well - Türkçe İngilizce Sözlük

well

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

well — Definition

Anlamı ve Tanımı:
iyi, kuyu
Okunuş (IPA):
(AmE /wɛl/ – BrE /wel/)
Terim Türü:
Zarf/Sıfat/İsim: well (wells)
Sağlık ve durum bildirimi ya da yeraltı su kaynağı. Eski İngilizce wella kökünden gelir. Hem nitelik belirteci hem de somut kaynak adı olarak çift anlamlıdır.
Eş Anlamlılar:
healthy, spring
Zıt Anlamlılar:
ill, drought (contextual)

"well" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 90 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
well i. kuyu
Out of curiosity, the child threw a rock in the well.
Çocuk meraktan kuyuya bir tane taş attı.

More Sentences
well s. iyi
I'm feeling very well, thank you.
Kendimi çok iyi hissediyorum, teşekkür ederim.

More Sentences
well ünl. peki
Well, it was nice having you.
Peki, seninle olmak güzeldi.

More Sentences
Genel
well i. iyi durum
We must hope they turn out well.
Onların iyi durumda olmalarını ummalıyız.

More Sentences
well i. merdiven boşluğu
I dropped my phone down the stairwell.
Telefonumu merdiven boşluğuna düşürdüm.

More Sentences
well i. kuyu
Out of curiosity, the child threw a rock in the well.
Çocuk meraktan kuyuya bir tane taş attı.

More Sentences
well f. süzülmek
Tears welled up in her eyes as her son received his diploma on stage.
Oğlu sahnede diplomasını alırken gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

More Sentences
well f. kaplamaya başlamak
Sympathy welled up inside him as he thought of the child in need.
Muhtaç çocuğu düşündükçe içini şefkat hissi kaplamaya başladı.

More Sentences
well s. yolunda
If the Council agrees, and I hope that it does, then all will be well.
Konsey kabul ederse, ki umarım eder, o zaman her şey yoluna girecektir.

More Sentences
well s. pekala
The United States could perfectly well adopt the same approach on this issue.
Amerika Birleşik Devletleri de bu konuda pekala aynı yaklaşımı benimseyebilir.

More Sentences
well s. iyice
What academics have called the terrorist criminal nexus is well established.
Akademisyenlerin terör suçu bağlantısı olarak adlandırdıkları şey iyice yerleşmiştir.

More Sentences
well s. yerinde
Parliament would be well advised to take on board most of these conclusions.
Parlamento'nun bu sonuçların çoğunu dikkate alması yerinde olacaktır.

More Sentences
well s. pek
History has often shown that an effective foreign policy does not sit well with extended parliamentary powers.
Tarih, etkin bir dış politikanın genişletilmiş parlamento yetkileriyle pek de uyumlu olmadığını sık sık göstermiştir.

More Sentences
well s. güzelce
Note well.
Güzelce not al.

More Sentences
well s. güzel
That is all very well!
Her şey çok güzel!

More Sentences
well s. tamam
Well, I'll be off then, since it's all over between us.
Tamam, ben gidiyorum o zaman, madem aramızdaki her şey bitti.

More Sentences
well s. iyi
I'm feeling very well, thank you.
Kendimi çok iyi hissediyorum, teşekkür ederim.

More Sentences
well zf. çok
She came in well after midnight.
Gece yarısını çok geçtikten sonra geldi.

More Sentences
well zf. oldukça
They are well pleased with the results.
Sonuçlardan oldukça memnunlar.

More Sentences
well zf. epey
It was well after midnight when Tom got home.
Tom eve vardığında gece yarısını epeyce geçmişti.

More Sentences
well zf. hayli
Political dialogue between the Union and Turkey advanced well since the last Regular Report.
Birlik ve Türkiye arasındaki siyasal diyalog, son düzenli rapordan bu yana bir hayli ilerledi.

More Sentences
well zf. başarılı
I did quite well in the exam today.
Bugünkü sınavda oldukça başarılı oldum.

More Sentences
well zf. iyi
We know each other quite well; we were neighbors.
Birbirimizi çok iyi tanıyoruz; biz komşuyduk.

More Sentences
well ünl. valla
"Are you coming to the party?" "Well, I want to, but I'm not sure I can."
"Partiye geliyor musun?" "Valla, istiyorum ama gelebilir miyim emin değilim."

More Sentences
well ünl. gerçi
That painting is so ugly! Well, not as ugly as that one, obviously.
Bu resim çok çirkin! Gerçi, bunun kadar çirkin değil tabii ki.

