great - Türkçe İngilizce Sözlük

great

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

great — Definition

Anlamı ve Tanımı:
büyük, harika
Okunuş (IPA):
(AmE /ɡreɪt/ – BrE /ɡreɪt/)
Terim Türü:
Sıfat
Ölçek, nitelik veya etki bakımından üstün olanı tanımlayan sözcüktür; hem nesnel büyüklük hem öznel beğeni ifadesi olarak geniş kullanım alanına sahiptir. Eski İngilizce grēat kökeni, fiziksel genişlikten değer yargısına doğru doğal bir anlam genişlemesini yansıtır.
Eş Anlamlılar:
excellent, large
Zıt Anlamlılar:
small

"great" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 97 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
great s. müthiş
I've got great news for you, Tom.
Senin için müthiş haberlerim var, Tom.

More Sentences
great s. mükemmel
Android is great for watching movies and TV and listening to music and podcasts.
Android, film ve TV izlemek, müzik ve podcast dinlemek için mükemmeldir.

More Sentences
great s. harika
It was great to see all my friends from high school.
Liseden tüm arkadaşlarımı görmek harikaydı.

More Sentences
great s. büyük
The school fundraiser was a great success.
Okulun bağış toplama etkinliği büyük bir başarıydı.

More Sentences
Genel
great i. en iyi
LeBron ranks among NBA's all-time greats.
LeBron NBA'in tüm zamanların en iyileri arasında yer alıyor.

More Sentences
great s. yüksek
This is a time for the greatest possible unity, determination and resolution.
Bu, mümkün olan en yüksek düzeyde birlik, kararlılık ve azim gösterme zamanıdır.

More Sentences
great s. muhteşem
So let us moderate our great speeches on dictatorships, and murders, and dying children.
O halde, diktatörlükler, cinayetler ve ölen çocuklar hakkındaki muhteşem konuşmalarımızı ölçülü hale getirelim.

More Sentences
great s. kocaman
Spread out under the balcony was a great crowd.
Balkonun altına yayılmış kocaman bir kalabalık vardı.

More Sentences
great s. ulu
The Great Mosque of Mecca is the largest mosque in the world.
Mekke Ulu Camii dünyanın en büyük camisidir.

More Sentences
great s. çok
We have seen a great number of protagonists along the way.
Yol boyunca çok sayıda kahraman gördük.

More Sentences
great s. iyi
Then the general opinion on Brussels is not all that great.
O halde Brüksel'deki genel kanaat o kadar da iyi değil.

More Sentences
great s. fazla
Implants also provide greater benefits and confidence.
İmplantlar ayrıca daha fazla fayda ve güven sağlar.

More Sentences
great s. uzun
I have replied calmly throughout the day and we have discussed these questions at great length.
Gün boyunca sakin bir şekilde cevap verdim ve bu soruları uzun uzun tartıştık.

More Sentences
great s. önemli
The great thing is the quality of the sensor.
Önemli olan sensörün kalitesidir.

More Sentences
great s. büyük
The school fundraiser was a great success.
Okulun bağış toplama etkinliği büyük bir başarıydı.

More Sentences
great s. çok iyi
This is one area in which I believe the Commission can be a very great friend to Wales.
Komisyonun Galler için çok iyi bir dost olabileceğine inandığım alanlardan biri de budur.

More Sentences
great s. mühim
It plays a great role in the cement industry.
Çimento inşaat alanında mühim bir rol oynar.

More Sentences
great s. cömert
They were surprised to receive such a great donation.
Böylesine cömert bir bağış aldıklarına çok şaşırmışlardı.

More Sentences
great s. en iyi
She was one of the greatest archers in the country.
Ülkedeki en iyi okçulardan biriydi.

More Sentences
great s. harika!
The trains are down.' 'Great! Now we have to walk 15 blocks.'
Trenler çalışmıyor.' "Harika! Şimdi 15 blok yürümemiz gerek.'

More Sentences
great s. yüce
But cowards do not knowingly sacrifice themselves for a greater cause.
Ancak korkaklar daha yüce bir amaç uğruna bilerek kendilerini feda etmezler.

