
well-characterised s. iyi karakterize edilmiş
well-characterised s. iyi karakterize edilen
well-characterized s. iyi karakterize edilen
well-characterized s. iyi karakterize edilmiş
well-chosen s. seçkin
well-chosen s. oturaklı
well-conceived s. iyi planlanmış/düzenlenmiş/tasarlanmış
well-conducted s. iyi yönetilen
well-connected s. nüfuzlu arkadaşları olan
well-connected s. çevresi geniş
well-considered s. saygıdeğer
well-controlled s. iyi kontrol edilen
well-cooked s. pişkin
well-cut s. biçimli
well-defended s. iyi savunulmuş
well-defended s. iyi savunulan
well-defended s. sıkı savunulmuş
well-defended s. sıkı savunulan
well-defined s. çizgileri/sınırları belli
well-defined s. iyi tanımlanmış
well-deserved s. tamamen hakedilmiş
well-deserved s. hakedilmiş
well-designed s. iyi tasarlanmış
well-developed s. iyi gelişmiş
well-directed s. isabetli
well-disciplined s. disiplinli
well-disposed s. nazik
well-disposed s. yardıma hazır
well-disposed s. iyi niyetli
well-disposed s. yardımsever
well-disposed s. kibar
well-disposed s. iyi düzenlenmiş
well-documented s. iyice belgelenmiş
well-done s. iyi pişmiş
well-done s. pişkin
well-done s. iyi yapılmış
well-done s. tam pişmiş
well-done s. başarılı
well-dressed s. iyi/güzel giyinmiş
well-dressed s. şık
well-dressed s. kerli ferli
well-dressed s. şık giyimli
well-dressed s. şık giyinmiş
well-drilled s. iyi delinmiş
well-educated s. iyi eğitimli
well-educated s. bilgili
well-educated s. kültürlü
well-educated s. çok okumuş
well-endowed s. hali vakti yerinde
well-endowed s. zengin
well-endowed s. iri göğüslü
well-established s. iyi yapılandırılmış
well-esteemed s. sözü sayılan
well-esteemed s. sözü geçen
well-fashioned s. hoş
well-fashioned s. güzel düzenlenmiş
well-fashioned s. güzel hazırlanmış