More Sentences
well ünl. işte
Remember my Aunt Helga? Well, last week she won the lottery!
Helga Teyzemi hatırlıyor musun? İşte o geçen hafta piyangodan para kazandı!

More Sentences
well ünl. eh
Well, it seems that our time is up.
Eh, Görünüşe göre zamanımız doldu.

More Sentences
well ünl. yani
Well, I could ask someone for directions.
Yani, birine yol tarifi sorabilirim.

More Sentences
well ünl. öyle ama
Well, you could have told me the truth instead of lying to me!
Öyle ama, bana yalan söylemek yerine doğruyu söyleyebilirdin yine de!

More Sentences
well expr. yani
If Europe can contribute something to the mundus, to the world, well, it is precisely its linguistic diversity.
Eğer Avrupa'nın mundus'a, yani dünyaya bir katkısı olacaksa, bu kesinlikle dilsel çeşitliliğidir.

More Sentences
Konuşma
well i. şey
I may well have done the wrong thing, but that is how things are.
Yanlış bir şey yapmış olabilirim ama işler böyle yürüyor.

More Sentences
well expr. valla
"Are you coming to the party?" "Well, I want to, but I'm not sure I can."
"Partiye geliyor musun?" "Valla, istiyorum ama gelebilir miyim emin değilim."

More Sentences
well expr. valla
"Are you coming to the party?" "Well, I want to, but I'm not sure I can."
"Partiye geliyor musun?" "Valla, istiyorum ama gelebilir miyim emin değilim."

More Sentences
Teknik
well i. kuyu
Out of curiosity, the child threw a rock in the well.
Çocuk meraktan kuyuya bir tane taş attı.

More Sentences
well s. iyi
I'm feeling very well, thank you.
Kendimi çok iyi hissediyorum, teşekkür ederim.

More Sentences
Genel
well i. memba
well i. çeşme
well i. kaynak
well i. bagaj
well i. petrol kuyusu
well i. asansör yuvası
well i. hokka
well i. asansör kuyusu
well i. sahanlık
well i. pınar
well i. asansör boşluğu
well i. apartman boşluğu
well i. su deposu
well i. baca
well i. hazne
well f. kaynamak
well f. fışkırmak
well s. adamakıllı
well s. iyi durumda
well s. sıhhatli
well s. ala
well s. elverişli
well s. hoş
well s. uygun
well s. sağlıklı
well s. karlı
well s. esen
well s. sağlığı yerinde
well zf. dikkatlice
well zf. tamamen
well zf. haklı olarak
well zf. hani
well zf. kolayca
well ünl. oldu
well ünl. ha
well ünl. pek ala
well ünl. şey!
well ünl. pekala!
well ünl. ha!
well ünl. o halde
well ünl. o zaman
well ünl. öyleyse
Konuşma
well expr. diyordum ki…
Teknik
well i. boşluk
well i. dengeleme odası
well i. kuyucuk
well i. yuva
Otomotiv
well i. kanal
Havacılık
well i. çukur
Medikal
well i. çukurcuk
Coğrafya
well i. kuyu (yeraltı suyu)
well i. kuyu (petrol ve gaz)
Askeri
well i. cihazlar iyi çalışıyor kodu
Silah/Atıcılık
well i. çıkarıcı düğme
well i. kaldıraç