More Sentences
great ünl. harika!
The trains are down.' 'Great! Now we have to walk 15 blocks.'
Trenler çalışmıyor.' "Harika! Şimdi 15 blok yürümemiz gerek.'

More Sentences
great ünl. süper!
The movie was great.
Film süperdi.

More Sentences
great i. büyük usta
great i. belirli bir alanda üstün başarısı ile tanınan kimse
great i. çok büyük borulara sahip yüksek sesli bir org
great i. oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınav
great i. oxford üniversitesi'nin klasik bilimler lisans programından özellikle onur derecesiyle mezun olmak için geçilmesi gereken son sınava hazırlanmak için alınan ders
great i. büyük kişiler
great i. büyük ustalar
great s. fevkalade
great s. meşhur
great s. dağlar kadar
great s. usta
great s. nefis
great s. muazzam
great s. mahir
great s. büyük (derece/miktar)
great s. baba
great s. kıyak
great s. kebir
great s. azametli
great s. koca
great s. asil
great s. iri
great s. şanlı
great s. hevesli
great s. cüsseli
great s. sürekli
great s. ünlü
great s. hayvani
great s. yetenekli
great s. mehabetli
great s. nispeten büyük olan (bitki veya hayvan)
great s. baskın
great s. çoğunlukta olan
great s. hükmeden
great s. yüksek (ses)
great s. şiddetli
great s. güçlü
great s. keskin
great s. yoğun
great s. geniş kapsamlı
great s. etki alanı geniş
great s. canciğer
great s. duygu yüklü
great s. aristokrasi sınıfına mensup
great s. aristokrat
great s. asil, ağırbaşlı ve mağrur duruşlu
great s. favori
great s. ana
great s. asıl
great s. esas
great s. (belirtilen akrabalık derecesinden) bir nesil daha yaşlı veya genç
great s. (bir şeye) alışılmadık biçimde meraklı
great s. (bir şeye) alışılmadık derecede düşkün
great s. gayretli
great s. ısrarcı
great s. ne ala!
great ünl. ne ala!
great expr. yüce (lider)
great expr. pek muhterem
Konuşma Dili
great zf. gül gibi
great zf. gayet
great zf. hayli hayli
great exclam. müko
great exclam. mük
Dini
great s. (doğu ortodoks kilisesi'nde) paskalyadan önceki haftaya ait veya ilişkili
Müzik
great i. borulu orgda bir tür bölme
Osmanlıca
great s. külliyetli
Eski Kullanım
great s. büyük harf
great s. kibirli
great s. küstah
Argo
great s. cillop gibi
great s. on numara (müthiş)
great s. on numara
great s. efso