"well" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
well out f. fışkırmak (sıvı bir yerden)
do well f. becermek
get on well f. geçinmek
well-groomed s. bakımlı
well-kept s. bakımlı
well-informed s. bilgili
well-behaved s. uslu
well-known s. tanınmış
well done ünl. aferin
Genel
well water i. kuyu suyu
dry well i. körkuyu
oil well i. kuyu
artesian well i. artezyen
well bore i. kuyu sondajı
draw well i. su kuyusu
well wisher i. iyi dilekte bulunan
single well surfactant soaking treatment i. tek kuyuluk surfaktan emdirme operasyonu
bleeder well i. boşaltma kuyusu
well being i. esenlik
well rounded i. güzel vücutlu
water well i. su kuyusu
well traveled road i. işlek yol
relief well i. boşaltma kuyusu
tubular well i. borulu kuyu
well over i. taşma
well preserved older person i. eski toprak
exploratory well i. keşif kuyusu
abandoned well i. terk edilmiş kuyu
caisson well i. keson kuyusu
well water i. yeraltı suyu
perfect well i. kusursuz kuyu
perfect well i. mükemmel kuyu
dug well i. kazma kuyu
dump well i. kör kuyu
a well-wisher i. duacı
being well-cooked i. pişkinlik
material well-being i. maddi refah
light-well i. aydınlık
sense of well-being i. sağlık
ne'er-do-well i. beceriksiz
sense of well-being i. mutluluk
ne'er-do-well i. hiçbir işi beceremeyen (kimse)
never-do-well i. beceriksiz
ne'er-do-well i. serseri
never-do-well i. serseri
social well-being i. sosyal refah
never-do-well i. işe yaramaz kimse
oil-well i. petrol kuyusu
well-paid job i. yüksek maaşlı iş
well-groomed lady i. bakımlı kadın
well-timed action i. isabet
well-worn expression i. basmakalıp bir deyim
well-spring i. kaynak
well-timed word i. isabet
well-being i. iyi oluş
well-being i. sağlık
well-doing i. iyi gitme
well-being i. hayır
well-read person i. ayaklı kütüphane
well-off society i. varlıklı toplum
well-behaved child i. uslu çocuk
well-mannered person i. adam evladı
well-heeled person i. kalantor
well-balanced budget state i. denk bütçeli devlet
well-being i. esenlik
well-wisher i. başkasının iyiliğini isteyen kimse
well-to-do family i. varlıklı aile
well-developed personality i. oturmuş kişilik
city water supply and well water i. şehir şebeke suyu ve kuyu suyu
well established firm i. sağlam müessese
well-to-do man i. zengin adam
well being i. refah
well furnished stock i. zengin mal çeşidi
well established firm i. sağlam firma
well being i. iyilik
well sinker i. kuyucu
well-wisher i. iyilik dileyen kimse
well-wisher i. mutluluk dileyen kimse
well-foundedness i. sağlam bir temele dayanma
well-deserved place i. hak ettiği yer
bottomless well i. dipsiz kuyu
a well-known member i. tanınmış bir üye
a well-known member i. ünlü bir üye
a well-hidden informer i. çok gizli bir muhbir
a well-thought-out phrase i. iyi düşünülmüş bir söz
wishing well fountain i. dilek çeşmesi
wishing well i. dilek kuyusu
wishing well i. dilek havuzu
wishing well pond i. dilek havuzu
well-trimmed bush i. güzel budanmış çalı
well-furnished apartment i. iyi/eksiksiz döşenmiş daire
well-raised/cared/nourished child i. iyi bakılmış çocuk
emotional well-being i. duygusal iyi oluş
picture and draw the well dry i. bir kağıt oyunu
well of zamzam i. zemzem kuyusu
zamzam well i. zemzem kuyusu
well-built body i. kaslı/yapılı vücut
well-trodden path/track/route i. sık kullanılan yol
well-trodden path/track/route i. işlek yol
well-balanced diet i. düzenli beslenme
well-known figure i. meşhur kişi
well-established family i. köklü aile
get well wish i. geçmiş olsun dileği
get well wishes i. geçmiş olsun dilekleri
get well soon wish i. geçmiş olsun dileği
get well soon wishes i. geçmiş olsun dilekleri
well chosen words i. iyi seçilmiş kelimeler
well-off person i. hali vakti yerinde olan kimse
a well-known businesswoman i. tanınmış bir iş kadını
subjective well-being i. öznel iyi oluş
well pit i. kuyu deliği
well-posedness i. iyi konumlanmışlık
stair well i. merdiven boşluğu
air well i. hava boşluğu
hail-fellow-well-met i. dostluk
hail-fellow-well-met i. samimiyet
get-well card i. geçmiş olsun kartı
well-being i. afiyet
ink well i. hokka
ink well i. mürekkep hokkası
well-doer i. hayırsever
hot well i. suyu kaplıcadan gelen kuyu
fare-thee-well i. maksimum etki
fare-thee-well i. en kapsamlı ölçü
fare-thee-well i. azami kapsam
get well oiled f. sarhoş olmak
get well f. düzelmek
play one's cards well f. kozunu iyi oynamak
sleep well f. rahat uyumak
get along quite well f. gül gibi geçinmek
wear well f. uygun gelmek
speak well of f. övgü dolu sözler söylemek
fit well f. cuk oturmak
play one's cards well f. kartlarını iyi oynamak
go well f. rast gitmek
manage one's affairs well f. gemisini yürütmek
be well off f. durumu iyi olmak
behave well f. iyi davranmak
well suit f. tamı tamına uymak
wear well f. iyi uymak
get well f. iyileşmek
get on well f. anlaşmak
speak well of f. övmek
begin to go well f. adama dönmek
mean well f. niyeti iyi olmak
think out well f. tedbirli olmak
wear well f. iyi dayanmak
wear well f. süregelmek
play a musical instrument very well f. bir müzik aletini konuşturmak/çok iyi çalmak
wish somebody well f. şans dilemek