"great" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
great success i. büyük başarı
great bear i. büyükayı
great minds think alike expr. aklın yolu birdir
Genel
great britain parliament i. büyük britanya parlamentosu
the great i. seçkinler
great wall of china i. çin seddi
great task i. zorlu görev
great crowd i. mahşer
great interest i. tecessüs
great uncle i. büyük amca
great white heron i. ak balıkçıl
great britain i. britanya
great russian i. büyük rus
great northern diver & loon i. buz dalgıcı
great bustard i. taraklıkuş
the great unwashed i. ayak takımı
great plains i. büyük ovalar
great britain i. büyük britanya
a great occasion i. büyük şans
great indian plantain i. büyük hint muzu
great tit i. büyük baştankara
the great bear i. büyükayı
great uproar i. kızılca kıyamet
great white heron i. akbalıkçıl
the great powers i. yedi düvel
a great deal of money i. çok para
great britain i. ingiltere
great nephew i. büyük erkek yeğen
a great sleeper i. uykucu
great gray kangaroo i. büyük gri kanguru
great power i. büyük güç
great charter i. büyük ayrıcalık
a great nuisance i. püsküllü bela
great brightness i. apaydınlık
great white heron i. büyük akbalıkçıl
great knapweed i. büyük peygamber çiçeği
great year i. büyük yıl
great losses i. ağır kayıp
great niece i. yeğeninin kızı
great deal i. çok şey
the great divide i. ölüm
great bustard i. toy
great reed warbler i. büyük kamışçın
great effort i. ıkıntı
great spotted cuckoo i. tepeli guguk
great books of the western world i. batı dünyasında büyük kitaplar
great and small i. büyük küçük
great white shark i. büyük beyaz köpekbalığı
the united kingdom of great britain and northern ireland i. büyük britanya ve kuzey irlanda birleşik krallığı
great pyrenees i. büyük pirene
great admiration i. büyük hayranlık
great snipe i. iri çulluk
great divide i. su havzası
great confusion i. mahşer
great fun i. göbek havası [mecazi]
great effort i. alın teri
great mullein i. sığırkuyruğu
great stubbornness i. keçi inadı
great expense i. külfet
great interest i. merak
great dane i. danua cinsi köpek
great gray owl i. büyük gri baykuş
great skua i. iri martı
great circle i. geniş çevre
great falls i. büyük şelale
great white egret i. büyük ak balıkçıl
great noise i. şamata
great salary i. yüksek gelir
great task i. büyük iş
great idea i. mükemmel fikir
someone with a great deal of experience i. feleğin çemberinden geçmiş
great surprise i. hayret
great differences i. çok büyük farklılıklar
great surprise i. büyük sürpriz
great interest i. yoğun ilgi
great expense i. aşırı külfet
great danger i. büyük tehlike
great loss i. büyük kayıp
great contribution i. büyük katkı
great mistake i. büyük hata
great environmental action i. büyük çevre hareketi
great expectation i. büyük beklenti
great importance i. büyük önem
a great news i. güzel bir haber
great care i. aşırı ehemmiyet
great care i. aşırı dikkat
great care i. aşırı özen
great anxiety i. büyük endişe
great care i. büyük özen
great powers i. büyük güçler
great pleasure i. büyük zevk
great problem i. büyük sorun
great attention i. büyük itina
great care i. büyük itina
great responsibility i. aşırı sorumluluk
great wall i. çin seddi
great convenience i. büyük kolaylık
great facility i. büyük kolaylık
great ease i. büyük kolaylık
great warrior i. büyük savasçı
great masses of people i. büyük halk yığınları
great effort i. üstün gayret
great efforts i. büyük uğraşlar
great exertions i. büyük uğraşlar
a great mischief-maker i. fesat kumkuması
great-nephew i. erkek kardeş torunu
great-uncle i. büyük amca
great-grandson i. dördüncü kuşak erkek evlat
great-grandmother i. büyük nine
great-grandson i. torunun oğlu
great-aunt i. büyük teyze
great-spotted woodpecker i. orman ağaçkakanı
great-grandchild i. torunun torunu
great-grandfather i. büyük dede
great-nephew i. yeğenin yeğeni
great-grandfather i. büyük büyükbaba
great-grandfather i. babasının dedesi
great confidence i. sonsuz güven
great britain i. birleşik krallık
united kingdom of great britain and northern ireland i. birleşik krallık
united kingdom of great britain and northern ireland i. büyük britanya
great grandchildren i. torun çocukları
the great majority i. büyük çoğunluk
great care i. azami dikkat ve itina
great lie i. büyük yalan
great lie i. kuyruklu yalan
great poverty i. fakru zaruret
great poverty i. fakr u zaruret
great poverty i. aşırı yoksulluk
great bear i. büyükayı
the great duo i. muhteşem ikili
great grandfather i. büyük büyükbaba
great grandmother i. büyük büyükanne
great expectation i. yüksek beklenti
a great risk i. büyük bir risk
100 great turks i. 100 türk büyüğü
100 great turks i. yüz türk büyüğü
great sin i. büyük günah
a great poverty i. büyük bir yoksulluk
great leader i. büyük lider
great leader i. büyük önder
a great attention i. büyük bir özen
a great care i. büyük bir özen
great hope i. büyük umut
great hope i. büyük ümit
a great waste of time i. büyük zaman kaybı
a great loss of time i. büyük zaman kaybı
great competition i. büyük yarış/rekabet
great need i. büyük ihtiyaç
great lakes i. büyük göller